Elektrik Mühendisliği · Sayı 285-286 · 1982 / 5-6

ENERJİ PLANLAMASININ GEREĞİ

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1982
Sayfa
3
Okuma süresi
10 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Yenilenebilir enerji

Anahtar kelimeler

  • enerji planlaması
  • DPT
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
  • dışa bağımlılık
  • Ulusal Enerji Modeli
  • TÜBİTAK

Özet

Yazıda Türkiye'nin enerji darboğazı karşısında ulusal ve sistematik bir enerji planlamasına duyulan gereksinim tartışılmakta; mevcut kurumsal yapının yetersizliği eleştirilerek bilgi işlem merkezi ve matematiksel model kullanımı önerilmektedir. Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan yararlanma ile enerji tasarrufu, dışa bağımlılığı azaltmanın iki temel yolu olarak sunulmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Haşim GÜNDOĞDU, Dr. Eralp ÖZİL, T. Sıdkı UYAR TÜBİTAK

Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Enstitüsü

ENERJİNİN ÖNEMİ Türkiye'nin son yıllardaki en önemli sorunlarından biri, ülkenin içinde bulunduğu enerji darboğazıdır. Bu güncel konu tüm ülke düzeyinde tartışılmakta ve muhtelif ilgi kuruluş ve kişilerce çoğu zaman birbirleriyle çelişen çö züm seçenekleri önerilmektedir. Bu seçenekler arasında uyum sağlanamamasına karşın enerji krizinin uzun süreli olduğu ve ulusal enerji planlamasının gereği üzerinde gö rüş birliği vardır.

Enerji, hem bir üretim girdisi hem de bir tüketim madde si olarak ikili bir karaktere sahiptir. Aynı ikilem enerjinin bir kaynak ve aynı zamanda bir kısıt olarak nitelendiril mesinde de görülebilir.

Başlıca üretim girdileri arasında, enerji, emek, sermaye ve hammaddeyi sayabiliriz. Çeşitli hammadde türleri, ser maye ve emek, teknolojinin elverdiği oranlarda birbirle riyle ikame edilebildiği halde enerji girdisinin ikamesi oldukça zordur. Ancak emek ile enerji arasında belli oranda bir ikame olasılığından söz edilebilir. Buna kar şın, enerji türleri ve kaynaklan arasında ikame teknolojik olanakların ve sermayenin elverdiği ölçüde gerçekleştiri lebilir.

Enerji türleri arasında ikame aşağıda belirtilen etkenlere bağlıdır.

• Refah düzeyi değişmeleri ve kullanıcı tercihleri, • Değişen enerji teknolojisi ve maliyetler, • Eldeki enerji kaynakları ve sermaye, • Öngörülen teşvikler ve çeşitli düzenleyici (kısıtlayıcı1 önlemler, • Ulusal enerji politikası.

Enerji bir tüketim maddesi olarak özellikle konutlarda, kamu binalarında ve ulaştırma sektöründe kullanılmakta dır. Doğa koşullarına bağlı olarak ısınma veya soğutma gereksinmeleri, sıcak su, pişirme, aydınlatma için ve çe şitli ev aletlerince sarfolunan enerji, binalardaki enerji tü ketiminin büyük bir bölümünü oluşturur. Ulaştırma sek töründeki enerji tüketimi, yük ve yolcu taşımacılığında yoğunlaşmaktadır.

Enerji ile ekonomi arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Ekonomik olarak gelişmiş kabul edilen ülkelere ait "ener ji tüketimi/ulusal üretim" oranlarının birbirlerine yakın lığı bu ilişkinin en belirgin kanıtıdır (1) *. Bu oranı etki leyen en önemli unsurların o ülkenin ulusal enerji kay naklarının zenginliği, ekonomik yapısı ve teknolojik dü zeyi, iklim koşulları, demografik ve coğrafi özellikler ile ithal edilen enerjinin maliyeti olduğunu biliyoruz.

