Elektrik Mühendisliği · Sayı 194 · Şubat 1973
GEÇEN AY
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1973
- Sayfa
- 8
- Okuma süresi
- 14 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- TPAO
- petrol arama
- Keban Barajı
- yabancı sermaye
- kâr transferi
- Petrol Reformu Kanunu
Özet
Derginin geçen ay bölümünde, yabancı petrol şirketlerinin Türkiye'deki faaliyetleri, TPAO'nun Sarıca'da yeni petrol yatağı bulması, petrol ithalatı ve yabancı sermaye kâr transferleri ile Keban Barajı'nın maliyet artışına ilişkin meclis tartışmaları özetlenmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
YABANCI ŞiRKETiN 14 YILDIR ELiNDE TUTTUĞU SAHADA TPAO PETROL BULDU
ESKÎ BAKAN DEVRES : «PETROL KANUNUNUN TANDIĞI İMKÂNLAR BAZI YABANCI ŞiRKETLER TARAFINDAN SUlSTlMAL EDt .MEKTEDlR. SARICA'DA YABANCI ŞiRKETiN iYi NiYETLi DAVRANMADIĞINI TESBlT EDlNCE SAHAYI ELLERİNDEN ALIP TÜRKiYE PETROLLERİNE VERDlK».
Yabancı bir şirketin «petrol yok» iddiasıyla 14 yıldan beri elinde bulundurduğu bir sahada arama yapan Türkiye Petrolleri, aynı yerde yüksek kaliteli olduğu saptanan yeni petrol yatakları bulmuş ve ilk kuyuyu açmıştır.
Tanınmış bir yabancı petrol şirketinin petrol kanunundan yararlanarak 14 yıldan beri elinde tuttuğu ve «burada petrol yok» dediği Diyarbakır Sanca mevkiinde arama yapan Türki> ye Petrolleri, aynı yerde yaptığı aramaları kısa sürede sonuçlandırmış ve 1850 metrede verimli ve yüksek kaliteli yeni bir petrol yatağı bulmuştur.
27 Mayıs öncesi DP iktidarı zamanında bir yabancıya hazırlatılan ve halen yürürlükte olan petrol kanunundan yararlanarak Diyarbakır Sanca mevkiinde petrol arama ruhsatı alan yabancı şirket, o günden bu yana çeşitli sebepler göstererek Türk makamlarını oyalamıştır. 12 Marttan sonra Nezih Devresin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu sırada bu yabancı şirketin durumu ele alınmış ve Sanca mevkiinde yapacağı aramanın süresinin dolduğu bildirilerek aynı sahada Türkiye Petrollerinin arama yapacağı şirket yetkililerine duyurulmuş^ tur. yabancı şirketin yetkilileri yeni bahaneler öne sürerek kendilerine biraz daha süre tanınmasını istemişlerse de, bu istekleri kabul edilmemiş ve arama hakkı 1972 yılı Nisan ayında Türkiye petrollerine verilmiştir. Kendi ekipman ve teknisyenleriyle Sarıcada çalışmaya başlayan Türkiye Petrolleri, kısa sürede sahada petrol bulunduğunu tespit etmiş ve bir süre önce de 1850 metre derinlikteki yeni yatağı bulmuşlardır. Gravitesi 31 olarak tespit edilen yeni yatakta «Sanca-1» kuyusu işletmeyeaçılmış, 4 yeni kuyunun daha açılması için de çalışmalara başlanmıştır.
Konuyla ilgili olarak bilgisine başvurduğumuz eski Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Nezih Devres, yabancı petrol şirketinin Türk makamlarını 14 yıl oyaladığını doğrulamış, «Petrol kanununun tanıdığı imkânlar bazı yabancı şirketler tarafından suistimal edilmektedir. Biz Sanca konusunda yabancı şirketin iyi niyetli davranmadığını tespit edince sahayı ellerinden alıp Türkiye Petrollerine verdik» demiştir.
