Elektrik Mühendisliği · Sayı 199 · Temmuz 1973
TÜRKİYE'DE ENERJİ ÜRETİMİ VE SANAYİLEŞME
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1973
- Sayfa
- 34
- Okuma süresi
- 40 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
Anahtar kelimeler
- enerji üretimi
- sanayileşme
- Gayri Safi Milli Hasıla
- korelasyon katsayısı
- dışa bağımlılık
- Hüseyin Pekin
Özet
Yazar, Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminin sanayileşme süreciyle ilişkisini tarihsel ve ekonomik bir bakış açısıyla incelemekte; enerji üretiminin kalkınma ölçütü olarak önemini, çeşitli ekonomik sektörlerle korelasyonunu ve Türkiye'nin dünya sanayi üretimindeki düşük payını tartışmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Metanet FÎLİZ
Araştırmamız süre, veri yetersizliği ve Türkiye'de istatistikleri anlamsızlaştırma çabalarının getirdiği güçlüklerden ötürü ne Osmanlı Bankası saltanatından tş Bankası saltanatına geçişle bugünkü durumu, ne de enerji üretiminin diğer yön ve dallarını (tüketim, gelişim, maden kömürü, linyit, petrol ve türevleri ile bu konuya ilişkin şirketleşme sorunlarını) bütünleştirmemiş bulunuyor.
Türkiye'nin ve hatta bütün dünyanın başlıca sorunu olan enerji sıkıntısının baş gösterdiği günümüzde, bu konunun daha kapsamlı ve uluslararası ilişkiler düzeyinde incelenmesinin sayısız yararları olacağına inanarak böyle bir uğraşa atıldık. Elinizdeki bu çalışma bir ön hazırlık niteliğindedir.
1. GlRÎŞ
Bu yazıda, Türkiye'de elektrik enerjisinin üretim-tüketim sürecini, kalkınma ölçütü ve sanayileşme çabalarına paralelliği bakımından inceledik. Bu çalışmanın amacını şöyle özetleyebiliriz :
1. Türkiye'de sanayileşme ve elektrik enerjisi üretiminin atbaşı gidişi gösterilmiş tir. 1908 devrimiyle başlayan bu gidiş 1960 devriminden sonra daha da hızlanmış tır. Eski DP Bayındırlık Bakanı Fethi Çelikbaş, 1961'de Sanayi Bakanıdır, özel sek törün ileri gelenleriyle toplantı yapıyor ve özel teşebbüse gerek yardımların yapı lacağını açıklayarak, «devlet yatırımlarının yalnızca demiryolları, kömür ve elektrik enerjisi istasyonlarının kurulmasına hasredileceğim» müjdeliyordu (Bak. 16 Şubat 1971, iktisat Gazetesi).
2. Türkiye'de diğer üretim dallarında olduğu gibi, elektrik enerjisinde'de yaban cı sermaye, sömürüyü yoğunlaştırmak ve dışa bağımlılığı artırmak için her çare ye başvurmuştur. O kadar ki, «General Elektrik» Şirketi «Edison» adını kulla nınca, şu ampulün mucidi Edison Muhammet'le barıştı. Edison'un adı «müslüman olarak öldüye» çıktı. Lamba satıcıbğıyla idare etmek yeterliydi (!).
3. Elektrik enerjisinin üretimini, kalkınmanın bir ölçütü olarak almak da müm kündür : «Bütün bunlardan çıkan sonuç kalkınmanın işçi başına kullanılan makina ve diğer bütün üretim araçlarının artmasından başka şey olmadığıdır. Bu ba kımdan, bir bölümde üretimin, örneğin el zanaatından sanayie doğru kayması kalkınma yönünden bir eğilim gösterir. Çünkü bu kaynak ile bir işçi, belli bir za manda daha çok üretim aracını ürüne çevirebilir. Tarımdan sanayie geçiş de bu
anlamda kalkınma eğilimini içermektedir. Sadece içermemekte aynı zamanda zorunlu kılmaktadır. Çünkü tarım teknolojisinin özelliği gereği, en ileri ekonomilerde bile, tarımda işçi basma kullanılan araçları, sanayideki düzeye çıkarmak olanağı yoktur. Bütün üretim araçlarının toplamı yerine, bunların hepsini yansıtan birini veya bir kaçını kullanarak kalkınmaya pratik ölçüt getirmek olağandır. Ye burada seçilecek göstergelerin başında.emeği tamamlayan insan dışı enerjiyi almak herhalde akla en yakın bir yoldur. Hayvan enerjisi, buhar enerjisi, elektrik enerjisi gibi. . Zaman içinde bunların kullanılışı, teknolojinin gelişimi ile sınırlıdır. 19. Yüzyılın son on- yılından beri elektrik enerjisi, birim enerji en düşük işgücüyle elde edilebildiği için diğer enerji üretimi yöntemlerinin yerini hızlı bir biçimde almıştır.» [lJ Atom enerjisinin ileride rantabl ölçüler içinde büyük çapta üretimiyle, geleneksel enerji üretimi yöntemlerinin yerini alacağı sanılmak ta ise de, dönüşüm büyük çapta elektrik enerjisi yolunda olacağından, uzun bir süre için tüketilen elektriğin kişi basma düşen payındaki artışın bir kalkınma ölçütü olarak ele alınmasını, değiştirmiyecektir.
2. ENERJİNİN EKONOMİK SÜREÇTEKİ YERİ
«Eğer 20. Yüzyıl elektrik yüzyılı olmaya yüztutuyorsa, denilebilir kif 19. Yüzyıl buhar yüzyılıdır.»
P. Brizone'un buhar yüzyılı adını verdiği 19. yüzyılda, işverenler iktidarlarını gittikçe yaydılar. Üretimin makineleşmesi son hızla işsizliği yerleştirdi. Geniş yeniden üretimle birlikte sermaye çevreleri siyasetin su başlarını kestiler. Ekonomik iktidarlarını siyasal iktidarla pekiştiren işverenlerin sömürme çabalan, toplumsal hastalıkları yaygınlaştırdı, örneğin, pahalılık, yoksulluk ve sömürü alabildiğine artıyordu. Elektrik yüzyılında işler daha da kötüleşti. 20. yüzyılla birlikte, burjuvazi içinde yeni bir azınlık belirdi: Tekelci mali sermaye iktidarı, dünyayı kasıp kavurdu. 19 ve 20. yüzyılda bu toplumsal alt-üstlükler olurken, teknolojik gelişim düzeyine parelel olarak, enerji üretiminin ekonomik süreçteki payı arttı. Günümüzde enerjinin, üretim sürecinde kendine özgü ve yadsınamaz büyük bir yeri vardır: Teknolojik gelişmeye paralel olarak, dünyanın enerji ihtiyacı, hızlı bir biçimde artmaktadır. Sorun, geri kalmış kalmış ülkeler açısından daha önemlidir. Ulusların gelişim düzeylerinin saptanmasında, enerji tüketiminin veya üretiminin ölçüt olarak alınmasının nedeni de budur. Çünkü sanayileşme zorunluğu ve çabası kaçınılmaz olarak tarım sektöründe de, makinalaşmayı gerektirir. Her iki sektörün enerji ihtiyacının karşılanması kolay bir iş olmasa gerektir. Ayrıca endüstrileşmiş ülkelerde enerji tüketim artışları düşük değerlerde seyretmektedir. Kaynakların sınırlılığı, gelişmiş ülkelerin büyük değerlere varan tüketimleri ve geri kalmış ülkelerin hızlı bir biçimle artan ihtiyaçları, enerji ihtiyaçlarının karşılanmasını güçleştirmektedir. Günümüzdeki 7,5 milyar ton taşkömürü eşdeğerinde olan dünya tüketiminin; 2000 yılında 25,2 milyar tona ve 2150 yılında ise 430 milyar tona yükseleceği tahmin edilmektedir.
2. 1. Enerji ve sanayileşme :
Buharlı geminin Amerika Birleşik Devletlerine, havagazının ingiltere'ye götürülüşü, sosyal gericiliğin yarattığı sonuçlardı. Ayak takımına «Fulton-Çılgınhğı» diye
yuhalatılan buhar gemisi halk düşmanı Bonapart'ça yasak edilince, 1803 yılında Amerika'ya göçetti. 1790'da Fransız kimyageri Lebon, hava gazını bulmuştu. Ancak burjuva devrimine rağmen, feodal üst yapı kurumlarının henüz değişmemiş olması dolayısıyla aynı derebeyi kafası, buhar gemisini Amerika'ya nasıl kovaladıysa, hava gazını da ingiltere'ye böylece kaçırmış oldu.
Macar Ürben Bizans'tan kaçıp topu Osmanlıya getirmişti. Böylelikle surların anah
tarlarını II. Mehmet'e sunmuş oluyordu. Osmanlıların Anadoluda olsun diğer ül
kelerde olsun tutunmalarının nedeninin sosyal ilericilik olduğunu unutmamak ge
rekir.
;f1
Anadolu'ya yerleşen atalarımız, yozlaşmamış gelenek ve göreneklerin verdiği güçle gittiği yerlerde köhnemiş üst yapı kurumlarım yıkarak üretim ilişkilerinin gelişimine katkıda bulundular. Sosyal ilericiliğin hoşgörürlüğü teknolojik gelişimin kaynağı olarak, toplumsal ilerlemeyi belli bir süre için hazırlandırdı. Geniş yeniden üretime geçilememesi nedeniyle 15 ve 16. yüzyılla birlikte bu değerler yitirilerek, Osmanlı toplumu Bizans kertesine indi: Bu dönemde başlayıp, gelişen ve günümüzde de izleri görülen çarpık feodal ilişkiler, burjuva devrimine rağmen ayakta kalmışlar, teknolojik gelişime ülke sınırlarını kapamışlardır. Bu nedenle Cumhuriyet dönemiyle başlayan sanayileşme çabalan beklenen sonucu verememiştir, örneğin; 1963 yılında Türkiye'nin toplam dünya sanayi üretimi içindeki payı binde iki dolaylarındadır. 1963 yılında, Türkiye sanayiinde çalışanların dünya toplamı içindeki payının ise binde altı olduğu hesaplanmıştır.
1944 yılında Türk iktisat Cemiyetinde verilen 28 konferanstan ikisi «Türkiye Enerji Sorununu» içermektedir. Yine Türk iktisat Cemiyetinin «Türkiye Ekonomisinin Başlıca Meseleleri» adıyla yayınladığı bu konferansların özeti içinde enerji sorununa ayrılan sayfalar 45'i bulmaktadır. 1972 Türkiye Sanayi Kongresine sunulan 63 tebliğden 7 tanesi elektrik endüstrisi üzerinedir. Asgari ücretleri saptamak için kurulan komisyonda 5 devlet, 5 işveren temsilcisi bulunmaktadır. Türkiye işveren Sendikaları Konfederasyonu'nun saptadığı, «Asgari Ücretleri Tesbit Komisyonun»^ işveren temsilcilerinin listesi şöyledir :
Asil üyeler: 1. Metal îş kolu, 2. Gıda iş Kolu, 3. Çimento ve Toprak iş Kolu 4. Dokuma îş Kolu, 5. Lastik iş Kolu. Yedek Üyeler: 1. Enerji iş Kolu, 2. Kimya iş Kolu, 3. Sigorta ve Banka iş Kolu, 4. Şeker iş Kolu, 5. Basın ve Yayın iş Kolu.
işveren temsilcilerinin bu listedeki asil ve yedek sıralanışı Türk sanayiinin sektörel sıralaması gibi kabul edilebilecek ilginç bir nitelik göstermektedir (Bak. işveren Bülteni, Nisan" 1972).
