Elektrik Mühendisliği · Sayı 318-319 · Nisan-Mayıs 1985

MÜHENDİSLİK DÜNYASI

Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme

Yıl
1985
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • elektrik mühendisliği eğitimi
  • üniversite-endüstri işbirliği
  • meslek içi eğitim
  • laboratuvar yetersizliği
  • doktora ve araştırma görevlisi
  • lisans eğitimi müfredatı

Özet

Yazar, Türkiye'deki elektrik mühendisliği eğitiminin müfredat, laboratuvar, kütüphane ve öğretim elemanı eksiklikleri açısından sorunlarını ele alarak, temel bilimlere dayalı bir eğitim modeli ve meslek içi eğitim önerileri sunmakta, odalara düşen görevleri sıralamaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

eğitim

TÜRKİYE'DE ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ

Prof. Dr. Hakkı Ş.ORANÇ D.E.Ü. Müh. Mim. Fak. Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Başkanı Bornova / İZMİR

Bugün yurdumuzda 12 üniversitede 19 elektrik mü hendisliği ve S bilgisayar mühendisliği bölümünde eği tim sürdürülmektedir. 1984/1985 yılında elektrik mü hendisliğine 1870, bilgisayar mühendisliğine de 232 öğrenci kabul edilmiştir.

Mevcut kuruluşlarda sürdürülmekte olan eğitimin du rumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir :

Genellikle haftada 26 saate yaklaşan derslere ek ola rak Atatürk İnkilapları, Türkçe, Beden Eğitimi gibi dersler de okutulmaktadır. Üniversite eğitimi için çok fazla saat devam eden bu derslerin içerikleri de, genel likle üniversiteden mezun mühendislerin hemen görev yapabilmelerini temin amacı ile, ayrıntılı ve kısa za manda güncelliğini yitirecek uygulama bilgilerinden oluşmaktadır. Diğer bir deyişle mümkün olmayacak bir amaçla, temel mühendislik bilimlerinden fedakar lık edilerek işveren kuruluşlarını ancak kısa vadede tatmin edecek bilgilerle donatılmaktadır, genç öğren ciler.

Mühendislik derslerinin tam anlamı ile kavranabilmesi için gerekli laboratuvar çalışmaları pek çok bölümde çok ama çok hafif bir şekilde geçiştirilmektedir. Nede ni yeni laboratuvarlar kurulması için gerekli ödeneği verilmemesi, çok sayıda öğrenci alınması ve pek çok yerde de laboratuvar çalışmalarım yaptıracak öğretim elemanının bulunmamasıdır.

Öğretimin diğer önemli bir öğesi olan kütüphane ise ya hiç bulunmamakta ya gerekli şekilde donatüma makta ve en acısı da (bulunduğu yerlerde) öğrencinin gidebileceği saatlerde kapalı olmaktadır. Zaten haftada 30 saatten fazla derse devam eden öğrencinin kütüp hane ile yakınlık kurmasını beklemek de yanlış olur.

Öğretimin en önemli öğesi olan öğretim elemanı da özellikle Elektrik Mühendisliği dalında çok az bulun makta ve maalesef yenilerinin yetiştirilmesi de artık hayal olmaktadır. Bunun ana nedeni özellikle araştır ma görevlilerine çok az maaş verilmesi ve araştırma

için bir olanak yaratılmamasıdır. Bugün için ancak yüksek lisans eğitimi yapanlar araştırma görevliliği kadrolarına başvurmakta ve derecelerini alır almaz da üniversiteden ayrılmaktadırlar. Doktora çalışmaları nın adedi gün geçtikçe azalmaktadır. Bunun ana ne denleri ise doktora çalışması yapacak yetenekte olan elemanların kamu kuruluşlarında çalışan mühendis lerden daha az ücret almaları ve doktoralarını aldıkları zaman da ayni üniversitede yardımcı doçent olabilme lerinin kanun gereği olanaksızlığıdır. Bu nedenle bu gün 15 20 doçentin bulunduğu bir bölümde ancak 4 5 yardımcı doçent bulunmakta ve pek çok kadro boş bulunmaktadır.

