Elektrik Mühendisliği · Sayı 269 270 · Mayıs Haziran 1979

OLAYLAR - YORUMLAR

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme

Yıl
1979
Sayfa
19
Okuma süresi
53 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Nükleer enerji, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • basın açıklaması
  • Akkuyu Nükleer Santrali
  • TMMOB
  • 657 Sayılı Yasa
  • yan ödeme kararnamesi
  • SEP Polonya

Özet

EMO'nun çeşitli kurulları faşist terör, teknik elemanların ekonomik sorunları ve enerji politikası konularında ortak basın açıklamaları yayımlamış; ayrıca nükleer santral panelleri, Koordinasyon Kurulu toplantısı ve Polonya Elektrik Mühendisleri Birliği (SEP) ile işbirliği faaliyetleri aktarılmıştır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

BASIN AÇIKLAMASI

7 Temmuz 1979

Odamız Merkez, Ankara, İstanbul, İzmir Şube Yönetim Kurulları ile Bursa Temsilcilik Kurulu 7.7.1979 tarihinde Bursa'da yaptıkları top lantıda, faşist terör hareketlerinin son günlerdeki durumunu, teknik elemanların ekonomik sorunlarını ve güncel enerji sorununu içeren ko nulardaki ortak görüşlerini bir basın açıklaması ile kamuoyuna duyurdu lar.

Bu basın açıklamasının tam metni ni dergimizde yayınlıyoruz:

"Faşist terör hareketleri son günler de yoğunluğunu iyice artırmış ve yeni biçimler almıştır, önceden planlanan ve seçilen hedeflere yöne len saldırılarla Maraş benzeri kitle kırımları amaçlanmaktadır. Manisa' da faşist güçler böyle bir tertibe gir mişler ancak amaçladıkları sonuca tam olarak ulaşamamışlardır. Bu tertiplerin ipuçları ve delilleri apa çık ortada iken, işbaşına gelmeden önce bunların kaynaklarına inecek lerini ve kökünden halledeceklerini söyleyenler verdikleri sözleri unut muş görünmektedir. Doğrudan doğruya halka yönelen bu faşist saldırılarla birlikte peşpeşe gelen devalüasyon ve zamlar emeğiyle ge çinenler için dayanılmaz boyutlara varmıştır. Bu devalüasyon zinci riyle verebilecek bir şeyi kalmayan

emekçi halktan hala özveri istenme si kabul edilebilir bir tutum değil dir. Emeğiyle geçinenlerin bir bö lümü olan teknik elemanlar da olan lardan paylarına düşenleri almakta dırlar. Bugün artık, ancak ev kirasını karşılayan gelir düzeyleriyle teknik elemanlar için yaşamlarını sürdüre bilmek bir sorun haline gelmiştir. Ama teknik elemanlar bu durumu aşmak için mücadelede kararlıdır.

Biz, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) olarak,

1. Teknik hizmetin doğrudan hal ka ulaştırılabilmesi için tüm anti demokratik baskı ve uygulamaların giderilmesini ve faşist odakların kaynağına inilmesini,

2. 1979 yan ödeme kararnamesinin, katsayı en az 10 olmak üzere, gös tergelerin günün koşullarına uygun bir biçimde artırılarak en kısa za manda çıkarılmasını ve yan ödeme lerin maaşlardan ayrı olarak vergi lendirilmesini, tazminat kararname sinin en kısa zamanda çıkarılmasını,

3. 657 Sayüı Yasa'da yer alan kira, yiyecek, giyecek gibi yardımların uygulamaya konulmasını ve yaka cak yardımının günün koşullarına uygun olarak artırılmasını,

4. Bayındırlık Bakanlığının hazırla dığı Teknik Personel Yasa taslağı

Nükleer Enerji Sandalları Panelleri

Nükleer Enerji Santrallan, bugün içinde bulunulan enerji bunalı mına belirli çevrelerce getirilen bir çözüm olarak gündemdedir. Henüz bir ulusal enerji planlama sı bulunmayan ülkemizde nük leer enerji santrallanmn kurul ması bir oldu bittiye getirilemez.

Odamız, böyle bir oldu bittinin ekonomik ve siyasi sonuçlarının neler olabileceğini halkımıza an latmak ve konuyu kamuoyunda enine boyuna tartışmak amacıy la bir dizi Nükleer Enerji Santral lan Panelleri düzenlemiştir. Pa nellerde plan, teknoloji, finans man, yer seçimi, zamanlama, bi rincil kaynaklar, personel eğiti mi, işletme, bakım, vb. sorunlar

ilgili kamu kuruluşlarında çalı şan uzmanlar, bilim adamları ve odamız adına katılacak konuş macılar tarafından tartışılacaktır.

Panellerin yapılacağı yerler ve tarihleri şöyledir:

Silifke Anamur Gaziantep Adana Antalya Denizli İzmit Diyarbakır Samsun Trabzon Eskişehir

7 Eylül 8 Eylül 15 Eylül 6 Ekim 3 Kasım 4 Kasım 17 Kasım 17 Kasım 8 Aralık 15 Aralık 22 Aralık

nın çalışanlar arasında aynm yarat mayacak bir biçimde düzenlenerek yürürlüğe girmesini,

5. Bu kısa dönemli ve yaşayabilmek için en kısa zamanda alınması gere ken tedbirlerin yanında, sorunlara daha kalıcı çözümler getirecek olan grevli toplu sözleşmeli sendikal hak ların önündeki engellerin kaldırılma sını talep ettiğimizi ve bu istemleri mizi elde edinceye dek bağlı bulun duğumuz üst örgütümüz TMMOB' nin yürütücülüğünde kitlesel olarak en etkin mücadelelere hazır olduğu muzu ve bizden "özveri" beklenil memesini kamuoyuna duyururuz.

Mesleki alanımızda odamızın savun duğu kendi öz kaynaklarımıza da yalı enerji politikasının tutarlılığı her geçen gün daha fazla kanıtlan maktadır. Dünya çapında büyüyen petrol bunalımı, sürekli artan petrol fiyatları ülkemize de doğrudan yan sımakta bir yandan dövizimizin bü yük bir kısmı petrole harcanırken öte yandan zaten çok pahalı enerji üreten Fuel Oil santrallanmn petrol krizinin daha da büyümesiyle yakın bir gelecekte çalışmama durumları sözkonusudur. Bu, başından beri, diğer alanlarda olduğu gibi enerji

alanında da izlenen dışa bağımlı çarpık politikaların bir sonucudur. Şimdi, aynı dışa bağımlı anlayışla ülkemiz için henüz yeri gelmemiş olan Nükleer Santrallar gündeme ge tirilmektedir. Elektrik Mühendisleri Odası olarak, halkımıza karşı taşıdı ğımız sorumlulukla, Nükleer Sant rallarm ülkemiz için henüz erken ol duğunu bir kez daha uyarırken, he nüz % 10'u kullanılan zengin su po tansiyelimizin ve kömür potansiyeli mizin değerlendirilmesi doğrultu sundaki yatırımların hızlandırılması, bu konuda petrol deneyinden den çıkarılmasını ilgililere ve kamuoyu na duyururuz."

25. DÖNEM EMO H. KOORDİNASYON KURULU TOPLANDI

Odamız Merkez, Ankara, İstanbul, İzmir Şube Yönetim Kurulları ile Adana ve Diyarbakır temsilcilerinin katıldığı II. Koordinasyon Kurulu 9. 10 Haziran 1979 günlerinde An kara'da toplandı. TMMOB, Merkez,

Şubeler, Adana ve Diyarbakır tem silciliklerinin çalışmaları üzerine bil gi verilen toplantıda I. Koordinas yon Kurulunda alınan eğilim karar ları gözden geçirildi ve alınan karar ların gerçekleştiği görüldü. Mali ko nuların görüşüldUğU toplantıda, EMO'nun Polonya Elektrisyenler Birliği (SEP) ile yürüttüğü ilişkiler ve üzerinde anlaşılan çalışma proto kolü ile ilgili bilgi verildi. EMO n. Koordinasyon Kurulu Toplantısı'n da aşağıdaki görüşlerin kamuoyuna duyurulmasına karar verildi:

"Egemen sınıfların tüm örgütleriyle ve emperyalizmin desteğiyle emek çi halka ve tüm demokratik güçlere karşı yürüttüğü saldırılar değişik bo yutlar kazanmaktadır. Bugün artık gizli ve açık faşist saldırı odakları çok yönlü bir planı uygulamaktadır lar, ülkemizi tekellerin ve emperya lizmin dayatmalarına açık hale geti ren mevcut iktidar egemen sınıfları tatmin etmiyor. Sözde "GERÇEK Çİ ÇIKIŞ YOLLARI" arayan TÜSİAD bildirileri renkli basının tam boy sayfalarını süslüyor. Açık faşist bir iktidarın oluşturulması yönünde Türkiye'ye kredi sağlama

SE P İ N yönündeki çabalar artırılıyor. Bütün bunlar olurken uluslararası emper yalist merkezlerin görünürde Türki

ye'ye kredi sağlama yönündeki ça

baları ülkemizi yeni ekonomik ve

politik bağımlılık ilişkileri içine çe kiyor. Kredi anlaşmaları gerçekte işçi ve emekçi kitlelerin sırtına da yanılmaz yeni yükler bindiren eko nomik ödünler ve ülkemizin de için de bulunduğu bölge halklarını teh

dit eden siyasal ödünlerle birlikte

gerçekleştirilmektedir. U 2'lerle bir

likte Türkiye'nin ortak olduğu ve

CIA tarafından hazırlanan AWACS

projesi uyarınca U 2'lerden de çok

daha tehlikeli casusluk uçaklarının Odamızın 1976 yılından beri ilişki

ülkemiz üzerinde casusluk uçuşu de bulunduğu Polonya Elektrik Mü

yapmaları istenmektedir. Uluslar hendisleri Birliği (SEP) 60. kuruluş

arası gerginliği artıracak bu tür da yılını çeşitli törenlerle kutlamıştır.

yatmalara karşı çıkılmalıdır.

Bulgaristan, Çekoslovakya, Federal

Almanya, Fransa, Macaristan ve Yu

"özgürlükçü Demokrasi" savunucu goslavya Elektrik Mühendisleri ku

luğunu sürdüren iktidar tutarlı ola bilmek için tüm ülkede ırkçı, şoven baskılara son vermeli, demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılmasını etkinleştirmelidir. Günümüzde bu nalımdan "baskıcı tedbirlerle" çıkı lamaz.

ruluşlarının temsilcilerinin de katıl dığı törenlerde Odamızı Yazman Üye Metin Tütün temsil etmiştir. SEP'in düzenlediği "Elektrik Eko nomik Toplum" sergisinin ve Poz nan kentindeki Uluslararası Poznan Fuan'nın da gezildiği program gün

Ülkemizin enerji sorunu doğal kay ' naklara dayandırılmadan, dışa ba ğımlılığı açıkça ortada olan NÜK LEER ENERJİ santralları kurarak

leri içinde değişik ülkelerin Elektrik Mühendisleri Kuruluşlarının yöneti cileri birbirlerini tanımak ve çeşitli konularda tartışmak olanağını bul

çözülemeyeceği gerçeği kavranma muşlardır.

lıdır. En az 800 milyon dolar dış

kredi gerektiren bu yatırımı gerçek leştirmek için, emperyalist finans kuruluşlarının adeta bir yarışmaya girmeleri anlamlıdır ve ders çıkartıl ması gereken bir durumdur. Şu ger

Bu arada Odamızın 1979 yılı içinde SEP'le yapacağı bilimsel ve teknik işbirliği üzerinde görüşmeler yapıla rak bu konuda bir protokol imza

çek unutulmamalıdaki, enerji soru lanmıştır, üyelerimizin teknik ve

nunun çözümü ancak kendi gücüne mesleki bilgilerini artırmaya, uzile

ve kaypaklarına dayalı bir enerji tişim ve enerji dallarında karşılaşı

planlamasını sağlayabilecek yapı ile gerçekleşebilecektir. Odamız ktsa dönemde işletmeye alınması ülke miz çıkarlarına aykırı olan Akkuyu Nükleer Enerji Santralinin yapımı nın 1995'lere ertelenmesi gerektiği ne inanmaktadır.

lan sorunlara çözüm aramaya yöne lik olarak hazırlanan 1979 programı SEP tarafından Türkiye'de verilecek seminerleri ve her iki kuruluş üye lerinin karşılıklı mesleki eğitimleri ni kapsamaktadır.

