Elektrik Mühendisliği · Sayı 467 · Ocak 2021
EMO`DAN HABERLER
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Oda duyurusu / kurumsal
- Yıl
- 2021
- Sayfa
- 7
- Okuma süresi
- 12 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- EMO
- TMMOB
- ELECO 2020
- EPDK
- asgari ücret
- İş Sağlığı ve Güvenliği
Özet
EMO'nun Ocak 2021 sayısında; mühendis asgari ücretinin belirlenmesi, ELECO 2020 konferansı, EPDK'nın dağıtım şirketi giderlerine ilişkin tebliğ değişikliği, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ziyareti ve TMMOB'nin Fay Yasası teklifine ilişkin açıklaması gibi çeşitli haberler yer almaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
MÜHENDİS ASGARİ ÜCRETİ 2021 YILI İÇİN BRÜT 5750 TL OLARAK BELİRLENDİ
TMMOB Yönetim Kurulu tarafından alınan karar uyarınca ücretli çalışan Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Asgari Ücreti 2021 yılı için brüt 5750 TL olarak tespit edildi.
6235 Sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kanunu hükümlerine dayanarak, TMMOB Ana Yönetmeliği`nde yer alan “Birliğin ve Bağlı Odaların Amaçları” maddesi uyarınca her yıl TMMOB Yönetim Kurulu tarafından açıklanan Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Asgari Ücreti 2021 yılı için brüt 5750 TL olarak tespit edildi.
TMMOB Yönetim Kurulu‘nun 3 Aralık 2020 tarihli toplantısında “Ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancıları için 2021 yılı ilk işe giriş bildirgesinde baz alınacak asgari brüt ücretin 5750 TL olarak belirlenmesine; Odalarınca belgeli çalışmanın koşul olduğu uzmanlık alanlarında, mesleki deneyimin arandığı alanlarda, şantiye şefliği, sorumlu müdürlük, iş güvenliği uzmanlığı, yapı denetim elemanı, daimi nezaretçi, uzak yol kaptanlığı vb. hizmetlerde asgari ücret uygulanmayacağını, bu durumda olan mühendis, mimar, şehir plancılarının ücretlerinin alınan sorumluluk gereği belirlenen asgari ücretinin üzerinde olmasına” karar verildi.
ELECO 2020 YAPILDI
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Bursa Şubesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik-Elektronik Fakültesi tarafından 26-28 Kasım 2020 tarihlerinde “11. Ulusal Elektrik-Elektronik ve Biyomedikal Mühendisliği Konferansı (ELECO) 2020” düzenlendi.
Koronavirüs salgınından dolayı bu yıl çevrimiçi yapılan etkinlik, 26 Kasım’da açılış töreni ile başladı. Youtube üzerinden canlı yayınlanan törende, EMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Can, ELECO Düzenleme Kurulu Başkanı Özcan Kalenderli ve EMO Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala konuşma yaptı. Daha sonra Acıbadem Üniversitesi`nden İrfan Güney, kendi bestelerinden oluşan bir konser verdi.
Açılış töreninin ardından konferans programı doğrultusunda sunumlara geçildi.
1999 yılından bu yana 1 yıl ulusal, 1 yıl uluslararası olarak yapılan ELECO, bu yıl IEEE
Türkiye Bölümü ve TÜBİTAK’ın da katkılarıyla gerçekleştirildi. Güç elektroniğinden enerji sistemlerine, elektrikli makinalardan endüstriyel otomasyona, iletişimden elektromanyetik alana, Nesnelerin İnterneti’nden akıllı sistemlere ve biyomedikale dek uzanan EMO’nun mesleki alanlarıyla ilgili konuların ele alındığı etkinlik kapsamında 14 oturumda 56 bildiri sunuldu. Ayrıca alanında uzman bilim insanları tarafından 12 çağrılı konuşma yapıldı. Sunumlar, youtube ve zoom bağlantısı üzerinden izlenebildi.
