Elektrik Mühendisliği · Sayı 282 · 1982 / 2

TÜRKİYE ENERJİ KAYNAKLARINA GENEL BİR BAKIŞ VE YENİ ENERJİ KAYNAKLARININ ROLÜ

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Teknik / bilimsel makale

Yıl
1982
Sayfa
4
Okuma süresi
13 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Yenilenebilir enerji

Anahtar kelimeler

  • Türkiye enerji kaynakları
  • enerji rezervleri
  • hidroelektrik potansiyeli
  • jeotermal enerji
  • güneş enerjisi
  • nükleer hammadde

Özet

Yazıda Türkiye'nin taşkömürü, linyit, petrol, doğalgaz, hidrolik enerji gibi mevcut enerji kaynakları potansiyeli ile nükleer, güneş, jeotermal, rüzgâr gibi yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının rezervleri ve rolü ele alınmakta, artan enerji açığına karşı bu kaynakların önemi tartışılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Tülin KESKİN

Enerji en geniş anlamda iş yapabilme gücü olarak tanım lanabilir. Bu tanım insan yaşamının en önemli öğesini or taya koymaktadır. İnsanlığın başladığı günden buyana enerji her yün biraz daha günlük yaşama girmiş ve özel likle asrımızın ikinci yarısında, ekonomik ve politik bir çok ola^ ü/crinde etkin olmuştur.

Güvenilir, ucu/, yeterli enerji bir ülkenin kalkınmasında en bii>iık elken olmakta, kişi başına tüketilen enerji o ül kenin gelişmişlik göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Dünyadaki birçok gelişmekte olan ülke gibi ülkemiz de, enerji gereksiniminin artması anlamına gelen kayda değer bir nüfus artışıyla karşı karşıyadır. Buna ilâveten kullanı lan enerji kaynaklarının birçoğunun yenilenebilir nitelik te olmamaları enerji konusunu, enerji sorunu olarak gün deme getirmektedir.

Enerji istemi, ekonomimizin tarımdan sanayiye kayması ve yaşam düzeyinin yükselmesi ile çok yakından ilişkili olarak hızla artmakta, gelişme sürecindeki ülkemizde enerji açığı veya başka deyişle yetersiz enerji ekonomi mizi olumsuz etkilemektedir.

Sorunun boyutlarının bilinmesi çözüm için en büyük a dım olmaktadır. Bu seminerde çözüme çok büyük katkı sı olacağına inandığımız çeşitli yeni ve yenilenebilir ener jinin rasyonel kullanımı, enerji ve çevre ilişkileri, mini hidroelektrik santrallar sonucunda öneriler tartışmaya sunulacaktır.

Yeni ve yenilenebilir kaynaklara girmeden önce Türkiye bilinen enerji kaynakları potansiyelini tekrar hatırlamak yeni kaynakların rolünün ne olabileceği hakkında fikir vermesi bakımından uygun olacaktır.

Türkiye'de mevcut enerji kaynakları potansiyeli: Ülke mizde çeşitli enerji kaynakları kullanılmakta bazılarının ise ileriki yıllarda kullanılması için çalışmalar yapılmak tadır. Halen ülkemizde taşkömürü, linyit, petrol, hidrolik enerji, odun, tezek gibi enerji kaynakları kullanılmakta dır.

Bunlar dışında potansiyeli mevcut ancak genellikle tek nolojik güçlüklerden ötürü uygulama alanlarına kaydı rılamamış enerji kaynakları mevcuttur. Bu kaynaklara yeni kaynaklar, eksilmeyen kaynaklara da yenilenebilir kaynaklar adı veriyoruz. Türkiye'nin yeni ve yenilenebi

lir enerji kaynaklan şöyle sayılabilir; Nükleer hammadde, bitümlü şist, güneş enerjisi, jeotermal kaynaklar, rüzgâr ve dalga enerjisi.

Şimdi kısaca ülkemizde kullanılan enerji kaynaklarının rezervlerini gözden geçirelim.

Taşkömürü:

Ülkemizde en önemli taşkömürü rezervi Zonguldak yöre sindeki Ereğli'den başlayarak Amasra'ya kadar uzanan sahil şeridini kapsayan bir havzada yer almaktadır.

Rezerv durumu ise :

Görünür 187.2 milyon ton, görünür ve muhtemel 71.4 milyon ton, muhtemel 285.2 milyon ton, mümkün 908.2 milyon ton, Toplam 1457.10 dur.

