Elektrik Mühendisliği · Sayı 204 · Aralık 1973
MİLLİ PRODÜKTİVİTE MERKEZİNİN DÜZENLEDİĞİ ELEKTRONİK SANAYİİ SEMİNERİ
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1973
- Sayfa
- 6
- Okuma süresi
- 9 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
Anahtar kelimeler
- Milli Prodüktivite Merkezi
- elektronik sanayii
- NETAŞ
- ARLA
- yabancı sermaye
- İstanbul Sanayi Odası
Özet
1973'te MPM ve İstanbul Sanayi Odası'nca düzenlenen elektronik sanayii semineri değerlendiriliyor; elektronik tüketim cihazları, telefon-santral, yüksek frekans haberleşme ve telsiz cihazları alanlarındaki tartışmalar, yabancı sermaye ortaklıkları, kamu-özel sektör çekişmesi ve ARLA'nın kamu kuruluşu önerisinin özel sektörce nasıl engellendiği eleştirel bir dille aktarılıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
GİRİŞ
Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) ile İstanbul Sanayi Odası, 3-5 Aralık tarihleri arasında îstanbulda Sanayi Odası salonunda «Verimlilik Açısından Türkiyede Elektronik Endüstrisinin Sorunları» adında bir seminer düzenledi. Bu seminerden gelen önerileri, 7 Aralıkta Ankarada bakanlık ve planlama ilgililerine sunmak için bir açık oturum yapıldı.
Milli Prodüktivite Merkezinin seminer öncesi hazırlıkları, bir yabancı uzman getirtmek ve bir fabrikada verimlilik çalışması yapmaktan ibaret. MPM, seminerden 3 ay önce, Eylül 1973 de, Ives Biry adında bir elektronik endüstrisi uzmanını OECD kanalıyla getirtmiş ve yine Eylül ayında PTT fabrikasında verimlilik arttırıcı çalışmalara başlamış. Ives Biry, Portoriko, Panama, Portekiz, Arjantin gibi nitelikleri belli ülkelerde danışman, uzman olarak çalışmış, ünlü ITT Firmasının Avrupa temsilciliğini yapmış bir elektrik yüksek mühendisi, tstanbuldaki ilk konuşması, Türkiyenin elektronik sanayiinin sorunlarından uzak, akademik bir işletmecilik konferansı idi. İstanbul açık oturumunda ire Türkiyede birkaç aydır bulunduğunu, daha önceki deneylerine dayanarak önerilerde bulunabileceğini, Türkiye elektronik sanayii hakkında hazırlanan Schoumal Raporunu Arjantinde okuduğunu, Türkiyede de «muhtemelen» Arjantindeki yanlışlıkların yapılmış olabileceğini belirtti. Konuşma, sı sırasında Türkiye gerçeklerine çok zıt şeyler söylerse düzeltilmesini özellikle istedi.
Milli Prodüktivite Merkezinin fabrika çalışması da 24 Eylül 1973 de başlamış. Bir ekip, manuel santral, pilli telefon içi gibi oldukça eski bir teknolojinin ürünlerini imâl eden PTT fabrikasında verimlilik arttırıcı çalışmalar yapmış, bazı tezgahların neden boş durduğu gibi sorunlarla ilgilenmiş.
Çok büyük güçlüklerle karşı karşıya olan endüstrimizde buna benzer çalışmalarla tutarlı sonuçlar elde etmek, sorunların temeline inmek olanağı yoktur. Nitekim Milli Prodüktivite Merkezi adına yapılan konuşmada somut bir araştırma ürünü olan hiçbir öneri getirilmedi. «Kalite artsın», «maliyet düşsün», «firmalar sıkı işbirliği yapsın» gibi sözlerle yetinildi.