EPDK`NIN KARARI OLUMLU ANCAK YETERSİZ
Elektrik dağıtım ve görevli tedarik şirketlerinin temsil, ağırlama, reklam, sponsorluk, bağış gibi harcamalarının 5 yıl daha elektrik kullanıcılarından tahsil edilmesine olanak sağlayan düzenlemeye karşı kamuoyunda oluşan tepki üzerine Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) vatandaşlarımız lehine yanlıştan dönmüş ve bu gibi giderlerin tüketiciye yansıtılmayacağını açıklamıştır.
EPDK tarafından 14 Aralık 2020 tarihinde yapılan açıklamada, “sektöre yönelik güveni korumak ve konunun daha fazla istismar edilmesini engellemek için, tebliğde yer alan temsil ağırlama, reklam, sponsorluk, bağış gibi yanlış algıya sebep olacak hükmün kaldırılacağı” belirtilmiştir. Buna göre artık tüketici faturalarına yansıtılan bu tür giderler tarifelere yansıtılmayacaktır.
EPDK`nın kararı olumlu olmakla birlikte yeterli değildir.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), dağıtım şirketlerinin çeşitli harcamalarını faturalara yansıtarak yeni gelir kapıları elde etmelerini sağlayan Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğe karşı 2016 yılından bu yana hem kamuoyunun bilgilendirilmesi için,
hem de hukuki platformlarda etkin mücadele vermektedir. Üstelik söz konusu tebliğde kamu yararı ve tüketici aleyhine olduğu için dava konusu yapılan hükümler sadece “sosyal harcama, reklam, bağış” gibi giderlerin tarifeye yansıtılmasından ibaret de değildir.[1]
Elektrik dağıtım özelleştirmelerinin başladığı tarihten 2015 yılı sonuna kadar tarifelerde yer almayan bu tür şirket giderleri, 2015 yılı sonunda yapılan değişiklikler ile gündeme gelmiş ve 2016 yılının Şubat ayında Oda`mız tarafından dava konusu yapılmıştır. EMO`nun tebliğin iptali için açtığı davada, elektrik tarifelerine yeni yükler bindiren düzenlemeleri “şeffaflık”[2] iddiasıyla savunan EPDK`nın, 5 yıl sonra kamuoyu tepkisi üzerine “polemiklerle vatandaşın kafasını karıştırmaya çalışanlara fırsat vermemek” gerekçesiyle bu hükümden vazgeçtiğini açıklaması ironiktir. Konunun “siyaset malzemesi yapıldığını” iddia eden EPDK Başkanı, “Tüketicilerimizin hakkına halel getirecek bir adım atmamız asla söz konusu değildir”[3] açıklamasını yapabilmektedir. Oysa, dağıtım sisteminin işletilmesi ile doğrudan ilgisi olmayan giderlerin tüketicilere yansıtılması nedeniyle şirketler tarafından bugüne dek tahsil edilen haksız kazanç, “pole-
EPDK, 2016 yılında EMO tarafından da dava konusu edilen, tüketici tarifelerine yansıtılan temsil ağırlama, reklam, sponsorluk, bağış gibi şirket giderlerinin artık tarifelere yansıtılmayacağını ve tebliğden çıkarılacağını bildirdi. EMO Yönetim Kurulu EPDK’nın kararını değerlendirdiği açıklamasında, pandeminin de etkisiyle ağır ekonomik koşullar altında bulunan vatandaşların yaşadıkları sorunlara karşılık yapılması gerekenleri de sıraladı.
[1] https://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=112644 [2] https://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=116106&tipi=3&sube=6 [3] https://www.epdk.gov.tr/Detay/Icerik/2-9285/epdk-dagitim-gelirlerine-iliskin-teblig-ile-ilgi
mik” değil “gerçek” bir olgu olarak önümüzde durmaktadır. Dolayısıyla EPDK`nın almak zorunda kaldığı karar, tüketiciden yana olduğunu ispatlamaktan uzak, çok gecikmiş bir karardır.