DÖNÜMÜ

2. Gün: — Büyük hidrolik veya termik üretim birin erinin uyan sistem leri ve otomatik gerilim düzenle yicileri — Röle koruma, sistemin ve güç santrallanmn eşgüdümü — Tam otomatik büyük enerji bi rimlerinin yeni işletme sorunları

Odamız giderek artan yaşam pahalı lığı karşısında zor yaşam koşulları na itilen üyelerimizin ekonomik ko şullarının iyileştirilmesi yönündeki çabaları destekleyecektir. Hazırlan mış olan "TEKNİK PERSONEL TAZMİNAT" taslağının teknik ele manlar arasında yapay ayırımlara yol açmayacak biçimde düzenlene rek derhal yasallaşması sağlanmalı dır. 1979 yan ödeme kararnamesi artan yaşam pahalılığı göz önüne alınarak kat sayı en az 8 olarak çı karılmalıdır. "

PTT ve TEK'te aynı tarihlerde veri lecek seminerler 3 gün sürecek ve aşağıdaki konular üzerinde olacak tır:

1. Enerji l.Gün: — Termik ve hidrolik santrallerin otomatik denetim sistemleri — Yük atama (load dispatching) — Polonya enerji sisteminin de netimi/ Yük atama/ Sistem dene timi

3. Gün: — Sistem işletiminin temel ilke leri/ personel, uzmanlaşma böl gesel örgütlenme, personel gelişi mi — Bakım, denetim, trafo merkez lerinin ve iletim hatlarının bakım ve denetim gereçleri

2. Uziletişim l.Gün: — Elektronik santrallar/ İşletme, bakım, deneyimler

2. Gün: Uziletişim Şebekesi (PCM)

3. Gün: — Uziletişimde ve radyo link şe bekesinde işletme sorunları

PTT ve TEK'den beş üyemiz Polon ya'da, SEP'in beş üyesi de Türkiye1 de, ilgili konularında bir ay sürecek mesleki staj göreceklerdir. Program PTT İşletme Genel Müdürlüğü ile TEK Genel Müdürlüğü'nün işbirli ğiyle gerçekleştirilecektir.

IMT PTT PROTOKOLÜ

PTT Genel Müdürlüğü ite Fransız LMT Şirketi geçtiğimiz aylarda bir protokol imzalayarak MT 20/25 ti pi santral üretecek bir yatırım için çok önemli bir adım attılar. Yakın da şirket kurulması için gerekli res mi girişimlerde bulunulacak.

Elektronik santral üretimi için yapı lacak yatıranın fizibilitesi, zorunlu ve adi olup olmadığı, yapılan firma seçimi konularını, imzalanan proto kolün ayrıntılarını bir yana bırak sak bite bu hizmet ve üretim dalıyla doğrudan ilgili bir meslek kuruluşu olarak çok önemli saydığımız bir kaç noktaya dikkat çekmek isteriz.

tik olarak haberleşme sistemleri, elektronik aygıtları tasarımcı, üreti ri ve işletmecisi mühendisler olarak, ileri bir teknolojinin yurdumuzda uygulanma olanağına karşı olumlu bir yaklaşımda bulunmak istediği mizi belirtiriz. Burada şunu da vur

gulamakta yarar görüyoruz. Genel de, ülkemize getirilme koşullan göz önünde bulundurularak ileri tekno lojiye karşı çıkılmaması gerekir de nirken "ileri teknoloji" adı altında denenmemiş teknoloji ithaline karşı daima uyanık olunmalı ve ülkemizin deney tahtası gibi kullanılmasına olanak verilmemelidir.

MT 20/25 tipi santral sistemlerinin özelliklerine gelince, zaman bölüm lü kayıtlı program kontrollü bu sis temler günümüzün ileri santral tek nolojisinin ürünüdür. Bu sistemlerin üretimi ve hizmete sunulması ile mesleki uygulama alanında ileri bir aşamaya geçilmiş olacak, PTT İda resine bakım ve işletme kolaylıkla rı, yer ve güç kazancı sağlayacak, ayrıca abonelere birçok yeni hiz mek getirecektir.

Ne var ki genel bir iyimserlik hava sında sorunları gözardı etmenin de çok önemli sakıncaları olduğuna dikkat edilmelidir. Herşeyden önce 900 milyon TL sermayeli bir yatırı mın, ülkemizin genel planlama süre cinin ve DPT örgütünün dışında ger çekleştirilmeye çalışılması, komşu üretim alanları (örneğin devre ele manları üretimi, çeşitli yan sanayi kurumları) ve eğitim olanakları ile koordinasyon sağlanmadan gerçek leşmesi yanlış olacaktır. Bu boyut ta bir yatırımın Dördüncü Beş Yıl lık Kalkınma Planında vurgulanma sı, ödenek ayrılması, Elektronik ve Haberleşme Sanayii özel İhtisas Komisyonunda ayrıntılarıyla ince lenmesi, Sanayi ve Teknoloji Ba kanlığı Elektronik Sanayii Teknik Kurulunda değerlendirilmesi gere kirdi. 10 yılda 900 000 hatlık sant ral üretecek böyle bir elektronik ya tırımın bu biçimde gerçekleştiril mesi pek olağan karşılanamaz, ülke çapındaki planlama bir yana bu ya tırımın PTT Genel Müdürlüğü için de de yeterince planlı ve bilinçli yü rütüldüğü söylenemez.

Böylesine büyük bir yatırım planla masının titizlikle yürütülmesi, ha berleşme hizmetinin bir bütün ola rak ete alınıp elektronik santral, şe beke, şehirlerarası haberleşmesinin, yatırım darboğazları ve diğer sorun lar arasında doğru bir içerikle de ğerlendirilmesi gerekmektedir. Da

ha nitelikli teknik eleman gerekti ren bu tür santrallar için personel eğitiminin ve daha genelde personel politikasının ek sorunlar getireceği göz önüne alınıp daha iyi bir statü için gereken adımlar atılmalıdır.

Daha önce de değindiğimiz gibi PTT LMT protokolünün ayrıntıla rını değerlendirmek kısa vadeli ama cımız değilse de bu protokolün bir kaç maddesine dikkat çekmek iste riz. 6224 sayılı yabancı sermaye ya sasına göre kurulması öngörülen şir ketin 900 milyon TL'lik sermayesi nin % 49'unun PTT, % 40'inin LMT tarafından oluşturulacağı belirtil miştir. Geri kalan sermaye üzerinde süregelen spekülasyonları önlemek, ülke çıkarını en güvenli bir biçimde sağlamak için bu % ll'lik hissenin bir bütün olarak bir devlet bankası na veya kamu kuruluşuna devrini sağlamak gerekmektedir.

Bu hissenin küçük paylar halinde dağılması veya yabancı ortağın etki si altına girebilecek bir sermaye gru buna verilmesi ulusal çıkarlarımıza aykırı olacaktır.

Protokolün getirdiği bir çarpıcı nokta da şirket yönetiminin yaban cılara verilmesidir. Ulusal çıkarları mız açısından sakıncaları bir yana, azınlık sermayeye yönetimi bırak mak, şirket yönetimi ve denetimi açısından da işleyiş sakıncaları oluşturacaktır. Bu konuda "LMT' nin verimli bir işdüzeni kuracağı", "garanti ettiği dışsatımı gerçekleş tireceği" söylenebilirse de "biz ya pamayız onlar yapsın", "onlar bi zim yararımıza bizden iyi yönetir ler" teslimiyetçi görüşünün günü müzde pek tutarlı bir savunusu yapılamaz. Unutulmamalıdır ki çe şitli teknoloji dallarında —bazıları sözkonusu elektronik santral fabri kasından da büyük— birçok kamu ve özel fabrika yıllardan beri yurt taşlarımızın yönetiminde üretim yapmaktadır.

Sonuç olarak uzun süren emeklerin ürünü olan bu konuda atılan yanlış adımların biran önce düzeltilmesi, planlı, gerçekçi, yurtsever ve cesur bir tavır ile konunun bu kıstaslar ışığında ele alınmasının gereklili ğine inanıyoruz.

Duyuru

POLONYA ELEKTROTEKNİK SEMİNERLERİ

Odamız ile Polonya Elektrik Mühendisleri Odası arasında gerçekleştirilen teknik işbirliği çerçevesinde Ekim 1979 ayı içerisinde aşağıdaki konuları içeren teknik seminerler yapılacaktır, iki ayrı yerde aynı ta rihlerde yapılacak olan seminerlerin konularını Polonyalı uzman meslektaşlarımız anlatacaktır. Ayrıca seminer notları kitap olarak izleyicilere dağıtılacaktır.

Üyelerimize teknik konularda yardımcı olmak amacı ile düzenlediğimiz bu seminerlere katılmak isteyen üyelerimizin doğrudan Odamıza başvurmaları gereklidir.

Saygılarımızla,

Y önetim Kurulu

Seminer Konusu

: Uziletişim (A.Gerilim)

Güç Elk. (Y .Gerilim)

Seminer Süresi

:3Gün

3 Gün

Seminer Y eri

. Ankara

Ankara veya istanbul

Seminer Tarihi

: Kasım 1979

Kasım 1979

Seminer Katılım Ücreti

: 2.500 TL/kişi

2.500 TL/kişi

Seminere Katılma Başvuru Adresi : EMO Ihlamur Sokak 10/1 Y enişehir ANKARA

Not: Kesin yer ve tarihler ile kayıt formları daha sonra odamıza başvuran üyelerimize gönderilecek ve

ayrıca duyurulacaktır.

SEMİNER KONULARI

I GÜÇ ELEKTİ Rİ Ğİ (Y üksek Gerilim) 1. Termik ve hidrolik santralların otomatik kumanda sistemleri. 2. Elektrik Sistemi kontrolü (Y ük Tevzi) 3. Polonya ulusal elektrik sistemi ve kontrolü. 4. Büyük termik ve hidrolik santralların ikaz sistemleri ve otomatik gerilim regülatörleri. 5. Santral ve şebeke röle korumaları ve röle koordinasyonu. 6. Tam otomatik büyük enerji üretim tesislerinin yeni işletme sorunları. 7. Şebeke işletmesinin ana ilkeleri (personel, uzmanlaşma, bölge örgütlenmesi, personel geliştirilmesi). 8. Trafo merkezleri ve iletim hatlarının test ve bakımları, test ve bakım aygıtları.

II UZİLETİŞİM (AlçakGerilim) 1. Elektronik santrallar 2. işletme deneyimleri 3. Uziletişim şebekesi (PCM) 4. Şebeke planlaması 5. Uziletişim ve radyolink şebekelerinde işletme sorunları

24.

OLAĞAN GENEL KURULU

Y APILDI

"Bilim ve tekniği emekçi halkımızın hizmetine sun ma, grevli toplu sözleşmeli sendikal hakları alma yo lunda güçlü bir mücadeleyi sürdüreceğiz"

19 20 Mayıs 1979 tarihinde DSİ Sa lonunda toplanan 24. TMMOB Ge nel Kurulu Başkan Teoman öztürk' ün şu konuşmasıyla açılmışta.

'Sayın Konuklar, Delege Arkadaş larım;

Birliğimizin XXIV. Genel Kurulu; ayrılmaz bir parçası olduğumuz emekçi halkm sorunlarının giderek büyüdüğü bir ortamda toplanmakta dır.

Çok yönlü zor koşullar altında ge çen bir çalışma döneminin ardın dan toplanan ve iki gün sürecek olan bu Genel Kurul'un, bugüne dek ol

duğu gibi, koşulları ve mücadeleyi gözden geçirerek, daha güçlü bir mücadeleye ışık tutacağına inanıyo rum.

Bizler, yıllardır ülkenin ve emekçi halkın çıkarlarını kendi alanlarında savunan, her geçen gün nicel ve ni tel anlamda daha da artan bir bi çimde emekçi halkın mücadele sa ftnda yer alan, bilimi ve tekniği em peryalizmin değil emekçi halkın hizmetine sunmada kararlı olan mü hendis ve mimarlarız.

Bugün, ülkede, doksan bini aşkın mühendis ve mimar bulunmaktadır.

Bugün büyük bir çoğunluğu kamu kesiminde çalışan üyelerimizin; ev kiralarının 4 5 bin liradan başladığı, asgari gıda gereksinmesi için 4 5 bin liranın gerektiği bugünün Türkiye' sinde, 5 6 bin lira aylık ücretlerle yaşamak zorundadırlar.

Yan ödemeler, tazminat tasarıları gibi; hem diğer kesimlerle, hem kendi içinde ayrıcalıklar ve tutar sızlıklar yaratan, yaşamak için ge rekti asgari düzeyi dahi tutturama yan uygulamalarla sorunun çözüle meyeceği yıllardır ve bugün açıkça görülmektedir. Mühendis ve mimar

lar da pek çok kamu görevlisi gibi, sorunun çözümü için gerekli olan grevli ve toplu sözleşmeli sendikal haklara sahip bulunmamaktadırlar.

Dünya 'nın gelişmiş ülkeleri ile yapı lan oranlamada bile görülebileceği gibi, teknik gücümüz nicel ve nitel yönden her işimizi görecek düzey dedirler. Hal böyle iken, bir yandan sömürücü kredi şartı olarak ülkeye yüzbinlerce liralık aylıklarla yaban cı sözde uzmanlar doldurulmakta; öte yandan, aynı zamanda, yaşa mak için 5 6 bin lira aylık takdir edilen mühendis ye mimarlarımıza Libya'ların, Arabistan'ların yolları gösterilmektedir.