Bilindiği gibi sanayi terimi, geniş anlamıyla, imalat sanayi, madencilik ve enerji sektörlerini kapsar bir biçimde kullanılır. Sanayii sektörü de yapım, istihraç, elektrik ve hava gazı sanayii olmak üzere kendi bünyesinde üç ana kesime ayrılır. Ama genellikle sanayi denildiği zaman ilk akla gelen ve anlatılmak istenen, yapım sanayidir. Çünkü günümüz ekonomilerinde yapım sanayiine oranla istihraç ve enerji kesimlerinin önemi oldukça küçüktür. Söz gelimi 1971 yılı verilerine göre yapım sanayii kesiminin ulusal gelire katması % 20,4 iken, istihracın % 1,9 ve enerji kesiminin % 1,4 olduğu görülür
Ama bunun böyle olması sanayileşmenin temel koşullarından birisi olan enerji sektörünün değerini yadsımak anlamına gelemez. Enerji sanayileşmenin temel sektörüdür. Bu sektörün ulusal gelire katması Türkiye'de az ise bunun başka nedenleri olsa gerektir. Türkiye'de enerji üretimi hangi sınıf ve zümrelere yüklenerek hangi mahiyetle gerçekleşmiştir? Enerji, özellikle elektrik enerjisinin ulusal gelire katmasının bölüşümü nasıl olmaktadır? Türkiye'de enerji kaynakları yeterince kullanılıyor mu? Kulanılıyorsa nasıl kullanılıyor? Bu sorulara cevap ararken, kendimizi Türkiye'nin sanayileşme sorunu veya süreci içinde görürüz. Enerji sorunu, sanayileşme sorunu ile içiçedir ve ondan soyutlanamaz. Türkiye'nin elektrik enerjisi üretimi ile çeşitli sektörlerdeki gelişim ilişkilerini inceleyen ve Türkiye Elektrik Mühendisliği 3. Teknik Kongresine sunulan 8 nolu tebliğide Hüseyin Pekin aşağıdaki şekli vermiş ve şu sonuçlara varmıştır [2] :
Elektrik tenerjlsi üretimi ile çeşitli sektörler arasındaki korelasyon katsayıları
KORELASYON KATSAYISI (K)
ı
«S
p
M^
ÖO
«*
t/l
Ö
_A
N*
Uf
e P r*
SS8
ı/oevlEY/ButcEsım^^ wr&w^^^ ^mw//////////////A
EBSS lektrik Mühendisliği 199
\x:*Mmfcy//////////A
«Şekil'l deki grafik korelasyon katsayısının azalan kıymetlerine göre tertiplenmiş olarak elektrik enerjisi üretimi ile çeşitli ekonomik faaliyet kolları arasında geçmişteki müşahadelere istinaden yapılan korelasyon sonuçlarını göstermektedir. Aşağıda bu sonuçlar manalandırılmağa çalışılmıştır.
1. Elektrik üretimi ve portüant çimentosu istihsali :
Bu iki sektör arasındaki korelasyon katsayısı l olarak hesaplanmıştır. Bilindiği gibi bu değer ilginin ' pozitif yönlü ve tam olmasına delâlet eder.
Buradan, memleketimizdeki inşaat sana'yii sektörünün genel ekonomik gelişme ile ahenk halinde olduğu ve bilhassa mesken inşaatı ile büyük bayındırlık işlerinin temposunun kalkınma temposu ile tezat teşkil etmediği anlamı çıkarılabilir. Fakat geçmişte çimento istihsalinin yurt ihtiyacına kâfi gelmemesi sebebiyle bilhassa baraj vs. büyük bayındırlık işlerinde ithal çimentosu kullanılmış olduğu hatırlanırsa tefsirde daha ihtiyatlı davranılması zarureti hasıl olur.
2. Elektrik üretimi ve devlet bütçeleri:
Hesapların korelasyon katsayısı 0,973 tür. Bu iki sektör arasında kuvvetli münasebet bulunması mantıkidir. Zira elektrik sektöründeki yatırımların çok büyük bir kısmı Devlet bütçelerinden karşılanmaktadır.
3. Elektrik üretimi ve kâğıt istihsali:
îki sektör arasında da 0,972 gibi yüksek bir korelasyon mevcuttur. Kâğıt sarfiyatının artması ile elektrik üretimi artışının aynı yönlü ve irtibatlı olarak artışı her ikisinin de dışında müşterek faktörlerin mevcudiyeti ile izah olunabilir.
4. Elektrik üretimi ve gayri safi milli Hasıla (GSMH):
Kolerasyon katsayısı 0,924'tür. Gayri safi milli hasıla ile elektrik üretiminin pozitif yönde ve sıkı bir irtibat halinde gelişmesi tabiidir. Zira GSMH artışı yurdun genel ekonomik inkişafının bir ölçüsüdür.
5. Elektrik enerjisi üretimi ve han» çelik istihsali:
Bu iki sektör arasındaki ilgiyi gösteren endeks'te 0,914'tür. Çelik istihsalinin gelişme temposu, memleketin sanayi sektörünün inkişafını. en iyi şekilde gösteren bir endekstir.
6. Elektrik üretimi ve Amonyum Sülfat istihsali :
Bulunan korelasyon katsayısı 0,900 dür. Bundan evvelkiler kadar olmamakla beraber bu iki sektör arasında da oldukça kuvvetli bdr ilgi vardır.
Bilindiği gibi amonyum sülfat istihsali yurdun kimya sanayiinin seviyesini gösterir.
7. Elektrik üretimi ve taş kömürü istihsali:
Korelasyon katsayısı 0,830 dur. Taşkömürü istihsali diğer sektörlere nazaran geride kalır durumda olduğundan katsayısının nisbeten düşük çıkması normaldir. 8. Elektrik üretimi ve şeker İstihsali:
Hesaplanan korelasyon katsayısı 0,703'dür. Bu bakımdan iki sektör arasında yakın bir ilgi vardır denilemez.
9. Elektrik üretimi ve hububat İstihsali:
Korelasyon katsayısı 0,650 olduğundan bu iki sektör arasında yakın bir ilgi mevcut değildir. Bu sonuç tabiidir. Zira memleketimizde tarım alanında elektrik enerjisinin yeri pratik olarak yok gibidir.
10. Elektrik üretimi ve bakır istihsali:
Korelasyon katsayısı 0,563'dür. îki sektör arasında ilgi yoktur.
11. Elektrik üretimi ve demiryolu yük nakliyesi:
Elektrik-enerjisi üretimi ile demiryollanmızda ton/km cinsinden alınan yük nakliyatı arasında hesaplanan korelasyon katsayısı 0,187'dir. Genellikle demiryolu nakliyesi ticari münasebetlerin artışına, dolayısiyle genel ekonomik gelişmeye bir delil olarak kabul olunduğu halde sonucun böyle çıkması ilk bakışta şaşırtıcı olmaktadır. Fakat yük nakliyesinin büyük kısmının kara yolları üzerinden yapıldı, ğı gerçeği hatırlanırsa bahis konusu iki sektör arasında ilişki bulunmaması normal görülür.
12. Elektrik üretimi ve demiryolu nakliyesi:
Burada korelasyon katsayısı — 0.935 olarak bulunmuştur. Ulaşım sektöründe karayolu ve demiryolu nakliyesinin önem kazanmasına mukabil Devlet Deniz Yollarının iç hatlarda yük nakliyesinin azalması karayollarındaki nakliyenin ekonominin gelişme paralelinde olduğuna delil teşkil eder.
Elektrik enerjisi ile çeşitli ekonomik faaliyet kollan arasındaki ilginin açıklanmasına yanyan basit korelasyon katsayısı mevcut ilginin mahiyetini belirtmeğe yarıyan kıymetli bir araç olmakla beraber neticeleri tefsir ederken sadece bu değere bakarak hükme varmak yanıltıcı olabilir. Bu bakımdan tefsirde daima illiyet-netice münasebetini gözönünde tutmak icabeder.»
Bu verilerden de görülebileceği gibi, sanayileşme ile enerji üretimi arasında kesin bir bağ vardır. Örneğin kalkınma düzeyi, kişi başına tüketilen elektrik enerjisi miktarı ölçüt alınarak büyük bir yaklaşımla saptanabilir.
3. ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİNDE GELİŞME
Türkiye'de elektrik ilk olarak 1902 yıhnda yılında Tarsus'ta ve 1914 yılında da istanbul'da aydınlatma aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır [3],
Eîektrik Mühendisliği 199
Cumhuriyet dönemi başlangıcında, mahalli tesislerin sayısı çok azdı. Elektrik üretimi 30 bin MW iken 1945 de 107 MW'a yükseldi. 1923'te sayılan 2 olan mahalli şirketler 1945'te 190'a çıktı. Yine Cumhuıtyefte, izmir/, Ankara, Bursa, Adana, Edirne, Antep, Balıkesir, Tekirdağ gibi başlıca kentlerimizde yabancı sermayeli, imtiyazlı şirketler eliyle elektrik üretimine başlanmıştır. Bu arada belediyeler de elektrik tesisleri kurmuşlardır.
1945 yılında 107 MW toplam kapasitenin 85 MW'hk bölümü, yalnız üç büyük kentte yani, Ankara, istanbul ve izmir'de tüketilmekteydi. 107 MW toplam kapasiteli, 190 şirketin şehir merkezlerine bölünüşü Tablo l'de gösterilmiştir. •
Tablo I. Şehir Elektrik enerjisi üretimi (1923 . 1945):
Yıl
MMeerkrkezelzelreirnin
1923 1924 1925 1926 1927 1928 1929 1930
3 5
15 26 34 ' 44 56 67 77 93 99 107
119 135 153 ' 173 177 176 . 174 181
187 190
KKuururululuş şkakpaapsaistietleelreiri Tüketici sayısı
Bin (kW)
(Bin)
30.343
30 31 45 46 53 59 63 85 85 85 87 88
94 95 97 99 100 100 105 . 105
107.0092 107
67 . 8 5
' 173
315.527
. 105
107.0092
Tablodan da görülebileceği gibi 1945'e ve daha ileride görüleceği üzere günümüze kadar Türkiye'de elektrik üertiminden nüfusun çok az bir kesimi yararlanmaktadır. Bu kesimi oluşturanların kimler olduğu da açık-seçik ortada:
Türkiye burjuvazisine akıl hocalığı yapmış bulunan Thornburg elektrik tesislerinin köye elektrik götürüyor olmasından yakınmaktadır. [4] Aynı görüş 1953 Türkiye I. Istişari Enerji Kongresinde ElE idaresi Genel Müdür Vekili ibrahim Denire tarafından da ifade edilmektedir. 1973 yılında ise finans kapitalin sözcü-
sû ilhan Berksun da enterkonekte şebekenin Türkiye'ye yayılmasından yakınıyor ve bunun önlenmesi çareleri üzerinde önerilerde bulunuyor. •
3. 1. Elektrik enerjisi üretiminde gelişme :
Elektrik enerjisinin diğer enerji şekillerine göre üretim, iletim, dağıtım ve kullanma üstünlükleri bu enerjiye olan ihtiyacı daha hızlı arttırmaktadır, özellikle kapitalizmin gelişmeye başladığı yıllarda halka omuzlattırılan bir yükle —devlet kapitalizminin desteğinde yürüyen burjuvaziye peşkeş çekmek üzere— elektrik enerjisi üretimindeki artış gidişi hızlanmıştır. Tablo 2'de 1930-1967 yılları arası gelişim verilmiştir.
Tablo 2. 1930-1967 yıllan arasında Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminin gelişmesi :
Nüfus
YILLIK ARTIŞ
Yıllık Artış Başına
Yıl Kurulu Güç MW
% MW ' MW
Brüt Üretim
Düşen
106 kWh 106 kWh %
78,8
._
— _-
106,3
_
____ 7
101,8
23,0
103,3
1,5
107,8
4,5
117,3
9,5
1935 126,1
138,5
14,4
1937 167,1
20,6
178,5
11,4
1939 215,6
37,1
1940 217,0
1,4
220,0
3,0
1942 226,7
6,7
1943 236,4
9,7
1944 242,0
5,6
1945 245,9
1946 247,5
1947 251,4
1948 305,5
54,1
1949 381,7
76,2
1950 407,8
26,1
1951 423,2
15,4
1952 437,8
14,6
1953 499,5
61,7
1954 516,9
17,4
1955 611,6
94,7
1956 886,1
274,5
1957 939,4
53,3
29,1
117,9
1,5 . 131,6
4,4
151,9
175,2
7,5
212,9
9,8
231,1
20,6 289,8
6,8
312,0
20,8
353,3
0,6
396,9
2,3
415,3
2,1
408,3 (-)
4,3
457,4
2,4
496,1
527,8
0,7
562,7
625,0
21,5
676,4
24,9
736,6
6,8 789,6
3,8
887,9
3,4
1020,3
14,1
1200,8
1402,4
18,3
1579,8
44,9
1819,2
6.0 • 2056,7
11,6 10,9
13,7 11,6 20,3 15,4 * 23,3 15,3 37,7 20,5 18,2 8,5 58,7 25,4 22,2 7,7 41,3 13,2 43,6 12,3 18,4 4,6 7. — 1,7 49,1 12,0 38,7 8,5 31,7 6,5 34,9 0,6 62,3 11,1 51,4 8,2 60,2 8,9 53,0 7,2 98,3 12,4 132,3 14,9 180,5 17,7 201,6 16,8 177,4 12,6 239,4 15,2 237,5 13,1
8 9 10 11 13 14 17 18 20 22 23 22 25 27 28 29 32 34 36 38 41 46 53 60 65 73 81
1958 1030,0
1959 1161,0 1960 1272,3 1961 1323,9 1962 1369.1 1963 1381,2 1964 1417,4 1965 1494,4 1966 1767,8 1967 2001,0
90,6 9,6
131,0 12,7 111,3 9,6 51,6 4,1 45,2 3,4 12,1 0,9 36,2 2,6 77,0 5,4 273,4 18,3 232,2 13,1
2303,4
2586.0 2815,1 3011,1 3559,8 3983,3 4450,9 4941,5 5535,0 6166,7
246,7
282,6 300,0 196,0 548,7' 433,5 467,6 490,6 594,5 631,7
12,0 88
12,3 96 8,9 101 7,0 106 18,2 121 11,9 133 11,7 145 11,0 157
12,0 •172 11,4 187
Tablodan çıkan sonuca göre, Türkiye'de devletçilik uygulaması, II, Dünya Savaşı öncesine kadar, elektrik enerjisi alanında kurulu güçte ortalama °/o 10,1 toplam üretimde ise ortalama % 13,5 lik bir artı gidişi tuturmuş görünmektedir. Bu artış savaş yollarında ve millileştirme hareketlerinin yapıldığı yıllarda daha da belirgindir.