(22 Ocak, Cumhuriyet)
«YABANCI PETROL ŞİRKETLERİ, TÜRK HALKINI YOKSULLAŞTIRIYOR»
Cumhuriyet Halk Partisi Millet Meclisi Gurup Başkan Vekili Hüdai Oral, «yabancı şirketlerin Türkiye'ye girmesi yalnız petrol aramak için değil, bugüne kadar olduğu gibi Türk iç politikasına karışmak amacını gütmektedir. Büyük tröstlerin amacı budur» demiştir. Hüdai Oral, «kabul edilen tasan millî güvenliğimiz bakımından çok önemli bir stratejik madde olan petrol kaynaklanmızın yabancı şirketler eli ile işletilmesini öngörmektedir» şeklinde konuşmuştur.
Oral, yabancı şirketler olmadığı takdirde, Türkiye'de petrol çıkanlamayacağını sananların, yoksul Türk halkının daha da yoksul kalmasına yol açan yabancıların İm tutumlarına bile rek ya da bilmeyerek prim vermiş olanların halk önünde ağır ve tarihi bir sorumluluğu daima taşıyacaklarını ileri sürmüştür.
KIBRIS HAREKATINDA KALiTESiZ YAKIT VERlLMlŞ
«1964 yılına kadar harp uçaklarımızın yakıtlarını yabancı şirketler verdi. Kıbrıs harekâtı arifesinde yabancı şirketlerin verdikleri uçak yakıtının kalitesini .düşürdüklerini, tarafımızdan yapılan tahliller sonunda meydana çıktı».
(3; Aralık, Yenigün)
PETROL İTHALÂTIMIZ HIZLA YÜKSELİYOR
GEÇEN YIL 100 MiLYON DOLAR ÖDEDİK
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakam Nuri Kodamanoğlu, Petrol Reformu Kanunu Tasansı'na değinerek «hükümetimiz tasarının Yüce Senato'daki müzakerelerinde TPAO'nua her bölgede dilediği kadar arama ruhsatı olma yetkisi, arama ruhsatı iktisabında millî kuruluşumuza ya1pacağı müracaat için, IS günlük süre tanınması gibi hususlann kanunda yer alması için her türlü çabayı gösterecektir» demiştir. TBMM Bütçe Karma Komisyonunda dün bakanlığın bütçesi üzerinde yapılan eleştirileri cevaplandıran Kodamanoğlu, özellikle, enerji ham maddeleri metalik madenler ve endüstriyel ham maddelerin aramalanna da büyük önem ve hız verileceğini bildirmiştir.
Bakanlığına bağlı kuruluşların çalışmaları ve yatırımlar konusunda da geniş açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Nuri Kodamanoğlu, özetle şunları söylemiştir:
Bakanlığına bağlı ve ilgili ikuruluşlanyla, Türkiye'nin tüm elektrik üretim ve dağıtımını, taşkömürü madenciliğinin tümü ile linyit üretiminin yüzde 65'ini, ham petrol üretiminin yüzde 35'ini, petrol ürünleri sanayimin yüzde 70'ini, Petro - Kimya Endüstrisinin tamamım, madenciliğin büyük kısmını su ve toprak kaynaklannın geliştirilip değerlendirilmesini ve nüfusu yüz bini aşan şehirlerinin içme suyunu temin gibi hizmetleri yapmaktadır. Yeni bütçe tasansmda bu hizmetler için 8 milyar 950 milyon liralık'yatırım teklif edilmiştir. Bu, kamu kesimi yatırımlannın tümünün yüzde 35'inden fazladır.
İTHAL EDÎLEN PETROL îçlN ÖDENEN : 100 MÎLYON DOLAR
Tüketilen petrol ürünlerinin maalesef ancak yüzde 35'ini yurt içinden üretilen ham petrol ile karşılayabilmekteyiz, îthal ettiğimiz ham petrol için geçen yıl yaklaşık olarak 100 milyon dolar civarında döviz ödemek zorunda (kalmışızdır. Yeni petrol rezervleri bulamaz isek, en iyimser hesaplara göre, 1980 yılında, ham petrol ithalatı için ödeyeceğimiz döviz 250 milyon dolara ulaşacaktır. Bu durumda, daha çok ham petrol rezervi bulup işletme, ithal ham petrolü yerine mümkün olduğu kadar yerli enerji kaynaklarını ikame etmek ve yurt dışından en uygun ve ucuz şartlarla enerji sağlamak zorundayız.