Değişiklikler de biran önce Resmi Gazete`de yayımlanmalıdır.
EPDK, “Perakende Satış Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ” ile “Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ” kapsamında yer alan ve hizmetin yürütülmesiyle ilgisi olmayan ve hukuksuz bir şekilde özelleştirme şartlarını da bozan düzenlemeleri kapsayan bu tür şirket giderlerini söz konusu tebliğlerden çıkarmalıdır.
Net kar marjı ile şirketlere fazladan gelir, faturalarımıza fazladan yük...
Ayrıca, görevli tedarik şirketlerinin kar oranlarını belirleyen, özelleştirmelerin başladığı günden günümüze kadar sürdürülen Brüt Kar Marjı Oranı yine EPDK Kurul Kararı ile 20212025 yıllarını kapsayacak şekilde 01.01.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere içeriği değiştirilerek Net Kar Marjı Oranı olarak yayımlanmıştır. Yapılan değişiklik ile halen yüzde 2,38 oranında uygulanmakta olan Brüt Kar Marjı Oranı, 2021 yılı başından itibaren yine yüzde 2,38 oranında ancak Net Kar Marjı Oranı olarak uygulanacaktır. Değişiklik ile şirketlerin tüketicilere yapacağı elektrik enerjisi satışlarından elde edeceği gelir artacak, şirketlerin
gelir artışı da tüketicilere yük olarak daha da açıkçası zam biçiminde yansıtılacaktır. Kamuoyunun beklentisi, EPDK`nın 26.11.2020 tarih 9732 sayılı Kararını da tüketiciler lehine düzenlemesidir.
Söz konusu edilen tüketiciler ise…
Pandemi nedeniyle daha da ağırlaşan ekonomik koşullar altında ezilen yurttaşlarımız, yaşadıkları sorunlar ile ilgili daha ciddi adımlar atılmasını beklemektedir. Bu kapsamda; öncelikle elektrik, su, doğalgaz ve İnternet bedelleri, salgın riski boyunca ertelenmelidir. İleri yaşlardaki yurttaşların yaşadığı konutlar başta olmak üzere, fatura ödenmediği gerekçesiyle elektrik kesintisi yapılmaması sağlanmalıdır. Elektrik tarifelerindeki kalemlere yönelik gizlilik kaldırılmalı tüketici, her bir hizmet bedeli için faturasında ödediği kalemleri açık biçimde görebilmelidir.
Kaçak tüketimden kaynaklı maliyetlerin faturalara yansıtılması uygulamasına son verilmeli, faturalara yansıtılan TRT payı, sanayi abonelerinde olduğu gibi tamamen kaldırılmalı, Belediye Tüketim Vergisi abone grupları bazında tekrar değerlendirilerek makul seviyeye indirilmeli, mesken abone grubu Enerji Fonu ve KDV kesintilerinden muaf tutulmalıdır.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 47. DÖNEM YÖNETİM KURULU 15 Aralık 2020
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE ZİYARET
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Heyeti, 16 Kasım 2020 tarihinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Cafer Uzunkaya’yı ziyaret ederek, görüş alışverişinde bulundu.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala, Yazmanı Can İncebıyık, EMO Müdürü Cansel Aslan ve EMO Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ender Kelleci, 16 Kasım 2020 tarihinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Cafer Uzunkaya`yı ziyaret ettiler.
Mevzuat Daire Başkanı İsmail Gültekin, İŞGÜM Başkan V. Sakine Ovacıllı ve İSG uzmanlarının da hazır bulunduğu ziyarette İş Ekipmanları Yönetmeliği`nde Bakanlıkça yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili EMO tarafından görüş oluşturulması kararlaştırıldı. Oluşturulacak görüşlerin teknik detaylarının müzakere edilmesi için EMO ve Bakanlığın görevlendireceği kişilerden bir teknik ekibin oluşturulması benimsendi. Ayrıca EKİPNET`e kayıt için gerekli eğitimlerin Odamız tarafından yapılmasını sağlayacak çalışmaların yapılması görüşüldü.