İstanbul Sanayi Odası yanında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TBTAK) da bu seminerde MPM ne yardımcı oldu. TBTAK Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Enstitüsü Elektronik Ünitesi Baş Uzmanı Dr. Toğan Zeren, seminerin ilk konuşmasını yapıp elektronik endüstrimizin genel görünümünü anlattı, ayrıca sonuçların tartışıldığı iki önemli açık oturumun da başkanlığını yaptı. TBTAK in seminere sunduğu tebliğde yafrızca amaçlanndan, görevlerinden söz edildi. Kendilerine yöneltilen sorular üzerine elektronik sanayii hakkmda kayda değer bir çalışmaları olmadığı, Enstitünün yeni kurulduğu, piyasa ile ilişki kuramadığı anlatıldı. Yaptıkları işlerden somut örnekler İsrarla sorulduğunda konuşmacı, Ka. rayollarının telsiz talebi üzerine bir piyasa araştırması yaptıklarını, bu görevin aracılıktan başka birşey olmadığım söyledi.
Seminerin bu yapısı nedeniyle özel sektör temsilcilerinin piyasa paylaşımı yaptığı, dileklerini uygulayıcılara ulaştırdığı bir toplantı haline gelmesi kaçınılmazdı. Biz, yakından izlediğimiz seminerde olan biteni yurtsever teknik elemanlara duyurmak, konuya dikkatlerini çekmek amacındayız.
Elektronik sanayiinin çeşitli dallarında görüşler öne sürüldü seminerde. Biz de bu dallan teker teker ele alıp tartışmalan özetleyelim.,
ELEKTRONİK TÜKETİM CİHAZLARI
Elektronik tüketim cihazlan sanayii, tüm elektronik sanayiinin büyük bir bölümü.
nü oluşturuyor (*). Bu alanda özel sektör kıyasıya bir rekabet içinde. 1964 te 34 firma elektronik tüketim cihazı imâl ederken 1972 de bu sayı İ l e inmiş. Buna karşılık piyasa da özel sektör için çok hareketli ve çekici. Yılda 600000 adet radyo talebinin 250000 i yurt içinden sağlanıyor.
Televizyon imalâtı çok büyük bir hızla artmakta. 1971 de 7000, 1972 de 40000 televizyon imâl edildi; 1973 de ise imalâtın 150000 e yaklaşması bekleniyor (**).
Beko Teknik Sanayi AŞ Genel Müdürü Kaya Kotan, 2 Milyar liralık bir pazara sahip olduklarım, şimdilik bir pazarlama sorunu ile karşüaşünıadığını belirtti.
Elektronik tüketim cihazlan yapan firmaların seminerde belirttikleri isteklerinden birkaçı; yolcu beraberinde radyo ve televizyon getirilmesinin yasaklanması, hammadde ithalinde ve para transferinde kolaylık sağlanması, kamu kuruluşlarının bu sanayie yardımcı bir tutum içine girmeleri olarak sıralanabilir..
Bu daldaki özel sektörün temel sorunu ise piyasanın nasıl paylaşılacağı ve Ortak Pazar içindeki durumun ne olacağıdır. Kaya Kotanın verdiği sayılara göre radyo imalâtında yılda 100000 adetlik, televizyon imalâtmda 200000 adetlik kapasiteler optimumdur. Seminerde büyük sermaye temsilcilerinin sık sık sözünü ettikleri «büyük kapasiteli firmalara yönelmek» sözünün arkasında, bu alanda önümüzdeki on yıl içinde 2-3 firmanın kalması, tekelleşmesi ve kendi firmalarının tekel olması özlemi yatmakta.
Bu tekelleşmenin bir yönü de yine büyük sermaye temsilcileri tarafmdan açıkça yabancı sermaye, teknik yardım, yabancı lisans olarak belirtildi. İstanbul Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı Refah Ayber, elektronik endüstrisinde işçiliğin büyük payı olduğunu, işçi ücretlerinin Türkiyede düşük olduğunu (***), gelişmiş ülkeler için Türkiyenin bu nedenle çekici bir alan olduğunu söyledi. Hattâ ABD de satılan siyah-beyaz televizyonların °/o 50 sinin Tayvanda imâl edildiğini, bizim de bunu örnek alabileceğimizi söylemekten bile kaçınmadı.