1930'larda girişilen MlLLÎLEŞTÎRME hareketleri elektrikle ilgili Şirketleri de kapsamıştır; Ankara Elektrik Türk Anonim Şirketi, Ankara Havagazı Türk Anonim Şirketi, Adana Elektrik Türk Anonim Şirketi, 1939 yılında millileştirilmiştir. Yine 1939 yılında Bursa ve Müttehit T.A.Ş. ile Mersin Elektrik Türk Anonim Şirketi satın alınmak suretiyle millileştirilmiştir. Bu millileştirme hareketi harp yıllarında da devam etmiştir [6].
«Devletçilik» yıllarında görülen artış II. Dünya Savaşının ilk yıllarında oldukça büyük olmuştur, örneğin 1939 yılında kurulu güçteki artış %.20,8 dir. I. Dünya Savaşı da tıpkı böyle, Türkiye'de yerli imalatın, yerli sermayedarın palazlanması gidişini kamçılayan bir etki yaratmıştır :
1914 — 1918 yıllan arasında 55 şirket kurulmuştur. 1910 — 1913 yılları büyük imalat sanayin üretim değeri 24,7 milyon TL. dir. 1913 — 1915 yılları büyük imalat sanayiin üretim değeri, 6-7, milyon TL. 1917 — 1918 yılları büyük imalat sanayiin üretim değeri 8-16 milyon TL.
1933 yılında 1473 büyük işletmenin aygıt ve avadanlıklarına yatırılmış tüm sermaye tutan, 1918 yılı Osmanlı tekelci kapitalinin sermaye tutarının altıda biri kadardır.
32 Devletçiliğimizin ve savaşın yeril sanayimize etkisi :
«ikinci Dünya Savaşı-senelerinde... ithalat imkanlan topyekün ortadan kalkmıştır. Orta Şarktaki müttefik orduları navlun hacmi haddini asgariye-indirmek zorunluğu dolayısiyle bulundukları yere yakın memleketlerden her cins mal satın almak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyorlardı. Bu şartlar bir taraftan yerli mamuller için bir pazar yaratırken» diğer taraftan «harp yıllannda bütün stoklar eridiğinden, başta tüketim maddeleri olmak üzere birçok malzemenin temininde güçlük ve hatta çok kere imkansızlıklar vardı, bu ise iş adamlanmızı ister istemez üretim alanına itmişti. Sistemli bir devletçilik tatbikatıyla... devlet fabrika-
lannın bacaları yükselirken, 1932 senesinde özel sektöre ait bir fabrikanın sahra kablosu imal etmek üzere faaliyete geçtiğini görmekteyiz, işte memleketimizin elektrik makine, cihaz ve malzemesi imalatı ile ilgili ilk teşebbüsü, istanbul Kauçuk ve Kablo Sanayii A.Ş. tarafından kurulan bu fabrikadır. Başlangıçta 150 Bin TL.hk sermayesi bulunan bu fabrikanın kuruluş hikayesi, devlet himaye ve teşvikini göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Gerçekten MSB'nin 8500 km'lik sahra kablosu ihtiyacı ile ilgili bir eksiltmesi böyle bir fabrikanın kurulabilmesi için ilk zemini hazırlanmıştır» [7].
Keşif bedeli 594.405 TL olan bu eksiltmeye ait şartnamenin 4. maddesi aynen şöyledir : «Yerli mal ve vasıtalardan ve maddelerden istifade : Kablo memleket dahilinde imal edilecektir. Memleket dahilinde mevcut olmayan iptidai malzemeler ile imale muktezil alet ve noksanlar memleket haricinden getirilebilir. Müteahhit isterse bu kabloların azami üçte birini imâl edilmiş olarak km'si CiF % 42,42 bedelle getirtebilir».
Adeta bu alanda, bir fabrika kurulmasını davet .eder bir hava taşıyan bu şartnameye, girişimcilerimiz ilgisiz kalamazlardı. Nitekim eksiltmeye bir hayli iştirak olmuş ve yapılan incelemede, ihale Kauçuk ve Kablo A.Ş'ne verilmiştir.
Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte derhal harekete geçen şirket bir isveç firmasının da teknik yardımını alarak fabrika kuruyor. Üzerinde durulması gereken başka bir nokta da, kabul edilen teklifte kablo fiyatının dünya piyasasına oranla % 50'yi aşan bir fazlalık göstermesidir.
Ordunun sahra kablo gereksinimi için kurulmuş olduğunu yukarda gördüğümüz şirket örneklerini çoğaltabiliriz: iller Bankasının «75 Kasabanın Elektriklenmesi» projesi sırasında vibre beton direk yapımı için 1949'da «Usu Şirketi» kurulmuştur. 1954'te Usu kapanınca, 1957 'de izmir'de «Betontaş» kuruluyor. Aynı yıllarda iller Bankası tekrar aynı amaçla yani vibre beton direk imali için SlMEL'i kuruyor. Usu şirketinin kapanması" ise iller Bankasının vibre beton direk istememesi üzerine olmuştur.
Tüm bu örneklerden çıkan bir sonucu görmemezlikten gelemeyiz. Savaş ve devletçiliğimiz elbirliğiyle girişimciliğimizi kamçılamış, onlara tatlı kârların kapılarını ardına dek açmıştır. 1945 yılından 1956 yılına değin kasabaların elektriklendirilmesi projelerinde kullanılan malzemenin, ortalama % 95-96'sı yabancı, yani ithal malıdır.
«Elektrik santral ve şebekelerinde ve şehir elektrifikasyonunda gerekli malzemenin yurt içinde gerekli kalite ve kantitede imal edilmesi için konu, mali durumu kuvvetli firmalarca ele alınmalı ve mutlaka bir ecnebi firmanın işbirliği ile imal edilmelidir» [7] diye tebliğ veren Sn. Turhan Onur, hem yerli sermayeye ve hem de küçük sermayeye güvenmediğini belirtmekte ve iller Bankasından gelmemesi gereken bir görüşü ileri sürmektedir.
3. 3 De Gaulle, Bismarck, İnönü:
Türkiye'nin kapitalizmde yol alışı demek olan modern tarihi 20. Yüzyılla başlar, fakat hem 19. ve 20. yüzyıl Fransasının siyasal yapısına hem de 19. yüzyıl Almanyasının ekonomik tarihine ilginç benzerlikler gösterir.
"
CHP devri, De Gaulle devri Fransasına veya 1870 öncesi Almanyasına pek benzer. De Gaulle Amerikan dolarına «başkaldırdığı», Nato'ya «antipati» gösterilerinde bulunduğunda, inönü Kıbrıs bunalımı sırasında Johnson'a yazdığı mektup ve toprak reformu tasarısını ciddiye alıverdiğinde aynı akıbete uğradılar. 1848 — 1870 Almanyasında olduğu gibi, I. ve II. Emperyalist Paylaşım Savaşları arasınki Türkiye'de de özel Sermaye, «han köşelerine sığınmış esnaf» [8] kılığında taşlaşmıştı.
Prekapitalist sermaye, kapitalist sermayenin gelişimini engellemişti. Almanya 1870 savaşında Fransaya yengin çıktı. Tazminat olarak, fransız milyarları Almanyaya akın etti. Alman üretimi birdenbire kırları sanayi kapitalizmine açtı.
Türkiye'de, II. Emjeryalist Yeniden Paylaşım Savaşını yengin devletler arasında bitirdi. Truman «doktrini» ve Thornbufg «emirleri» üzerine amerikan dolan ülkemize doldu... özel teşebbüsümüz esnaflık kabuğunu çatlattı, büyük işletmelere sıçradı. Demokrat Parti iktidarı ile elektrik enerjisi üretimindeki artış daha da hızlandı. «1940-1950 arasında her yıl bir evvelkine nazaran ortalama 39 milyon kWh daha fazla üretilmiş iken, 1950-1960 arasında (DP döneminde!) bir yıllık artış ortalaması 200 milyon kWh'e yükselmiştir [9.]
«84 devlet fabrikası veya diğer sınaî teşebbüsten 24 tanesi, fabrikaların bulunduğu kasabalara ışık ve enerji dağıtmaktadır. Fakat sınai tesislerin Türkiye'de istihlâk ettikleri enerjinin yansından fazlasını istihsal etmelerine rağmen (1945 yılında şehir tesislerinde elde edilen 214 milyon kWh'e karşılık, sanayii tesislerinde 272 milyon kWh elektrik istihsal edilmiştir) sanayii tesislerinin evlerdeki müs tenliklere ve kendi istihlâklerinin dışındaki bütün diğer gayeler için tevzi ettikleri elektrik enerjisinin miktarı sadece 3 milyon kwh'tir. Bu, umum elektrik istihsalinin ancak % l'inden biraz büyüktür. Şehir tesisleri 214 milyon kWh'lik istihsallerinin 124 milyon kWh kadarını sınaî müstehliklerine satarlar» [4].
3. 4 Batı akıl tröstü ve Süleyman Demirci:
«özellikle Hürriyet ve Ankara'da izzettin Turan'lının Akşam gazeteleri Demire! için bir kampanya açıyorlar. Kendisi Menderes'in Baıfajlar Kralı olarak tanıtılıyor. Genç dinamik bir mühendis, bütün dünyada çok seçme ve gelecek için istikbal vaadeden kişilere verilen E^SONHOWER bursu ile Amerikada bulunmuş, Kennedy ile tanışmış, eski Demokratlar zamanında baraj yatırımlarım ehliyetle yürütmüş, bir kimse olarak kısa zamanda destekleniyor.» [10]
1953 yılında toplanan «1. İstişari Enerji Kongresi» raporlannda belirtildiğine göre Türkiyede toplam l milyar kWh'e yakın bir elektrik üretimi yapılırken 19701er bünyesi için tahmini olarak 3 milyar kWh'lık elektrik üretimi hedef alınmıştır. Bayındırlık Bakanlığınca inşa ettirilmek e olan (Amasya-Durucusu, Erzincan-Girlevik, Elazığ Hazar gölü hidroelektrik tesisleri) hakkında Y. Müh. Süleyman Demirel'in konuşması: «yine 15 sene evvelki kongrenin havasına dönüyorum. O zaman Türkiye l milyar kWh'e yaklaşık elektrik üretiyor ve bunun 3 milyar kVVh'e çıkarılması söz konusudur. Bugün Türkiye 6 milyar kWh elektrik üretiyor, bu altı milyarı 12 -milyar kWh'e çıkaracak te isler hali hazırda inşaada; hedef ise hiç
olmazsa Türkiye'de 30-40 milyar k\Vh elektriği bulmalıdır. Bu hedef üzerinde durmalısınız.»
Akar yakıtımız, madenlerimiz ve diğer toprak zenginliklerimiz yabancı tekelinde kaldığı ve yabancı sanayie hammadde olma durumuna devam ettikçe, elektrik üretimi, ucuz elde edilmesi için devlet masraflarının arttırılması anlamını taşımaktadır. Demirel'in iki misli enerji artışının olumluluğunu abartması, Mr. Thornburg, Dr. Schacht, Herr Erhard, Von Papen, Prf. Baade, Mr. Ball'lann «yüksek tavsiyelerinin» yerine getirilmiş olduğunu göstermektedir.