Dünyada tüketilen toplam enerjinin hızla artması yanı sı ra "tüketim için enerji/üretim için enerji" oranı da büyü mektedir. Refah düzeyindeki değişmeler ile kullanılan enerji türleri arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır, ör neğin, 19. yüzyılın birincil enerji kaynağı olan odun za manla önemini yitirmiş ve yerini önce kömüre, sonra pet role bırakmıştır.

Enerji ile ekonomi arasındaki bağların kuvvetli olması, sağlıklı bir ekonomik gelişme için planlı bir enerji üretim ve dağıtım alt yapısının gereğine işaret etmektedir. Ener ji sektörünün planlı gelişmesinin zorunlu olmasına diğer bir neden de bu sektörde yatırım ve üretimin uzun sürele ri gerektirmesidir.

* Parantez içindeki rakamlar yararlanılankaynakhüi belirlemek tedir.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 285/2S6

Örneğin ham petrolü ele alırsak, o petrolün aranmaya başlamasından bir benzin pompasından akışına kadar ge çen süre 10 15 yılı bulmaktadır. Bu sürenin 3 5 yılını te mel jeolojik araştırmalar ve bir o kadarını da saha çalış maları almaktadır. Ancak açılan 10 11 kuyudan birinde petrole rastlama olasılığı ile beraber üretim ve işletme te sislerinin kurulmasının da 3 8 yıl tutacağı gözönüne alın dığında petrol teknolojisinde sürenin ne denli önemli ol duğu açıkça ortaya çıkar. Kömür için tüm aşamaları içe ren süre ise yaklaşık 6 10 yıl kadardır.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına gelince, umut verici kay naklar arasında güneş, jeotermal, rüzgâr ve dalga enerjile rini sayabiliriz. Ancak bu kaynaklardan yararlanan yo ğun enerji üretim veya tüketim teknolojilerinin halen ge lişme sürecinde olduğunu ve ticari olarak pazarlanabile cek aşamaya daha en az 20 yıl bulunduğunu belirtmeli yiz. Aynı şekilde, alışılagelmiş enerji, kaynaklarından ye ni türde yakıt üretimi teknolojisi için de en az 15 yıllık bir süreye gereksinme duyulmaktadır. Bunlar arasında hidrojen üretimi, kömürün sıvılaştırılması ile kombine gaz ve buhar çevrimleri sayılabilir.

Enerjinin gerek üretimi, gerekse tüketimi çevreyi etkiler. Kimyasal kirlenmeye yanı sıra, termik ve estetik yönden doğanın olumsuz yönde etkilenmesi de planlama gere ğini vurgulamaktadır (2).

Enerjinin tüm bu özellikleri, enerji sektörünün dikkatle ve sürekli planlanmasını gerektirmektedir.

TÜRKİYE'DE ENERJİ PLANLAMASI

Türkiye'de enerji yatırımlarını, dağıtım ve tüketimini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen kararları almak, yürütmek ve denetlemek ile görevli birçok bakanlık ve kamu iktisadi teşekkülü mevcuttur.

Alınan kararların sağlığı ve uygulamadaki etkinlik büyük ölçüde bu kuruluşların yapılarına ve aralarında gerçekle şen iletişim düzeyi ve işbirliğine bağlıdır. Dolayısıyla mevcut enerji sorununa çözüm arama ve çözümleri uygu lama olanakları bu işbirliğinden kaynaklanmalıdır. An cak bu mekanizmadaki bozukluğun da çözüm arama sü recinin en önemli kısıtını oluşturacağı gerçeği unutulma malıdır.

Türkiye'de enerji ile ilgili kuruluşların yapılarının sağlık lı, kuruluşlar arasındaki iletişim düzeyinin koordine edil miş ve karar verme süreçlerinin yeterli ve sistematik ol duğu söylenemez.

