Elektrik Mühendisliği · Sayı 285-286 · 1982 / 5-6

''1312 SAYILI TÜRKİYE ELEKTRİK KURUMU KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ,İKİ MADDESİNİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI,BAZI MADDE,BENT VE FIKRA EKLENMESİ HAKKINDAKİ KANUN TASARISI''HAKKINDA EMOGÖRÜŞ

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1982
Sayfa
3
Okuma süresi
9 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Mevzuat ve hukuk

Anahtar kelimeler

  • TEK Yasası
  • 1312 sayılı kanun
  • ÇEAŞ
  • KEPEZ
  • Belediye şebekeleri
  • özelleştirme

Özet

EMO, Türkiye Elektrik Kurumu Kanunu'nda değişiklik öngören yasa tasarısına ilişkin görüşünü sunarak, elektrik üretiminin özel şirketlere açılmasının ve belediye şebekelerinin TEK'e devrine ilişkin düzenlemelerin gerekçeyle çeliştiğini ve ülke çıkarlarına aykırı olduğunu savunmaktadır. ÇEAŞ örneği üzerinden özel şirketlerin kâr amacının kamu hizmeti ilkesiyle uyuşmadığı tartışılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

r

"1312 SAY ILI TÜRKİY E ELEKTRİK KURUMU KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ, İKİ MADDESİNİN Y ÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI, BAZI MADDE, BENT VE FIKRA EKLENMESİ HAKKINDAKİ KANUN TASARISI" İLE İLGİLİ TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 'NİN GÖRÜŞÜ

Elektrik enerjisini, diğer sektörel üretim mallarından ayı , ran en büyük özelliği depo edilememesidir. Diğer sektör lerde üretim ve tüketimde ortaya çıkan darboğaz ve aşırı talepleri, önceden stoklanan mallar ile karşılamak müm kün iken elektrik enerjisinde böyle bir olanak bulunma mamaktadır. Elektrik enerjisinde talep çok esnektir. Gü nün değişik saatlerinde, yılın çeşitli aylarında talep deği şiklik göstermektedir. İşte elektrik enerjisi bu nedenle talebin ortaya çıktığı anda ve talep edilen kadar (ne eksik ne de fazla) üretilmek zorundadır.

Aynı durum iletim ve dağıtım hizmetlerinde de benzer şekilde kendisini göstermektedir. Elektrik üretiminde bir darboğaz olmasa dahi iletim ve dağıtım sistemlerinde meydana gelebilecek arızalar veya yatırımlarındaki gecik meler, yeterli düzeyde üretilebilen elektrik enerjisini tü keticilere arzedememek sonucunu doğuracaktır. Bu durumda elektrik enerjisinin üretim, iletim ve dağıtım faaliyetlerinin birbiri ile düzenli ve koordineli olarak yü

rütülmesi zorunludur. Bu da tek elden yürütülecek planla maya göre gerçekleştirilecek yatırımlar ve sıkı bir dene tim ve koordinasyon ile gerçekleştirilebilir. Sonuç olarak elektrik enerjisinin üretim, iletim ve dağıtım faaliyetleri nin bir elde toplanması en uygun bir çözümdür.

Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra pek çok ül kede elektrik enerjisi hizmetlerinin tek elden yürütülme sini sağjayacak kurumlar kurulmuştur. Örnek olarak, Fransa, İngiltere, İtalya, Yunanistan gösterilebilir.

Ülkemizde de elektrik enerjisinin tek elden yürütülmesi nin Önemi 1950'li yılların başlarında anlaşılmıştır. 1930' lu yıllara kadar çeşitli imtiyazlı yabancı şirketler eliyle yürütülen elektrik hizmetlerinin 1938'den sonra devletçe yürütülmesi ilkesi benimsenerek bu şirketler satınalınarak devletleştirilmiştir. Bu arada Etibank, MTA, Elektrik İşleri Etüd İdaresi gibi kuruluşlar kurularak, elektrik enerjisini yürütme görevi bunlara verilmiştir. Sonra Dev let Su İşleri, Türkiye Kömür İşletmeleri ve İller Bankası da bu konuda görevlendirilmişlerdir.

ELEKTRİK M üHENDtSLİĞl 285/286

1950'den sonra ülke yönetimindeki değişen ekonomik politika elektrik enerjisi politikasına da yansımış ve tek rar elektrik enerjisi hizmetlerinin imtiyazlı şirketler eliy le yürütülmesine karar verilmiştir. Böylece;

Kuzeybatı Anadolu Elektriklendirme T.A.O. Ege Elektrik T.A.Ş. Çukurova Elektrik A.Ş. Kepez ve Antalya Havalisi Elektrik Santralları T.A.O. uibi özel imtiyazlı şirketler kurulmuştur. Fakat Çukuro va Elektrik A.Ş. (ÇEAŞ) ve Kepez ve Antalya Havalisi Elektrik Santralları T.A.O. (KEPEZ) dışında kalan diğer iki şirket kuruluşlarını tamamlayamamış ve tasfiye edil mişlerdir.