TPAO, bu yıl 827 milyon liralık yatırım yapacaktır. Milli kuruluşumuzu, çalışmaların da güçlendirecek olan kanunî tedbirlere de girişilmiştir. Halen, Yüce Meclis'te kabul edilip, Yüce Senato'ya sunulmakta olan Petrol Reformu Kanunu ile TPAO'na müsaade arama, istihsal, rafinaj, boru hattı yapım ve işletmesinde büyük ağırlık ve öncelik verilmiştir.
Ancak, hükümetimiz, tasarının Yüce Senato'daki müzakerelerinde TPAO'na her bölgede dilediği iadar arama ruhsatı arma yetkisi, aramaruhsatı iktisabında millî kuruluşumuza yapacağı müracaat için 15 günlük süre tanınması gibi hususların kanunda yer alması için her türlü çabayı gösterecektir.
iKiNCi PETRO-KiMYA KOMPLEKSi
Yarımca'daki petro-kimya kompleksine ait yeni üniteler, peyderpey devreye sokulmaktadır. Tesisler, 1975 yılında, bütün üniteleriyle tamamlanmış olacaktır. Petro - kimyasal maddelenin tüketiminin çok hızlı bir artış göstermesi karşında izmir'de Aliağa Rafinerisi yanında ikinci petro-kimya 'kompleksinin kurulması kararlaştırılmıştır. Petro-ıkimya sanayii için, şimdiye kadar 1,8 milyar liralık harcama yapılmıştır. Yeni plân döneminde birinci ve ikinci petro-kimya (komplekslerine 4 milyar 650 milyon liralık yatırım öngörülmüştür.
Petrolden sonra enerji üretiminde en büyük paya sahip bulunan taşkömürü madenciliğimizde de, maalesef, önemli güçlükler ile karşı karşıya bulunmaktayız, özellikle, demir çelik üretimimizin gelişmekte olan yapısı karşısında koklaşabilir taşkömürü talebinin karşılanftnasmda güçlük çekebilecektir. Bu bakımdan, bilinen taşkömürü havzamızın sorunlar üzerine hızla ve önemle eğilmek zorundayız. Bu yıl, taşkömürü havzaları için 285 milyon liralık yatırım öngörülmüştür. Havzanın rezerv potansiyelini geliştirmek için MTA büyük aramalara başlayacaktır. Yeni karbonifer sahalar bulunması için MTA 120 milyon lira harcayacaktır.»
(6 Ocak Yeni Ortam)
YABANCI ŞİRKETLER 549 MiLYON KAR TRANSFER ETTt
Ticaret Bakanlığı; son 20 yılda yabancı şirketlerin Türkiye'den 549 milyon 178 bin 125 lira tutarında kâr transferi yaptıklarım, buna mukabil aynı dönemde l milyar 48 milyon 476 bin 515 lira tutarında da sermaye getirdiklerini açıklamıştır.
Yabancı sermaye kuruluşlarına tanınan imkânlarla, yerli teşebbüslerin aleyhine fırsat ve rekabet eşitsizliğinin yaratılmaması için bazı tedbirler alınarak uygulama alanına konduğu da belirtilen Bakanlığın konuya ilişkin bir raporunda, son iki yılda, gerekli şartlan yerine getirmeyen 9 yabancı şirketin müsaade belgesinin iptal olunduğu ifade edilmiştir.
Ticaret Bakanlığının raporunda, yabancı sermayeye izin verilmesindeki amacın, «ülkemizin ekonomik gelişmesine yararlı sahalara döviz gücünde kaynak transfer etmesini sağlamak, öte yandan, yeni. bir ekonomik ve teknik tecrübe ile organizasyonun ülke ekonomisine intikal etmesini temin etmek» olarak saptandığı belirtilmiştir.
\
.