Bunun dışında Toroslar boyunca 8.9 milyon tonu işleti lebilir olmak üzere 19 milyon ton, Diyarbakır yöresinde 0.4 milyon ton dolayında rezerv bulunduğu tahmin edil mektedir.

Linyit :

Linyit kömürüne ise Trakya ve Anadolu'nun hemen her yöresinde rastlanmaktadır. Bilinen linyit varlığının en önemlilerini Afşin Elbistan, Muğla, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Çan, Bursa, Beypazarı, Sivas ve Erzurum hav zaları oluşturmaktadır. Düşük kalorili linyit uzun dö nemde elektrik enerjisi gereksinmesinin karşılanmasında kullanılması düşünülen bir özkaynak olması nedeniyle ül kemiz için değer taşımaktadır. Türkiye'nin halihazırda bilinen linyit rezervi ise şöyledir:

Görünür 4140 milyon ton, görünür ve muhtemel 1017 milyon ton, muhtemel 1724 milyon ton, mümkün 462 milyon ton ve toplam olarak 7343 milyon tondur.

Petrol :

Çok yüksek kalorifik değere sahip olması, Kullanma ko laylığı, son derece çeşitli kullanılma şekli ve yerinin bu lunması petrolü asrımızın en etkili enerji türü haline ge tirmiştir.

Türkiye'deki duruma bakacak olursak;

Toplam ithal ettiğimiz enerjinin % 43'ü, toplam tüketilen enerjinin ise % 49'u petroldür. Toplam tüketilen petrolün sadece % 15'i yerli kaynaklardan karşılanmaktadır.

Ülkemiz petrol rezervlerinin ihtiyacı karşılayacak düzey de olmaması, bulunan rezervlerin de kötü kaliteli olması nedeniyle ülkemiz büyük orardadışa bağımlı durumdadır. Son yıllarda petrol fiyatlarının hızla yükselmesi dünyayı etkilemiş; bu arada Türkiye ve diğer petrol üreticisi ol mayan gelişmekte olan ülkeler kolayca yenilmeyen eko nomik güçlüklerin içine sürüklenmişlerdir.

Petrol rezervlerimizin bugün için bilinenleri Güneydoğu Anadolu'da yer almaktadır. Bilinen rezerv 657 milyon ton tahmin edilmektedir.

Doğal Gaz :

Ülkemizde doğal gaz Çamurlu Jura, Mürefte Ortaköy, Şarköy, Hamitabat Kumrular ve Dodan sahalarında bu lunmakta olup, 724 milyar standart cubic feet, üretilebi lir ve muhtemel 1200 milyar standart cubic feet olmak üzere toplam 1924 milyar SCF lik rezerve sahiptir.

Odun :

Ormanlarımızın orman ürünü kapasitesi Koru Baltalık normal 8307 milyon m 3 , Koru Baltalık bozuk 87.9 mil yon m3 olmak üzere 918.9 milyon m3 dür. Ülke orman larından yakacak odun üretim potansiyeli yılda 7662mil yon tondur. Bu sayıya kaçak kesim ve diğerleri dahil de ğildir.

Hayvan ve Bitki Artıkları :

Ülkemizde ısıtma talebini karşılayabilecek yeterli düzey de ticari enerji sunumu olmaması bazı bölgelerde ulaşım olanaklarının çok kısıtlı ve halkın satın alma gücünün dü şük olması nedeniyle hayvan gübresi ve fındık kabuğu, ceviz kabuğu, prina, ayçiçeği kabuğu, pirinç kapçığı, çiğit, mısır koçanı gibi bitki artıkları ısıtma amacıyla kullanılmaktadır. Ülkemiz gübre potansiyeli yaklaşık şöy ledir :

Yaş gübre 73 milyon ton kaybolan 18 milyon ton tarım da kullanılan 14.5 milyon ton, tezek yapılan 399 milyon ton.

1 ton kuru gübre 4 ton yaş gübreden elde edilmektedir.

Tezek potansiyeli 10 milyon ton, yakacak olarak kullanı lan bitki artıkları potansiyeli 900 bin ton dur.

Türkiye'nin Hidroelektrik Potansiyeli :

Son yıllarda hızla artan petrol fiyatları gözlerin tekrar hidrolik enerjiye çevrilmesine neden olmuştur. Enerji dış alım faturasının yüksek olduğu ülkemizde özkaynakların değerlendirilmesi özel bir önem taşımaktadır: Bu açıdan hidrolik kaynaklara dayalı enerji tesisleri kurulması önce likle düşünülmesi gereken bir çözümdür.