Bu düzene karşı çıkan; anti emper yalist, anti faşist, anti şovenist ilke leri savunan; bilimi ve tekniği emek çi halkın yararına kullanma müca delesi veren üyelerimiz saldırılara uğramakta, öldürülmekte; örgütleri miz en küçük birimlerine varıncaya dek baskı ve saldırılara hedef ol maktadırlar. Bu dönemde, Ziraat Mühendisleri Odamızın Adana Böl ge Şube Başkanı Akın OZDEMİR, üyelerimiz Kenan ÖZTüRK, İbra him OZSOY, Fevzi AZIRCI, Erhan BİTLİSLİ, Ferit UZUN ve Prof. Dr. Bedri KARAFAKİOĞLU faşist çe telerin planlı saldırılan ile katledil mişlerdir. Mücadeleleri mücadele miz olan bu üyelerimizi, huzurları nızda bir kez daha saygı ile anmayı ve mücadele bayraklarını yüksekler de tutmaya bütün gücümüzle çaba harcayacağımızı belirtmeyi bir gö rev sayıyorum.

Sömürü, baskı ve zulmün bu derece yoğun bir biçimde yaşandığı ülke mizde; ulaşımdan altyapıya, konut tan kentleşmeye, enerjidensanayi ye, turizmden çevreye, doğal kay nak lardan eğitime dek her alanda, sömürüyü ve dışa bağımlılığı mü hendis ve mimarlar yakından görür ve bilirler. Yapılan çalışmalarla, ge liştirilen görüş ve önerilerle, uygu lamalarla, yıllardır, emekçi halkın ve ülkenin yararlarının yollarını gös terirler. Ancak dinlenmez.

Bizler, mühendis ve mimarlar, yaşa dığımız sorunların emekçi halkımı zın yaşadığı sorunların benzeri ve bir parçası olduğunu bilmekteyiz.

Sorunlarımız; hayati gereksinimleri için günlerce kuyruklarda bekleyen, doğal kaynakları yağma edilen, bir yandan işsizliğe öte yandan Alman ya kapılarına mahkum edilen, tüke

tim sanayii uğruna her şeyi sömürü len. Kahraman Maraş 'ta olduğu gibi yüzlerce canını yitiren, fabrikadan tarlaya, okuldan eve, kadar her alanda sömürü, baskı ve faşist saldı rılara uğratılan emekçi halkın so runlarıdır.

Ve bizler dün olduğu gibi bugün de, sorunlardan kurtuluşun yolunun emekçi halkın sorunlarından kurtu luşundan geçtiğini çok iyi biliyo ruz. Buna göre çalışıyor, buna göre mücadele veriyoruz.

Bugün ülkemizde z^r ve önemli gün ler yaşanmak t " <\ Kahraman Ma raş faşist katliamından sonra ilan edik.. ^Jtıjonetim, sonraları, daha da yaygınlaştırılmıştır.

Dünya'da, hemen her yerde kutla nan 1 Mayıs bayramını kutlamak is tedikleri için DİSK Yöneticileri ve üyeleri, TİP Yöneticileri ve üyeleri ve yüzlerce devrimcinin tutuklandı ğı bir ülkede yaşıyoruz.

TÜSİAD 'in çıkışlarını, siyasi iktida darın ve muhalefetin öne sürdükleri görüşleri izliyoruz. Ve bu tartışma ların; Amerikan Üsleri'nin, sömürü cü IMF kredilerinin gündemde oldu ğu, faşist baskı ve saldırıların yo ğunlaştırıldığı bir ortamda sürmesi ni hem çok anlamlı, hem de gelece ğe ve mücadeleye ışık tutması açı sından önemli buluyoruz.

Devrimci, demokrat, yurtseverlerin ve örgütlerinin haberlerine hatta ölüm ilanlarına dahi ambargo uygu layan sol görünümlü basının, yaza rın; bir kısım gerici siyasinin cenaze ilanı diye nitelediği tam sayfa ser maye ilanlarını basmasını ve şaşkın yorumlarını görüyoruz.

Bugüne gelmede, uzun süre "sağa da, sola da karşıyız..." mantığı ile hareket eden, sorunların kaynağı olan faşist odakların üstüne gitme yen; bir yandan emekçi halk güçle ri ile gerici faşist güçleri aynı kefeye koyan, ama öte yandan aynı zaman da emekçi halktan özveri isteyen ve böylece iktidar olmaya çabalayan siyasi iktidarın sorumlulukları bü yüktür.

Tüm bu sorunların, böylesine büyük sorunların üstesinden; bir avuç ege men azınlığa yaranma çabaları ile, emekçi halka kan ve gözyaşı getirse bile, sermayenin çıkarlarını gözeten kararlarla, uygulamalarla, çabalarla gelinemez.

Sorunların üstesinden; bir yandan alabildiğine sermayeden yana davra narak, öte yandan "kendimi yedir meyeceğim..." diye çıkışlar yapa rak gelinemez. Aslında kişilerin yenmesi ya da yenmemesi de önem li değildir. Asıl önemli olan geniş emekçi yığınların yenmemesi, yeni lememesidir. Bunun için de bir tek yol vardır; geniş emekçi yığınların mücadele safında yer almak, onların sorunlarının çözümüne yönelmek, onlarla birlikte emperyalizmin ve faşizmin üstüne yürümek.

Arkadaşlarım, Emekçi halkın sorunlarının ve dola yısıyla sorunlarımızın kaynağı em peryalizm ve faşizmdir. Bu saptama doğrudur.

Ancak kendi sorumsuzluklarımıza da gözlerimizi kapamamak gerekir. Dar hesaplarla, kısır çekişmelerle, heder edilen güç ve kaynaklarla ağır aksak sürdürülen mücadeledeki ye tersizliği, her kişi ve kesim doğru düşünmek ve değerlendirmek ve ne karşı güçleri ne de kendini eksik ve yanlış değerlendirmemek zorunda dır.

DİSK'te, TÖB DER'de, TMMOB' de, emperyalizme faşizme şoveniz me karşı mücadelede dar çıkar he sapları ile mücadeleyi zaafa uğratan lar yenilmek zorundadır.

Geniş emekçi halk yığınların fiili birlikteliği sağlanmak zorundadır.

Bizler, bu anlayıştan yola çıkarak, zor koşullar altında geçen bugün ve daha zor geçeceğe benzeyen gele cek günlerde; sömürü, baskı ve zu lüm uygulamalarına; IMF'li, NATO' lu, AETTi, 141 142% yoğun faşist saldırılı, insanın insanca yaşayama dığı bu düzene karşı çıkacağız.

Doğal kaynaklarımızın sömürüsüne, dışa bağımlılığa, geçim sıkıntısına, ayrıcalıklı uygulamalara karşı çıka cağız.

1 Mayıs tutuklularının serbest bıra kılması ve 1 Mayıs'ın yasallaşması için çaba harcayacağız.

Bilimi ve tekniği emekçi halkımı , zm hizmetine sunma, GREVLİ TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL HAKLARIMIZI alma yolunda güçlü bir mücadeleyi sürdüreceğiz.

Sömürü, baskı, zulüm ve faşist saldı

rılara, en ufak üretim birimlerinden başlayarak her alanımızda yılma dan, bunalmadan karşı çıkacağız."

Teoman öztürk konuşmasını şöyle bitirdi:

"Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm demokratik güçlerin, hayatın her alanında verecekleri tutarlı ve aktif mücadelelerle, gelecek emekçi hal kımızın olacaktır. Gelecek aydınlık olacaktır.

Saygılarımla."

İki gün süren çalışmalar sonucunda aşağıdaki görüşlerin basına açıklan masına karar verilmiştir.

"İçinde yaşadığımız günlerde, ülke miz politik ve ekonomik olarak de rinleşen bir bunalım içindedir. Em peryalizme bağımlı çarpık kapitalist gelişimin olumsuz sonuçlan bütün çıplaklığı ile ortadadır. Döviz, ham madde, aramalı, yedek parça darbo ğazları, % 60'a varan enflasyon ve ardarda gelen devalüasyonlar emper yalizme bağımlı gelişen ekonomimi zin birer iflas belgesidirler. Emper yalist ülke ve kurumlar yardım ve kredi karşılığında ileri sürdükleri koşullarla ülkemizi ekonomik ve politik olarak tam anlamıyla teslim alma hazırlıkları içindedirler.

mik koşullara itmektedir.

Egemen sınıflar, 1 Mayıs'ın işçi sınıfının birlik mücadele ve dayanış ma günü olarak kutlanmasına karşı çıkmışlar, ülkenin birçok yerinde 1 Mayıs gösterileri engellenmiştir. DİSK yöneticileri, TİP yöneticileri, ve birçok ilerici, devrimci, demok rat ve yurtseverler tutuklanmışlar ve bazı görevlilerce kötü muameleye tabi tutulmuşlardır.

Hükümet kurulduğundan bu yana esas olarak egemen sınıf ve tabaka ların çıkarlarına uygun bir politika izlemiş ve onların sorunlarını çöz meye çalışmıştır. Egemen sınıflara bu da yetmemiştir. "Gerçekçi çıkış yolu" adını verdikleri önerilerle fa şist yönetim çağrıları yapmaktadır lar.

TMMOB üyeleri tüm bu yaşanılan gerçeklerin bilincindedir. Egemen sınıfların sömürü, baskı ve zulüm dü zeninin ancak ve ancak halkın ger çek iktidarının kurularak son bula cağına inanmaktadır. Bu inançla, demokratik, ekonomik ve siyasi ta

Genel Kural sonunda TMMOB

lepler doğrultusundaki mücadelesini kesintisiz sürdürecektir.

TMMOB bu yolda, egemen smıfla nn işine yarayan ayrılıkçı dayat maları aşarak faşizme karşı olan tüm demokratik kuruluşların ey lem birliği platformunun yaratılma sı için mücadele edecektir.

TMMOB, — 1 Mayıs'ın yasallaşması ve tüm

1 Mayıs tutuklularının serbest bı rakılması,

— Başta 141 ve 142 olmak üzere tüm baskı yasalarının kaldırılma sı,

— Grevli toplu sözleşmeli sendikal hakların kazanılması,

— Sivil sıkıyönetim tasarısının geri alınması,

— Faşist terör ve katliamların, her türlü ayrılıkçı ve şoven baskıların son bulması için sonuna kadar mücadele edecektir."

Çalışan sınıf ve tabakaların ekono mik demokratik özlemlerini dile ge tirerek iktidar olan CHP ağırlıklı hükümet vaadlerini unutmuş görün mektedir. Tüm çalışanlar için grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı ko nusundaki taleplerimiz gözardı edi lirken demokratik mücadelenin araçları olan dernekler kapatılmak tadır. Maraş katliamı nedeniyle sıkı yönetim ilan edilmiştir. Giderek devrimci ve demokratik mücadele susturulmaya çalışılmaktadır. İş kencecilerden, faşist katillerden he sap sorulacağı yerde, "sağa da, sola da karşıyım " mantığıyla halkın can düşmanı olan faşistlerle, halkın kur tuluşu için çaba harcayan devrimci ler aynı kefeye konmakta böylece faşist saldırı ve katliamlar yoğunlaş maktadır. Çalışanların yaşam ko şullarının düzeltileceğini vaadede rek oy toplayan hükümet; toplum sal anlaşma, düşük taban fiyat poli tikası gibi uluslararası tekelci serma ye ile yerli ortaklarının önerileri doğrultusundaki uygulamalarla dar ve sabit gelirlileri daha zor ekono

:,>AJmwt Bulut

V

; Tanık Gfiverv î.>, Kemal Kıyak

Orman MO Petrol MO Şf*MÛ. .

24. Genel Kurulda seçilen yeni Yönetim Kurulu üyeleri yaptıkları ilk top lantıda aralarında görev bölümü yaparak, başkanlığa Teoman öztürk U ikinci başkanhğa Yalçın ÇiBngir'i, sayman üyeBğe ise Mehmet AU Algancı' yi getirmişlerdir.

TMMOB TARAFINDAN DÜZENLENEN COPISEE YÖNETİM KURULU TOPLANTISI YAPILDI

SON ZAMLAR VE DEVALÜASYON KONUSUNDA TMMOB BİR AÇIKLAMA YAPTI

sonel Tazminat Yasa Tasarısın* iliş kin görüşlerini açıkladı.

Açıklama metnini aynen yayınlıyo ruz:

COPISEE Güney Doğu Avrupa Mü hendisler Sürekli Konferansı 7. Dö nem Yönetim Komitesi Toplantısı 3 5 Temmuz 1979 tarihlerinde An kara'da Türkiye Standartlar Ensti tüsü'nde yapıldı. TMMOB'nin dü zenleyiciliğinde ve COPISEE 1978 1980 Dönem başkanı olan Yunanis tan Teknik Odası Başkanlığında yü rütülen toplantıya, Türkiye ve Yu nanistan'ın yanı sıra COPISEE üyesi Bulgaristan, Yugoslavya ve gözlemci olarak Kıbrıs Türk Mühendis ve Mi mar Odaları Birliği temsilcileri ka tıldı.