Tablo 3. Elektrik enerjisi 1971-1972 talep ve üretimi:
Talep ve üretim cinsi
1970 (GWh)
Elektriklendirme talebi Endüstri talebi Toplam Talep ihtiyaçlar ve Kayıplar Brüt üretim
Üretim değeri
1.940.0 5.377.0 7.317.0 1.300.00 8.617.0
2.400.0 Milyar TL. (cari fiyatlarla)
Daha önceki açıklamalardan ve tablodan görüleceği gibi 1950'ler Türkiyesi ile 1970'ler Türkiyesinin enerji arz ve talebi arasında büyük farklar vardır. Bunun nedeni Türkiyemizin 1950'den sonra hızlı bir kapitalistleşme süreci içine girmiş olmasıdır. Tarım sektörü ikincil ana sektör durumuna düşerken, sanayi sektörü birincil ana sektör olmaktadır. Sanayi içinde de (özellikle yapım sanayii için sözkonusudur) üretim mallan üreten sanayi tüketim mallan üreten sanayiinin yerini almaktadır.
Tablo 4. Dünyada ve Türkiye'de kullanılış yerlerine göre elektrik tüketimi (1961)
ülke
Aydınlatma %
Sanayi'%
Danimarka isviçre ingiltere Amerika Norveç Hollanda tsveç Yugoslavya Bulgaristan Avusturya Portekiz
63.9
36.1
49.9
50.1
42.4
57.6
40.8
59.2
30.5
53.3
30.3
69.9
70.8
28.7
71.2
27.7
72.3
27.3
72.7
26.1
73.9
Türkiye (yıllan itibariyle)
20.0
80.0
24.8
24.3
75.7
25.3
74.7
Yakandaki tabloya, Türkiye'de elektrikten yararlanan yerleri (il, ilçe, köy) de dikkate alarak .baktığımızda, sanayide elektriğin daha çok kullanılıyor olmasının kimlerin fedakârlığı ile gerçekleştiği somut olarak görülmektedir. 1970'ler Türkiyesinde 35 milyon genel nüfusun 13 milyonu yani nüfusun °/o 38 i elektrik enerjisinden yararlanmaktadır. Geri kalan % 68'i ise elektrik üretiminin külfetini omuzladığı halde, bu üründen yararlanamamaktadır. Bu sonucu yukarıda değindiğimiz gidiş içinde ele almakta yarar vardır. Günümüz Türkiyesinin «sanayi toplumu» olma yolunda hızla ilerlemekte olduğunu belirtmiştik. Bu koşular altında burjuvazinin elektrik üretiminin maliyetini halka ödettirmesi doğaldır.
4. TEKELLEŞME GİDİŞİ İÇİNDE ELEKTRİK ÜRETİMİ DALINDAKİ SİR KETLERİN YERİ
«Türkiyede rekabet noksandır, ithalat inhisar altındadır. Fiyat müessesesi iyileşmemektedir. ithalatımız muayyen müesseselerde toplanmaktadır. Bu da aşırı kârlara, monopollere yol açmaktadır. Anormal kârlar muayyen ellerde toplanmakta' dır. Montaj sanayicisi ve diğer sanayi piyasayı istismar etmektedir» [11].
«Biz, soyguncu teşebbüse taraftar değiliz. Bugünkü özel sektör, tekelci bir özel sektördür» [12]
Osmanlı imparatorluğunda Kanuni Süleyman döneminde, ispanya'dan sürülüp ül kemize sığınan yabancı topluluklar, Türkiye'de ilk kez «DOLAP» adlı ilkel bankaları kurdular. Türkiye'de ilk yerli şiıket 1850 yılında Sadrazam Mustafa Reşit Paşanın girişgenliğiyle ŞlRKET-1 HAYRlYE adıyla kurulmuştur. [13] Ve ilk yerli şirketin kuruluşu, ilk dış ödünç (istikraz) alınmasından "önceye rastlar, ikinci şirketimiz yine bir paşamızın (Mustafa Fazıl Paşa) girişgenlik ve sağdıçlığından FEVAlD-î OSMANlYYE adiyle kuruldu. H. Tahsin ve R. Saka'nın ilk olarak işaret ettikleri OSMANLI BANKASI ve istikraz bu yerli şirketlerden sonra gelir, ödünç almalar fazlalaşınca. Galata bankerleri (yerli sermayemiz) Ingiliz-fransız sermayesinin Türkiyedeki egemenliği için ter döktüler.
Bir tek bankanın şubeleri ve kapitülasyon kuralları Türkiyedeki egemenliğin perçinlenmesine yetmeyince, Düyun-u Umumiye Varidat-ı Muhassasa idaresi adlı bir örgüt gerekti.
Osmanlı Bankası'nın ekonomik iktidarının, siyasal iktidarla taçlandırmadıkça pek temelli kalamayacağım iyi bilen yabancı tekelci kapitalistler, 1908 Devrimini kışkırttılar. Yabancı-yerli sermayeden borç para bulmak için açılmış olan 1. Meclis,
ikinci kez açılıyordu: Borçları, Abdülhamid'in garantisi yerine, milletin garantisi (parlemento) altına sokulacaktı. 1908 devrimiyle beraber dış borçlar, şirket sayılan, yabancılara verilen maden arama imtiyazlarının sayılarında hızlı ve ilginç artışlar gözlenir.
Zamanın meclisi sermaye çevrelerinin ve temsilcilerinin cirit attığı bir alandır. Meclis kürsüsünde özel sermaye adına en ateşli nutuklar atılmakta ve siyasi partilerin programlan yabancı sermayeye ülkeyi peşkeş çekmekte yarışmaktaydılar :
«Ekonomi politik adı verilen bilimin başındaki tenbihi budur. Gelirler; ziraatın, sanayiin ve zanaatın, madenlerin, ormanların, tüccar gemilerinin ilerlemesiyle ve çoğalmasıyla ve işlemesiyle artar». [14]
Hürriyet ve ittifak Fırkası Programı: «Teşebbüsat-ı şahsiyeye anz olan mevanii kül liyen izale (Madde 66)......... ecnebi sermayedarının memlekete duhûlünün teshil edilmesi (Madde 56)...» [13]
Bu düşünce ve davranışlar ortamındaki, Osmanlı imparatorluğunda sözü edilen kimi parelellikleri sıralamadan edemeyeceğiz :
1954-1886 1886-1896* 1896-1909** 1909-1914***
İstikraz sayısı
Bu istikraz ile parelellik gösteren şirket sayılarına da bir göz atalım :
1863-1908 1909-1914
Kurulan şirket sayısı
6 93
Görülüyor ki meşrutiyetle beraber şirketler yerden mantar bitercesine çoğalmıştır.
Tablo 5'den de görüleceği gibi, 1908 siyasi devriminden sonra ferman alan azınlıkların sayılarındaki artış belirgindir.
* 1874-1886 Düyunu umimiye Saltanatının Türkiye'ye yerleştirilmeye çalışıldığı yulardır. ** Finans-Kapital kesenin ağzını büzer. Çünkü Osmanlı Derebeyliğinin ödünçleri 13 milyar TL. idi. Dış Finans-Kapital alacağının garantisinin Abdülhamit olmasını pek de yerinde bulmuyordu. Alacak dediğin Milletin garantisinde olmalıydı. *** Nitekim öyle olur: Meclis açılınca istikraz kesesinin ağzı açılır.
göriişler
Tablo 5. Maden arama imtiyazlarının dağılımı (1870-1911) Maden ;Ferman!Iarutm: Dağılımı (Maden arama imtiyazları)
Türk
Azmlık
Yabanca
1870-1900
1900-1908
1908-1911
1900-1908 yılları arasında azınlıklara ferman verilmemiştir. «Maden kömürü üretimindeki paylaşımın da hesaplanabildiği 1909-1911 yıllan arasında yabancılar tüm maden üretiminin değer bakımından % 60-68'ini ellerinde bulundurmaktadırlar, öte yandan tüm maden üretiminde Türklere ait payın yine yaklaşık olarak beşte bir civarında olduğu görülmektedir [15]. Maden kömürü üretiminin ı% 50 den fazlası yabancıların elindedir. Maden istatistiklerine göre yabancılara ait üretim tek bir şirket tarafından yapılmaktadır : Ereğli Şirket-i Osmani. Üretiminin diğer yansı ise sayılan oldukça kalabalık türk ve azınlık üreticiler tarafından gerçekleştirilmektedir. -Maden kömürü üretiminde Türklerin payı yaklaşık olarak % 20 civannda değişmektedir. 1964 yılı başında yabancı sermaye yatırımlarının sanayi dallarına göre dağılımını incelediğimizde, maden çıkarma sanayiinde (toplamın % 7. l 'i) yabancı sermaye ya* tınmının toplam sermaye yatırımına oranı % 99'dur. Elektrik sanayiin de ise bu oran, % 62 dir [16]. Maden kömürü üretiminde yerli ve yabancı rekabetini anlatan bilim adamı A. Gündüz okçun, Osmanlı Meclis4 Mebusanın şirketler idare meclisi görünümünde olduğuna dair yerinde bir örneği de vermiş olmaktadır. Yani Meclis sermaye çevreleri temsilcilerince doldurulmuştur.
5. ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETiMiNDE SERMAYE BİRLEŞMESİ VE İŞBİRLİĞİ*
1927 de «Teşvik-i Sanayiden» yararlanan endüstri işletmesi 1509 iken 1932 de 1474, 1933 te 1397 adede düşmüştür. Altı yılda °/o 5,01 azalış...! 1929 büyük aksiyon (hisse senedi) lu, önemli endüstri merkezlerindeki şirket sayısı:
Endüstri Dalı
Şirket Sayısı
Dokuma Kimya Değirmencilik Metalürji ŞekerÇimento Enerji
8 6 4 4 2 (1932'de 4) 5 3
* Bu bölüm, Sayın A. Gündüz Okçun'ün «1923-1930 yıllan arasında Türk Anonim Şirketlerinde Yabancı Sermaye» adlı yapıtının bu konuya ilişkin kısmının bir özeti niteliğindedir.
5. l Elektrik enerjisi üretimi dalındaki şirketler:
Şirketleşmelerin biçiminin anonim şirket oluşandaki önemli nokta, anonim şirketlerin «temerküz» ve «yoğunlaşma» sürecinde hızlandırıcı rol oynamasıdır.
1920-1930 yılları arasında elektrik ve havagazı üretimi ile uğraşmak amacıyla kurulan 12 türk anonim şirketinden 7'sinin kurucusu ya da hissedarı arasında yabancılar bulunmaktadır. Bu şirketler : Tesisatı Elektrik TAŞ, Elektrik-Radyo Şirket-i Umumiyesi, istanbul Havagazı ve Elektrik ve Teşebbüsatı Sınaiye TAŞ, Ankara Elektrik TAŞ, Adana Elektrik TAŞ, Ankara Havagazı TAŞ. Bu yedi şirketin toplam sermayeleri tutan 6.100.000 TL. dır ve bu sermayenin 5.450.000 TL'sı ödenmiş bulunmaktadır.
Buna karşılık, aynı devre içinde elektrik üretimi amacıyla kurulup da kurucu, hissedar ve idare meclisi üyeleri arasında yabancılara rastlanmıyan dört türk anonim şirketi bulunmaktadır. Bu anonim şirketlerin adlan ve sermaye durumları aşağıda gösterilmiştir:
Aksaray Azm-i Milli TAŞ Malatya Teşebbüssat-. Sınai TAŞ Trabzon Elektrik TAŞ Kayseri ve Civan Elektrik TAŞ
Sermaye TL.
200.000 400.000 320.000 400.000
Ödenen TL.
200.000 159.610 207.750 400.000
Görülüyor ki yabancı sermayenin katıldığı veya hakim olduğu türk anonim şirketleri, tamamen yerli sermaye ile kurulan anonim şirketlere oranla daha güçlü durumdadırlar. Bu .arada, yerli sermayenin Aksaray, Malatya, Trabzon ve Kayseri gibi Anadolu şehirlerinde elektrik üretimi için yabancı sermayeli anonim şirketlerine oranla zayıf dahi olsa, anonim şirket halinde örgütlenmesinde büyük anlam vardır. Havagazı üretimi ile ilgili olarak, incelediğimiz devre içinde, yerli sermayenin Anadolu şehirlerinde aynı biçimde örgütlenmediğini görüyoruz. Yabancı sermayenin durumunu aşağıdaki örneklerde kolaylıkla inceleyebiliriz:
1. Ankara Elektrik TAŞ :
Kuruluşu 1928, Merkezi Ankara,. Amacı Ankarada elektrik tesisine dair ve Nafıa Vekaleti ile «Stetiner-Chamette-Fabrik AĞ, vormals Didier, Berlin» arasında akdolunan imtiyaz sözleşmesinden doğan her türlü menfaatleri taahütleri yerine getirmektir.