Ortalama koşullarda, Türkiye su kuvvetinin brüt potansi yeli 430 milyar kWh/yıl, teknik yönden değerlendirilebi lecek su potansiyeli ise 215 milyar kWh/yıl olarak belir lenmiştir. Ancak ekonomik açıdan yapılan hesaplardan yararlanılabilir hidrolik potansiyelin 100 milyar k\Vh/yıl civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Türkiye'de hidrolik kurulu güç potansiyeli 30.727,63 MW dır. Bu kurulu gücün 2171,40 MVV işletilmekte olup top lam potansiyelin yaklaşık % 10'un halen işletilmekte ol duğu anlamına gelmektedir.

Ayrıca Türkiye'de teknik olanakların yeterli olduğu mini hidroelektrik santral konusu vardır. Mini hidroelektrik

santral kurmaya elverişli potansiyel ise tüm potansiye lin % 8'ini teşkil etmektedir.

Su potansiyelinin henüz % 10'unun değerlendirilmiş ol ması, bu konunun önemini daha da arttırmaktadır. He nüz kullanılmayan % 90 su potansiyeli ileriki yıllarda elektrik enerjisi açığını kapatabilmek için ilk değerlendi rilecek kaynaktır.

Dünya tükenebilir enerji kaynaklarından kömür, petrol gibi enerji kaynaklarının rezervleri 2020 yılına kadar ye terli gözükmektedir. Ülkemiz 1970 yıllarına kadar enerji tüketiminin yüzde 30 civarındaki bölümünü dış alımla karşılamış, enerji üretim hızı nüfus artışı ve sanayileşme hızına erişemiyerek her yıl biraz daha büyüyen enerji açı ğıyla karşı karşıya gelmiştir. 1980 yılında ithal yoluyla karşılanan enerji payı % 45'e ulaşmıştır. Enerji üretimi ve tüketimi arasındaki bağıntı bozulmadığı takdirde, enerji açığı daha da büyüyerek 2000 yılında toplam tüke timin % 65'ine erişecektir. Ülkemizde nüfus artış hızı % 2,5 olarak verilmektedir. Ekonominin tarımdan sana yiye kayması, yaşam standartlarının yükselmesi gibi ö nemli etkenler göz önüne alınmasa bile bu nüfus artışı ve tükenen kaynaklar yüzünden ülkemizde çok yakın bir ge lecekte enerji krizi ortaya çıkacaktır.

Bu şartlar altında Türkiye'nin yeterli ve kendi öz kay naklarından sağlayacağı enerjiye şiddetle ihtiyacı vradır. Yeni kaynakların rolü burada ortaya çıkmaktadır.

Türkiye'nin yeni kaynakları en kısa sürede devreye soka cak şekilde çalışmaları yoğunlaştırması zorunluluk hali ne gelmiştir. Ancak yetersiz teknoloji ve alt yapı sebe biyle 30 40 yıldan önce füzyon, güneş ve jeotermal kay naklardan yeterli ölçüde elektrik enerjisi üretme olanağı çok zayıftır. 2000 yılına kadar olan aralıktaki bu enerji açığını kapatmada nükleer enerjiye oldukça büyük görev ler düşmektedir.

Bu durumda zamanlaması çok iyi yapılmış bir enerji programı derhal yapılmalı ve tüm enerji sektörü bu çalış mada aktif rol almalıdır. Tüm yeni ve eski kaynaklar tek rar tanımlanmalı, bu kaynaklardan ne süreli ve en ölçüde yararlanılacağı çıkarılmalıdır.

Verileri henüz tam olarak toplanamamış olan yeni kay naklara uzun vadeli enerji programlarında önemleriyle uyumlu olarak yer verilmeli zamanında devreye girecek şekilde teknik çalışmaları yürütülmelidir.

Bu seminer gelecekte çok görevler beklenen yeni ve yeni lenebilir enerji kaynakları tartışarak yararlı sonuçlar elde edilmesine yardımcı olacaktır. Tartışılacak spesfik konu lara girmeden önce nükleer enerji, güneş enerjisi, jeoter mal enerji bütümlü şistler rüzgâr enerjisi konularına bize ayrılan zaman içerisinde değinilecektir.