Enerji türlerinin üretim, tüketimi, dağıtımı ve fiyatlandı rılması ile ilgili olarak ülkemiz için çeşitli seçenekler mev cuttur. Tüm seçeneklerin belirlenmesi ve gerçekçi bir de ğerlendirme sonucu en uygun seçeneklerin saptanması zorunlu görülmektedir. Konu karmaşıktır, çok boyutlu dur ve aşırı belirsizliklerle doludur. Böyle bir konuda ka rar verici kişi ve kadrolar ne denli deneyimli ve sezgi ye teneğine sahip olurlarsa olsunlar kararların alınabilmesi için çeşitli araç ve yöntemlerin (istatistiki ve probobilis tik analizler, matematiksel modeller, vb.) kullanılması kesinlikle gereklidir. Yapılan bir anket çalışması (3) ise ülkemizde enerji ile ilgili kararların ancak çok küçük bir

yüzdesinin böyle yardımcı araçların kullanılması sonucu alındığını göstermiştir.

Ülkemizin tüm planlama işleri ile görevlendirilmiş olan Devlet Planlama Teşkilâtı (DPT) enerji planlaması çalış malarında kendi bünyesinde veya başka bir kuruluşta oluşmuş bir gruptan destek almak yerine, 4 5 yılda bir kurulan özel ihtisas komisyonlarının çalışmalarını esas kabul etmekte ve bununla yetinmektedir. Halbuki soru nun önemini kavramış birçok ülke görevi yalnızca enerji planlaması olan enstitüler, gruplar oluşturmakta ve enerji planlaması için gerekli çeşitli model çalışmaların etkin gruplar tarafından yapılmasını sağlayarak sonuçlarından planlama çalışmalarında yararlanmaktadır.

Görevi enerji ve doğal kaynaklarımızın yöntemi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bak mlığı'nın hâlâ bir kuruluş kanunu olmadığı gibi son günlerde başka bir bakanlıkla birleştirilmesi ihtimali haberi basında yer almaktadır. Başka ülkeler, kanunun önemi nedeniyle, enerji işleri ile ilgili bakanlığı yeni yeni kurarlarken, tam tersinin düşü nülmesi hem düşündürücü hem de üzücüdür.

Diğer taraftan, hâlâ Türkiye'nin genel bir enerji planı bu lunmamakta, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tara fından bu amaçla başlatılan bir çalışma ise enerji üretim ve tüketim sistemimizin analizi aşamasında bulunmakta dır.

Enerji planlamasını amaçlayan çalışmaların oldukça güç koşullar altında yürütüleceğini burada vurgulamak isti yoruz. Çünkü, bu tür çalışmaların altyapısı Türkiye'de henüz oluşmuş değildir. Enerji yönetiminde yer alan ku ruluşlar arasındaki iletişimin hangi düzeyde olduğunu in celeyen bir çalışma halen yapılmamıştır. Eldeki veriler kapsam ve güvenilirlik bakımından çok yetersizdir. Yapı lacak bir araştırma için veri toplama işlemi uzun zaman almakta ve usandırıcı olmaktadır. Birçok enerji türünün üretimi, tüketimi dağıtım ve fiyatlandırılması ile ilgili ka rarlarda kullanılabilecek herhangi bir model bulunma maktadır. Enerjinin çevreye olan etkisi konusunda he men hiç bir çalışma yoktur.

ULUSAL ENERJİ PLANLAMASINA YÖNELİK BİR ÖNERİ

Planlı döneme geçiş sürecinde yapılması gerekli ilk çalış ma enerji yönetim sistemimizde yer alan kuruluşlar ara sındaki iletişim düzeyinin ne olduğunun incelenmesi ol malıdır. Böyle bir çalışmada mevcut durum ve optimal durum belirlenmeli ve aralarında bir karşılaştırma yapıla rak halen aksayan yönler ve çözüm seçenekleri saptan malıdır. Özellikle enerji yönetimindeki karar süreçleri analiz edilmeli ve bozuk yönleri belirlenmelidir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Kanununun hazırla narak çıkartılmasına paralel olarak, tercihan bu bakanlık bünyesinde enerji ile ilgili her türlü bilgiyi toplayan, sı nıflandıran, değerlendiren, analiz eden, istatistikler oluş turan ve gerekli matematiksel modelleri belirleyerek ge liştiren modern bir bilgi işlem merkezi kurulmalıdır. Merkez yaptığı çalışmaları raporlar halinde yayınlamalı, dışarıdan (kişi ve kuruluşlar) gelecek veri taleplerini kar şıla malıdır.