Protokol Hazırlıkları İlk görüşmenin ardından ikinci toplantı 30 Kasım’da elektronik ortamda gerçekleştirildi. EMO Serbest Müşavirlik Mühendislik (SMM) Komisyonu Başkanı Arif Dönmez, EMO Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ender Kelleci, EMO Müdürü Cansel Aslan, EMO İzmir Şube Müdürü Barış Aydın ve EMO Hukuk Danışmanı Nuray Özdoğan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler (AÇSH) Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) yetkilileri ile bir araya geldiler.
Toplantıya İSGGM İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (İSGÜM) Başkan V. Sakine Ovacıllı ve AÇSH uzmanları Uğur Bayar, Murat Göçener, Çağatay Kuyucu, Yusuf Ziya Polat, Ali Kaan Çoktu Fatih Erel, Hasan Deniz Yılmaz, Mert Dursen ve Mehmet Said Ağaoğulları katıldı. Toplantıda, İş Ekipmanlarının Periyodik Kontrolleri Temel Eğitimi konusunda EMO ile İSSGM arasında protokol imzalanması ve bu alanda izlenecek yöntemle ilgili görüş alışverişi yapıldı.
İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği`nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı da değerlendirilerek, EMO`nun taslağa ilişkin görüş hazırlayarak iletmesi benimsendi. Ayrıca EMO ve İSGÜM`ün ortak faaliyet alanlarına yönelik çalışma yapılabilmesi için bir çalışma grubu kurulması kararlaştırıldı.
TMMOB FAY YASASI TEKLİFİNİ DESTEKLEMİYOR
TMMOB Yönetim Kurulu, İzmir`de yaşanan deprem felaketinin ardından gündeme getirilen ve TBMM‘ye sunulan “Fay Yasası” teklifine ilişkin, 11 Aralık 2020 tarihinde yazılı bir basın açıklaması yaptı. TMMOB tarafından desteklendiği iddia edilerek kamuoyuna duyurulan tek maddelik teklife ilişkin TMMOB`den görüş alınmadığına vurgu yapılan açıklamada, şöyle denildi:
“Söz konusu yasa taslağı ile 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. Maddesi ‘Yapılacak jeolojik, jeoteknik ve paleosismolojik araştırmalar sonucunda aktif olduğu tespit edilen fay zonları heyelan, kaya düşmesi, çığ, su baskını gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir alanlar üzerine herhangi bir yapı inşa edilemez` şeklinde düzenlenerek, ülkemizde depremlerin yaratacağı can kaybı ve hasarların önlenebileceği ya da geçmiş dönemlerde yaşanan can ve mal kaybının böylesi bir yasal düzenleme eksikliğinden kaynaklı olduğu algısı yaratılmaktadır.”
Mevcut yasal çerçeve kapsamında hangi alanda yapı yapılıp yapılamayacağının belirlendiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “Ülkemizde afetin gerçekleşmesi muhtemel ya da afetin gerçekleştiği alanlara hangi mekansal araçlarla müdahale edileceği mevcut yasal çerçeveler ile belirlenmiştir” ifadelerine yer verildi.