Nükleer Enerji :

Bugüne kadar yapılan çalışmalar sonucunda saptanan Uranyum ve Toryum rezervleri :

Uranyum cevheri (U3 Og) 4600 ton Toryum cevheri (ThC>2) 380000 tondur.

Tesbit edilmiş bulunan uranyum rezervinin 2800 tonu yapılan ön hesaplara göre kullanılabilir durumdadır.

Sınırlı olan fosil yakıt kaynaklarının belirli bir süre sonra biteceği, yeni kaynakların hemen devreye giremeyeceği düşünülerek nükleer enerji dünyada önem kazanmakta dür. Türkiye'de de dünyadaki uygulamalara paralel olarak bir takım çalışmalar yürütülmektedir.

Güneş Enerjisi :

Türkiye'nin coğrafi konumundan dolayı diğer yeni ve yenilenebilir kaynaklar arasında güneş enerjisi en ümit veren enerji kaynağı olarak gözükmektedir. Ülkemizde 36 milyon ton taşkömürüne eşdeğer faydalı enerji elde edilebilecek güneş enerjisi potansiyeli bulunmaktadır. Yurdumuz ortalama yılda 2500 saat güneş almakta olup dakikada cm2 ye 100 kaloriden fazla enerji düşmekte dir. Bu kadar büyük bir potansiyele sahip enerjinin tek nolojik güçlüklerden dolayı 1900'ların sonuna kadar ge niş uygulama olanağı gözükmemektedir.

Ancak son yıllarda bu potansiyelin oldukça küçük bir kısmını sıcak su elde edilen sıcak su çeşitli yerlerde kul lanma suyu, seracılıkta, kurutmada ve daha birçok alan da kullanılabilir.

Güneş sistemlerinin özellikle Afrika ve Ortadoğu ülkeleri için avantajları belirgindir. Diğer güneş açısından zengin ülkelerde tekbaşına binaların ısıtılması olduğu gibi bütün bir şehrin ısıtılmasını kapsayan projeler yürütülmektedir. Örnek olarak Suudi Arabistan'da 325 bin feet karelik ka palı bir alletizm sahasının tamamıyle güneş enerjisi ile ısı tılması gösterilebilir. ABD'de özellikle California ve Flo rida'da güneş enerjisi ile ısıtılan büyük binalar bulunmak tadır. Bunlar gibi dünya üzerinde iklim şartları Türkiye gibi bol güneşli bölgelerdeki çok sayıda tesis örnek ola rak önümüze çıkmaktadır.

Türkiye'de çeşitli kuruluşlar araştırına geliştirme çalış maları yürüterek küçük çapta uygulamalara geçmiştir.

İleriki yıllarda mümkün olan en kısa sürede teknik güç lükler yenildiğinde Türkiye için geniş enerji ufukları açı lacaktır.

Jeotermal Enerji ;

Jeotermal Enerji, yer kabuğu içerisinde doğal olarak ya taklanmış bulunan basınçlı sıcak sulardan ve kızgın kuru kay açlara su enjeksiyonundan elde edilen bir enerji tü rüdür. Yer altından gelen sürekli ısı akışıyla elde edilebi len bir enerji olması jeotermal enerjinin yenilenebilir bir kaynak olarak tanımlanmasını sağlamaktadır. Bunun ya nında jeotermal enerjinin diğer enerji kaynaklarına kı yasla kWh maliyetinin % 30 % 50 civarında bir ucuzluk sağlaması ve nihayet diğer enerji kaynaklarından çok da ha az çevre sorunu yaratması bu enerjinin bulunabileceği her yerde araştırılıp bulunması ve işletilmesi gereğini or taya koyar.

Dünyada güneş enerjisi uygulamaları önemli yol katet miştir. En pratik uygulama endüstriyel proseslerde direkt ısı olarak kullanılmasıdır. Örneğin Avustralya gıda sana yiinde yürütülen bir araştırmada bu endüstrinin enerji ta lebinin % 90'ının ısı olduğu ve bu ısı gereksinimin hemen tümünün 150° nin altında olduğu görülmüştür. Bu tür di şük ısı gereksinimleri basit güneş teknolojileri ile sağlan maktadır. Benzer şekilde Türkiye'de de gelişen gıda sana yünde güneş enerjisi kullanma olanakları olabilir. Ayn şekilde düşük proses ısısı kullanan bütün endüstrilerde gü neş enerjisi kullanma olanakları bulunabilir. Genel Ener ji talebinin % 40 civarındaki bölümü sanayiden geldiğine göre bu konu en kısa zamanda araştırılması gereken bir konu haline gelmektedir.