Büyük sermaye temsilcilerine birçok soru yöneltildi. Son yıllarda ülkemizde televizyona olan talebin, devletin vericileri yurt'düzeyine yayması ile ortaya çıktığı, batı standardlarından çok düşük bir endistriyi böyle bir «doping» ile beslemenin gerçek bir kalkınma çabası olmadığı, Ortak Pazar içinde ülkemizin elektronik sanayiinin yaşayamıyacağı söylendiğinde, büyük sermaye çevreleri. Ortak Pazar içinde de «kendilerinin yaşayabileceklerini» belirtip tartışmaya elbirliğiyle son verdiler. Yurt içinde tekel olan bir uydu sanayi kurmak amacında olanların Ortak Pazardan korkmaları zaten beklenmezdi.
(•) Ses frekansı haberleşme cihazlan bir yana bırakılırsa elektronik tüketim cihazlan sanayii, diğer profesyonel elektronik cihazların 6 katı üretime sahip. (Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı, mad. 1035).
(**) Aslan Sanır, San. ve Tek. Bak., Sanayi Dairesi Yatırımlar Başkan Yrd. (•**) Aynı çevrelerin pahalılığın nedeni olarak işçi ücretlerini, grevleri gösterdiklerini hepimiz ammsanz. Burada görüyoruz ki, yatınm programlanın yaparken, kendi aralannda doğruyu söylüyorlar, örneğin İstanbul Sanayi Odasının 1973 Raporunda da «Türkiyede ücret seviyesi batı standardlarma göre çok düşüktür» denilmekte (s. 93).
SES FREKANSI HABERLEŞME CİHAZLARI
Telefon cihazları ve santrallarmı kapsayan bu alanda sermayesinin % 49 u PTT nin hissesi, % 51 i yabancı sermaye olan Northern Electric Telekomünikasyon AŞ (NETAŞ), en güçlü şirket olarak görülmekte. NETAŞ m imalâtını 1978 e kadar üç katma çıkaracağı da seminerde belirtildi. Bu durumda NETAŞ ile yabancı kökenli diğer telefon şirketleri arasındaki piyasa kapma savaşının daha da artması beklenebilir. Örneğin Türk Telefon temsibisi, PTT nin bütün ihtiyacını NETAŞ dan sağlamaması gerektiğini, bazı batı ülkelerinde haberleşme örgütlerinin birkaç firmayla birden iş yaptıklarını söyledi.
NETAŞ Genel Müdürü W. Godbehere, seminerde yaptığı konuşmada yabancı sermaye ile yapılan ortaklıkları övdü, kendi şirketinin başarısını bu tür ortaklıklara örnek gösterdi, yabancı sermayenin çağnlarak başka benzer ortaklıklar kurulma. sini salık verdi. «Yabancı bir firma elektronik sanayiinin kurulması için, araştırma, eğitim gibi fedakarlıklarda bulunur mu?» sorusuna, oturumu yöneten Sanayi Odası Temsilcisi ve NETAŞ Genel Müdürü «firma kâr için kurulur, fedakarlık için değil» diye cevap verdiler. Daha sonra NETAŞ m Türkiyede imâli çok kolay olan parçalan bile Kanadadan ithal ettiği örneklerle anlatılmca, yerli katkının artmadığı, Kanadadaki ana firmanm Türkiyedeki şirket nedeniyle çok kâr ettiği, buna karşılık NETAŞ in 200 milyonluk bir yatırımla hiç kâr göstermediği ya da yalnızca 1 milyon TL kâr gösterdiği anlatılmca, oturum başkanı olan Sanayi Odası temsilcisi «konu dışına çıkıldığını» öne sürerek tartışmayı kesti. Son günlerde kamuoyuna yansıyan NETAŞ-PTT arasındaki yolsuzluk konularının tartışılmasına fırsat verilmedi.
YÜKSEK FREKANS TELLİ HABERLEŞME CİHAZLARI
Yüksek frekans telli haberleşme cihazları alanında PTT nin Araştırma Laboratuvarı ARLA, Türkiyede tek imalâtçı kuruluş.Devletin 50-60 milyon TL yatırdığı, yetişkin personele sahip bir imalât ünitesi. Bukadar büyük bir yatırıma sahip olan ARLA nrn yıllık üretiminin düşük olması (1972 de 9 milyon TL), çok büyük bir malzeme stoku yapması (23 milyon TL) kuruluşun verimsizliğini göstermekte. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı, profesyonel elektronik cihaz üretimi için bir kamu iktisadi teşebbüsü kurulmasını öneriyor (*).