Geçmişte TMMOB`un depreme karşı alınması gereken önlemlere ilişkin yürüttüğü çalışmalara da değinilen açıklamada, imar afları ile kanunsuz yapılaşmaların kayıt altına alınması, tarım alanlarının, ormanlarımızın yapılaşmaya açılması, kentsel dönüşümlerin rant odaklı ele alınması gibi sorunlara dikkat çekilerek, şöyle denildi:
“Ülkemizde yaşanan sorun, yasal mevzuat eksikliğinin aksine, merkezi ve yerel yönetimlerin yasaların kendilerine yükledikleri görevlerini yerine getirmemesinin, hatta bu konuda verilen yargı kararlarının gereklerini
bile yerine getirmekten imtina etmelerinin bir sonucudur. Bu aşamada taslakta önerildiği şekilde yeni bir yasal değişiklik yapılmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Bilimsel yaklaşım ve ülkemizde yaşanan gerçeklik böyle iken söz konusu yasayla ‘aktif olduğu tespit edilen fay zonları heyelan, kaya düşmesi, çığ, su baskını gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir alanlar` gibi geniş tanımlı bir ifadeyle, mevcut yapı stokları da dikkate alındığında çok geniş bir alan keyfi bir şekilde bir kanun maddesi ile yapılaşmaya kapatılarak ya da yeni başka alanlar yapılaşmaya açılarak tüm yetki siyasi iradeye teslim edilmektedir. Böylesine geniş bir yetkilendirmenin politik istismara zemin hazırlayacağı ülkemizde imar ve kent alanında yaşanan sorunları daha da derinleştireceği açıktır. Sonuç olarak, kamuoyunda tartışılan bu taslak, Birliğimizin görüş ve önerilerini yansıtmamaktadır. Hem yerel hem de merkezi yönetimleri, yaşanan sorunu yasal mevzuat eksikliği gibi gösterip sorumluluklardan kaçmak ve yeni yasal arayışlara girmek yerine, bir an önce mevcut yasaları toplum yararına uygun şekilde, afette can ve mal kayıplarımızı önleyecek biçimde uygulamaya davet ediyoruz.”
TMMOB YENİLENEN KANAL İSTANBUL PLANINA DAVA AÇTI
Kanal İstanbul Projesi için hali hazırda açılan dava sürerken askı sürecinde plana yapılan itirazların değerlendirildiği gerekçesiyle hazırlanan İstanbul İli Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’nin 22 Haziran 2020 tarihinde onanarak askıya çıkarılması üzerine; TMMOB afet risklerini arttırarak kent güvenliğini daha da zayıflatan değişikliğe de dava açtı.
Kanal İstanbul Projesi için hazırlanan ve 23 Aralık 2019 tarihinde onanan İstanbul İli Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği 30 Aralık 2019 tarihinde askıya çıkmış; ekolojik sürdürülebilirlik, şehircilik ve planlama teknik, ilke ve esasları ve kamu yararına aykırılık taşıyan plan değişikliğinin iptali istemiyle TMMOB ve Odalar tarafından dava açılmıştı.
Açılan dava sürerken askı sürecinde plana yapılan itirazların değerlendirildiği gerekçesiyle hazırlanan İstanbul İli Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği 22 Haziran 2020 tarihinde onanarak askıya çıkarıldı.
Esasa ilişkin gerek TMMOB ve Odalar gerekse de bilimsel ve akademik çevreler tarafından sunulan hiçbir itirazı karşılamayan; doğal ve yapay çevreye büyük yükler bindiren; afet risklerini arttırarak kent güvenliğini zayıflatan; İstanbul Metropoliten Alanının ve Trakya Bölgesi’nin tüm ekosistemlerini baskılayan; su havzaları ile tarım ve mera alanları, orman alanları, doğal, tarihi ve arkeolojik SİT alanları üzerinde önemli tahribatlara yol açan; İstanbul’u ve tüm Trakya Bölgesi’ni gıda ve su hakkından mahrum bırakan hususlara ilişkin herhangi değişiklik içermeyen; aksine bizatihi kendi amacına aykırılık içeren; yetki yönünden hukuka uyarlık taşımayan; Üst Ölçeği Olan 30 Aralık 2014 onanlı İstanbul Bölge Planı’na ve 2009 onanlı İstanbul Çevre Düzeni Planı’nın birçok ilke, hedef ve kararına aykırılık barındıran; Plan Değişikliği Raporunda benimsenen ilkelere aykırılık teşkil eden; uluslararası anlaşmalar başta olmak üzere Anayasal ve yasal hükümlere, kamu yararına, bilimsel gereklere aykırılıklar taşıyan; planlama tekniklerine, şehircilik ilke ve esaslarına, planlama mevzuatına aykırı 22 Haziran 2020 tarihinde onanan İstanbul İli, Avrupa Yakası, Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’nin de iptali istemiyle TMMOB ve Odalar tarafından dava açılmıştır.