Bu merkez yalnızca ilgili bakanlıkla kalmayıp DPT'ye karşı da sorumlu olmalıdır. DPT de bu merkezdeki çalış maları yönlendirecek kısıtları belirlemeli ve elde edilecek sonuçlardan ulusal enerji planlamasından yararlanmaya çalışmaları ile ilgili sorumluluğu başka bir kuruluşta olu şacak sürekli bir enerji grubuna delege etmesidir. Bu gö rev tercihan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı veya bi limsel yeterliliğini kanıtlamış TÜBiTAK'a verilmelidir. Bu şekilde DPT yalnızca karar verme sürecinde devreye girecektir.

Matematiksel modeller planlamacılara kararlarında son derecede yardımcı olan birer araç olarak kabul edilmek tedir. Model sonuçlarının aynen uygulanması veya model ile kurucusunun karar vericinin yerini alması diye bir şey söz konusu değildir. Model ve sonuçları sadece karmaşık bir konudaki problemi berraklaştırarak karar vericinin daha sistematik bir şekilde en doğru karara ulaşmasını sağlamaktadır.

Günümüzde karar vericiler çoğunlukla model çalışmala rına ilgisiz kalmakta, sezgisel ve yüzeysel bulgularla kara ra varmaktadırlar. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'n da veya başka bir kuruluş bünyesinde oluşturulacak mer kezdeki model kurucular geliştirdikleri modelleri, sık sık forumlar düzenleyerek enerji ile ilgili kuruluşlardaki ka rar vericilere tanıtıp, tartışma ortamı yaratabilirler. Böy lece, hem karar vericilerin modellere karşı olan ilgisi art tırılır, hem de model kurucuların sistemdeki gerçekleri daha iyi tanıyarak, geçerliliği daha yüksek modeller ge liştirmeleri sağlanabilir.

Bilgi İşlem Merkezinde; ulusal gelişmenin gerektireceği enerji talebi, çeşitli enerji talep senaryoları geliştirilerek incelenebilir ve buna paralel olarak enerji kaynakları ve üretim olanakları analiz edilebilir.

Önümüzdeki 15 25 yıl içinde dünya petrol ve doğal gaz kaynaklarının tükenmeye yüz tutacağı ve fiyatlarının ar tacağı bilinmektedir. Hal böyle iken, Türkiye enerji ge reksinmesinin % 60'ını (4) dışardan karşılamakta olup, dışa bağımlılık hızla artmaktadır. Türkiye'nin ithal ola nakları kısıtlı olduğu gibi bu yakıtları önümüzdeki 15 25 yıl içinde yerli olarak yeterli düzeyde üretme olasılığı da oldukça düşüktür. Bu şartlar altında iki temel seçenek vardır:

1 Yerli kaynaklardan daha çok yararlanmak, 2 Enerji kullanımında tasarruf sağlamak ve verimini art tırmak. Bu seçeneklerden birincisi alışılagelmiş ve yenilenebilir kaynaklarımızın incelenmesini ve bu kaynaklardan ne şe kilde yararlanılabileceğinin saptanmasını gerektirir. Bu kaynakların başlıcaları oldukça bol olan linyit rezervle rimiz, biyogas, hidrolik potansiyelimiz ile güneş, rüzgâr, dalga ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji türleridir.

Bu kaynakların potansiyelinin saptanması ve yeni kulla nım alanları ile ikâme olanaklarının araştırılması başlı başına bir çalışmayı oluşturacaktır.