Toplantıda COPISEE'nin yeni çalış ma döneminde düzenlenmesi planla nan, seminer panel konferans vb. çalışmaları kesinleştirilmiş ve Kent lerin Planlanması, Çevre Korunma sı, Depremlerin önceden Saptanma sı, Bilgisayar Sistemleri, Binaların Enerji Tasarrufu, Mühendislerin Sü rekli Eğitimi, Polimerler, vb. alan larda çeşitli uluslararası konferans lar düzenlenmesi kararlaştırılmıştır.

COPISEE Yönetim Kurulu, evsahibi Türkiye mühendis ve mimarlarının temsilcisi TMMOB'nin önerilerini benimseyerek, 1980 Ocağında TMMOB tarafından düzenlenecek olan Kimya Sanayii Kongresi'ne COPISEE desteğinin sağlanması ve yine TMMOB tarafından 1980 tari hinde "Güney Doğu Avrupa ülkele rinde Madenciliğin Gelişimi ve Bu günkü Yapısı" konulu uluslararası sempozyumun bir COPISEE çalış ması olarak gerçekleştirilmesini ka rarlaştırmıştır.

Toplantı sonunda açıklama yapan Yönetim Kurulu, bu toplantının üye ülkeler mühendisler ve örgütle rinin karşılıklı işbirliği ve ortak so runların çözümü için ortak çabala rın harcanması amacı doğrultusun da önemli bir adım olduğunu belirt miştir.

IMF önerileri doğrultusunda yapı lan % 75'lik devalüasyon konusunda TMMOB tarafından yapılan açıkla mada bu devalüasyonun getirdiği zamlarla % 100'e varan bir hayat pahalılığına yol açacağı belirtildi.

Açıklamada, emperyalist kapitalist sisteme bağımlı Türkiye ekonomisi nin sorunlanr, çözeceği savıyla gün dem» 2* ' ' ' ı e n uygulamaların, so runları çözmek bir yana, daha da ağırlaştırmaktan ve emekçi halkı yoksulluğa mahkum etmekten baş ka hiçbir sonuç vermeyeceği, em peryalist ülkelerce verilecek olan kredilerin dışa bağımlı ekonominin döviz gereksinimini ancak belirli bir süre karşılayabileceği, bir süre sonra döviz darboğazının yarattığı sorun ların yeniden yoğunlaşacağı, ağır lıkla tarımsal ürünlere dayalı Türki ye dış satımının yapılan devalüas yonla önemli bir artış göstermeye ceği, işçi dövizlerinde beklenen ar tışların döviz gereksinimini karşıla maktan uzak kalacağı vurgulanmak tadır.

TMMOB, faşist baskı ve saldırılara hedef olan, yoksulluk içinde kıvra nan Türkiye halkının ve onun ayrıl maz bir parçası olan mühendis ve mimarların bu uygulamalara karşı çıkacağını ve emperyalist sömürü mekanizmasının parçalanması yo lunda görevlerini yerine getireceğini belirtmektedir.

1979 YILI YAN ÖDEME KARARNAMESİ VE TEKNİK PERSONEL TAZMİNAT YASASI TASARISINA İLİŞKİN TMMOB BASIN AÇIKLAMASI

TMMOB Başkanı Teoman öztürk 11 Temmuz 1979 günü yaptığı ba sın açıklamasında 1979 yılı Yan ödeme Kararnamesi ve Teknik Per

"1979 Yılı Yan ödeme Kararname si, Mart ayında çıkarılması gerektiği halde, bugüne değin çıkarılmamış, yüzbinlerce mühendis, mimar, tek nik eleman ve memur, yapılan onca zamlar karşısında geçen yılın ücret düzeyiyle geçinme mücadelesine itilmiştir.

Yan ödeme Uygulaması, başladığı günden bugüne, teknik elemanların sorunlarına çözüm getirmek bir ya na, ayırımcı uygulamaların ve yöne timlerin çalışanlar üzerinde ekono mik baskı kurmalarına bir aracı ol muştur.

TMMOB 1979 Yüı Yan ödeme Ka rarnamesinin önceki uygulamaların taşıdığı olumsuzluklardan arındırı larak TMMOB önerileri doğrultu sunda çıkarılması için bir kampan ya açmış ve binlerce mühendis mi mar TMMOB önerilerini benimse diklerini ve 1979 kararnamesinin bu doğrultuda çıkarılmasını istedikleri ni Başbakan Sayın Bülent Ecevit'e iletmişlerdir.

1979 Yan ödeme Kararnamesinin hazırlandığına ve Bakanlar Kurulu na imzaya sunulma aşamasında ol duğuna ilişkin basında haberler yer almak tadır.

önerilerini örgütsel olarak bir çok defalar kamuoyuna açıklayan, ilgili yöneticilere ileten, binlerce üyesinin imzasıyla Başbakanlığa ulaştıran ör gütümüz, 1979 Yılı Yan ödeme Ka rarnamesine ilişkin önerilerini ilgili lere ve kamuoyuna bir kez daha du yurmaktadır.

öte yanda gündemde olan Teknik Personel Tazminat Yasasının mev cut biçimiyle mühendis mimar tek nik elemanlar arasında ayrımcı uy gulamalara olanak veren, bir bölüm teknik elemanları ise kapsamına al mayan yapısıyla benimsenmesi mümkün değildir. Birliğimiz, Yasa Tasarısının, 29 Eylül 1979'a değin geçerli olan ve Hükümete Kanun Hükmünde Kararname Çıkarma Yetkisi veren Yetki Kanunu kapsa mında ve içinde taşıdığı olumsuz luklardan arındırılarak Kanun Hük münde Kararname biçiminde ge cikmeksizin çıkarılması gereğine inanmaktadır.

ELEKTRİK MttHENDİSLİfil 2R9 270

Yan ödeme Kararnamesi ve Tazmi nat Kararnamesinin teknik eleman . lara insanca yaşamalarına olanak ve ren bir ücret düzeyine kavuşturacak biçimde düzenlenmelidir. Birliği miz, bu istemler doğrultusunda ça lışmalarım güçlendirerek sürdürme ye kararlıdır.

ÖNERİLER

1. Yan ödeme tutarları % 200 artı rılmalı, başka bir deyişle katsayı 8 olmalıdır. Aynı şekilde, yan ödeme puanları da iki katına yükseltilmelidir.

2. Büyük Proje zammı, projede ça lışanların % 10'una, % 25'ine de ğil tümüne ödenmelidir.

3. Kararnamede, "ödenebilir, veri lebilir, vb." belirsiz ifadeler yer almamah, "ödeme bakanın ona yına bağlıdır", vb. ifadelerle, yö neticilere öznel takdir hakkı ta nınmamalıdır.

4. Yan ödemelerde esas alınan hiz met sürelerinin belirlenmesinde, askerlikte veya askerlik dışı hiz metlerde, hangi görev unvanında olursa olsun geçmiş hizmet süre leri de hesaba katılmalıdır. Bu konuda, geriye dönük, mevcut olumlu uygulamaları ortadan kaldıran uygulamalar durdurul malıdır.

5. Uygulamada "GÖREV ÜNVA NI" yerine "EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET" ilkesi benimsenmelidir.

6. Hastalık izinlerinin tümünde ve yurtdışı eğitimlerinde de, yan ödeme verilmelidir.

7. Yan ödemeler vergi dışı bırakıl malıdır.

8. 1978 Yılı Yan ödeme Kararna mesinin 5. maddesinde (d) fıkra sındaki "1 yılda" ifadesi, TSK Yan ödeme Kararnamesindeki gibi, "1 malı yılda" olarak dü zenlenmelidir.

9. Vardiyalı çalışanlara verilmekte olan puan, 125'den 1000'e yük seltilmelidir.

10.Kararname uyarınca, işyerlerin de hazırlanacak Yan ödeme lis teleri, çalışanlarca hazırlanma lıdır.

11 .Kararnamelerin yürürlük tarihle ri ile uygulama tarihleri arasında her ne nedenle olursa olsun gö revden ayrılanlara, çalıştıkları sü renin yan ödemesi ödenmelidir.

12.Mali Sorumluluk tazminatı yük sek değerli cihazlar kullanan ve bu cihazların kullanım sorumlu luğunu taşıyan teknik elemanla ra da ödenmelidir.

13.Yan ödeme Kararnamesi yukarı daki önerileri içerecek biçimde acilen çıkarılmalı, uygulama ka rarname yayın tarihinden itiba ren bir ay içinde başlamalıdır."

EKONÖMİK DEMOKRATİK HAHLAR MÜCADELEMİ

TMMOB önümüzdeki günlerde, Grevli Toplu sözleşmeli sendikal hakların alınması, emekçi halkımıza ve üyelerimize yönelik faşist baskı ve saldırılar konularında değişik il lerde tartışma toplantıları, forum ve paneller düzenlemeyi kararlaştır mıştır.

Bu tartışma toplantıları, forum ve panellerin programını veriyoruz:

2. UYGULAMA YERLERİ VE ZAMANLAMA:

15 Ağustos 1979 Çarşamba/ saat 18.00 ANTALYA MERSİN KÜTAHYA DENİZLİ

16 Ağustos 1979 Perşembe/ saat 18.00 ARTVİN TRABZON

A. İL TOPLANTILARI:

1. KONU: a. TMMOB Çalışmaları b. İşyeri temsilciliklerinin süratle yaygınlaştırılması ve daha iyi bir işlerliğe kavuşturulması, c. Faşist saldırı ve baskılar, d. Yan ödeme ve tazminatlar, e. Grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar, f. Bölgesel forumlar, g. Çalışanlar kurultayı.

18 Ağustos 1979 Cumartesi/ saat 10.00 KOCAELİ ADAPAZARI BURSA ESKİŞEHİR

19 Ağustos 1979 Pazar VAN URFA KAYSERİ SİVAS KONYA

1 Eylül 1979 Cumartesi/ saat 10.00 İSDEMİR KARABÜK SEYDİŞE HİR GLİ

2 Eylül 1979 Pazar/ saat 10.00 Zonguldak TKİ DİVRİĞİ DÇ MER KEZ'de DSİ TCK İşyeri TEMSİL CİLİKLERİ

NOT: 1. Bu toplantılara en yakın çevre il yada işyerlerindeki TMMOB ve Oda temsilciliklerinden katılım sağlanacaktır.

2. Bu toplantılara il ya da işyerle rinde bulunan ve bugüne kadar ortak çalışmalar içinde yer aldı ğımız örgütlerin alt birimlerinin belirli sayıda temsilcilerle konuk olarak katılması için çalışma ya pılacaktır.

3. Aynı günlerde EDİRNE UŞAK GAZİANTEP, vb. bazı iUere gidi lerek işyeri temsilciliklerinin ku rulması için çalışmalar yapıla caktır.

B. BÖLGESEL FORUMLAR:

1. KONU: a. Faşist baskı ve saldırılar, b. Grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar, c. Çalışanlar Kurultayı.

2. UYGULAMA YERLERİ VE ZAMANLAMA (I):

15 Eylül 1979 Cumartesi/ saat 10.00 KARS ya da ERZİNCAN

22 Eylül 1979 Cumartesi/ saat 10.00 İSTANBUL

23 Eylül 1979 Pazar/ saat 10.00 İZMİR

29 Eylül 1979 Pazartesi/ saat 10.00 ZONGULDAK

30 Eylül 1979 Pazar/ saat 14.00 SAMSUN

6 Ekim 1979 Cumartesi/ saat 10.00 ADANA

7 Ekim 1979 Pazar/ saat 10.00 DİYARBAKIR

NOT: 1. İlk programda, diğer kuruluşlar la birlikte yapılması planlanan çalı şanlar kurultayı öncesinden bir iç çalışma olarak düşünülen bu fo rumların; ilk aşamasının planlana nın üstünde yaygın ve güçlü olması nedeni ile diğer kuruluşlarla birlikte yapılması düşünülmektedir.

2. Bazı örgüt başkanları ile yapılan ön görüşmelerde bu örgütlerin de benzer iç çalışmaları yaptıkları; bölgesel forumların birlikte yapıla bileceği çalışanlar kurultayı yapıl ması gerekliliği yolundaki önerilen lerimizin prensip olarak olumlu bu lunduğu öğrenilmiştir.

3. TMMOB Başkanı bu konudaki girişimleri sürdürecek ve bu girişim lerin değerlendirilmesiyle hazırlaya cağı bir ayrıntılı program, kısa süre de TMMOB Yönetim Kurulu 'na ge tirilecektir.

C. ÇALIŞANLAR KURULTAYI:

1. KONU: a. Faşist baskı ve saldırılar, b. Grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklara sahip olmayanların bu hakkı elde etmesi ve mevcut sen dikal hakların korunması ve ge liştirilmesi.