KÂR TRANSFERİ Yabancı sermayenin ülkemize girmeye başladığı 1925 yılından bu yana, yıllar itibariyle transfer edilen kârlar ve giren sermaye miktarları, (lira olarak) aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Yıllar Giren Yabancı sermaye
Transfer edilen kâr
21.654.000
3.842.000
45.874.000
20.641.000
9.005.000
2.509.000
3.032.000
5.581.000
11372.000
31.752.000
56362.000
78.902.000
61.963250
82359.888
69.580.000
67.749.842
92356.699
61366.951
90.558561
102.917.044
129.125214*
îlk 8 Ayda
23.161 495315 805356 1.883.967
6269545 8.540.780 15.810258 12.426.003 13366545 16.085.669 15.182.000' 32.557.000 47248.598 53.488.303 54.980.823 62.692305 68226.573 63.454.374 74.935.453*
1952 yılından bu yana, yıllar itibariyle ülkemizden transfer edilen kârlar ve giren yabancı sermaye miktarları (TL. olarak)
KEBAN YAĞMASI MECLİSTE
TRABZON CHP MiLLETVEKiLi AHMET ŞENER KEBAN BARAJI MALiYETi
EDiLEN MALİYETİNİN iKi KATINA ÇIKTIĞINI HESAP BELİRTTİ VE BU ZARARIN
DOĞDUĞUNU SORDU
NEDEN
CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Şener 2,5 milyar liraya çıkıp 1971'de işletmeye açılacağı daha önce vaat edilen Keban maliyetinin 5 milyarı bulup bulmayacağını ve zararın neden doğduğunu Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Nuri Kodamanoğlu'ndan sormuştur. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Kodamanoğlu Ahmet Şener'e cevaben bu konuyla ilgili olarak bir hayli geriye dönmek gerektiniği söylemiş ve gerekirse, gizli bir celsede soruyu cevaplandırabileceğini bildirmiştir.
(13 Ocak, Günaydın)
KEBANIN MALİYETİ
Keban barajı gene günün konusudur. Böylesine dev yatırımların kamuoyunda dikkatle Czlenmesi olumlu bir tutum sayılmalıdır. Keban projesi, doğrudan doğruya halkın kesesiyle
ilişkili sorunları yapısında taşımakta ve kalkınma davasını birinci derecede etkilemektedir. Keban barajı, Fırat nehrinin en önemli kolunun (Karasu-Murat-Munzur) birleşme yerinde1 dir. Barajın elektrik üretim gücü, Türkdyedeki toplam elektrik üretiminden fazla niceliktedir. Üretilen elektriğin maliyetinin 2,4 kuruş olacağı hesaplanmıştır. Bu, Türkiye sınırlan dçinde ;n ucuz rakamdır. Ne var ki proje zamanındagerçekleşmez veya yatırım masrafları artarsa, maliyet tabii artacaktır.
Şimdilik iki yönden de tehlike belirmiştir:
1. Keban'ın 1970 yılında hizmete girmesi planlanmıştı. Oysa sürenin 1975'e dek uzanmaası ih timalini ileri süren uzmanlara hak verdirecekgelişmeler mevcuttur. Barajın yapıldığı alanda*ki arazinin elverişsiz koşullara sahip olması gecikmenin nedenidir. Bu konuda gazetemizde vaktiyle yayımlanan haberleri doğrulamayan ve 1974 yılında barajın hizmete gireceğini söy leyen DSÎ Genel Müdürlüğünün iyimserliğini inşaat Mühendisleri Odası uzmanları paylaşmamaktadır. Hiç faışkusuz 1970'te bitirilmesi gereken Keban'ın yapımının yıllarca uzaması, ma liyete milyarlarca lira bindirmekte, kalkınmanın birinci derecede gereği olan enerji planla1 masında olumsuzluk yaratmaktadır.