Sermayesi; tamamı ödenmiş 1.500.00 TL.sı dır. 1931 yılında yenilenen idare meclisinde üye olanlar: Ruşen Bey, Zeki Paşa, Arif Hikmet Bey, Gehreimrat Fellinger, Von Rieben, Dr. Bittrick ve Dr. Siegel'dir.
1932 yılında yapılan hissedarlar genel kurulu toplantısında temsil olunan hisselerin dağılımı şöyledir:
Stetiner - Chamette - Fabrik A G vormals
Didier, Berlin, (Vekili Herr Rath)
Elektrizitnts - Lieferung - Gesellschaft,
Berlin (Vekili Herr Weinholt)
Herz Zwez
Herr Beller
Herr Roth
Herr Weinholt
Herr Süleyman
Herr Selman
Zeki Paşa
Mümtaz Bey
Arif Hikmet Bey
Fahri Bey
Ruşen Bey
4.000
4.000 1.000 1.000 1.000 1.000 1.000
650 150 150 150 150 150 14.400
Görüldüğü gibi, bu şirket T.C. Hükümetinin vermiş olduğu bir imtiyaz üzerine alman sermayedarlarla A.E.G. Türk Anonim Şirket-i Umumiyesi Grubu tarafından kurulmuştur. A.E.G. Türk Anonim Elektrik Şirketi Umumiyesi «Türk» şirketi olarak herhangi bir hisseye sahip değildir. 1932 yılında yapılan hissedarlar genel kurul toplantısında temsil olunan hisselerin % 98,91'i alman sermayedarlarına ait. tir. 30 Mayıs 1941 tarihinde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak sayın Taner Timur'un millileştirilmelerle ilgili olarak» böylece Türkiye'de yarı-sömürgecilik kalıntısı şirketler giderek temizlenmiş» yargısına katılmak pek jriümkün görülmemektedir. Gerçekten adı geçen millileştirmeler devletçiliğimizin «KaPÎTALÎST FlDELÎöî» oluşunun bir belgesi sayılabilir: Verimsizleşen ve zarara yönelen şirketler devletçiliğimize yüksek fiyatla aktarılmaktadır. Nitekim Ankara Elektrik TAŞ'nin millileştirilmesi üzerinden 2 yıl gecmiyecek, 30 Mayıs 1941 tarihinde şirketin- feshine ve tasfiyesinekarar verilecektir.
2. Ankara Havagazı TAŞ :
Kuruluş tarihi 1928, Merkezi Ankara, kurucular:
Ankara şehri havagazı imtiyazı sahibi Stettiner-Chamette-Fabrik A G, vormals Didier, Berlin, Vekili Dr. Max Bittrick: A.E.G. Türk Anonim Elektrik Şirket-i Umu. miyesi: Berlinde yerleşik Dr. Egon Von Ricben, Berlinde yerleşik Geheimret Fellinger, istanbul'da yerleşik Danyal Burla efendidir. Şirketin amacı: Stettiner-Chamette-Fabrik A G Vekili Dr. Bittrick'e ihale olunan havagazı tenviratı hakkındaki imtiyazı işletmek ve imtiyaz sahibinin yerine geçerek söz konusu imtiyaz sözleşmesinden doğan hak ve borçlan devralmaktır. 1.500.000 TL. olan sermayesinin tamamı ödenmiştir. 1933 yılında yapılan hissedarlar genel kurul toplantısında temsil olunan hisselerin dağılımı şöyledir : _
S.C. Fabrik A G adına Herr Roth E.L.G. adına Herr Weinholt Herr Gossel Herr Roth Herr Geyer Herr Zwew Herr Weinholt Herr Süleyman Ruşen Bey Fahri Bey Arif Hikmet Bey Mümtaz Bey Zeki Paşa
4.000 4.000 1.000 1.000 1.000 1.000 1.000
150 150 150 150 150 150
14.750
Görülüyor ki, bu genel kurulda temsil olunan hisselerin % 94.91'i alman sermayedarlara ve ancak % 5.08'i türk vatandaşlarına aittir. Şirketin ilk idare meclisi üyeleri A.E.G. Türk Anonim Elektrik Şirket'i Umumiyesi adına ismail Bey, Mühendis Burla Efendi ve alman sermayedarlar adına Fellinger'dir. 1930 yılında ise idare meclisi üyeleri şöyledir. Ali Ruşen Bey (Birinci Reis) Geheimrat Fellinger (ikinci Reis), Dr. Egon, Dr. Max. Mümtaz Bey, Zeki Paşa'dır. Millileştirme konusunda sayın Taner Timur'a eleştirimizi haklı çıkaran bir durum, bu şirket için de vardır. Şirketin millileştirilmesinden 2 yıl sonra şirket tesfiye edilmiştir. «Şirketin hisse senetleri 3688 sayılı kanun uyarınca hükümet tarafından satın alınmış ve 30 Mayıs 1941 tarihinde Şirketin tasfiyesine karar verilmiştir.
«Yabancılar kömür ve diğer madenleri işletme sahalarında ve demiryollarıyla, elektrik tesislerinde bir takım imtiyazlara sahip bulunuyorlardı. Fakat bu teşebbüslerin büyük kısmı memleketin ağır gidişine ayak uydurarak verimsiz bir şekilde işletiliyor.»[12] diyen batılı akıl hocası Mister Thornburg, millileştirmenin bu yönünü pek açık seçikçe ve bizi «desteklerctesine» anlatmaktadır.
3. Adana Elektrik T.A.Ş.: 15 Mayıs 1929 tarihli Bakanlar Kurulu karan üzerine, A.E.G. Türk Anonim Elektrik Şirket-i Umumiyesi, Gad Franko Milaslı, Meclis'i Umumi-i Vilâyet üyelerinden ismail Hakkı Bey, Danyal Burla efendi ve A.E.G. Türk Anonim Elektrik Şirket-i Umumiyesi müdürü Monsieur Joffe tarafından kurulmuştur.
idare merkezi Istanbuldadır". Şirketin amacı T. C. Nafia Vekâleti ile akdolunan sözleşme uyarınca merkezi Berlinde bulunan E.L.G. Şirketine devredilmiş olan Adana şehri 'elektrik cereyan ve tenviratı hakkındaki imtiyazı işletmek ve imtiyaz sahibi yerine geçerek söz konusu sözleşmeden doğan hertürlü menfaat ve taahhüdü deruhte eylemektir. Şirketin sermayesi tamamen ödenmiş olan 1.000.000 TL.'dır. Kurucular tarafından taahhüt edilen hisselerin dağılımı şöyledir:
TL.
A.E.G. Türk A.Ş. Umumiyesi Gad Franko Milaslı ismail Hakkı Bey Danyal Burla Efendi Monsieur Joffe
8.000 1.000
300 600 100
10.000
800.000 100.000 30.000 60.000 10.000
1.000.000
E.L.G. Berlin Şirketi Adana elektrik imtiyazını, Adana Belediyesinden sermayesi 500.000 TL.'den az olmamak üzerfe bir Türk anonim şirketinin kurulması ve imtiyazın bu şirkete devredilmesi kaydı ile almıştır. Adana Elektrik T.A.Ş.'nin A.E. G. Türk Anonim Şirket-i Umumiyesi grubu tarafından kurulduğu kayıtlarda gösterilmesine rağmen gerçekte şirketin sermayesine E.L.G. hakimdir. Adana Elektrik T.A.Ş., bütün tesislerim' E.L.G. Şirketine yaptırmıştır. 1929-1939 yıllan arasında Adanadaki iktisadi durum, nedeniyle her yıl zarar eden Adana Elektrik T. A.Ş.'nin zararları, E.L.G. Berlin Şirketi tarafından karşılanmıştır. A.E.G. Türk Anonim Elektrik Şirket-i Umumiyesi, burada bir önceki örnekte de görüldüğü gibi tamamen paravana olarak hareket etmektedir.
31 Mart 1934 tarihli genel kurul toplantısında temsil olunan hisselerin dağılımı oldukça farklı bir görünümdedir. Gerçekten bu toplantıda temsil olunan 990.000 TL. lık hisse senedinin sadece % 39'u yabancılara ve geri kalan % 60, 61'i de Türk vatandaşlanna ait olduğu görünmektedir. Aynı devre içinde Adana Elektrik Şirketinin yıllık zararlarının E.L.G. tarafından karşılandığı düşünülerek aşağıya çıkarmış olduğumuz bu dağılımın muvazaalı olduğu söylenebilir:
Hisse (TL)
Dr. E. Wogt Dr. Blumenstein Dr. Budenberg Burhanettin Bey Galip Kemali Bey Fevzi Bey Mecdi Bey Nebil Bey
100.000 150.000 140.000 150.000 100.000 150.000 100.000 100.000
990.000
Bu şirket 7 Temmuz 1939 ve 3888 sayılı kanunla hükümet tarafından satın alınmıştır. 1942 yılında da 4325 sayılı kanunla tasfiye edilmiştir. 1923-1930'da kurulmuş bulunan anonim şirketlerin denetledikleri sermaye ve şirketler aşağıda gösterilmiştir :
Yatırdığı hisse (TL)
Adrien Biliot 482.000
G. Ralli
200.000
Novberto Scharr 100.000
Pierre Mole
1.915.000
Antoin Pios
7.000
E. Nari
270.000
29.741.000
Kontrol ettiği hisse (TL) 11.310.000
2.750.000 3260.000 6.700.000 1.200.000 2.200.000
27.920.000
Yatırdığı sermaye (%) 16,20
6,75 3,30 62,25 0,25 11,25
100.00
Kont. ettiği sermaye (%) '
41,8
9,85 12,35 24 2,5 8
Cumhuriyette, 1930 yılına kadar kurulmuş bulunan şirketlerden yerli kişilerinin bazılarının yatırımları denetledikleri sermaye ve % si:
E. Servet C. Bayar N. Molla
34.800 1.200
2.950.000 14.850.000 3.300.000
5,3
26,8
0,22
Görülüyor ki 6 yabancı şahıs o dönemde kurulmuş 70 anonim şirketten 46 sında yönetici, 24 ünde ise yatırımcı durumundadırlar. Yani yabancılar, şirketlerin % 70 inde yönetici ve % 35 inde yatırımcı durumundadır. Diğer taraftan 3 milyon TL.'lık yatırımla 20 milyon TL.'lik bir sermayeye hükmetmektedirler. Aynı şekilde 13 girişimcimiz 82 şirketten 23'ünde yatırımcı, 59'unda yönetici durumundadır. Bu yerli girişimcilerimiz yatırdıkları l milyon TL.'ye karşılık elli altı milyon TL.' ye diş geçirmektedirler. Topllam olarak 19 kişilik, 23 şirkette yatırılan 4 milyon TL. ile 74 milyon TL.'lik bir sermayeyi denetlemektedirler. Bunların tahakkümünü sadece 105 şirket üzerinde değil, tüm Türk ekonomi ve politikası üzerinde etkin bir biçimde sürmüş ve sürmektedir. 1920-1930 yılları arasında yerli ve yabancı sermayelerle kurulan şirketler içinde elektrik ve havagazı üretimi ile ilgili olanların sayısı 7'si yabancı olmak üzere 12'dir. 1927 sanayi sayımına göre 65245 işletme içinde istihraç sanayiinde 556 işletme, elektrik sanayiinde 90 işletme sayılmıştır. Çalışanlar bakımından durum şöyledir : 256885 kişilik toplam çalışanlar içinde, istihraç sanayiinde 18932, elektrik malzemesi sanayinde ise 1350 kişi. Ayrıca 1930 yılına kadar kurulmuş şirketlerde yatırımcı ve yönetici durumunda bulunanları araştırmak oldukça ilginç tespitlere yol açabilecektir.