2. UYGULAMA:

KASIM 1979 sonu ya da ARALIK 1979 ortası YER: Atatürk Kapalı Spor Salonu, saat 11.00, ANKARA

NOT: Bu kurultayda, sendikal haklar ko nusunda uygulamaya dönük karar ların alınması ve çok kısa bir sürede etkili eylemlerin gerçekleştirilmesi esas alınacaktır. Bu konuda DİSK ve diğer demokratik kuruluşlarla yapılan ön görüşmelerde olumlu ya nıtlar alınmıştır.

Bu görüşmeler geliştirilerek, kısa sü rede bir ayrıntılı program hazırlana cak ve çalışmalara başlanacaktır.

TMMOB Uyarı Tartısma Toplantıları

Odamızın da üzerinde önemle dur duğu üyelerimizin ekonomik de mokratik haklarının elde edilmesi doğrultusunda TMMOB'nin yürütü cülüğünde uzun süreli çalışmalar programlanmış ve bu program ger çekleşmeye başlamıştır. TMMOB' nin yeni dönem uygulama progra mında yer alan, kısa dönemde yaşa mak için gerekli olan ekonomik de mokratik haklarımızı ve orta veya uzun dönemde "GREVLİ, TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL HAK LAR"ımızı elde etmek için daha yoğun çalışmaların yapılması gün demdedir.

İlk adım olarak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve birliğe bağlı 18 Oda'nın yöneticileri

16 Haziran 1979 tarihinde Ankara' da düzenledikleri bir basın toplantı sında mühendis ve mimarların so runları ve sorunların çözümü yolun da sürdürecekleri mücadele konu sunda görüşlerini açıkladılar. Basın toplantısında TMMOB ve 18 odası nın görüşlerini açıklayan TMMOB Başkanı Teoman ÖZTÜRK özetle "Yıllardır emekçi halkın çıkarları doğrultusunda bir mücadeleyi yıl madan sürdüren mühendis ve mi marlar için, son ekonomik tedbir lerle (!), yaşama olanağı tüm emek çi kesimler için olduğu gibi, orta dan kaldırılmıştır. Güncel ekono nomik demokratik haklarımızın el de edilmesi yolunda bundan sonraki ilk adımımız, insanca yaşayabilmek ve bu yolda mücadelemizi sürdüre

bilmek için, en küçük üretim birim lerinden başlayarak, haklarımızı el de edinceye dek örgütlü kitlesel di renme gücümüzü en etkin bir biçim de kullanmak olacaktır. Bugünkü görüş ve isteklerimiz kamuoyuna duyuru, ilgililere bir uyan, emekçi kitlelere, örgütlerine ve üyelerimize bir çağrı niteliğindedir" dedi.

Yıl sonuna kadar sürecek ekono nomik demokratik haklarımızı elde etme mücadelesi programının birin ci somut adımı 29 Haziran 1979 gü nü atıldı. Bir başlangıç olarak sınırlı tutulan ve ilgililere bir uyarı sayıla bilecek işyeri toplantıları 18 ilde 134 işyerinde ve 7500'e yakın mü hendis ve mimarın katılımı ile ger çekleşti.

BIT çok işyerinde, 29.6.1979 Cuma günü sabahı başlayan ve 2 ile 4 saat arasında süren tartışmalarda, daha etkili ve yaygın bir mücadele sürdü rülmesi daha geniş kamuoyu yaratıl ması doğrultusunda çaba gösteril mesi istendi.

EMO üyelerinin yoğun olarak bu lunduğu TEK, PTT, TRT gibi bir çok işyerinde de uyarı tartışma toplantıları başardı bir şekilde ger çekleşti. Bu işyerlerinde yapılan toplantılarda odamız üyelerinin top lantılara ve yapılan tartışmalara gös terdikleri geniş ilgi elektrik mühen dislerinin sorunlarının bilincinde ol duğunu ve ekonomik demokratik haklarını elde etmek için kitlesel mücadelelere hazır olduklarını gös teriyordu.

Odamızın pratik olarak yürütücülü ğünü yaptığı TEK işyeri toplantısı EMO Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve TMMOB TEK işyeri Temsilcisi Serdar AYKIN'ın, PTT işyeri top lantısı EMO Merkez Yönetim Kuru lu başkan yardımcısı Müjdat SAV RAN ve EMO Merkez Yönetim Ku rulu Sekreter üyesi Metin TÜTÜN1 ün, TRT işyeri toplantısı TMMOB TRT işyeri temsilcisi ve EMO De netleme Kurulu üyesi Yusuf BOZ KURT'un düzenleyiciliğinde ve yö neticiliğinde yapıldı. Diğer teknik elemanlarında desteklediği ve geniş bir katılımın olduğu TEK işyeri toplantısında üyelerin getirdiği gö rüş ve öneriler TMMOB TEK işyeri temsilciliği tarafından saptanarak

aşağıdaki şekliyle TMMOB Başkan lığıne ve TEK Genel Müdürlüğüne iletildi:

"TMMOB EKONOMİK DEMOK RATİK HAKLAR TEK İŞYERİ UYARI TARTIŞMA TOPLANTISI 29.6.1979 SABAHI 8.15 10.15 ARASINDA TEK GENEL MÜ DÜRLÜK YEMEKHANESİNDE TMMOB İŞYERİ TEMSİLCİLİĞİ YÖNETİMİNDE YAPILDI. TOP LANTIDA YAPILAN TARTIŞMA LAR IŞIĞINDA BELİREN GÖ RÜŞ VE ÖNERİLER, TMMOB TEK İŞYERİ TEMSİLCİLİĞİ TA RAFINDAN ŞÖYLE SAPTAN MIŞTIR:

— Hükümet kararnameleri ile elde edilebilecek haklar olarak:

1. Yan ödeme kararnamesi, gösterge ve katsayıları günün koşullarına uy gun bir biçimde çıkarılmalı ve yan ödemeler maaşlardan ayrı olarak vergikndirilmelidir.

2. Bayındırlık Bakanlığının hazırla dığı Teknik Personel Yasa Taslağı nın hükümet kararnamesi ile çıkarı lıp çıkarılmayacağı araştırılmalıdır.

— Mevcut yasalarda olup yaşama geçirilmeyen haklar:

1. 657 saydı personel yasasında yer alan kira, yiyecek, giyecek ve bu nun gibi yardımlar uygulanmaya konulmalıdır.

2. Yine 657 sayılı yasada yer alan işyerinde kreş açma zorunluluğu na uyulmalıdır.

— Yeni yasa tasarılarının yasalaşma sıyla alınacak haklar:

1. Bayındırlık Bakanlığının hazırla dığı Teknik Personel Tazminat Ya sası yetersizdir. Yasa tasarısında Teknik Elemanlar arasında ayrıca lıklara yol açan hükümler gideril melidir.

2. Bu konuda, 15 CHPli milletve kilinin hazırladığı daha ileri nitelik li yasa taslağı üzerinde de araştırma yapılmalıdır.

3. TMMOB her iki taslağı da incele meli, yeni bir yasa önerisi hazırlaya rak ilgililere iletmeli gerekli kamuo yu çalışmasını yapmalıdır.

— Tek işyerine özgün sorunlar:

1. Kreş ve yemek sorununa ivedilik le çözüm getirilmelidir.

2. TEKtn olanakları kullanüarak çalışanlara lojman sağlanabilir, özel o larak A nkara 'da. Gölbaşı 'ndaki ucuz ve geniş arsalar satın alınarak çok sayıda lojman inşa edilebilir. Bu konuda gerekli girişimlerde bu lunulmalıdır.

3. İşyeri dışına görevli olarak giden çalışanlara verilen yolluklar yeter sizdir. Yolluklar artırılmalı, misafir hanelerde halen görevli çalışanlar dan yatak ve yemek ücreti alınma malıdır.

— Temel hedef, önerilen eylem bi çimleri ve mücadele yöntemleri:

1. Tüm TMMOB üyeleri ve sendika sız çalışanlar, grevli ve toplu sözleş meli sendikal haklarını elde etmeye kararlıdırlar. Yukarda belirtilen kısa dönemde alınabilecek ve yaşamak için gerekli haklarla birlikte grevli ve toplu sözleşmeli sendikal haklar için daha etkin mücadelelere hazır dırlar.

2. Bu doğrultuda bu tür toplantılar daha çok ve yığınsal biçimde yine lenmeli, kamuoyu oluşturma ve ön hazırlık çalışmalarına yoğunluk ve hu kazandırılmalıdır. Daha ileri ey lem biçimleri olarak, diğer çalışan ların desteği ile sendikal haklar mi tingleri de düzenlenmelidir."

TMMOB Uyarı Tartışma Toplantılarından bir görünüm (TEK İşyeri)

Üyelerimizin de yoğun olarak bu lunduğu, işyerine özgün somut so runların da tartışıldığı bu tür top lantıların belli bir periyodla sürekli

elemanlar, memurlar ve örgütleri ta rafından desteklendiği, grevli toplu sözleşmeli sendikal hakların alınma sı için tüm kesimleri içeren ortak çalışmaların yapılmasının istendiği saptandı.

TMMOB, önümüzdeki günlerde, üyelerinin istemleri doğrultusunda ki bir çalışmayı daha etkin bir bi çimde sürdürecektir. Bu sınırlı ça lışmayı yaygınlaştıracaktır.

Bu çerçevede:

Teknik elemanlar ve tüm sendikasu çalışanlar Grevli, Toplu Sözleşmeli Sen dikal Haklar için daha etkin mücadelede kararlıdırlar.

haıe getirilerek işyerlerine yaygın laştırılması toplantılara katılanlar tarafından ısrarla önerildi.

Bu uyarı tartışma toplantılarından bir gün sonra 30.6.1979 günü TMMOB Başkanı Teoman ÖZ TÜRK yaptığı yazılı açıklamada özetle şunları söyledi:

"Zonguldak, Aydın, Bursa, Hatay, İsparta, izmir, Kütahya, Diyarbakır, Adana, Antalya, istanbul, Ankara, Konya, Kastamonu, Mersin, Sivas, Manisa ve Samsun olmak üzere 18 kentte yapılan toplantılara 16 Ba kanlığa bağlı 134 işyerinden 7500'e yakın mühendis ve mimar katıldı.

Birçok işyerinde sabah başlayan ve 2 ile 4 saat süren tartışmalar sonu cunda, önümüzdeki günlerde yapıla cak çalışmaların ana hatları belir lendi.

TMMOB 'nin ekonomik demokratik hakların alınması yolunda düzenle diği programın benimsendiği bu ça lışmada, aşağıdaki istemlerin ger çekleştirilmesi için daha etkin ve yaygın bir çalışmanın sürdürülmesi kararlaştırıldı.

1. Teknik hizmetin gerekU ve yeter li bir biçimde emekçi halkımızın çı karları doğrultusunda ve yalnızca onun hizmetine sunulabilmesi için tüm anti demokratik uygulamalar ve baskılar giderilmeli, faşist odak ların üstüne kararlı bir biçimde gi dilmelidir.

2. Kamu kesiminde çalışanların grevü toplu sözleşmeli sendikal hak larını elde etmelerinin önündeki en geller kaldırılmalıdır.

3. Her alanda çalışanların arasında ki farklı uygulamalar kaldırılmalı dır.

4. Kısa sürede, mühendis mimar tekniker teknisyen, vb. teknik ele manlar arasında ayrıcalık yaratma yan, ön koşul olarak yalnızca yaşa mak için gerekli ücretin sağlanma sını veri alan, eşit işe eşit ücretin uygulanmasını getiren bir düzenle me sağlanmalıdır.

5. Ev kirası, gıda, elektrik, su ve di ğer gereksinim giderleri için resmi rakamlar 10 bin liranın üstünde be lirlenirken ve gerçek durum bu res mi rakamların çok üstünde iken, mühendis ve mimarların 5 6 bin li ra aylık ücretlerle çalıştırılması ka bul edilemez. Bu durum süratle gi derilmeli ve ücretler fiili asgari ge reksinim harcamalarının gözönünde bulundurulması ile saptanmalıdır.

6. Bu ücretleri yukarıdaki görüş ve anlayışlar çerçevesinde sağlamak kaydı ile 1979 yan ödeme kararna mesi ve tazminat (Yasası değil) ka rarnamesi geçici olduğu ve bizler den çok ilgililerin sorunları olduğu bilinerek düzenlenmesi ve çıkarıl malıdır.

üyelerimizin bu görüşlerinin bir çok işyerinde, işçiler, diğer teknik

1. Temmuz 1979 içinde Türkiye dü zeyinde işyeri temsilciliklerinde, iş yeri toplantıları, Ağustos 19 79'da, Bursa, Kocaeli, Edirne, Uşak, De nizli, Mersin, Antalya, Gaziantep, Van, Trabzon, Konya, Sivas ve Kay seri'de tüm üyelerimizin katılımı ile il toplantıları, Eylül 1979 içinde Ankara, İstanbul, Iz<nir, Adana, Di yarbakır, Zonguldak, Samsun ve Kars'ta bölgesel forumlar düzenle necektir.