2. Durum böyleyken, barajın maliyetini artıracak bir dkinci etken daha ortaya çıkmıştır. Ke ban barajı alanında istimlâklerin başlamasından bu yana 16 bin 875 bedel davası açılmıştır. Bunlardan 6 bin 851'i sonuca bağlanmıştır. Davaların çoğunluğunu Hazine kaybetmekte, bu konuda 10 bin dava da süregelmektedir. Keban için gerekli kamulaştırmalara 455 milyon lira ödenmesi hesaplanmışken, bu miktar simdiden765 milyon lirayı bulmuştur. Yürürlükteki da vaların bitiminde bu rakamın milyarları aşacağı söylenmektedir. Yolsuzluk iddiaları çeşitli kamu kuruluşlarına yansıtılmıştır. Böylece barajın maliyetini etkileyecek bir olumsuz etken daha ortaya çıkmış bulunuyor. Bu nedenlerle Keban Barajının ürettiği elektriğin daha pa halıya gelmesi tabiidir.
1969 yılında kişi basma elektrik enerjisi tüketimi AJB.D.'de 8.099, S.S.C.B.'de 2.864, Bulgari? tan'da 2.043, Yugoslavya'da 1.149, Fransa'da 2.734, Yunanistan'da 963, Türkiye'de 219 kilovat saattir. Görüldüğü gibi yakın komşularımızdan çok gerideyiz, Keban, bu geriliği giderecek bir dev kuruluştur. Ne var ki bütün olanaklara rağmen tamamlanması gecikmektedir. Gerçi gelişmekte olan ülkelerde bu tür büyük projeleri pürüzsüz bir şekilde gerçekleştirmek zordur. Bazan tabiatın engelleri, bazan çeşitli çıkar çevrelerinin çelmeleri işi uzatır, güçleştirir. Bununla beraber Keban'ın bir an önce bitirilmesi, sanayileşmeye dönük Türkiye'de elektrik enerjisi susuzluğunu gidermek bakımından zorunludur.
(20 Ocak, Cumhuriyet)
«KEBAN FiZiBiLiTE RAPORUNUN, YANLIŞ VERİLERE DAYANDIĞI 1965TDE iLGiLiLERE DUYURMUŞTUK»
ELEKTRiK MÜHENDiSLERi ODASI iZMiR ŞUBESi RAPOR HAZIRLADI
Elektrik Mühendisleri Odası izmir Şubesi, hazırladığı raporda, Keban Barajının fizibilite raporunun yanlış verilere dayandığını .ekonomimizi ters yönde etkileyeceği hususunda hazırla1 nan bir raporun 1965 yılında ilgililere verildiğini açıklamıştır.
Raporda, sorumlu kişilerin her şeyden önce 1965 yılında yapılan uyarmalara kulak asmayan ilgililer olduğu ileri sürülmektedir.
Raporun konu ile ilgili kısmı özetle şöyledir :
«Bir kamu kuruluşu olan Odamız, yurt çıkarlarını korumakla yükümlüdür. Kendisine bu görev kanunla verilmiştir. Bu görüşle hareket eden Odamız 16 uzmandan oluşan bir Komisyona, 1965 yılında günün önemli konusu olan «Keban» yatırımı projesini incelettirmiştir. Komisyon çoğunluğunun raporunda, Keban fizibilite raporunun yanlış verilere dayanıldığı, ekonomimizi ters yönde etkileyeceği ve bütünü _ile yurt çıkarlarına uygun olmadığı belirtilmekteydi. Bu uyan hiçbir fayda getirmedi. Keban'ın fizibilite raporu 1971 yılında enerji üreteceği esasına dayanıyordu. 1971 yılında durum tekrar ilgililere ve kamuoyuna duyuruldu. Bu ko-
nudaki haklılığımız 'belgeleri ile ortada, konu aslında uzun ve detaylıdır. Burada amacımız bir hatırlatma yapmak ve su yüzüne çıkmış bulunan enerji politikasının yanlışlığını 1965'de görmüş olduğumuzu belirtmek ve eğer bu konuda bir sorumlu aranıyorsa, bunun uyarılan^ miza kulak asmayan ilgililer olduğunu» söylemektedirler.