1953 yılında toplanan "Birinci İstişari Enerji Kongresin de Türkiye'de elektrik enerjisi üretim iletim ve dağıtım işlerinin bir Kurum elinde toplanmasının ülke çıkarları açısından uygun olacağı görüşüne varılmış ve Türkiye Elektrik Kurumu (TEK)'nun kurulması için tavsiye kara rı alınmıştır. 1958 yılında ilk defa ve 1963 ve 1966 yılla rında ikinci ve üçüncü kez TBMM'ne getirilen TEK yasa tasarısı nihayet 1970 yılında yasalaşmış ve 26 Ekim 1970' de TEK faaliyete geçmiştir.

1312 sayılı TEK Yasası ile bazı istisnalar dışında, tekelin de olmak üzere elektriğin üretim, iletim, dağıtım ve tica reti TEK'e görev olarak verilmiştir. Bu yasada belirtilen üç istisna ile;

1. Su kaynaklarından elektrik üretimi konusunda etüd, planlama ve inşaat projesi hazırlama ve bu projelerin in şası Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne bırakılmıştır.

2. Belediyeler, köyler ve diğer amme hüviyetindeki hük mi şahısların kendi sınırları içerisinde kalmak üzere ken dilerinin kurup, işletebilmesi hükmü getirilmiştir.

3. 1312 sayılı yasadan önce Devletçe verilmiş imtiyaz sahibi şirketlere ait (ÇEAŞ, KEPEZ) imtiyaz hukuk ve vecibeleri, imtiyaz sürelerinin sonuna kadar saklı tutul muştur.

Ancak TEK Yasası, her ne şekilde olursa olsun sona eren imtiyaz haklarının TEK'e geçeceğini, kendi yetkili or ganlarının kararı ve TEK'in yönetim kurulunun kabulü şartıyla Belediye şebekelerinin de TEK tarafından devra lınacağı hükmünü getirmiştir.

Yani başlangıçta bazı istisnalar kabul eden TEK Yasası sonuçta bütün hizmetlerin TEK'de birleşmesini amaçla maktadır. Gerçekten elektrik enerjisinden tam olarak ve en verimli bir şekilde yararlanabilmek için elektrik ener jisi üreten santrallardan, en uçtaki tüketicilere kadar uza nan sistemler topluluğunun bir bütün olması, bu bütünün her kademesinde tek bir yönetimin egemen olması ELEK TRİK MÜHENDİSLERİ ODASI'NIN yıllardır savundu ğu ilkeler arasındadır.

Bu amacı gerçekleştirmek üzere hazırlandığı gerekçesin de ısrarla vurgulanan ve halen Danışma Meclisi komis yonlarında görüşülmekte olan TEK yasası değişiklik ta sarısı;

1. Belediyelerin elindeki dağıtım şebekelerinin bu amaç la TEK'e devrini öngörürken,

2. Üretim tesislerinin yapım ve işletmesinin özel ve tüzel kişilerce yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.

Böylece TEK çatısı altında bütün hizmetlerin bir taraftan birleştirilmesi sağlanırken diğer taraftan parçalanması ci hetine gidilmektedir ki bu husus hem elektrik hizmetleri nin ülkemizdeki tarihi gelişimine ters düşmekte, hem de yasa tasarısının gerekçesiyle çelişmektedir.

Bilindiği gibi, elektrik gibi kamu yararı ağır basan bir hiz met sektöründe dahi kurulsalar, özel şirketler kâr ama cıyla çalışırlar. Oysa elektrikte kâr bir amaç değildir. Beş yıllık kalkınma planlarında da belirtilegeldiği üzere elektrik sektöründe izlenmesi gereken temel ilke, sanayii mizin ve sosyal gelişmemizin temeli ve itici gücü olan elektrik enerjisinin yeterli, güvenilir ve ucuz olmasıdır. Oysa amacı kâr olan özel şirketlerin bu temel ilkeye uy maları olanaklı değildir. Bu kendi mantıkları yönünden de doğal sayılmalıdır, örneğin, son yıllarda ÇEAŞ'in elektrik üretiminde izlediği yola bu savımızı ispatlamaya yeterlidir, sanırız.