Elektrik mühendisliği eğitiminde bir kavram değişikli ğine gidilmesi gerekmektedir. Gelişmekte olan mesle ğin ayrıntılarının üniversitede öğretilemeyeceği kabul edilmelidir. Üniversiteden tam bir mühendis mezun etmek mümkün değildir. Bu mümkün olsa dahi haiigi kurumda çalışacağı önceden bilinmediği için ancak ve ancak bir veya iki kurum için mezun verilebilir. Böyle bir eğitim için ise pek çok temel kavramdan fe dakarlık yapmak gerektiği de bir gerçektir. Bu prob leme çare olarak lisans eğitiminin 4 yıldan 5 yıla çı kartılması önerisini yapanlara gün geçtikçe daha çok rastlanmaktadır. Bunun da bir çözüm olmadığı bilin melidir. Çünkü ek bir yılı üniversitede geçireceğine çalışacağı kurumda geçirip gerçek bir staj yaparak o kuruluşun gerektirdiği bilgileri kazanması çok daha verimli olacaktır. Bu durumda mühendislik eğitiminde:

1. yıl : Temel bilimler

2. yıl ve : Temel Mühendislik Bilimleri (örneğin: Dev 3. yıl reler Teorisi, Elektromagnetik Teori, Elek troniğin Temelleri, Elektromekanik Enerji Dönüşümü, Olasılığın Temelleri, Kontrolün Temel Kavranılan, Bilgisayar Esasları vb.)

4. yıl

: Hayatta pek çok konuyu üniversitede oku duğu temel konulara dayanarak öğrenecek olan mühendis adaylarına bu kendi kendi ne öğrenme sürecini bir örnekle benimsetil mesi (Haberleşmeden1 bir örnek alınırsa: Modülasyon Teorisi, (Matematik, Elektro nik, bilgilerinden yararlanarak) Anten Pro pagasyon (E Al .T., Devreler Teorisi), Sayı sal Elektronik (Elektronik, Bilgisayar Esas ları), öğretim üyesi ve öğrenci adedine gö re bu tür programların adedi arttırılabilir.

Böylece mezun olan mühendis temel mühendislik bil gilerinden ilerde nasıl yararlanacağını bir örnek üze rinde öğrenmiş bulunacaktır. İş hayatına atıldığında çalışacağı kuruluşun mutlaka bir mühendise bir süre tanıması, hemen iş istememesi gerekir. Bu süre zarfın da genç mühendis kurumda çalışan deneyimli mühen dislerin önderliğinde 4 yıl öğrendiği metodla yepyeni konuları öğrenebilecektir. Bu tür yetişen mühendis meslek hayatı boyunca yeni şeyler öğrenmekten çe kinmeyecek, açık fikirli, yaratıcı bir mühendis olacak tır. Bunun çarpıcı örneğini Avrupa'da çok büyük bir Elektronik firması vermiştir. Mikrodalga piyasası bir daralma, bilgisayar piyasası bir genişleme gösterince derhal mikrodalgada çalışan elemanlarını kısa bir eği time tabi tutarak bilgisayar dalında atılım yapacak bir kadroya sahip olmuştur. Öyleyse kuruluşlarımız yal nızca genç mühendisleri değil eski mühendislerini de gerekli aralıklarla eğitime sokmalıdır.

Meslek içi eğitim yurdumuzda daha çok önem taşı maktadır. Acı da olsa bugünkü mühendisler arasında meslek içi eğitime çok gereksinimi olanların adedi azımsanamayacak seviyededir. Yeteneklerinden emin olduğumuz bu meslektaşlarımızın onurlarının kırılma masma çok ama çok dikkat edilerek yoğun bir mes lek içi eğitim uygulanması gerekir. Bu tür eğitimin hü kümet politikası haline getirilmesi, aksi halde başarılı olması mümkün değildir. Bugün bazı büyük kuruluşla rımız tarafından düzenlenen eğitim faaliyetine katılan meslektaşlarımızın öğrenmemekte ısrarlı oldukları bi linmektedir. Bu nedenle eğitim sonundaki başarı ora nında ödüllendirme, yükseltme gibi yollara başvurul malıdır; cezalandırma ile hiçbir yere varılamaz. Yaz tatillerinden yararlanmak da akla gelen pratik bir yol dur.