(24 Ocak, Cumhuriyet)
AYDA 70 BiN LİRA NET ÜCRET ALACAK YABANCI UZMANLAR GETİRİLİYOR
Türk mimar ve mühendisleri, ücret azlığından yurdu terkederken istanbul'daki Büyük istanbul Nazım Plan Bürosunda çalıştırılmak 'üzere 15 yabancı teknik elemanın getirileceği ve bunlara astronomik ücretler ödeneceği öğrenilmiştir.
Bu yabancı teknik elemanlar, l Ekim 1973 'tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Dünya Banka
sının organı Uluslararası Kalkınma Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yapılan kredi
anlaşmasına göre getirileceklerdir.
*
Bu konuda bilgilerine baş vurduğumuz yetkililer, şunları söylemişlerdir:
«Dünya Bankasının Türkiye'ye 2.300.000 dolarlık (32.200.000 TL.) 'bir kredi açacağı ve bunun 1.650.000 dolarlık (23.100.000 TL.) kısmının müşavirlik hizmetlerine harcanacağı doğrudur. Bu anlaşmadan sonra imar iskân Bakanlığı ile Dünya Bankası arasında sürdürülen çalışmalara göre 326 adam/ay için kredi tahsis edileceği hususunda anlaşmaya varılmıştır. Bu para 15 yabancı uzmana 2 ay L 2 yıl arasında değişen süreler içinde ödenecektir. Dünya Bankası yetkilileri dışardan getirilecek her teknik elemana ayda ortalama 5000 dolar (70.000 TL.) veril.meşini istemekte ve bunu 326 ile çarparak elde edilen 1.620.000 dolan müşavir hizmetleri faslından kredi olarak açmaktadırlar. Bu astronomik ücretten de önemlisi anlaşmanın 6.01 maddesine göre bu paraların T.C. hudutları içinde geçerli bütün kesinti ve vergilerden muaf olmasıdır.»
Ülkemizde bir yüksek mühendis veya mimara lâyık görülen ücret 1400 TL.'dan ibarettir. Bu yabancı uzmanlar nasıl yaratıklardır ki, kendlerine bir Türk mühendis veya mimarından 50 kat fazla ücret ödenecektir. Bizce konu açıktır. Yabancı uzmanlar bağlı oldukları yabancı sermaye guruplarının Türkiye'deki vurgununu planlamak için gelmektedirler. Nazım Plan Bün> sunun hazırladığı 1.25.000 ölçeğindeki nazım planı kasten tasdik edilmemiştir. Şimdi getirilecek olan yabancı teknik elemanlar bu planı kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmek yetkisi 'ile donatılmaktadır. Anlaşmanın 6.03 maddesi bunu açıkça ifade etmektedir.
Nazım Plan Bürosundaki yerli teknik elemanların yabancıların vereceği kararlara müdahale imkânı C bölümü uyarınca ortadan kaldırılmakta, V/b bölümüne göre ise yeni bir kontrol mekanizması getirilmektedir. Bu maddeye göre Dünya Bankası, T.C. hükümetini talep edilebilecek her türlü bilgiyi vermeye zorlayabilmektedir.»
DiĞER KREDi ANLAŞMALARI
«Asıl önemli olan konu yabancılara ödenecek bu astronomik rakamların dışnıda Dünya Ban* kası ile bu konuya bağlı olarak yapılacak olan diğer kredi anlaşmalarıdır. Geçtiğimiz hafta içinde 8 yabancı firmadan istanbul metropoliten sahası için yaptırılacak ulaşım etüdleri konusunda teklif alınmıştır. Teklif alınan firmalar içinde yerli firma yoktur. Yabancıların ulaşım etüdleri sonunda hazırlanacak rapora göre nazım plan yeniden şekillenecek ve bu arada yeni yerleşme alanları tarif edilecektir. Hazırlıkları sürdürülen kredi anlaşmalarına göre Dünya Bankasının, şehirsel alt yapı tesisleri, gecekondu sahaları, konut alanları ve toptancılar gıda haline kredi açacağı bilinmektedir. Buaa göre muhtemel gelişmeler olarak gördüklerimiz şunlardır: Dünya Bankasına bağlı diğer mali örgütler istanbul'un beslenme organizasyonlarını kontrol altına alabilecekler ve bu alanda doğan kârların büyük bir kısmına sahip çıkabileceklerdir. Yeni yerleşme alanları kendi uzmanlarınca tayin edileceğinden bu alanları önceden belirli organizasyonlara çok ucuza kapatacak ve sonra meydana gelecek arazi spekülasyonundan doğacak bütün kârlara sahip olabileceklerdir.»