ARLA personelinin bu konudaki çalışmaları ve önerileri seminerde birkaç kez anlatıldı, tartışıldı. Ankaradaki toplantıda ARLA Müdürü Fikret Yücel tarafından yinelenen öneri şöyle özetlenebilir:
1. Türkiyede profesyonel elektronik sanayii için anonim ortaklık yapısmda bir kamu kuruluşuna ihtiyaç vardır.
2. Dinamik bir sanayi için gerekli koşullar, personel rejimi, hızlı işleyen etkin bir yönetim, verimlilik esasına göre düzenlenmiş bir imalât üniteri kurulmalıdır. ARLA bu ünitenin çekirdeğini oluşturmalıdır.
(*) Madde 1049. 734
3. Yabancı sermaye bu ortaklığa alınmamalıdır, yabancı patent, lisans, know-how kuruluşta önkoşul olarak ileri sürülmemelidir.
4. Ünitenin imalâtı hiç olmazsa başlangıçta PTT nin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, telli yüksek frekans haberleşme cihazları olmalıdır.
Bu öneri özel firma temsilcileri tarafından hiç de iyi karşılanmadı. Devletin profesyonel elektronik sanayiine yaptığı bunca yatırım, devletin bu alanda tek alıcı olduğu, bir çekirdek imalât birimine sahip olduğu görmezden gelinerek, özel sektör ve yan kuruluşları tarafından bir sürü itiraz yöneltildi. OECD uzmanı Biry «neden bir kamu kuruluşu isteniyor» diye sordu, Türk Telefon şirketinden Selahattin özmen «kamu bütün varlığıyla katılsın ama yönetime karışmasın, yönetim özel sektörde olsun» önerisinde bulundu, Milli Prodüktivite Merkezinden Rıza Barlas «ARLA, Northern Electric'e bağlansın» dedi...
Eğer bağımsız bir kamu kuruluşu gerçekleşirse bunun çalışma alanını elden geldiğince dar tutmak amacıyle de çok söz söylendi. Özel sektöre piyasa bırakmak, kamu kuruluşunu kârlı yatırım alanlarından uzak tutmak temel amacı, «çok iş yaparsa verimli olmaz» perdesi altında gizlenmeye çalışıldı.
Seminerde, kamu kuruluşları verimsiz çalıştığı için bu kuruluşların yönetimini özel sektöre bırakmayı öneren kişiler oldu. Bu kişiler, diğer yandan, kurulacak kamu kuruluşunun çalışma alanını kendisi seçip verimli bulduğu alanlara yatırım yapmasına engel olmaya çalıştılar. Çalışma alanlarına el atmasından korktukları bir kamu kuruluşunun özel sektörce nasıl baltalandığını seminerde açıkça izledik (*).
YÜKSEK FREKANS TELSÎZ HABERLEŞME CİHAZLARI
Yurdumuzda telsiz imâl edilen birkaç özel firma var. Gümrük ve mevzuat kolaylıkları dışında bu firmaların en önemli isteği piyasamn genişletilmesi ve güvenilirlik kazanması. Bunun için de başta silahlı kuvvetler olmak üzere bir çok kamu kuruluşunun kendilerinden telsiz alması, 3222 sayılı telsiz yasasının iptali, yalnız amatörlerin değil özel şirketlerin de işlerinde telsiz kullanmalarına izin veren bir yasanın çıkartılması bu firmaların önde gelen istekleri.
Telsiz sanayii dalındaki özel teşebbüsün en büyük korkusu, büyük yatırım olanaklarıyla ortaya atılacak bir kamu kuruluşunun yapacağı imalât. Bu nedenle de ARLA nın önerdiği kamu kuruluşunun baltalanması, çalışma alanının kısıtlanması çabasında telsiz yapan firmalar ile telefon-santral yapanlar önde geliyor.