5.2 Şirketlerdeki yatırımcı ve yönetici durumu:
1929 yılında toplam 166 şirketin % 80,12 si yerli şirket niteliğindedir. Yerli şirketlerin % 47,37 si toplam sermayenin °/o 74'36'sını elinde tutuyor. Fakat bu şirketlerin yönetim kurullarında görev alan 625 kişiden 181'i yabancı uyrukludur. Aynı yılda 25 tane ulusal sermayeli sanayi ve maden şirketi var. Bunlann yönetim kurulu üyelerinden 20 si milletvekilidir. Bankalarımızda durum başka değildir. Ulusal 38 bankanın yönetim kurulunda 31 milletvekili vardır. Yalnızca îş Bankası'ntlektrik Mühendisliği 199
da milletvekili yönetici sayısı 13'dür. iş Bankası Yönetim Kurulu küçük bir Millet Meclisi durumundadır. 1970'lerde Türkiye'nin durumu nasıldır? 792 büyük ticaret kodamanı, 145 ulaştırma kodamanı ile haberleşme kodamım, 566 hizmet kodamanı ve 1805 sanayi kodamanı, 588 büyük arazi ve mülk kodamanı olmak üzere 3798 kişi Türkiye'nin ekonomisine ve politikasına hükmetmektedir.
53 AET Ülkelerinde durum
Bu konuda AET ülkelerine ait işletmelerin kendi ülkeleri dışında yapmış oldukları birleşmeleri toplu halde göstermek için şu tabloyu gözden geçirmekte fayda vardır : [17]
Yabana Ortak Sayısı
Almanya A.B.D. Fransa îtalya Belçika Hollanda ingiltere isviçre Avusturya Diğerleri
Almanya Fransa
__ 102
—
34 . 41
44 42 11 — 20 32 4 2 3
İtalya
71 41
— 11 11 42 13
4 13
57 19
9 26
53 13
4 14
Tablonun incelenmesinden çıkan sonuca göre Batı Alman firmaları dış ülkelerdeki işletmelerle işbirliğine gitmekte başta gelmektedirler, işbirliği yaptıkları ülkelerin başında ise A.B.D. ve Fransa gelmektedir. Almanya'yı Fransa takip etmektedir ki onun da işbirliği yaptığı ülkeler arasında Almanya ve A.B.D. başta gelmektedir. Bu işbirliğinin sektörlere göre dağılımını incelersek en fazla işbirliği olan sanayii kollan başta kimya, makina olmak üzere elektrikli âletler sanayidir [17] :
Elektrikli âletler San. Birleşmeler
Almanya 52
Fransa İtalya
:
Belçika 14
Hollanda 17
A.E.T. Toplam
Toplam birleşme
yüzdesi
% 6.35
% 7.7 % 8.0 % 10.4 % 9.2 !%'7.57
Almanya içinde de önemli birleşme hareketleri görülmektedir, örneğin Siemens firması ile A.E.G. Telefonken grubu arasında türbin ve elektrik santrallan imâlatı ile ilgili bir anlaşma olmuştur. Meydana gelen bu yeni grup bu konudaki Bata Dünyası üretiminin % 10'unu gerçekleştirecektir, ikinci bir AEG-Telefunken-Siemens grubu ise transformatör yapımında birleşmiştir ve Batı üretiminin % 5 ini gerçekleştirecektir.
Elektrikli ve Elektronik Aletler Sanayii [17]
Firma Adı
Philips Generale Delectricite Upo Tachomteter Werke Continentale Edison Arçelik Profilo Sanayii Türk Philips San. A. Ş. Türk General Elek. End. A. Ş.
Milliyeti
Fransa Almanya Fransa Türk . Türk Türk. Türk
İşletmelerin Sektörde işgal ettikleri sıra
1.
5. 50. 100.
1. 2. 3. 4.
YdLk Ciroları (Dolar)
2.365.000 907.200 62.000 26.800 24.736 11.178 7.022 4.147
Çalıştırılan isçi gruplarına göne imalât Sanayiinde işletmeler [17]
Sektörler
Elek. Makinel. 28 37 33 Genel Toplam 1771 1467 1234
o
155 2.6 100
59 93 65 5925
22 16 626 434
1963 yılında Türk Sanayiinde (kamu, tüzel) 51 işçiden daha çok işçi çalıştıran işletmelerin genel sanayii içindeki paylan yalnızca % 13.9 (51'd'en az çalıştıranlar % 86.1) 100'denfazla çalıştıranların ise % 6.6'dır. Bu oran çalıştırılan işçi sayısı 1000'e yaklaştıkça % l'e kadar inmektedir.
6. ELEKTRİK MALZEME VE CİHAZLARI İMALAT SANAYİ
«1972 ve 1977 yıllarındaki kalkınma düzeyinin diğer bazı kalkınmış ülkelerin hangi yıllardaki durumlarına tekabül ettiği ve 5 yılda sağlanacak gelişmeyi diğer ülkelerin kaç yılda gerçekleştirdikleri de şöyle özetlenebilir [18] :
Türkiye ingiltere A.B.D. Almanya
5 yıl 35yü 25 yd 21 yd
Aslında bizim 5 yılda alacağımız kalkınma yolunun, îngiltere, Amerika ve Almanya tarafından 30 yılda değil hiç değilse bir 300 yılda alındığını bilmekte yarar vardır.
İşte bu yüzden elin bizden 60 katı fazla sürede aldığı yolu zamanı 60 kat küçült, meye veya yukarıdaki tabloyu esas olarak 7 kat küçültmeye kalkıştığımızda 27 Mayıs tepkileriyle karşılaşıvermişizdir. Az gelişmiş ülkelerde, sermaye birikiminin bu denli kısa süreye sığdırılmaya çalışılması sosyal patlamalara neden olmaktadır. Tüketim esnekliğinin gerektirdiği teknolojik düzey - üretilen mal ve ithalat ihracat oranı bakanından - Türkiye'de imalat sanayii biri birinden çok farklı alt üretim kesimlerinden oluşmaktadır. Bu alt kesimlerin imalat sanayi bütünü içindeki payları, değişim süreleri, değişiklikleri, toplu milli gelirin bileşimindeki değişme gibi, evrensel bir nitelik taşımaktadır {19]. Yan imalat sanayinin gelişimi ve durumu niteliksel bir benzeşme göstermektedir.
1950-1963 döneminde alt üretim kesimlerinde gözlenen nispi pay artışı makina -ve elektrik makineleri alt kesiminde görülmemektedir. BBYP döneminde de bu alt kesimde yatırımlar da öngörülenin altında gerçekleşmiştir. (% 11,1 öngörülmesine rağmen % 5.0 oranında gerçekleşmiştir yatırımlar). Tüketim esnekliği kat sayısı en yüksek olduğu halde, bu alt kesim nisbi payı beklenen oranda artmamıştır. Çünkü yurt içi arzının yarısı ithalatla karşılanmaktadır. Makine ve elektrik makinalan imalat sanayi'nin marjinal kârlılığı en yüksek alt kesimler arasında olduğu göz önüne alınırsa, tatlı kârların kimlere bırakıldığı daha iyi anlaşılır. 1963 sanayi sayımına göre elektrik makinaları sanayinde katma değerin % 99,3'ü özel kesimde yatırılmakta, yani kamu kesiminin hiç üretimi bulunmamaktadır. [19]
1966 yılında toplam 3262 firmanın ancak 72 tanesi elektrik makinalan imalatında bulunuyor. 72 firmadan 71'i özel sektöre, biri ise kamu kesimine aittir, îstanbulda imalat yapan 2967 iş yerinden 56'sı elektrik makinalan alt kesimiyle ilgilidir, istanbul'daki 2967 iş yerinden 1367'si büyük iş yeri olup, bunların içinde elektrik makinalan alt kesimine ait 34 iş yeri vardır. Türk imalat sektöründe 1966 'yılında firma başına ortalama 126 kişi çalışırken, elektrik makinalan imalat sanayiinde 118 işçi çalışmaktadır. 1966 yılında imalat sanayiinin 20 alt sektöründe firma başına üretim 10.400.000 Tl. iken, elektrik makinalan imalat sanayinde 9.400.000Tl.dır. imalat sanayiinde ise 3262 iş yeri içinde 1000 ve daha fazla işçi çalıştıran iş yeri sayısı 70 olup, bu iş yerleri toplam üretimin % 24,87'sini ve dş yeri sayısının ı% 2,15 ini teşkil eder. Elektrik makinalan alt sektöründe 1000 ve daha fazla işçi çalıştıran iş yeri yoktur. {20] Bu ayrıntı için yapılan araştırmalarda aynı ölçekler ve yöntemler kullanılmadığı için araştırma bolluğu durumu anlamağa engel olabilmektedir. Nitekim EMO 3. Teknik Kongresine Bülent Haykı ve arkadaşlarının sunduğu tebliğde bizim bulduğumuz rakamlara rastlayamadık. Elektrik malzeme ve çit hazlan imalatı sanayiinde 198 firma faaliyet göstermekte ve 11840 personel çalıştınlmaktadır. Bu firmaların 40 adedinin sermayesi l milyonun üzerinde, 30 adedinin 500.000 - l milyon, 31 adedinin 250 bin - 500 bin, 39'u 100 bin - 250 bin, 28'i 50 bin - 100 bin TL arasında ve 20 adedinin sermayesi de 50 bin'in altındadır. 14 vilayete dağılmış fabrikaların 150'si istanbul'da, 24'ü izmir'de 11'i Ankara'da olup, Bursa ve Kayseri'de 2, Aydın, Balıkesir, Denizli, Eskişehir, Gaziantep, içel, KocaeM, Kon. ya ve Zonguldak'ta birer tanedir. Elektrik makina cihaz ve malzemesi montaj sanayii alanında faaliyet gösteren firmalar sayısı aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir:
görüşler ____________________________________________________________
Montaj Kolu
Radyo Elektrik Cihazları Ev Tipi Buzdolabı Ticari Buzdolabı Pikap Ses alma cihazı Elektrikli Traş Makinası Elektrik Süpürgesi Telefon Santralı
Firma Sayısı
7. ENERJİ SEKTÖRÜ VE SOSYO-EKONOMİK İLİŞKİLER
Avusturya'da 1959 yılı itibariyle kamu kuruluşlarının Avusturya millî hasılasındaki yeri: Sanayi % 28, Elektrik-Gaz-Su % 87'dir.
Elektrik üretiminde iktisadi devlet teşekküllerinin payı % 83,1 'dir'
Fransa'da 1963 yılında kamu iktisadi kuruluşları enerji, ulaştırma ve haberleşme, bankalar ve sigortalar, yayın imalat sanayii kesimlerinden oluşur. 1958 yılı kamu yatırımlarının % 50 si enerji kesimine yapılmıştır. [21] Fransa'da Colbert kanunları ünlülüğünde şirket kılıflı DEVLETÇiLiK-Merkantilizm geleneği _ günümüzde fransız tekelci sermayesinin uluslararası tekelci sermayesine karşı güvencesini sağlama görevini üstlenmiş durumdadır.
Avusturya ve Fransa'da sabit yatırım masraflarında ucuzluk getiren bu işleyiş, elektrik üretimi bakımından, Türkiye durumunun önceden 'yaşanmış bir örneğidir. «Endüstrice daha gelişkin ülke, daha az gelişkin olana kendi gelecekteki tasvirini göstermekten başka birşey yapmaz.»
Türkiye'de, 1935'te Etibank'ın enerji ve madencilik alanında devlet holdingi olarak kurulması ile iktisadi Devlet Teşebbüsleri sistemi ortaya çıkmıştır. Sümerbank, Etibank gelişerek Karabük Demir Çelik, SEKA ve TKl'yi yavrulamıştır. 19501960 döneminde özel teşebbüsten yana olan DP iktidarının iDT'ni bir anlamda, hızla büyütüp çeşitlendirmesi ilginç bir olaydır.