MÜHENDİS, MİMAR,
ŞEHİR PLANCISI YARDIMCI KONTROL ELEMANI DEĞİLDİR
TMMOB tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı açılan davada Danıştay ilgili dairesi, “4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun genel gerekçesinden hareketle, yapı denetimi görevinin en etkin biçimde yerine getirilmesi için denetim elemanlarının sorumluluğunun makul ve bilimsel ölçütlere göre belirlenmesi gerektiği ve teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenler için ortak ifade olan yardımcı kontrol elemanının, mimar veya mühendis olan kontrol elemanı yerine görevlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaştı.
29.12.2018 tarih ve 30640 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğinin 3. maddesi ile Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin üçüncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi yürürlükten kaldırılmış ve (t) bendinde yer alan ‘yardımcı kontrol elemanı’ tanımı değiştirilerek teknik öğretmen, teknisyen, yüksek tekniker ve teknikerlerin de belli alanlarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetimini üstlenebileceği düzenlenmiştir.
Bilimsel ve teknik esaslara, uzmanlık alanlarına ve üst hukuk normlarına aykırı bu düzenlemenin iptali istemiyle TMMOB tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı açılan davada Danıştay ilgili dairesince “4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun genel gerekçesinden hareketle, yapı denetimi görevinin en etkin biçimde yerine getirilmesi için denetim elemanlarının sorumluluğunun makul ve bilimsel ölçütlere göre belirlenmesi gerektiği ve teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenler için ortak ifade olan yardımcı kontrol elemanının, mimar veya mühendis olan kontrol elemanı yerine görevlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” gerekçesiyle Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3. maddesinin 1.fıkrasının (t) bendinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
ŞANTİYE ŞEFLERİ HAKKINDA
YÖNETMELİK İÇİN YÜRÜTMENİN
DURDURULMASI KARARI
TMMOB’nin Resmi Gazete’de 2.3.2019 tarihinde yayımlanan “Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik”e karşı açtığı davada Danıştay tarafından, Yönetmeliğin 7. maddesinin 9. fıkrasının yürütmesinin durdurulmasına karar verildi.
Danıştay ilgili Dairesi “3194 sayılı Yasa uyarınca şantiye şefinin mutlaka ‘mimar’ veya ‘mühendis’ olması gerekmediği” gerekçesiyle mühendis ve mimarlarla birlikte tekniker ve teknik öğretmenlerin de sayıldığı şantiye şefi tanımına ilişkin yürütmenin durdurulması talebini reddetti.
Bununla birlikte Danıştay ilgili dairesince “Bu durumda, tekniker ve teknik öğretmenlerin şantiye şefi olarak belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıların büyük bir bülümünde, yeterli objektif bir sınırlandırma ve bilimsel bir kriter getirilmeden şantiye şefliği gibi yapıların, mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının uygulanması görevini yerine getirmelerine olanak sağlayan düzenlemenin hukuka uygun olmadığı, bu denli geniş bir alanda şantiye şefliği görevinin tekniker ve teknik öğretmene verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle, yeterli objektif bir sınırlandırma ve bilimsel bir kriter getirilmeden tekniker ve teknik öğretmenlere bu denli geniş bir alanda şantiye şefliği görevi verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle Yönetmeliğin 7. maddesinin 9. fıkrasının yürütmesi durduruldu.