Güneş enerjisi, gelişmekte olan ülkelerde, kırsal bölgeler de yakıt olarak kullanılan odun ve tezeğin yerini alabilir. Bu uygulama özellikle elektrik iletim şebekelerinden u zak bölgelerde fotovoltaik hücrelerin kullanamasa uygun olabilmektedir. Maliyeti yüksek olmasına karşılık orman alanlarının hızla daraldığı ülkemizde bir alternatif olarak düşünülebilir.

Türkiye jeotermal enerji açısından zengin bir ülke sayıla bilir. Bazı çalışmalarda Türkiye'nin tüm olanakları devre ye konulabilirse jeotermal enerjiden 4500 MW gücünde elektrik üretim potansiyelinin bulunduğu tahmin edil mektedir. Bu ise bugünkü kurulu güç olan 2171 MW lık hidrolik gücün yaklaşık iki misli demektir. Ayrıca 31.100 termal MW lık elektrik enerjisine elverişli olmayan ve böl ge ısıtması seracılık, proses ısısı gibi amaçlarla doğrudan kullanılabilecek ısı potansiyeli mevcuttur. Bu enerji ile 150.000 dönüm seranın ısıtılabileceği 6 milyon ton ürün elde edilebileceği ve ülke ekonomisine oldukça büyük katkısı bulunabileceği anlaşılmıştır.

Seminerde ilgili tebliğde de yer alacağı gibi çeşitli kuru luşlar pilot tesislerde uygulamaları başarıyla yürütmekte ve bu sayede bu konu için gerekli ilk adımlar atılmış bu lunmaktadır.

Bitümlü şist:

Bitümlü şistler önemli oranda kerojon içeren 500 C ye kadar ısıtıldığında şist petrolü veya şist gazı üretilebilen kayaçlardır. Ayrıca alt ısıl değeri 1000 kcal/kg ve daha

yüksek olan bitümlü şistler termik santrallarda yakacak olarak kullanılabilmektedir. Bu özellik enerji ham mad desi arayışı içinde olan ülkemizde bu kayacı ön saflara çıkarmaktadır.

Bitümlü şist rezervinin büyük bir bölümü bugün için an cak jeolojik olarak verilebilmektedir. İlk çalışmalar so nucunda 5 milyar ton dolayında muhtemel rezerv ortaya çıkarılmıştır.

Son beş yılda özellikle Beypazarı, Göynük, Seyit Ömer sahaları ayrıntılı incelemelere tabi tutularak, Beypazarı'n da 850 kcal/kg in üzerinde 340 milyon ton görünür yakı labilir rezerv tesbit edilmiştir,

Göynük sahasında açık işletmeye elverişli ve yakılabilir bitümlü şistlere ait 400 milyon ton zerev belirlenmiş o lup yapılan sondajlarla bu rezervin artması beklenmekte dir.

Yurdumuzda ilk defa kullanım alanına giren ve Seyitö mer termik santralında kömüre % 20 oranında karıştırıla rak yakılan bitümlü şistlerin rezervi 100 milyon ton ola rak belirlenmiş olup arama sondajları devam etmektedir.

Dünyada şu anda Sovyetler Birliği, Çin Halk Cumhuriye ti ve bir ölçüde Brezilya ve Batı Almanya'da bu kayaçlar dan enerji sağlanmakta olup Romanya'da bitümlü şiste dayalı santral kurma çalışmaları hızla ilerlemektedir.

Bitümlü şistten enerji elde etmek basit bir teknoloji ile gerçekleşmektedir. Ancak Türkiye, enerji tüketimi gün geçtikçe büyüyen ve enerjisinin büyük bölümünü dış a lımla sağlanan bir ülke olarak enerjiye katkısı küçükte ol sa bir öz kaynak olan bitümlü şistten en kısa zamanda yararlanmalıdır.

Biyokütle :

Enerjiye dönüşebilen zirai ürün ve orman artıkları, hali hazırdaki kullanılmayan bitkiler, hayvan gübreleri, suya alt ürünler, bitkisel yağlar, hidrokarbon bitkileri, katı ar tıklar, endüstriyel atıklar, atık su ve insan atıklarının hep side biyokütle olarak tanımlanabilir.

Biyokütleden enerji eldesi şu yollarla gerçekleşmektedir.