ÇEAŞ'ın yıllık faaliyet raporlarında üretim kapasitesinin 700 800 milyon k\Vh olduğu açıklanan Mersin Termik Santralı (fuel oil ile çalışır) son yıllarda bu üretim değe rine çıkamamıştır. ÇEAŞ'ın yıllık faaliyet raporlarından alınan bilgilere göre bu santralın yıllık üretimi; 1979 yılın da 475 milyon kWh, 1980 yılında 390 milyon kVVh üret miştir. Bu düşük üretimin nedeni bu yıllarda fuel oil fi yatlarının çok yükselmesidir. Zira bu yüksek fiyatlarla ÇEAŞ Mersin Santralını 300 400 milyon kVVh yerine da ha fazla üretim kapasitesinde çalıştırsa idi kârı azalacak tı. Şirket bunu kabul etmediğinden bu santralı ülkede elektrik kısıntıları sürerken daha düşük kapasitede çalış tırabilmiştir. Oysa aynı yıllarda TEK daha fazla üretim yapabilmek için fuel oil'den çok daha pahalı olan gaz türbinlerinin çalıştırmıştır.

Bu da göstermektedir ki elektrik üretimini özel kesime vermek ülke çıkarları açısından büyük sakıncalar doğura cak niteliktedir. Her ne kadar yasa tasarısının gerekçe sinde bu sakıncaları bir nebze azaltabilmek için özel kesi min sadece küçük su ve kömür kaynaklarından yararlan mak suretiyle elektrik üretimi yapabilecekleri açıklan makta ise de sonuç gene de değişmemektedir. Bir kere yasa tasarısında böyle bir kayıt yoktur. Kayıt olsa bile küçük su ve kömür kaynaklarının tarifi yapılmamış ve sı nırları çizilmemiştir.

Küçük su ve kömür potansiyelinden yararlanmak, önce likle kaynak rezervlerini ortaya çıkaracak uzun süreli bir araştırmayı, ardından da elde edilecek bu verilere da yalı bir planlama ile bu planlamaya uygun üretim ünitele rinin yurt içinde seri imalatını gerçekleştirmekle sağla nır. Böylesine kapsamlı bir çalışmanın özel şirketler eliy le gerçekleşemiyeceği açıktır, özel kesimin bu sahaya «irmesi ile olsa olsa ülkemizde bol miktarda küçük ve orta güçlü gaz türbini ve dizel santralı kurulması ve işle tilmesi hızlanacaktır. Bunun ekonomimize getireceği olumsuz etkiyi belirtmeyi bile yersiz görmekteyiz.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 285/2S6

Belediye şebekelerinin TEK'e devri konusundaki görüşü müzü yukarıda genel olarak belirtmiştik. Ancak bu konu da yasa tasarısındaki hükümler Belediye şebekelerinin devralınması ile amaçlanan hizmeti gerçekleştirmeye ye terli değildir. Şöyle ki;

1. Belediye elektrik şebekelerinin TEK'e geçmesi ile TEK ile Belediyeler arasındaki koordinasyon bozukluğundan ileri gelen olumsuzlukların giderilerek daha iyi bir yatı rım ve işletme politikası izleneceği ifade edilmektedir.

Ancak tasarı bu şekilde yasalaştığı taktirde, Belediyeler ile aradaki sorunlar çözümlenirken ÇEAŞ ve KEPEZ im tiyaz sınırları içerisinde bu defa TEK ile bu iki şirket ara sında aynı sorunlar çıkacaktır. Çünkü mevcut imtiyaz sözleşmelerine göre ÇEAŞ ve KEPEZ şirketleri Belediye hudutları içerisinde kurulu gücü 500 kVV'dan büyük müş terilere doğrudan elektrik enerjisi satabilmektedirler. Aynı belediye sınırları içerisinde hem TEK ve hem de bu şirketlerin birlikte faaliyet göstermeleri yasa tasarısının gerekçesine aykırı düşmekte ve hizmeti aksatır nitelikte görülmektedir.

Yeni yasa tasarısında TEK'in tekeli kaldırıldığında ve ye ni yeni imtiyazlı şirketlerin kurulmasına olanak tanındı ğına göre kurulacak yeni imtiyazlı şirketler sınırları içe risinde dağıtım faaliyetine devam edecekler, bir taraftan TEK ile bu şirketler arasındaki daha önce Belediyeler ile TEK arasındaki sürtüşmelerin boyutları daha da genişle yecektir. Daha önemlisi bu gibi şirketlerin çoğalmasıyla TEK giderek elektrik enerjisi dağıtıp satamaz hale gele cektir.