(•) Bu arada TPAO nun çalışmalarının kısıtlanmasını hatırlatmak isteriz. ARLA personelinin önerdiği anonim ortaklığa çok benzer yapıdaki TPAO na petrol arama izni verilmemesi, bir zamanlar günlük basınımızda çok tartışılmıştı.
3222 sayılı yasa değişirse Türkiyenin yıllık telsiz talebi 15000 birime yaklaşmakta, bu da 350 milyon Liralık bir pazar oluşturmaktadır. Elektronik sanayiinin bu dalında, telsiz imâl eden firmaların bu piyasayı ortaya çıkarmak ve bir kamu kuruluşuna kaptırmamak yönündeki çabasını görüyoruz. Şimdilik yerli imalât istatistik, lere giremiyecek kadar küçüktür. Kendi ifadelerine göre yılda yalnızca 100 kadar telsiz yurt içinde imâl ediliyor. Yukarda sözü edilen 350 milyonluk pazar oluşturulduğunda bir kamu kuruluşunun ya da yabancı sermayenin bu alana büyük bir yatırım yapmasıyle, çok düşük kapasitede çalışan bu firmalar piyasadan kolaylıkla silinebilir.
SONUÇ
Milli Prodüktivite Merkezi ile İstanbul Sanayi Odasının düzenlediği seminer, sermayenin sınıfsal çıkarlarının dile getirildiği bir seminer olarak nitelenmelidir.
Oturum başkanlarının seçimi, konuşmacıların genellikle egemen sınıfların çıkarlarını savunan kişiler olması, toplantıda sunulan tebliğlerin konulan, karşı çıkanları susturmakta gösterilen ortaklaşa çabalar bu yargımızın kanıtlarıdır.
Yabancı uzman Biry'nin ve NETAŞ Genel Müdürü Godbehere'in kişisel nitelikleri ve konuşmaları tartışmalara yol açabileceğinden diğer oturumları yöneten kişilerden bu konuda daha «becerikli» olan kişiler, sermayenin daha dolaysız temsilcileri, Sanayi Odası Genel Sekreteri Refah Ayber ve Şahap Kocatopçu, oturum başkanı olarak seçilmiş. Nitekim özellikle Godbehere'e sorulan bazı soruların tngilizceye çevrilmesine bile başkan tarafından engel olunması, örneğin yabancı ortağın yapacağı «fedakarlık» sözcüğünün îngilizceye «help-yardım» şeklinde çevrilmesinin baş. kan tarafmdan önerilmesi, oturum başkanının görevinin ne olduğunu gösterdi.
Açık oturumların yönetiminde de aynı amacı izledik. Kaya Kotana sorulan Ortak Pazar ve Türkiye elektronik sanayii ile ilgili soruların, ARLA nın önerdiği kamu kurumunun çalışmaları için TEK nun ve diğer kamu kuruluşlarının ihtiyacı olan imalâtı da dahil etmek yolundaki önerilerin geçiştirilmesi, îstanbulda hiç tartışılmadan Ankaraya bir koordinasyon komitesi kurma önerisiyle gelinmesi, birçok konunun perde arkasında çözüldüğü izlenimimizi doğruladı.
Büyük sermaye son zamanlarda birçok alanda yaptığı saldırılardan birini daha bu seminer aracılığıyle elektronik sanayiimiz üzerinde uyguladı. Emeğin sömürüsüne çok açık olan bu sanayi dalında, artık kamu oyunun çok iyi bildiği yabancı uzman, yabancı teknoloji, yabancı sermaye övgüleri arasında el emeğimizin, teknik elemanların emeklerinin sömürülmesinin sağlayacağı kârların nasıl arttırılacağı ve nasıl bölüşüleceği tartışıldı.
Ekonomik bağımsızlığını sağlayamamış, halkın ve teknik elemanların sosyo-ekonomik yapıyı ve onun çeşitli birimlerini denetleyemedikleri bir ortamda buna benzer toplantılar kolaylıkla yapılır, egemen sınıfların yararına olan kararlar da uygulanır. Sosyo-ekonomik yapımızın getirdiği koşullar sürdükçe, bu koşulların elektronik sanayiini de etkilemesi kaçınılmazdır.