Odalarımıza düşen görevler :

Bu görevlerden bazıları aşağıda sıralanmıştır.

A) Üniversitelerimizle yakın ilişkilere girerek okutu lan dersler ve içerikleri üzerinde incelemeler yapıp önerilerde bulunmak odanın başta gelen görevidir. Uyum sağlamayan bölümler kamuoyuna açıklanmalı dır. Bölümlerdeki laboratuvarların kurulması, yenilen mesi için de odanın gayret sarfetmesi gerekir.

B) Mevcut mühendislerimizin eğitimi için kuruluşlar ile işbirliği yapmak, gerekli eğitim dokümanlarının hazırlanmasına önderlik etmek odamızın görevleri ara sındadır. Örneğin problemi Hükümete somut bir şekil

de anlatıp meslek içi eğitimin bir politika haline gel mesini sağlamak, bu görevin en önemli adımıdır. Ayrı ca bir iki mühendis çalıştıran kuruluşların tek başları na bir eğitim programı uygulamalarının olanaksız ol duğundan hareketle bu tür firmaların toplu halde eği tim programı yapmalarına yardımcı olmak da odanın görevidir.

C) Endüstrimizin cılız oluşu nedeniyle mühendislik eğitimimizi "Hastanesiz Tıp Eğitimine" benzetmek yanlış olması gerekir. Bu problemde ancak ve ancak Üniversite Endüstri işbirliği ile çözülebilir. Endüstri tecrübesi olmayan bir öğretim elemanının cılız endüst ri kuruluşlarının büyük kazançlar sağlamasına ön ayak olacak yardımlarda bulunması beklenemez. Kısacası endüstri, üniversiteden sağlayacağı hizmeti çok pahalı bulmakta, üniversite ise hem deneyimsizliği hem de endüstrinin gönülsüz davranışı nedeniyle uzak dur maktadır. Burada da Oda'ya büyük görev düşmekte bu gerekli işbirliği için çöpçatanlık yapmak zorunda dır.

D) Eğitimi bir bütün olarak ele almak gerekir. Son yıl larda eğitimde en önemli problem üniversite giriş sı navlarıdır. Bütün orta öğretim bu amaca yönelmiştir. Bu sınavlar ise öğrenciyi çabuk sonuç almaya, daha doğrusu sonucu çabuk görmeye zorlamaktadır; Öğ renci ara kademeleri atlayarak bazı kestirme metot larla sonucu bulmaya şartlandırılmaktadır. Bu sistem sonucu üniversiteye girdikten sonra da ayni alışkan lık devam etmektedir. Özellikle ayrıntılı inceleme alışkanlığı kazandırmak amacı güden, daha doğrusu öğrenciyi yabancı olduğu bir konuya dahi okuyarak öğrenebileceği bir noktaya getirme amacı güden mü hendislik eğitimi bu kötü alışkanlıktan büyük zarar görmektedir. Öğrenci sonucunu bilmediği konulardan uzaklaşmakta veya tümüyle uydurma yollara sapmak tadır.

E) Ekonomik sıkıntı içinde olan ülkemizde üniversite bütçeleri tahmin edilemeyecek kadar kısılmıştır. La boratuvarsız mühendislik eğitimi olmayacağına göre, endüstrisi olmayan bir ülkede üniversitede araştırma yapmaması halinde bir öğretim üyesinin hızlı bir şe kilde gerileyeceğine göre, durum yurdumuz için çok ama çok tehlikelidir. Pek çok bölüm cihaz almak bir tarafa sarf malzemesini bile hatır gönül ile temin ede bilmektedir.

Odamız 3 5 sene sonra yurt dışından mühendis getir meye razı olmuyorsa bu konuya eğilmeli ilgilerle te mas edip konuyu aktarmalıdır.