2 TÜRK UZMANI ALMANYA'YA GÎTTl
Diğer taraftan istanbul planlaması konusunda uzun yıllar çalışmış ve Nazını Plan Bürosunun kurulduğundan beri vazife gören 2 uzman mimarın maaş azlığından dolayı Almanya'ya çalışmaya gittikleri öğrenilmiştir. Verilen bilgiye göre tamamlanan nazım plan çalışmalarında çok büyük emekleri geçmiş bu uzmanların maaş ortalamaları 2000 T.L.'yi geçmemekteydi.
SABiT GELİRLİLERİN VERGİLERİ ARTACAK
Memur, işçi ve diğer bütün mükelleflerin mevcut vergi oranlarını arttıran «Vergilerde Randımanı Arttırma Kanun Tasarısı» Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Başbakanlığa sevkedilmiştir. Tasan, halen yüzde 40 civarında olan Kurumlar Vergisi oranını yüzde 60'a kadar arttırmakta, gelir vergisi oranlarını yükseltmekte, vergilerde ağır cezalar yerine, «anlaşma sistemi» ni getirmekte ve servet beyannamesini kaldırarak yerine yeni bir oto - kontrol sistemi öngörmektedir.
Yetkililerin dün THA muhabirine verdikleri bilgiye göre, vergilerde randımanı arttırma kanun tasarısı, tanm sektörü, serbest meslek mensuptan ve götürü usule tâbi mükellefler başta olmak üzere, tüm mükeleflerin mevcut vergi istisna ve muafiyetlerini, «yüksek kazançlardan daha çok vergi alınmasını sağlayacak şekilde» büyük ölçüde daraltırken, geçim indirimi hadlerini dar gelirli ve düşük kazanç guruplannın yararlanacağı şekilde genişletmektedir.
ANLAŞMA SiSTEMi
Tasan ile getirilmekte olan yenilikler arasında, Kaçakçılık, kusur ve usulsüzlük hallerinde bugün uygulanan ağır cezalar yerine, mükellefle idarenin karşılıklı anlaşmasını sağlayarak vergi matarhını öngören bir «anlaşma sistemi» ihdas edilmektedir. Bir yetkili bu konuda, «Bu sistem, vergi tahsilini kolaylaştırmak amacıyla getirilmektedir. Bilindiği gibi, bugün, yıllardan1beri tahsil edilemeyen 'birikmiş vergiler bulunmaktadır. Bu durum, hem mükellef için hem de idare için huzursuzluk kaynağı olmaktadır. Yeni sistemle buna son verilecektir.» demiştir Tasarının maaş ve ücretlilerle ilgili bölümünde yer alan hükümlere göre, tüm memur ve ge çim indirimi düşük gelirlerin lehine genişletilmekte, vergilendirme oranı arttırılarak, yüksek gelinlerden bir miktar daha fazla vergi alınması öngörülmektedir.
Gerçek usuldeki gelir vergisi sisteminde, kazançlarda vergi oranlan arttınlmakta, vergi cet velleri buna göre tesbit edilmektedir. Buna karşılık, tedavi giderleri ile bazı sosyal giderlerin, gelir vergisinin hesaplanmasında net kazançtan düşürülmesi sağlanmaktadır.
KÜÇÜK ESNAF
Tasarı, götürü usulün kapsamını da genişletmektedir. Bununla, küçük esnaf ve sanatkârların defter tutma külfetinden kurtanlmasmın ve vergi randımanının arttırılmasının hedef alındığı belirtilmiştir. Buna göre, küçük esnaf ve sanatkârların büyük çoğunluğu, götürü vergi sisteminde defter tutma muafiyetini sağlayan istisnalar genişletilmek suretiyle, defter tutmaktan kurtanlmaktadır.