2. Bu iç çalışmanın yanı sıra, aynı zamanda, yıl sonunda "Sendikal Hakları" konu alan ve gerek mevcut sendikal hakların korunup geliştiril mesi gerekse sendikal haklara sahip olmayan kamu çatışanlarının alına cağı bir "Çalışanlar Kurultayı" oluşturma yolunda diğer demokra tik örgütlerle ilişki kurulacak ve gi rişimde bulunulacaktır.

Üretim içinde etkin olarak yer alan ve haklarını alıncaya dek örgütlü, kitlesel bir mücadeleyi sürdürmede kararlı olan mühendis mimarlar adı na ilgililere ve kamuoyuna duyuru lur. "

TMMOB'nin önümüzdeki aylarda yoğunlaştıracağı bu mücadelede, il toplantıları ve Bölgesel forumlara odamızın da kitlesel olarak ve yürü tücü olarak etkin katkılarda bulun ması gerekmekte ve Odamız Yöne tim Kurulu bu bilinçle hazırlıklarını sürdürmektedir. 29 Haziran 1979 günü yapılan işyeri toplantılarına elektrik mühendislerinin gösterdiği geniş ilgi önümüzdeki günlerde yapı lacak olan bu çalışmalara da oda mız üyelerinin kitlesel olarak katıla cağı doğrultusunda umut vericidir. Elektrik Mühendisleri kitlesinin ekonomik demokratik haklarım el de etmede kararlı olduğu geçmişte olduğu gibi önümüzdeki günlerde de görülecektir.

ET.EKTRtK MIMENntRT.ttİl 2fifl $>7fl

Mühendis ve Mimarların Mücadelesi ve Güncel Görevlerimiz

Ülkemizde Mühendis ve Mimarların bağımsızlık demokrasi mücadelesine bağımlı olarak verilen ekonomik de mokratik mücadeleye katılma tarih çesi pek eskilere gitmemektedir. 1970'lerden önce genellikle hakim sınıflara belirgin oranda teknik akıl hocalığı yapma ve üyelerinin burju va anlamda sosyal gereksinimlerini karşılama görevlerini yüklenmiş olan Odalar ancak 1970'terdc ileri ci, devrimci, yurtsever yönetimlere sahip olduktan sonra yeni ekono mik demokratik hakların elde edil mesi ve varolanların ise pekiştiril mesi yolunda mücadele vermeye başlamışlardır.

Teknik elemanların odalar dışında ilerici anlamda ilk örgütlenmesi 1970 başında kurulan TEK SEN 'Teknik Personel Sendikası" ile ol muştur. Kısa sürede güçlenen ve bu günde güncelliği olan grevli, toplu sözleşmeli sendikal hakların kazanı mı yönünde mücadele veren TEK , SEN 12 Mart 1971 faşist dönemi içerisinde kapatılmış ve örgütlenme si dağıtılmıştır.

1970'lerde ilerici devrimci ve yurt severlerin yönetimine geçen Odalar ise faşist 12 Mart dönemi boyunca çeşitli tehdit ve tertiplere karşın bir kaç Oda'da kısa süreli yönetim de ğişiklikleri dışında varlıklarını ve ilerici yapılarını sürdürmüşlerdir.

Mühendis ve mimarların bireysel olarak 70'li yıllar öncesi bağımsız lık demokrasi mücadelesi içerisinde

aldıkları yer böylece 70'lerden son ra iyice pekişmiş ve belirgin bir ör gütlülük kazanmıştır.

Bununla birlikte teknik elemanların genelde ekonomik demokratik mü cadele anlayışları toplumun işçi sı nıfı M bazı sınıflarında olduğu gibi geknekleşmiş bir mücadele anlayışı değildir. Mühendis ve mimarlarda pek genç olan bu yeni mücadele an layışı, önümüzde gittikçe yoksulla şan ve aldıkları ücretleri ile ev kira larını bile ödeyemeyen, var olan bil gi ve becerilerini emekçi halkın ya rarına sunamamanın derin sıkıntısı nı çeken ve objektif olarak toplu mun emekçi kesimlerine iyice yak laşmış olan mühendis ve mimarla rın önüne yeni mücadele yöntemle ri, yeni çalışma şekilleri getirmiş tir.

Bugün teknik elemanların büyük bir bölümü kendi sorunlarının emekçi kitlelerin sorunlarından bağımsız ol madığını ve bu sorunlarının kaynak landığı odağın emperyalist kapita list ilişkiler içerisinde olan hakim sınıflar olduğunun bilincindedir. Her gün yoksullaşma süreçleri hızla nan, daha fazla anti demokratik baskılara hedef olan, bir yılda onlar ca meslektaşı katledilen, meslekle rinden uzak işlerde çalıştırılan, ka mu kurumlarında sendikal hakbra sahip olmadıkları ve daha ucuza mal oldukları için işçilere tercihan, mü hendislik eğitimini gerektirmeyen işleri yapmak üzere işe alınan, var olan ekonomik demokratik hakları

nı korumakta hakim sınıflan her an karşısında bulan, mesleki bilgi ve becerilerini emekçi halkın yararına sunamayan mühendis ve mimarlar bugün bu büyük sorunlarını çözme arayışı içerisine girme süredndedir ler. Bu çözüm süreci içerisinde mü hendis ve mimarların iki ana vazge çilmez ilkeye sıkıca sarılmaları ve bu ilkelerin ışığı altında mücadele rotalarını belirtmeleri gerekmekte dir. Bu ilkelerden birincisi, teknik elemanların sorunlarının toplumun öteki emekçi sınıflarının sorunları nın dışında olmadığı ve son çözüm lemenin ancak emekçi sınıfların kendi yönetimlerinde olduğu anla yışında olmaktır. Bu anlayışın do ğal sonucu, verilen mücadelenin ge nel bağımsızlık demokrasi mücade lesine bağımlı olarak verilmesidir. Yani mühendis ve mimarlar tek baş larına ve toplumun öteki emekçi kesimlerinden genelde ayn mücade le içinde ve ayn mücadele anlayışın da olamazlar.

Mühendis ve mimarların mücadelele rinin bağımlı olması gereken ikinci temel ilke verilecek mücadelenin ör gütlü olması koşuludur. Genelinde bağımsızlık ve demokrasi mücadele sine bağnnlı olarak verilen bu müca delede bugün mühendis ve mimari» rın etrafında örgütlenecekleri sendi kal örgütleri yoktur. Dünya da tek nik elemanların sendika kurma hak kı olmadığı sekiz ülkeden biride Türkiye'dir. Bugünkü koşullarda mühendis ve mimarların etrafında kenetleneceği ve genel ekonomik demokratik mücadelelerinde araç olarak kullanacakları mesleki de mokratik kitle örgütleri olan Odala rı vardır. Mühendis ve mimarların yoksullaşma ve emekçi kesimlere yaklaşma süreci hızlandıkça ve eko nomik demokratik mücadeleleri iv me kazandıkça kendi meslek örgüt leri olan Odalarla olan bağları kuv vetlenmektedir. Fakat bu bağların henüz yeterli düzeyde okluğu söyle nemez. Sorunlarına bireysel yön temlerle bürokratik çözüm arama alışkanlıkları mühendis ve mimar kitlesi içerisinde henüz yeterince

aşılamamıştır. Bu anlayışın yenil mesi ve kitlesel örgütlü çözüm ara ma yöntemlerinin mühendis ve mi mar kitlesi içerisinde iyice yerleş mesi gerekmektedir.

Mühendis ve mimarların örgütlen mesinde grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklar mücadelesinin başa rıya ulaşması önemli bir adını ola caktır. Mühendis ve mimarların so runlarının nihai çözümü için önemli bir aşama olan grevli, toplu sözleş meli sendikal haklar bugün mühen dis ve mimarların en güncel ve so mut istemi olma durumundadır. Ve rilecek örgütlü mücadele ile elde edi lecek olan grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklar belli oranda sorunla ra çözüm getirecek ve bundan daha önemli olarak mühendis ve mimarla rın örgütlülük düzeyini artıracaktır. Bu nedenle grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklar bugün mühendis ve mimarların mücadele ile elde etme leri zorunlu olan ilk demokratik haklarıdır.

Bu iki temel ilkeye dayalı, bağım stzlık demokrasi mücadelesine ba ğımlı olarak örgütlü bir şekilde TMMOB ve Odalar yürütücülüğünde verilmesi gereken ve bazı aksaklıkla ra ve eksikliklere karşın bu yolda gelişen mühendis ve mimarların mü cadelesinin güncel görevleri ise çok çeşitlilik göstermektedir.

Bugün mimar ve mühendislerin önündeki en acil görev emekçi hal kı pasifize etmeye yönelen faşist baskı ve katliamlarla, her türlü de mokratik hakkımızı kullanmamızı engellemeye çalışan, onlarca mes lektaşımızı ve binlerce işçiyi, gen ci ve toplumun her kesimindeki ilerici yurtsever ve devrimcileri kat leden, kitle katliamları düzenleyen faşist harekete karşı direnmek, fa şizmin kendi mücadele alanmuzda ki etkinliğini yok etmek, tüm emek çi halkımızla birlikte ve işçi sınıfı düşüncesi kılavuzluğunda faşizme karşı yaşamın her alanında etkin mücadele etmektir. Bu mücadelenin bir yaiuda mücadele alannnızdaki faşizme karşı verilecek mücadeleyi

saptırmak, faşizmin tezgahlarını ob jektif olarak gözden kaçırmak ve bu mücadeleyi pasifize etmeye yönelik anlayışlarla mücadele etmektir.

Genelde teknik elemanların ve özel de mühendis ve mimarların uğruna yıllardır mücadele ettikleri grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklar bu günde mücadele gündeminin ilk maddesindedir. Yan ödeme artışla rı, tazminat yasaları vb. girişimlerle egemen sınıflarca meydana getirilen yapay görüntüler teknik elemanların ekonomik demokratik mücadeleleri nin hedefleri ve bu mücadelenin ana istemleri olamazlar. Günün olumsuz koşullarında sendikal haklar müca delesini hiçbir zaman gözardı et meksizin yine de belirli bir ekono mik hak obuası nedeniyle yan öde me, tazminat, vb. girişimlerin tek nik elemanların bir bütün olarak ya rarına olan bölümleri desteklenmeli ve elde edilmesi için mücadele veril melidir.

Bugün Türkiye'de faşizme karşı mü cadele ile mühendis ve mimarların sendikal hak mücadelesinin içice geçmiş olduğunun en açık örneği Mersin Soda grevinde görülmüştür. Bilindiği gibi bu grev süresince ege men sınıflar teknik elemanların sen dikal haklarını elde etmesini önle mek için her türlü faşist baskı ve tehdidi uygulamışlar ve doğrudan faşizmin vurucu gücünden yararlan mışlardır.

Mühendis ve mimarların bu mücade lede başarılı olmalarının en önemli koşulu, örgütlenmeleri ve TMMOB ile Oda'lan çevresinde örgütlenmeyi yaygınlaştırmalarıdır. Bu ise işyerle rinden başlamalıdır. İşyerlerinde var olan TMMOB işyeri temsilcileri sürekli toplantı ve forumlar düzen lemeli, eğer TMMOB işyeri temsil ciliği yok ise, o işyerinde temsilci lik açılması çalışmalarına hemen ge çilmelidir.

TMMOB işyeri temsilcilikleri tara fından yapılan merkezi ve bölgesel çalışmalar ile TMMOB tarafından

hazırlanacak merkezi programların uygulanması konulannda mühendis ve mimarlar sürekli, etkin çalışma lar yürütmeK ve etkin görev almalı dırlar. Bunun yanında il düzeyinde mühendis ve mimarlar bağlı olduk ları Oda'nın örgütlenmesini yaygın laştırmalı ve Oda'nm çalışmasını etkinleştirmeüdirler.

İl düzeyinde TMMOB işyeri tem silcilikleri, varsa TMMOB Koordi nasyon Kurulları ve Oda'lann Şube veya Temsilcilikleri tam bir eşgü düm içinde çalışmalı ve o ilin so mut koşullarına uygun programlar la daha önce açıkladığımız mücade le rotasını çizmeK ve tüm mühendis ve mimarları bu mücadele çizgisi üzerinde yönlendirmelidir. Bu so mut programlar genel olarak TMMOB tarafından hazırlanacak mücadele programlarının hayata ge çirilmesinde ve daha etkinleşmesin de yardımcı olmalıdır. İşyerleri ve iller düzeyinde yapılanlar ve bunlar dan çıkarılacak dersler ile ortaya çı kan önerilere uygun mücadele yön temleri geliştirilmelidir. Geliştirile cek mücadele yöntemleri çok çeşit li olabilmekle birlikte temel nokta larda Türkiye'nin bugünkü koşulla rında benzerlik göstermek zorunda dır. Mühendis ve mimar kitlesi ken di içerisinde ve burada açıkladığı mız rota doğrultusunda temel so mut mücadele yöntemlerini sapta malı ve bunlara uygun mücadelenin yaratılmasını sağlamalıdır.