2. TEK'in bugünkü bölgesel örgütü ve teknik ve idari per sonel durumu bu hizmetleri iyi bir şekilde gerçekleştir meye yeterli değildir. TEK'in bu hizmetleri hangi bir ör gütlenme modeliyle yürüteceği belli değildir. Gerçi TEK yetkililerince bu hizmetlerin TEK'in bünyesinde kurula cak Mahdut Mesuliyetli Müesseseler eliyle yürütüleceği ifade edilmekteyse de yasa tasarısında böyle bir hüküm bulunmamaktadır. Her ne kadar 440 sayılı İktisadi Dev let Teşekkülleri yasası KiT'lerin işletme faaliyetlerini Müesseseler eliyle yürütülmesini öngörmekteyse de 1312 sayılı TEK Yasasının 23'ncü maddesi TEK'i elektrik üre tim, iletim ve dağıtım tesisleri işletmelerini müessese ola rak teşkilatlandırmaya mecbur tutmamıştır.

3. TEK'in bu yasa tasarısına ilişkin bazı açıklamalarda bulunmak üzere hazırladığı ve Danışma Meclisi İhtisas Komisyonları üyelerine sunduğu 1.2.1982 tarihli broşü rün 15'nci sahifesinde aynen şöyle denilmektedir:

"Ancak, zaman içindeki gelişmelere göre TEK tarafın dan kurulan Müesseselerin gerekli hallerde yine TEK'in iştiraki bulunan halka açık şirketlere dönüştürülmesi im kânı açık tutulmuştur. Bu taktirde, TEK'in iştiraki olan bu şirketlerin de ileride sosyal hizmet nitelikli işleri yap ması mümkün olabilecek ve TEK bu konuda nazım rol oynayacaktır".

Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere bu tasarı bu haliyle ya salaştığı taktirde TEK'e geçecek olan Belediyelerin elek trik hizmetleri ileride kolaylıkla özel şirketlere devredile bilecektir. Yukarıdaki TEK'in beyanından öğrenildiğine göre, ileride kurulacak olan bu şirketler sadece elektrik hizmetiyle de yetinmeyip, Belediye hudutları içerisinde ki otobüs, su, havagazı gibi sosyal nitelikli işleri de üstle neceklerdir. Gerçekten de elektrik işletmeleri TEK'e geç tikten sonra hemen hemen bütün Belediyeler baştan oto büs olmak üzere su ve havagazı hizmetlerini yürütemez hale gelecektir.

SONUÇ : Bütün bu söylediklerimizi özetlemek gerekirse;

1. Yasa tasarısında yer alan maddeler hem kendi arala rında, hem de gerekçe ile çelişmektedirler.

2. TEK'in bugünkü bölgesel teşkilatlanması Belediye elektrik şebekelerini devralınması ile gerekecek hizmetle ri yürütmekten uzaktır. Bu nedenle bu hizmetleri yürüt mek için gerekli örgütlenme modeli belirtilmelidir.

3. Belediye elektrik işletmelerinin TEK'e devredilmesin den sonra TEK ile Belediyeler arasındaki işbirliği, elek trik ve imar hizmetleri arasındaki koordinasyonu sağla yacak hükümlere mutlak gereksinme bulunmaktadır. Oy sa yasa tasarısında bu gibi hükümler bulunmamaktadır.

4. Belediye şebekelerinin devri ile birlikte mevcut imti yazlı şirketlerin (ÇEAŞ ve KEPEZ) dağıtım hizmetleri nin de TEK'e devri hizmetin bütünlüğü yönünden gerekli dir.

5. Dağıtım hizmetlerinin ileride özel şirketlere devrini önlemek için yasa tasarısında gerekli önlemler alınmalı dır. İleride bu hizmetlerin özel kesime devri amaçlanı yorsa, Belediyeler elinde kalmasında daha çok kamu ya rarı bulunmaktadır.

6. Elektrik hizmetlerinin karakteri ve kamu yararı gereği üretim faaliyetleri özel kesime devredilmemelidir.

7. Elektrik hizmetlerinin genel karakteri ve ülkemizdeki tarihsel gelişme sonunda ortaya çıkan ve 1312 sayılı ya sada yer alan TEK'in tekel hakkının kaldırılması elektrik hizmetlerinin geleceği yönünden sakıncalar doğuracaktır.

Görülmektedir ki yasa tasarısı bu haliyle gerekçesinde belirtilen amacı gerçekleştirmek için yeterli hükümler kapsamamaktadır. Hatta bu amacın dışında hükümler bu lunmaktadır.

Bu nedenle bu tasarının bu haliyle gerçekleştirilmesinin bir süre ertelenmesinde ve ilgili kuruluşların katılacağı toplantılarda ayrıntıları ile tartışılmasında, anılan tasarı nın daha da geliştirilmesi ve istenilen amaca ulaşmak için daha uygun alternatifler bulunabilmesi bakımından yarar görmekteyiz.

1312 sayılı yasa tasarısının 17 yıllık bir hazırlık ve tartış ma döneminden sonra yasalaştığı hatırlanacak olursa bu görüşümüzün haklılığını herhalde yadsımak mümkün ol mayacaktır.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 285/286