Zirai artıkların ve odunun doğrudan yakılmasıyla Sı rasıyla ısı, buhar ve elektrik eldesi, Şeker kamışının ve tahılların fermantasyonla dönüşü münden alkol yakıtların üretimi, Hayvan gübrelerinin biyometanlaşma ile dönüşümün den metan ve kardioksitten oluşan bir yakıt gazı olan biyogaz üretimi, Termokimyasal dönüşüm sistemi ile odun ve zirai ar tıkların gaz ve sıvı yakıtlara dönüşümü, Bitkisel yağların üretimi.

Biyokütle bugün dünyanın toplam enerji gereksinmesinin yüzde 6 ile 13'ü arasında bir kısmını sağlar. Bu da yakla şık günde 8,5 milyon varil petrole eşdeğerdir.

Biyokütle, bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemiz kırsal alanlarında da enerjinin büyük kaynağıdır. Bu yer lerde dünya nüfusunun yaklaşık yarısı yaşamaktadır.

Dünya üzerinde kullanılan biyokütlenin miktarları çok büyüktür. Yalnız ormandaki biyokütlenin yıllık verimli liği 74 x 109 ton olarak tahmin edilmektedir. Bu orman biyokütle verimliliği, dünyanın yıllık enerji kullanımın dan yaklaşık üç kat daha büyük enerji içeriğine sahiptir. Buğday ve pirinç sapları gibi zirai artıkların ve hayvan gübresinin yıllık tahmin edilen miktarı 4.2 x 109 tondur. Eğer bu artıklar biyometanlaşma süreciyle biyogaza çev rilse idi dünya enerji kullanımı akışının onda biri sağlan mış olabilirdi.

Türkiye'de de biyokütlenin büyük bir potansiyeli bulun maktadır. Büyük ve küçük baş olmak üzere yaklaşık 80 milyon hayvan olduğu bilinmektedir. Bir ton gübreden yaklaşık olarak 40 60 m3 biyogaz üretildiği kabul edil mektedir. Biyogazın yakıt değeri 5000 6000 kcal/m3 dür. ve 1 m3 biyogaz 5,2 kgjikitgaza, 0,7 kg petrole eşdeğer dir ve 5 6 kişilik bir ailenin 3 öğün yemeklerinin pişiril mesine sarf edilecek enerjiye eşittir.

1978 yılı yaş hayvan gübresi üretimimiz 70.000.000 ton dur. Bu yaş gübre miktarından elde edilebilecek biyogaz miktarı yılda 4.200.000.000 m3 gaz olacaktır. Bir yılda elde edilen gazın ışıl değeri 23.1 x 1012 kcal/yıl veya 26,933.000 mega watt saattir. Bu teorik hesaplardan da görüldüğü gibi yalnızca hayvan gübresi kullanarak bir yıl da 26.8 milyon megawatt/saat enerji üretilebilir.

Türkiye şartlarına en uygun tip olarak belirlenen Çin tipi biyogaztesinin 1981 yılı birim fiyatlarına göre 6 8 m3 ün yaklaşık maliyeti 150.000 TL dır.

Bütün bunlara, fermente edilebilecek organik artıklar ara sında bitki ve insan artıkları ve bu arada çeşitli tarımsal artıklar da katılacak olunursa, bu rakam birkaç misli bü yüyebilir. Elde edilen bu enerjiden başka fermente edil miş organik artıkların gübre olarak değerinin arttığı hu susuda göz önüne alınırsa biyokütle enerjisinin ülke eko nomisi üzerinde yapacağı olumlu etki ihmal edilir gibi ol mayacaktır.

Rüzgâr Enerjisi :

Rüzgâar değirmenleri ilk defa MÖ. 2000 yıllarında Babil' de sulama amacıyla kullanılmıştır. Daha sonra günümüze kadar uzayan birçok uygulama yapılmış 1973 petrol kri ziyle birlikte tekrar önem kazanmaya başlamıştır. Geliş miş ülkeler halen rüzgâr enerjisi için araştırma ve geliştir me çalışmaları yürütülmektedir.

Türkiye'de gözlem istasyonlarının 3 m/sn nin üzerindeki rüzgâr hızı değerleri dikkate alındığında ülkemizin % 25 inde rüzgâr santralı kurma olanağı olduğu söylenebilir. Ancak rüzgâr enerjisi hava şartlarıyla yakından ilgili ol duğu için güvenilir ve devamlı bir kaynak olarak nitelen dirilemez ve diğer sistemlere paralel olarak çalıştırılabilir.