Bugün için mühendis ve mimarların yazının başında belirttiğimiz sorun ları çözme sürecinde önünde duran hedefler ve çözüm yöntemleri bun lardır. Bu hedeflere varılmasında en önemli silah bilinç, en önemli araç ise örgüttür. Bu anlamda gerek TMMOB, gerekse Oda'Iar mühendis ve mimarların örgütleri olarak üzer lerine düşen kitlesini örgütlemek ve hedeflere yöneltmek yönünde her türlü çalışmayı yapmak zorunda dırlar.

GÜN MÜHENDİS VE MİMARLA RIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELE GÜ NÜDÜR.

MERSİN SODA OLAY I Ve ÖĞRETTİKLERİ

Mersin Soda Fabrikası'nda.Soda ça lışanlarının 8.8.1978 tarihinden be ri sürdürdükleri mücadele ve bu mü cadelenin sonunda gelinen nokta, gerek işçi sınıfının mücadelesi açı sından, gerekse bu mücadeleyle bü tünleşme yolunda gelişen teknik elemanların grevli toplu sözleşmeli sendikal hakları açısından çok zen gin bir deney olmuştur.

TMMOB başından beri, olayın öne minin bilincinde olarak soda çalı şanları ile, özel olarak da grevin başladığı 8.8.1978 tarihinde sendi kaya üye olarak greve katılan 21 mühendis ile örgütlü ve aktif bir et kileşim içinde, olayın kamoyuna maledibnesi ve destek sağlanması yolunda çaba göstermiştir. Basında şişe cam tekelci sermaye grubunun uyguladığı sansüre karşılık burjuva ziye karşı mücadelenin doğru bir zeminde haklılık kazanması amacıy la, olayı tüm yönleriyle açıklayan Soda Raporu, Soda Olayı gibi ra porlar ve broşürler yayınlamış, te kelci sermayenin hedefinin soda olayında somutlaşan işçi teknisyen mühendis dayanışmasının devrimci özüne yöneldiğini vurgulayagehniş tir. Nitekim işveren, grev süresince, sürekli olarak bu birlikteliği kırma ya yönelik provokatif tertiplere gi rişmiş, hükümet grevi erteler ertele mez, mühendis ve teknisyenlerin işi ne son vermek istemiş, nihayet ge çen Mart ayında Mersin tş Mahke meşinin yasa dışı olduğunu saptadı ğı bir lokavt ilanı ile tüm soda çal şanlarının iş akitlerini feshetmiştir Hemen ardından içlerinde sıkıyöne tim tarafından aranmakta olan cina yet sanıklarının da bulunduğu 28E faşist militan yasa dışı olarak fabri kada işe alınmıştır.

Buna karşın Soda çalışanlarının onurlu mücadelesi devam etti. 31 Mart'ta Mersin'de onbinlerce kişi Soda işçilerinin yalnız olmadığını haykırdı. Gene seslerini yeteri kadar

duyuramayan Soda çalışanları Hazi ran ay mm ikinci yansında Mersin' den Ankara'ya yürüdü. Böylelikle soda olayı tüm kamu oyunda yankı bulup tartışılmaya başlandı. Soda patronlarını ve hükümetin bu konu daki sermaye yanlısı tavrını sergile me olanağı sağlayan bu eylemler üzerine, hükümetin ve bazı "ilerici parlamenterlerin" çabaları ile geçti ğimiz haftalarda Petkim lş Sendika sı ile Soda işvereni arasında toplu sözleşme imzalandı.

Toplu sözleşme metninin uzun süre açıklanmaması sonucu, sözleşmeyi imzalayan Petkim tş Sendikası yö netiminin ve anlaşmanın imzalan ması için yoğun çaba harcamış bu lunan bazı "ilerici parlamenterle rin" basına yaptıkları açıklamalar ile, olay bir süre için kamu oyuna "Soda başarısı" olarak yansıtılmış tır. Ne var ki imzalanan toplu söz leşme ile bir başarı değil, işçi sınıfı mücadelesinin Soda olayında arka dan hançerlenmesi sergilenmekte dir, imzalanan protokol ve toplu sözleşme ile Soda çalışanlarının ya sa dışı lokavtla isten atılmaları meş rulaştırılmıştir. Çünkü anlaşmaya göre mühendis ve teknisyenler kap sam dışı bırakılmakta, kapsama gi ren işçilerin ise yeniden işe girişleri yapılmaktadır. Mühendis ve teknis yenler böylelikle işten atılmaktadır.

— Grev sürerken fabrikaya sokulan 285 faşist militan fabrikada yatıp kalkmaya devam etmektedir. Fa şistlerin baskı ve terörünü kolaylaş tırmak üzere, işverenin işçilerin fab rikaya kendisinin tespit edeceği lis telere göre bölüm bölüm alınması da, işverenle sendika yönetimi ara sında imzalanan 12.7.1979 tarihli protokolla kabul edilmiş, işçiler fabrikaya girişte faşist saldın ile karşılaşmışlardır. Saldırıya uğra yan, hastaneye kaldırılan, buna kar

şın sendikayı yanında göremeyen işçilerin hemen tümü istifalarını iş verene vermiş bulunmaktadır.

— Petkim lş Mersin Şube Yönetimi, merkez yönetiminin imzaladığı an laşmanın hesabını işçilere vereme diğinden istifasını genel merkeze sunmuştur.

Olay, gerek tekelci sermayenin siya si hedefleri açısından gerekse işçi sı nıfı adına yola koyulup, mücadeleyi içinden baltalayanları somut olarak gözler önüne sermesi bakımından ibret vericidir. Soda olayı göster miştir ki;

— Tekelci sermaye, çalışan sınıf ve tabakaların ilişkilerinin devrimci tarzda gelişmesi karşısında hiç te reddütsüz faşizm alternatifini sahne ye koymaktadır. Mersin'de yükselen devrimci harekete karşı, Mersin So da'da üslenen faşistlerle Mersin'in faşist terör altında tutulması plan lanmıştır.

— îşçi sınıfı mücadelesinin güç ka zanması teknik elemanların ve tüm çalışanların mücadelesinin de işçi sınıfı ile birlikte, onunla bütünleş mesini gerekli kılmaktadır. Ne var ki bu hedefe ulaşılması işçi sınıfı içinde gözüken ama mücadeleyi sır tından hançerleyen anlayışların da tespit edilerek sergilenmesi ve geri letibnesi ile olanaklı olabilecektir. Soda da yaşanan acı deneyim, fabri kayı giderek Mersin ilini faşist işga le terketmekte tereddüt etmeyen bu anlayışı somut olarak göstermiştir.

Ne var ki mücadele sürecektir. Belir li tarihi anlardaki gerilemeler bu de neylerden alınan derslerle, daha güçlü bir şekilde mücadele etmenin araçları olarak değerlendirilmelidir.

Mersin Soda'da mücadele daha güç koşullarda da olsa sürüyor.

TEK'TE ZEHİRLENME

Bilindiği gibi TEK'de yemek sorunu çalışanlar ve örgütlerince çok kez dile getirilmiş, ilgililer yemekhane, sıcak ve temiz, sağlık koşullarına uygun yemek konularında uyarıl mıştır. TEK yöneticileri bu güne ka dar uyanlara pek kulak asmadılar, "5 TL'ye yemek bu kadar olur" di yerek, çalışanların yemek ve sağlık sorunlarının kendilerini ilgilendir mediğini ortaya koydular.

Son olarak 18.7.1979 günü öğle ye meğinde verilen tavuk, TEK'te ça lışan yüzlerce kişinin zehirlenmesi ne neden oldu. Zehirlenme birçok kişiye serum verilmesini gerektire cek kadar ağırdı, özellikle yemek saatinin sonlarına doğru yemek yi yenlerde zehirlenmenin daha fazla olduğu görüldü. Tek Doktorluğu nun, hastalardan bir çoğunu hasta neye sevketmesine, bir çoğuna ra por vermesine karşın, Tek yönetici leri sorumsuzluklarını sürdürdüler. "TEK'te böyle birşey olmaz", "Ay nı yemekten biz de yedik, bize bir şey olmadı" diyerek çalışanlarla alay ettiler. Bu arada, aynı yemeğin artıklarını ineklerine yediren bir ki şidendi ineklerinin de zehirlendiği ni söyledi. Olay basma da yansıdı.

20. 7. 1979'da TEK çalışanları nın örgütleri TÜM DER, ENERJİ DER, TÜTED, TEK GES İŞ Anka ra Şubeleri ve TMMOB işyeri tem silciliği bir basın bildirisi yayınlaya rak olayı kamuoyuna duyurdular. Aynı gün çalışanlar, kimsenin ken dilerini "5 TL'ye zehirlemeye hakkı olmadığını", haklarını korumakta kararlı olduklarını, TEK yönetimi nin sorumsuzluğuna seyirci kalma yacaklarını anlatmak için öğle ye meğini boykot ettiler. Çalışanlar, yemeklerini alıp masalarda bıraktı lar. Boykat'a, Kızılay'da, Farabi ve

Akköprü'de çalışan TMMOB ve Odamız üyeleri etkin olarak katıldı lar .

TEK yöneticileri, çalışanların ne den zehirlendiğini, birçok yönetici konumunda çalışanın, bir de dok torun zehirlenmesine, basında ze hirlenmeye ilişkin çıkan haberlere karşın konuya neden bu kadar ilgi siz kaldıklarını açıklamak zorunda dırlar. TEK çalışanları kendi hakları konusunda yöneticilerin ilgisizliği nin farkındadırlar. Çalışanlar, örgüt leri önderliğinde haklarını sonuna kadar arayacaklardır.

IMF ve TÜRKİY E

Geride bıraktığımız günler iç ve dış politika açısından oldukça hareketli günler oldu. CHP hükümeti işbaşına geldiği günden beri IMF ile yürüttü ğü pazarlıkları bir sonuca bağladı ve IMF'nin Türkiye'ye yeşil ışık yaktı ğını kamuoyuna duyurdu. Ecevit kaçıncı kez olduğu bilinmez Türki ye'nin bu sefer darboğazdan çıkışın eşiğine geldiğini belirtirken, 'Türki ye'nin olanaklarına güvenerek bu yükün altına girdik, böyle cesaretli kararlar alabilen bir hükümetin üye si olmaktan kıvanç duyuyorum" di yordu. Aslında tekelci sermayenin paralı ilanları sonrası, IMF ile yürü tülen pazarlıkları kesin bir teslimi yetle sonuçlandırmak demek olan

böylesi bir kararın nasıl bir cesaret örneği olduğunu birazdan görece ğiz. Hemen bu gelişmeler sonrasın da hükümet sorunu bir kere daha gündeme geldi. İstifa eden bakanlar, transferler, yolsuzluklar, gensorular, titreyen meclis aritmetikleri 70 li yılların başlangıcından beri sürekli gündeme gelen "ne olacak" sorusu nu bir kere daha ön plana çıkardı. Sorunun her sorulusunun ertesinde bu sefer çözümü bulduklarını sanan lar ise kendilerine önerilen çözüm süzlüklere gebe yeni "çözüm seçe neklerinden" birini seçecekler yine. Fakat bunu yaparken çözümsüzlü ğün bu düzenin "kaderi" olduğu nun kendileri de bilincindeler.

Uzun zamandır ülkemizde gittikçe derinleşen bir ekonomik kriz yaşan makta. Bu krizin yarattığı çıkmaz ve sarsıntılar toplum bünyesinin bü tün yönlerini; ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarını kaplamaktadır. Özellikle krizin siyasal alana yansı ması, çok karmaşık biçimler almak tadır. Ülkedeki tüm siyasal güçlerin, gelişmeleri kendi doğrultularına dö nüştürmeye çalışmalarıyla, çok du yarlı bir dengede bulunan siyasal ge lişmelerin ibresi bir oyana, bir bu yana sallanıp durmaktadır.

Gerçekten de Türkiye'deki mevcut sömürü düzeni büyük bir sarsıntı içindedir. ABD emperyalizminin gü

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 2S9 270

dününde oluşturulmuş bu "yeni sömürge" düzeni, büyük çıkmazlarla yüzyüzedir. Krizin nedeni ise kendi içinde yatmaktadır. Ülkemizde eko nomik düzen, emperyalist tekellerin halkımızı sömürme araçlarının te melini oluşturduğu, emperyalizme bağımlı çarpık bir kapitalist düzen dir. Emperyalizm, ekonomik aç mazlarını, sorunlarını misliyle sö mürge ekonomilerine yansıtarak çözmeye çalışmaktadır. İşte, ülke mizdeki emperyalizme bağb çarpık düzenin çatırdaması, bunların doğal sonucudur.