1969 yılı üretim sektörleri itibariyle (1961 = 100) Türkiye MiHi Geliri şu görünümde dir:
Piyasa Fiyatları GSMH Sanayii inşaat Ulaştırma Ziraat Diğerleri
90.078.000.000 TL.
15.897.000.000 TL.
5.400.000.000 TL.
•
6.127.000.000 TL.
24.208.800.000 TL.
38.445.100.000 TL.
nüfus başına düşen Elektrik, Su ve Ha-
Tablo 6. İllere bölünmüş yurt içi gelirinde Nüfus ba-Yıllık gelirin sına düsen
vagazı gelirlerinin dağılımı
elektrik, su, elektrik su, havagazı
Elektrik, Su Hava- Toplam
havagazı
İller
gazı (Bin TL.) yıllık gelir Nüfus gelirine oranı
geliri
Adana
1 7.808,64 2.145.425,04 902.715
1/275
8,65
Adıyaman 2
Afyon
Ağrı
Amasya 5
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir 10
Bilecik 11
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur 15
Bursa
Çanakkale 17
Çankırı 18
Çorum 19
Denizli 20
Diyarbakır 21
Edirne 22
Elâzığ
Erzincan 24
Erzurum 25
Eskişehir 26
Gaziantep 27
478,08 2.948,16
318,72 159,36 61.154,40 5.378,40 756,96 5.816,64 7.569,60 1.175,52 159,36 557,76 1.992,00 1.314.72 10.438,08 2.748,90 876,40 1.872,48 2.310.72
3.346,56
2.191,20
8.127,36
1.513,92
4.063,68
6.892,32
6.254,88
285.229,71 735.114,01 242.606,19 493.063,40 5.873.659,10 882282,03 245.984,40 1.024.671,92 1.371.451,70 225.345,57 111.909,11 157.655,41 632.906,01 335.859,03 1.638.059,40 645.390,63 328.938,89 694.580,74 693.811,07
534.400,07
616,097,89
647.505,65
385.518,86
751.795,46
951.242,77
787,620,25
267.288 502.248 246.961
1.644.302 486.910 210.065 524.918 708.342
150.521 154.069 383.939 194.950 755.504 350.3İ7 250.706 485:567 463.369 475.916 303.234 322.727 258.586 628.001 415.101 511.026
1/597 1/241 1/3100
1/93 1/164 1/324 1/176 1/178
1/705 1/283 1/312 1/255 1/157 1/235 1/287 1/371 1/300 1/155 1/282 1/79 1/257 1/185 1/138 1/125
1,79 5,87 0,55
3730 11,00 3,60 11,00 10,70
1,06 3,62 3,10 6,75 13,75 7,85 3,52 3,86 5,00 7,04 7,24 25,20 5,86 6,47 16,60 12,30
Giresun 28 1.354,56
Gümüşhane 29 557,76
Hakkâri 30 79,68
Hatay
31 5.577,60
İsparta 32 1.673,28
tçel
33 7.171,20
istanbul 34 101.910,72
îzmir
35 28.923,84
382.998,54 309.429,46 89.295,98 795.670,06
425.040,41 1.117.798,68 13.412.934,63 4.300.514,15
428.015 262.731 83.937 506.154
266.240 511.273 2.293.823 1.234.667
1/282
3,16
1/555
2,16
1/1115
0,095
1/145
10,90
1/252
6,28
1/155
14,00
1/133 1/149
44,10 12,55
Kars
36 1.354,56
817.207,68 606.313 1/603
2,20
Kastamon 37 2.390,40
530.490,82 441.638 1/222
5,42
Kayseri 38 5.537,76 1.217.629,17 536.206 1/220
10,30
Kırklareli 39 2.350,56
540.845,96 258.386 1/230 •
9,12
Kırşehir 40 1.832,64
317.434,11
196.836 1/173
9,25
Kocaeli 41 - 3.705,12 1.151.016,85 335.518 1/310
11.00
Konya 42 6.454,08 2.557.174,73 1.122.622 1/396
5,71
Kütahya 43 9.720,96
701.508,61 398.081 1/72
24,40
Malatya Manisa Maraş
44 2.509,92 45 11.832,45 46 1.832,64
602.215,21 1.518.452,85
589.532,40
452.624 748.545 438.423
1/232 1/130 1/320
5,55 15.70 4.17
Mardin 47 1.474,08
495.089,17 397.880 1/337
3.71
Muğla
48 1.872,48
540.894,64 334.973 1/289
5.78
Muş
227.265,17 198.716 1/830
1,41
Nevşfehir 50 1.155,36
369.589,16 203.316 1/319
5,66
Niğde
51 1.792,80
675.622,14 362.444 1/377
4.95
Ordu
52 1.832,64
528.811,38 543.863 1/290
3,38
Rize
53 1.633,44
542.770,84 281.099 1/331
5,81
Sakarya 54 4.103,53 Samsun 55 4.740,96
729.922,04 1.094.935,53
404.078 755,946
1/175 1/232
10,15 6,28
Siirt
56 1.035,84
511.338,79 264.832 1/497
3,90 '
Sinop
57 1.075,68
265.326,20 266.069 1/470
4.02
Sivas
58 3.147,36
991.450,89 705.186 1/310
4,46
Tekirdağ 59 2.709,12
571.998,26 287.381 1/210
9,43
Tokat
60 3.545,76
742.793,77 495.352 1/210
7,14
Trabzon 61 3.107,52
701.043,47 595.782 1/226
5,21
Tunceli 62
124.796,29 154.175 1/865
1,87
Urfa
63 2.350,56
776.213,11 450.798 1/330
5,22
Uşak
64 1.274,88
286.108,94 100.536 1/210
6,78
Van
346.957,06 266.840 1/620
2,09
Yozgat 66
Zonguldak 67 13.346,40
566.464,81 2.455.645,78
437.883 650.197
1/1015 1/184
1,27 20,50
Toplam 1/178
Kaynak: Tuncay Bulutay — Hasan Ersel; «Türkiye Milli Gelirinin îller, imalât Sanayii Gelirinin Ücret ve Kâr Arasında Bölünüşü Üzerinde Bir Deneme», SBF Dergisi, Aralık 1969, no. 4, s. 244-268. Tablo I'den yararlandık.
Elektrik Mühendisliği
8. YURTiÇi GELİRİNDE ELEKTRiK, HAVAGAZI, SU PAYI, İLE KENTLEŞME ve SOSYO . EKONOMİK GELİŞME İLİŞKİLERİ
Gerçekten kentleşme oranlan, kent nüfusunun artış oranlan, sosyo-ekonomik gelişimi ile elektrik, havagazı, suya ait yurt içi gelir artışı paralelliği tartışma götürmez biçimde açık seçik ortadadır.
Tablo 6'dan yararlanarak illere bölünmüş yurt içi geliri incelenince nüfus başına elektrik, havagazı, su geliri, sıfır ile 4,99 TL olan iller grubunda 24 il vardır. Bu grubun en yüksek nüfuslu ili 705.186 ile Sivas, en düşük nüfuzlu ili 83939 kişi ile Hakkari'dir. Nüfus başına elektrik, havagazı, su geliri 5-9, 99 TL. olan iller grubunda 25 il vardır. Bunlar arasında en kalabalık nüfuslu il Konya, en düşük nüfuslu il Bilecik'tir. Nüfus başına E.S.H. - geliri 10-9, 99 TL. olan grupta 13 il vardır. Bu gelirler arasında izmir ve Kocaeli bulunmaktadır. Bu tür gelirleri 20 TL ve üstünde olan şehir sayısı da 13 olup, istanbul Elazığ şehirleri de bu gruba girmektedir. Görüldüğü gibi nüfusu fazla ve sınai gelişmişlik düzeyi yüksek olan illerde nüfus başına düşen elektrik, havagazı su gelirleri yüksek olmaktadır.
8.1 Tefeci . Bezirgan ekonomisinin işleyişi
Sarası gelmişken Türkiyede tefeci bezirgan ekonominin işleyişini gözler önüne serebilecek bir örneği, L.P.G.'nin tüplerle satılmasına da değinelim. Teknolojik açıdan kaynak israfı, sosyal açıdan gaz tüpü dağıtım şebekeleri ile gizli işsizlik şişkinliği yaratan gaz üretici şirketlerin kuyruğuna takılı küçük teşebbüslerin kendilerinin de yakındığı bir duruma değinelim.
LPG., bütan ve propandan meydana gelmiş olup aynı birimdeki havagazsına göre 7 kat, doğal gaza oranla 2 kat fazla ısı içermektedir, l kg., LPG'de 15 kWh'lık elektrik enerjisinin vereceği ısı enerjisi vardır. Yakış verimliliği açısından l kg., LPG, 8-10 kg. oduna eşittir.
Türkiye'de, LPG'nin tarihçesi pek yenidir.llk LPG üretimi 1961 yılında 1PRAŞ rafinerisi tarafından yapılmıştır. Bu ilk ürün ülkede tüketilmediği için ihraç edilmiştir. Daha sonra arz ve talep dengelenmiştir.
Sektörün ortalama artış hızı °/o 79 olup, 1967 yılında 300 bin LPG abonesi vardır: Yaklaşık olarak nüfusun % 20'si LPG kullanılmaktadır.
Ülkemizde nüfusun büyük çoğunluğunun küçük yerleşme birimlerinde oturduğu bir gerçektir. Bu nedenle de köye giren ve kendini kabul ettiren bir maddenin tüketiminin artması doğaldır. LPG için de bu böyle olmuştur. Nitekim 1969 yılında yerli kaynakların tam kapasite ile çalıştırılmasına rağmen 70.000 ton LPG ithal edilmiştir.
LPG'nin arzında en önemli yeri dağıtım almaktadır. 1962'den buyana dağıtımla ilgilenen 12 şirket gelişmiştir. Örneğin petrol sektöründe çalışan TPAO'da bu konuda girişimlerde bulunmuştur. LPG piyasasının yeni oluşmaya başlamış olması TPAO'ya bir hareket serbestisi sağlamıştır. Bu konuda başlangıçtaki olumlu girişimler çıkarcı çevrelerce daha sonraları kösteklenmiştir.
Bu sektördeki gelişim, diğer sektörlere oranla daha farklıdır. Bunun nedeni, fi-nanskapitalin kırsal bölgelerde kolayca işbirliği yapabileceği çevreleri bulunma* sidir. Her kasaba ve köyde tefeci-bezirgan zümresi, bu şirketlerin satıcılığını ve bayiliğini yapmaktadır. Böylelikle finans-kapital ufak yüzdelerle geniş kırsal bölgeleri denetimi altında tutabilmektedir.
9. GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİNDE ENERJi SORUNU*
Toplumumuzun sosyo-ekonomik kalkınmasında gittikçe artan bir 'enerjiye ihtiyacı vardır. Bu sorunun çözümlenmesi durumuyla karşı karşıyayız. Sanayileşme zorunluğunun kaçınılmazlığı güvenilir sağlam ve özkaynaklara dayak bir enerji politikasını gerektirmektedir. Ayrıca ulusumuzun içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve politik bunalımların yoğunlaştığı şu günlerde, enerji üretiminin güvenirliğinin ve yetersizliğinin tartışılması bir kat daha önem kazanmaktadır.
Sanayi sektöründe enerjinin yatsınamaz öneminin yanı sıra tarım sektörünün de sanayileşme gereğine yönelik çabalar enerji üretiminin artırılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Kanımızca bu ölçüde bir kalkınmanın gerçekleşebilmesi enerji üretiminin arttırılmasına bağlıdır.
Dünyada enerji üretiminde kömür, petrol, su nükleer en'erji, doğal gaz, bitümlü şistler/ jteotermali .rüzgar, güneş, gel-git kaynaklan kullanılmaktadır. Bu sayılan kaynaklar birincil enerji kaynaklan olup, doğrudan veya ikincil enerji biçimine dönüştürülerek kullanılır.
Bugün ülkemizde linyit, taş kömürü, petrol ürünleri ve hidrolik enerji ticari; odun ve tezek ticari olmayan tenerji grubunda tanımlanmak üzere altı tür birincil enerji kaynağı kullanılmaktadır.
Çağımızda kalkınmanın ölçütlerinden bir tanesi de kişi başına düşen genel enerji ile elektrik enerjisi tüketimi olduğunu daha önce belirtmiştik.
Kişi basma tüketilen genel enerji (kg)*
2200 .
* Taş kömürü eş değeri olarak
Kişi basma tüketilen elektrik enerjisi (kWh)
Yukarıdaki göstergeler Türkiye'de ve dünyada ortalama olarak kişi başına düşen genel enerji ve elektrik enerjisi tüketimlerinin değerleri verilmektedir. Görüleceği gibi ülkemiz dünya standardlarının çok altında bulunmaktadır.
* Bu bölümün hazırlanmasında EMO yayınlarından geniş ölçüde yararlandık.
Elekfrik Mühendisliği 199
Günümüz Türkiye'sinde toplam enerji tüketimi 23.500 ton petrol eşd'eğerindedir. Bu kadar petrol (eşdeğerine ulaşabilmek için aşağıdaki tabloda gösterilen kaynaklar kullanılmaktadır:
Enerji üretiminde birincil enerji kaynaklarının tüketimi:
Taş kömürü Linyit Petrol ürünleri Hidrolik Enerji (GWh) Odun ' Tezek
3810 2979 2491 1124 13700 12705
4337 4618 5298 2382 12831 13849
4806 6500 9905 3397 12800 14286
Ayrıca görüleceği gibi ticari olmayan birincil enerji kaynaklarının enerji üretimindeki paylan hala % 31,2 gibi yüksek değerlerde seyretmektedir. Enerji üretiminde odunun kullanılması ülke ekonomisine iki başk bir zarar vermektedir, îlk olarak tarım ekonomisine olan kötü etkisini sayabiliriz, ikinci olarak da odun önemli bir sanayi hammaddesidir. Enerji üretiminde payı arttıkça sınaî hammaddesi olarak yararlanma olanağı kısıtlanmış olmaktadır.