Bilindiği gibi, 1971 yılı itibariyle götürü usule tâbi mükellef sayışı 425 bin 400'dür. Bunların yılda ödediği tüm vergi ise 55 - 60 milyon lira civanndadır. Her mükellefe düşen ortalama yıllık vergi ise sadece, normal maaşlı bir memurun ayda ödediği vergi olan 133 liradır.
SERBEST MESLEK
Tasan ile doktor, mühendis, dış tabibi, ebe, sağlık memuru ve muhasebeci gibi serbest meslek mensuplarının vergileri, genel muafiyetlerin daraltılması ve vergi nisbetterinin art tmlması oranında yükseltilmektedir. Böylece,serbest meslek mensuplan daha etkili şekilde vergilendirilmiş olacaklardır.
TARIM KAZANÇLARI
Tanm kazançlarmdaki muafiyetler de hemen hemen kaldırılmakta, vergilendirmede bazı kolaylıklar getirilmektedir. Halen 29 bin 400 olan tarım mükellefinden tahsil edilen yıllık vergi sadece 100 milyon lira civarındadır. Tasarının bunu birkaç misime çıkarmayı öngördüğü belirtilmektedir.
KURUMLAR VERGÎSt
Halen «gelir vergisi dahil» yüzde 40 olan kurumlar vergisi oranı, yeni sisteme, yine «gelir vergisi dahil olduğunda» yüzde 60'a kadar çıkmaktadır. Gelir vergisi oram, kazanca göre değişik olacağından, kesin oran ortaya çıkmamaktadır. Sadece Kurumlar Vergisi oranı yeni tasan ile yüzde 50 olarak saptanmıştır. Mevcut sistemde bulunan «stopaj vergisi» tasan ile tama' men kaldırılmaktadır.
(6 Ocak, Cumhuriyet)
960 BİN KİŞt YURT DIŞINA GEÇMEK ÎÇÎN SIRADA
Yurt dışında çalışmak için 960 bin 812 kişinin sıra beklediği öğrenilmiştir, îş ve îşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, yurt dışına gitmek üzere sadece geçen
yıl 173 bin 533 kişi müracaatta bulunmuştur. Geçen yılın 15 ayına göre, gönderilen işçi sayısı ise 65 bin 265'tir. Bu rakam kasım sonunda 72 bin 145'e ulaşmıştır.
Yurt dışına giden 65 bin 265 işçinin 50 bin 26'sı erkek, 15 bin 230'u ise kadındır, ilgililer, 1971
yılında 74 bin 242 erkek, 14 'bin 200'ü kadın olmak üzere 88 bin 442 kişinin dışanya gönderildiğini söylemişlerdir.
Yurt dışına gönderilen işçilerin meslek itibariyle dağılışına göre, büyük çoğunluğunu vasıfsız işçiler teşkil etmektedir, örneğin 1972 yılının 10 aylık devresinde dışanya giden 50 bin
26 erkek işçinin 34 bin 483'ünün vasıfsız, 15 bin 533'ünün de vasıflı olduğu belirtilmiştir. Kadınlarda ise vasıfsız işçi sayısı 13 bin 303, vasıflı işçi sayısı da 1927 dir. Sanayi ikolu itibariyle kadın işçiler için dokuma ve konfeksiyon başta gelmekte, bunu sırasıyle gıda maddeleri
sanayii ve muhtelif hizmetler izlemektedir. Erkek işçilerde ise inşaat dalı ilk plânda yer almakta, arkasından dokuma ve konfeksiyon ile demir - çelik sanayii gelmektedir. Yurt dışına
çıkan işçi sayısının geçen yılın ikasını ayı sonuna göre 600 bini aştığı, bunun 534 bin 465'inin
Batı Almanya'da çalıştığı açıklanmış, -yurda giren döviz miktarının da aynı do" nemde
652 milyon 700 bin dolara ulaştığı belirtilmiştir.
r
(2 Ocak, Milliyet)
PEKf, BİZ NE OLACAĞIZ?..