Bu çatırtının getirebileceği sonuç lardan tedirgin olan bir kesim ise bir yandan gelişmeleri elinden geldi ğince etkilerken, bir yandan da ko ro halinde düzeni kurtarma çığlıkla rı atmaktadır. Burjuva politikacıları, gazete yazarları, büyük işadamları ve ilerici geçinen bazı çevreler koro halinde 'Türkiye'nin tarihin en bu nalımlı dönemini" yaşadığından söz ederken, hükümetiyle, emperyalist kuruluşları AET ve IMF'siyle, yerli ortaklarıyla bütün ekonomiyi "kur tarma", döviz darboğazına çare bul ma, acil dış yardım (Türkiye'nin emperyalist sistem ve NATO içinde ki önemine uygun ivedi yardım) benzeri konular hakkında nice yo ğun ve gürültülü feryat kampanya ları yükseltmektedirler.

ö t e yandan olaya burjuvazinin göz lükleri ile bakmayan herkes, bu yay gara tufanının ardındaki somut ger çeği, hakim sınıfların ve emperya lizmin içine düştükleri bunalımdan çıkış yolunu daha fazla sömürü ve talanda, emekçi halkın ekmeğyıe daha fazla el uzatmakta bulduğunu görebilmektedir. Onların savaşı eko nomik krizin yükünü emekçi halkı mızın sırtına yükleme, kendi çıkar larını koruyabilme savaşıdır.

Çizdiğimiz bu çerçevede son siyasi gelişmeleri değerlendirip "ne ola cak" sorusuna yanıt arayalım. Ülke mizde burjuvazinin, sistemin yapı sından kaynaklanan bir kriz içinde olduğunu söyledik. Dahası, gittikçe

büyüyen enflasyon, döviz, işlenmiş hammadde ve finansman sorunlarını içeren ekonomik kriz, emperyaliz min genel bunalımının derinleşmesi nin etkisiyle daha da şiddetlenmek tedir. Birikmiş döviz borçları bile ödenememekte, vadesi gelen borç lan ödemek için kredi aranırken, üretimin sürdürülmesi amacıyla ge rekli hammaddeyi almak için dövi zin bulunamayışı üretimin neredey se durması tehlikesini yaratmakta dır.

BURJUVAZİNİN BUNALIMDAN "ÇIKIŞ YOLLARI"

Bunalımdan çıkış için bugün burju vazinin önünde iki temel "çözüm yolu'nun bulunduğu söylenebilir: Birincisi, çeşitli baskı politikaları ile takviyeli bir CHP iktidarı, ikincisi ise açık faşist bir diktatörlük.

Bilindiği gibi, 1977 sonlarındaki bir dizi gelişmenin sonucu olarak, MC nin hakim sınıfların sorunlarını çö zemez hale gelmesiyle bu seçenek lerden birincisi demek olan Ecevit hükümeti gündeme gelmişti. Fakat bu hakim sınıfların hiçbir zaman ikinci seçeneği terk ettiği anlamı na gelmez. Tam tersine hakim sınıf lar CHP hükümetinin kurulmasına izin verdikleri günden beri ikinci seçeneği birinciyle tamamlayacak şekilde canlı tutmuşlar, faşizmin gizü açık tüm örgütlenmelerine ba zen dolaysız olarak, bazen de Ece vit hükümetinin aynı zamanda ken di sonunu da hazırlayan uygulama ları aracılığı ile kan vermişlerdir. Ül kemiz yapısı düşünüldüğünde, birbi rine zıt gibi görünen bu iki seçene ğin bir arada cardı tutuluyor olması hiç de şaşırtıcı bir şey olmamalıdır.

Türkiye gibi bağımlı ülkelerde hego monyastnı sürdürmek için emperya lizm, kendisini bir tek iktidar seçe neğiyle bağlı tutmaz; birkaç seçe neği birden diri tutar ve somut du

rumlara uygun seçenekler diğerleri nin önüne geçirilir. Emperyalizmin sorunu hegomonyasını sürekli kıl maktır, bağımlı ülkelerin bağımlılı ğını pekiştirmektir, iktidarlar bu koşulları sağladıkları sürece emper lizmin kabulüdürler. Emperyalizm, bu bağlamda, Ecevit hükümetinin karşıtı seçenekleri de diri tutmak ta ve Ecevit hükümetine şantaja da yalı bir politika ile emirler yağdır makta, ülkeyi daha fazla bağnrdı laştiracak ekonomik ve siyasi ted birleri aldırmaktadır.

CHP hükümetinin karşı karşıya bu lunduğu sorunları köklü bir şekilde çözerek, iktidarını uzunca bir süre sağlamlaştırabileceği ve bu yolla is tikrarlı bir döneme geçebileceği dü şünülmemelidir. Hakim sınıflar Ece vit hükümetini uzun dönemli kalıcı bir tercih olarak gündeme getirmiş değildir. Bu hükümet eliyle düzenin onarılması için gerekli olan önlem lerin bir kısmı gerçekleştirilirken, faşist bir iktidar seçeneği ve faşist bir darbe ortamı sürekli canlı tutul maktadır. Çok hareketli bir siyasal zemin sözkonusudur.

ABD emperyalizmi ve onun yerli iş birlikçileri ülkemizde açık Ameri kancı bir rejimin koşullarını yarat ma çabasındadırlar. Bu amaca hiz met eder şekilde bugünkü hükümet le bu yolda ne kadar mesafe almabi lecekse o kadar almak, böylesi bir rejim için engelleri olabildiğince bu hükümete temizletmek, yetmediği yerde ise bu hükümeti de bir kenara itmek gibi bir taktik izlemektedir ler.

işte böylesi karmaşık bir siyasal or tamda, ülkedeki mevcut siyasal güç ler (AP. MHP, CHP...) gelişmeleri kendi doğrultularına çevirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Aslında ülkede çizilen tablo AP ve MHP nin işine yarayan, bu güçlerin etkinlik kazanmasına fırsat tanıyan bir tablodur. Durumu kendine ikdi dar yolunu açan bir fırsat olarak de ğerlendiren Demirel hemen hareke

KTVitTRtK MtMENDİSLİĞl 269 270

te geçmiştir. Hükümeti düşürmek için somut gerekçeleri (zamlar, ha yat pahalılığı, "anarşi", yolsuzluk lar) sunmakta ve "çözüm" olarak da erken seçim önermektedir. MHP' nin ise, kendisinin yedekleneceği veya içinde olacağı bir faşist darbe ye yönelik çabalan yine ön planda ki stratejisi olarak kalmaktadır. Bu nunla birlikte MHP'nin AP'nin stra tejisine yedeklenip, temel stratejisi ne yönelik olarak güç toplamaya çalışması olasılık dışı tutulamaz.

ECEVİT NEDEN BU KADAR AĞIR ZAMLARA BAŞVURDU?

Tam da böylesi bir ortamda Ecevit hükümetinin neden bu kadar ağır zamlara ve yüksek oranlı bir devalü asyona başvurduğu sorusu akla ge lebilir, tşte bu sorunun cevabı da. CHP hükümetinin gelişmeleri kendi doğrultusunda etkilemek straejisin de yatar.

Gelişmeler karşısında CHP ve Ece vit'in görünen tutumu, bugünkü du nunu mümkün olduğunca uzatma yönündedir. Bunun için ne gereki yorsa yapmakta, egemen güçlerin sorunlarını çözmeye yönelik kararlı bir siyasi çizgi izlemektedir. IMF' nin Türkiye'ye kredi için dayattığı tüm koşulların kabulü de bu siyasi zincirin son halkasıdır. Ecevit hükü meti ta başından beri, emperyalizm ve yerli işbirlikçisi bir azınlığın her isteğini yerine getirerek iktidarda kalmayı, onları kendisinden başka sını tercih etmemeleri için mevcut bütün seçeneklerden daha çok memnun edebilmeyi hedefleyen bir politika izlemiştir. Bu politika Ece vit hükümetini IMF ile ilişkilerin de, "IMF emreder, hükümet yapar" noktasına getirmiştir.

Bilindiği gibi emperyalist kapitalist sistemin sürekli bunalım içinde bu lunması sistemin başmı çeken ülke leri çeşitli örgütlenmelere doğru yö neltmiştir. Sistemin geleceği ve ken

disini yeniden üretebilmesi için bu tür örgütlenmeler zorunludur, tşte IMF (Uluslararası Para Fonu) bu ör gütlenmelerin ekonomik alandakile rinin başta gelenidir. Görevi, ulus lararası ekonomik işleyişin emper yalizmin çıkarları doğrultusunda düzenlenmesidir. İşte bundan dola yı Ecevit hükümetine düzenin "res torasyonu" amacıyla gereken dış "yardımı" alabilmesi için IMF'nin yeşil ışığı gerekmiştir. IMF bu ışığı yakmak için Ecevit hükümetine tav siye adı altında çok ağır koşullar önermiş, "yardım" konusunda bin bir güçlük çıkarmıştır. Bugün em peryalistler, bu kendilerine bağımlı ekonominin çarklarının zar zor da olsa dönebilmesi için gerekli olan borcu vermemekte, ekonominin zorluklarını kendi çıkarları gereği olan siyasal ve ekonomik ödünleri koparmak amacı ile kullanmakta dırlar.

CHP hükümeti kurulduğundan bu yana bir kısmı uygulamaya konu lan, bir kısmı ise henüz bir tasan ha linde olan bir dizi ekonomik önlem hızla gündeme getirildi. Bu önlemle rin hemen hepsi IMF damgasını ta şıyordu, önlem paketi adı altmda bir bir uygulamaya konan IMF di rektifleri, enflasyon develüasyon zincirini körüklüyor, her geçen gün daha fazla oranda yabancı sermaye ye bel bağlanmasına yol açıyor, ül kenin emperyalist tekellere ucuz hammadde deposu olarak kalmasını sağlıyordu. "Dış ilişkilerde hareket li bir dönem başlıyor" şeklindeki açıklamaların ardından emperyaliz me daha fazla bağımlılığın zemini nin yaratılması yatıyordu. IMF di rektiflerinin halkımız için getirdiği ise daha çok pahalılık, işsizlik, aç lık oldu. Sömürü düzeninin içine düştüğü bunalımın bütün yükü hal kın artma yüklenmeye çalışılıyor du. Son zamlarla birlikte emekçi halk kesimleri üzerindeki ekonomik sömürü dayanılmaz boyutlara ulaş tı. Bu zamlar halk üzerinde şok et kisi yarattı. Bu ortamda CHP umut ohna niteliğini oldukça yitirdi. Bu gerçeğin de farkında olan Ecevit

hükümeti IMF ile yürütülen pazar lıklar sırasında, koparabildiğim kar dır zihniyeti ile, IMF'nin direktifle rini oldukça ağır bulduğunu açıkla yıp 'Türkiye'nin somut koşullarına uygun daha makul önlemler" istedi ğinde sert bir tepkiyle karşılaştı. IMF ile yapılan görüşmelerin ilk bö lümünde, hükümet IMF'nin öne sür düğü şartların hepsini kabullenmiş, yalnız IMF'nin % 40'a varan yeni bir devalüasyon talebi üzerine bir anlaşmazlık çıkmıştı. Bu tartışma lar sürerken, çıkartan emperyalist sömürücülerin çıkarlarıyla bütünleş miş yerli tekeller bir araya gelip ga zetelerde ünlü paralı muhtıralarını yayınladılar. Açıkça emperyalizmin her istediğini yapın yoksa biz yapa cak başka birini buluruz demek is tediler. Sonrası malum; IMF ile ya pılan görüşmelerin % 43.6 oranında bir devalüasyon ile sonuçlandırıl ması Ecevit'in durumu kurtarmak için yaptığı, "zaten biz IMF gerçe ğini muhalefette iken de tanıyor duk", "böyle cesaretli kararlar ala bilen bir hükümetin üyesi olmaktan kıvanç duyuyorum" yollu manevra lar. Gerçekten de Ecevit'in bu son ifadesi şu anlamda gerçek payı taşı maktadır. Ecevit, bugün iktidarda kalabilmek amacı ile emekçi halkı mızı emperyalizmin ve yerli sömü rücü azınlığın doymak bilmeyen sö mürme hn sma kurban etmektedir. Ağır bir sömürü altmda yaşayan halkımızın, ardı arkası gelmeyen zamlarla elinde avucunda ne varsa el konulmakta, hayat yaşanılmaz hale getirilmektedir. Gerçekten de bu emekçi halkımıza karşı işlenmiş büyük cesaret isteyen bir suçtur. Ecevit bu suçu işlerken zamanla herşey unutulur mantığından hare ket etmektedir. Fakat emekçi halkı mız kendine karşı işlenen hiçbir su çu unutmamaktadır.

CHP hükümetinin ömrünün ne ka dar daha uzayacağı, hükümetin ar tık emperyalizmin amaçlarına yete rince hizmet edip edemeyecek bu dununda olmasına bağımlı olarak önümüzdeki günlerde belirlenecek tir.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 2692 70