Türkiye için geliştirilmiş bir "Ulusal Enerji Modeli" (5) vardır. Bu model revize edilerek çeşitli ekonomik geliş me ve enerji kaynaklarının geliştirme seçenekleri değer lendirilip optimal enerji stratejisi belirlenmelidir. Buna

ek olarak bir "Ulusal Ekonomi Modeli" ve bir "Dina mik Enerji Ekonomi Modeli" geliştirilmelidir. Bunlardan birincisi enerji üreten sektörler ile enerji tüketen sektör ler arasındaki etkileşimi incelemeyi, ikincisi ise enerji ekonomi ulusal sisteminin çeşitli yatırım senaryoları çer çevesinde zaman içinde değişme dinamiğini sergilemeyi amaçlamalıdır.

Bu Merkezde yapılabilecek araştırmaların önemli bir bö lümünü de geniş kapsamlı enerji maliyeti analizi, fiyat politikası uygulaması ile tasarruf önlemleri ve enerji tek nolojisi seçeneklerine yönelik çalışmalar oluşturmalıdır.

Üretim alanında enerji tasarrufunu en iyi gerçekleştire cek yatırımların, projelerin ve teknolojilerin uygulanma sını sağlayacak, tüketim alanında da tüketicinin enerji harcamalarını bilinçli olarak kontrol edecek önlemlerin ortaya konması gerekmektedir. Özendirici veya önleyici nitelikteki bu önlemlerin yalnızca önerilmesi yeterli de ğildir. Uygulanmakta olanların etkinliğinin ölçülmesi, ilk kez önerilenlerin ise etkinliklerinin bilimsel olarak tah min edilmesi zorunludur.

Enerji alanında önerilen çözümlerin sosyal ve ekonomik kalkınma hedefleri ışığında değerlendirilmesinin tarafsız ve bilimsel olarak yapılmasını sağlamak, belirlenen genel enerji politikasının stratejik değerlendirilmesini yapabil mek ve tek tek enerji üretim projelerinin çevreye etkileri ni değerlendirmek, maliyet/fayda oranlarını ve fayda/risk oranlarını kapsamlı olarak hesaplayabilmek için Türkiye şartlarına uygun bir yöntemler dizisinin geliştirilmesi ge rekmektedir. Bunlar da Bilgi İşlem Merkezi tarafından gerçeklenebilir.

Çeşitli kez vurgulandığı gibi enerji mutlak planlanması gereken bir sistemdir. Üretim girdisi ve tüketim metaı, kaynak ve kısıt gibi ikili karakterleriyle enerji, her plan aşamasında ayrıntılı olarak incelenmek zorundadır. Bura daki önerinin tam olduğu ve bütün ayrıntıları içerdiği id dia edilmemekle beraber ülkemizdeki enerji planlaması sürecine bir süreklilik ve bütünlük getireceğini düşünmek teyiz.

Şu anda gerçek bir enerji darboğazında bulunan ve kısa sürede de bu krizden kurtulamayacak olan ülkemizde ka rar vericilerin, uygulayıcıların ve araştırıcıların bir araya gelerek ülke şartlarını ve kaynaklarını en iyi düzeyde de ğerlendiren planlı enerji dönemini ivedilikle başlatmala rı gerekmektedir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR (1) Berndt, E. and D. Wood, "An Economic Intergretation of tlıc Energy GNP Ratio", Energy : Demand, Conservation, and Institutional Problems, The Mit Press, Londan 1973.

(2) Meadovvs, D.H., et al., The Limits to Grovvth, Pan Books, London, 1975.

(3) Gündoğdu, H., Türkiye Enerji Sektörü İçin Yapılmış Kan ti tatif Çalışmalar, Marnlara Araştırma Enstitüsü, Gebze, Kocaeli, 1981.

(4) Kavrakoğlu, İ., Enerji Sorunu : Kısa Vade Çözüm önerileri. Boğaziçi Üniversitesi, Bebek, İstanbul, 1980.

(5) Kavrakoğlu, İ., ve diğerleri, Türkiye Enerji Modeli, Boğaziçi Üniversitesi, Bebek, İstanbul, 1977.