Dünya ülkeleri gübrelerini toprağa vermekte, yurdumuzda ise yakıt olarak kullanılmaktadır. Bu tür uygulama her sene 2 milyar TL'lık bir zarara neden olmaktadır, tthal petrolün ve gayri ticari enerji kaynaklarının toplam enerji tüketimindeki payı % 60 dolayındadır. Bu durumda enerji üretimini güvenilir ve ucuz olmaktan uzaklaştırmıştır.
Petrol eşdeğeri olarak birindi enerji kaynaklaran tüketimi:
Taş kömürü Linyit
Hidrolik enerji (GWh)
Petrol ürünleri'
Odun
Tezek
Kişi başına tüketim
2455 953 281 . 5298 4110 2920
Birincil enerji kaynaklarının tüketimine toplam kaynak oranlan (%): 1962-1972
Ana kaynaklar
1972 tahmini %
Taş kömürü Linyit Petrol ürünleri Hidrolik Odun Tezek Toplam
18,6 7,2 18,9 2,1 31,1 22,1 100,0
15,9 8,6 30,9 3,5 22,5 18,6 1000,0
13,9 8,7 42,6 3,7 16,5 14,6 1000,0
Petrol ürünleri:
Tablodan da görüldüğü gibi, birincil enerji tüketiminde kullanma oranı bakımından % 42,6'hk bir oranla petrol ürünleri başta gelmektedir. Yurdumuzda ispatlanmış petrol rezervi 50-100 milyon tondur. Dünyada ise 646 milyon tondur. 1971 yılı itibariyle petrol üretiminin 993 bin tonunu TPAO, 74 bin tonunu Ersan, 1883 tonunu Sheel, 503 bin tonunu ise Mobil üretmektedir. Bu ise yerli ihtiyacımızın %. 35 ini karşılamaktadır. % 65'i ithal edilmektedir. Petrol politikamız her yıl milyonlarca döviz kaybına sebep olmaktadır. Enterkonnekte iletim sisteminin geliştirildiği günümüzde elektrik enerjisi üretimi, için petrol ürünlerinden özellikle kaçınılmalı, bu tür enerji endüstri ve ulaştırma sektörlerinin, zorunlu alanlarında kullanılmalıdır. Gerekli teknolojik seviyeye ulaşan milli kuruluşların petrol üretimindeki güçleri savunulmalıdır.
Maden kömürleri:
Bu zorluk karşısında kısa vadede dikkatimiz maden kömürleri üzerinde toplanmaktadır. Son yapılan araştırmalar Zonguldak rezervlerinin ihtiyacımızı karşılamıyacağını ispatlamış olup, başka yatakların aranma ve işletilmesini zorunlu kılmaktadır. Yurdumuz linyit ya taklan bakımından zengindir. Bu yataklar 5.874.298 bin ton olarak tahmin edilmektedir. 8 milyon ton petrol açığımızı kapatmak için 30-40 milyon ton linyit üretimine ihtiyacımız vardır. Bir ton kömür üretmek için 300 TL.'lık bir yatırım gerekmekte olup, tüm ihtiyacımızın karşılanması 9-12 milyar TL.'lık yatırımla gerçekleşebilecektir.
Bugün özel sektör elinde 600-700 milyon tondan fazla linyit rezervi mevcuttur. Bu kadar geniş rezerv, 1970 yılında 6 milyon tona yaklaşan toplam üretim içerisinde l milyon 860 bin tonluk bir üretim gerçekleştirilebilmiştir. Verimli bir işletme durumundan çok uzakta bulunan bu şirketler elinden, kömür yataklarımızı kurtarıp devlet eliyle işletmek zorunluğu her geçen gün daha çok ihtiyaç haline gelmektedir. Bu da TKÎ olabilir.
Hidrolik enerji
Tüketim oranı bakımından bugün hala % 3,7'lik bir oranı muhafaza eden hidrolik enerji potansiyeli ise maalesef yatırım masraflarının yüksekliği bakımından ik. tidarlarca ürküntü duyulan bir mesele olarak günümüze kadar uzanmıştır. 1972'de % 2,1 olan yararlanma oranı 1967'de % 3,5, 1972'de ancak % 3,7'ye kadar yükselmiştir. Hidrolik enerji potansiyelimizin Avrupa ülkeleri karşısındaki bugünkü durumunu aşağıdaki tablodan görebiliriz:
Hidroelektrik enerji potansiyeli :
1968-1975 arası
Ülkeler
Milyon kWh/yd
Fiili
Tahmini
Avusturya
Batı Almanya
Bulgaristan Çekoslovakya
Doğu Almanya
Finlandiya •
Fransa
Yunanistan ispanya
isveç
ingiltere
irlanda italya
isviçre
Norveç Polonya
Portekiz Türkiye
Yugoslavya
<r*h
f
f *j-*/-v^* 1
43900
20600 550
15800 12000
2000 21700 82000 20700 62800 . 80000 76500 11550 . 1050 39000
151500 12100.
13200 70000 66000
64.6 44.0 8.3 25.9
53,0 46,0 62,1 10,8 42,7 63,5 73,7 33,6 71,1 57,6
34,8 8,7 47,2 4,6 17,8 ı Tİ n ı
45,0
65,0 44,0 B. 40,0
55,0 ' 58,0
67,0 15,0 60,0 65,0 90,0 45,0 72,0 72,0
45,0 B. B. 14,4
potansiyelin % 47-48'inden yararlanabileceği hesap edilmektedir. Bunu 1980-85 yıllarındaki üretimi ite Cevizlik - Balahor - Karakaya . Karababa santral projeleri sağlayacağı tasarlanmaktadır. Hidrolik enerjinin kullanımı yatırım masraflarının büyük olması açısından her ne kadar sakıncalı ise de bunun işletme ve hammadde yönünden büyük yararlar sağlayacağı inkâr edilemez. Dışa bağımlılık etkisi diğer enerji yatırımlarına oranla düşüktür. Ancak uzun bir yatırım programı gerektirmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi kısa dönemde linyit enerjisinden yararlanma yoluna gidilip, uzun dönemde, yatırımlar hidrolik enerjinin kullanımına yöneltilmelidir.
10. SONUÇ
Türkiye'de geride bıraktığımız yıllarda doğru bir enerji politikası uygulanmadığı gibi, bugün de burjuvazinin çıkarları doğrultusunda ve halkımızın yüzdeyüz zararına olan bir politika izlenmesi yoluna gidilmektedir. Beş yıllık kalkınma planlarında 'enerji üretiminin özkaynaklarımıza dayandırılacağı görüşü benimsenmesine rağm'en uygulama bunun aksini gösteriyor. Enerji politikasını özkaynaklarına güvenilir hesaplara oturtulmadan bir ulusun uygarlık düzeyine ulaşamayacağı, duruca ortada iken neden bu ilkeden sapılmaktadır? Bunun nedenini ülkemizin sosyoekonomik yapısında ve politik karar mekanizmasında toplumsal sınıfların etkinlik derecesinde aramak gerekir. Çünki enerji sorunu salt teknolojik bir niteliğe sahip olmayıp, üretim ilişkilerinin bütünü içinde kendisine özgü bir yeri vardır. Soruna bu açıdan bakılınca, enerji politikasının burjuvazinin doğal tercihleri ve kısa vadeli çıkarları doğrultusunda biçimlendirilm'esine şaşmamak gerekir.
KAYNAKLAR
1. Küçük, Yalçın; «Planlama, Kalkınma ve Türkiye»- Gerçek Yayınevi, istanbul, 1972, s. 31-32.
2. Pekin, Hüseyin; «Türkiye'nin Ekonomik Gelişmesi ile Elektrik Enerjisi Üre timi Arasındaki Bağıntı, T. E. Mühendisliği Teknik Kongre Tebliğleri s. 153.
3. Türkiye I. tstişari Enerji Kongresine Ait Raporlar, Konuşmalar Alman, Karar lar; Bayındırlık Vekâleti, Şirket ve Müesseseler Reisliği, Ankara 1953, s. 17.
4. Thornburg. : «Türkiye Nasıl Yükselir?» s. 127.
5. Devir, 1973, S. 16, s. 30.
6. Timur, Taner; «Türk Devrimi ve Sonrası, 1919-1946», Doğan Yayınevi, An kara 1971, s. 168-169.
7. Elektrik Mühendisliği, C. 9, s. 97.
8. Menderes, Adnan; Mart 1972'deki demeci.
9. Güçeri, Şinasi; «Elektrik Makinalar, Cihaz ve Malzemeleri imalat Sanayii», Tarih Yayınevi, s. 5.
10. Devir, 1973, S. 6, s. 11. 11. istanbul Ticaret Odası Raporu; Cumhuriyet Gazetesi, 19.4.1969. 12. YTP Kongresi; Yeni Gazete, 26.5.1969. 13. Abdülehad Nuri; «Türkiye Seyr-i Sefain idaresi Tarihçesi», s. 15.
14. Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, 2.6.1877, 41. Oturum. 15. Okçun, A. G.; «Abadan'a Armağan», SBF, Ankara 1969.
16. Tümer, H; Türkiye'nin Ekonomik Gelişmesi ve Yabancı Sermaye», istanbul Ticaret Odası Dergisi, Ocak 1964, s. 57-58.
17. Şirketler Arası Birleşme ve işbirliği (Konsantrasyon) Harektleri iktisadi Kal kınma Vakfı Yayınlan Tablo 20, 21, 29, 35.
18. Baysal I. ve Göker, A.; «Sanayileşmenin Neresindeyiz, Neden?» Ankara 1973, s. 13.
19. Kazgan, Gülten; «imalat Sanayimde Yapısal Değişme; Türkiye'nin iktisadî Gelişme Meseleleri», istanbul 1971, C. 1.
20. Özfırat, N. ve Dinçerler, V.; «Türk îmalat Sanayiinin Yapısı ve Etkinliği, DPT, Nisan 1969.
21. Özmen, Selahattin; «Türkiye'de ve Dünyada iktisadi Devlet Teşekkülleri», DPT, s. 94.
1. 15. Kuruluş Yılında TPAO, Ankara, 1969. 2. Türkiye Genel Enerji Raporu, An kara, 1968. 3. Marjinal Maliyet Teorisi ve Fiyat Politikası, Doç. Dr. D. Sağlam, Ankara,
1971. 4. 1972 Programı, Başbakanlık-DPT, Ankara, 1972. 5. Türkiye II. Genel Enerji Kong. Tutanağı, Ankara, 1968. 6. iktisadi Rapor, TPO, SO ve Ticaret Borsaları Birliği, Ankara, 1972, 7. Türkiye Ekonomi Bibliyografyası, ODTÜ-îlF, Ankara, 1972. 8. Türkiye istatistik Yıllığı 1968, DİE, Ankara, 1970. 9. 1970 Yık Program ve Gerekçesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Ankara,
1970. 10. 1971 Yılı Program ve Gerekçesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, An kara, 1971. 11. ingiliz Gizli Belgeleriyle Türkiye, E. Ulubelen, ist. 1967. 12. 1971 Yılı Program ve icra Plânı, Başbakanlık-DPT, Ankara 1971. 13. Genel Nüfus Sayımı 1970, DÎE, Ankara, 1972. 14. Türkiye'nin Düzeni, D. Avcıoğlu, Ankara, 1969. 15. Türkiye Ekonomisi, Dr. Haluk Çili ov, istanbul, 1965. 16. Yıllık Durum Bülteni, 1968, ElE, Ankara, 1968. 17. Aylık istatistik Bülteni, Eylül, Ağustos 1970, DiE, 1970. 18. II. Beş Yıllık Kakınma Plânı, Ankara, 1973, 19. Türkiye'de Elektrik Enerjisi Durumu, Kasım-Arahk, 1959, Coşkun Şahin, 20. Elektrik Sektörü, DPT, Ankara, 1967. 21. Sermayenin Şirketlerdeki Hareketi, istanbul, 1929. 22. Türk Anayasa Metinleri Tazminattan Bugüne Kadar, A. Şeref Gözübüyük, SBF,
Ankara, 1957.