Elektrik Mühendisliği · Sayı 327-328-329 · Ocak-Şubat-Mart 1986
NÜKLEER SANTRALLAR
Nükleer enerji Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1986
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Akkuyu Nükleer Santralı
- TEK
- Three Mile Island
- Shoreham Santrali
- yük faktörü
- birincil enerji kaynakları
Özet
Yazar, Türkiye'de nükleer santral yapımı tartışmalarını ele alarak, gerekliliği, maliyeti ve güvenilirliği açısından nükleer enerjiyi eleştirmekte; birincil enerji kaynaklarının yeterince değerlendirilmediğini ve nükleer santralların ne ucuz ne de güvenilir olduğunu savunmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Teoman ALFTÜRK
Uzun yıllar üzerinde tartışılan Nükleer SantraUann yapımı konu sunda firma belirlemeye yönelik olarak yapılan bir ön anlaşma ile geçenlerde önemli bir adım atılmış tı. Bu anlaşma Akkuyu Nükleer Santraü'nın yapımı konusunda Ka nadalılarla yapılmıştı. Ancak, bu aşamadan sonra konu gelişme hızım ve kamuoyunun ilgisini kaybetti.
Bu arada Türkiye Elektrik Ener jisi sektörünün yapısında önemli de ğişiklikler oldu. 3096 saydı yasa çıkartılarak özel sektörün elektrik enerjisi üretim alanında önündeki engeller kaldırıldı. Bugün artık yerli veya yabancı sermaye grupları Tür kiye'de elektrik santralı yapabilir, elektrik enerjisin üretebilir, ya da üretimden dağıtıma kadar görev yapabilecek şirketler kurabilirler.
Bir diğer önemli gelişme de it hal taşkömüriiyle çalışacak, herbiri 1200 MW gücünde (Keban'ın gücüne yakın) termik santrallann yapılıp işletilmesidir.
Ve özellikle yabancı sermayeye olanak sağlamak için ortaya atılan "Yap tşlet Sat" formülü konusun da da çalışmaların sürdürüldüğü bilinmektedir.
Belki de getirilen bu yasal deği şikliklerle Türkiye'de Nükleer Sant ral yapılacak ve 19601ı yılların ba şından beri sürdürülen çabaların so nucu alınmış olacaktır.
Biz burada Nükleer Santralın Türkiye'de elektrik enerjisi sistemi içindeki durumunu bir kez daha ele alarak konuyu ana çizgileriyle orta ya koymak istiyoruz.
TÜRKİYE'DE İVEDİ OLARAK NÜKLEER SANTRALLAR A GEREKSİNİM VAR MIDIR?
öteden beri Türkiye'de Nükleer Santral yapımını savunanların en önemli savlan, Türkiye'nin Birincil enerji kaynaklarının Türkiye'nin elektrik enerjisi tüketimini karşıla mada yetersiz olduğu, önümüzdeki dönemlerde ülkemizde eğer bir önlem njınmjnam enerji darboğazına girileceğidir, örneğin 1965 yılında Elektrik İşleri Etüd îdareâ'nce ha zırlanan "Türkiye'de Nükleer Ener jinin Elektrik üretimindeki Yeri" isimli raporunda şöyle denmektedir.
"önümüzdeki 20 yıl içinde hid rolik potansiyelin % 42'si kullanılır hale getirilerek bu yolla 38 x 1 0 9 Kwh/yıl enerji üretilebilecektir. Bu
ise bahis konusu tarihteki talebin % 68,3'ü demektir. Cem'an 1985 yılındaki enerji talebinin % 93,2'si karşılanmış olacaktır.
Görülüyor ki, 1 9 8 2 d e 1,9 ve 1985'te 3,28 milyar Kwh mertebe sinde açık vardır. Bu da önümüzde ki 20 senelik devre sonunda enerji ihtiyacımızı birincil enerji kaynakla rımızla karşılamakta güçlük çekece ğiz demektir. Bahis konusu açığın birincil enerji kaynaklarımızın en elverişli gözüken hidrolik imkanları biraz daha zorlamak suretiyle kapa tılabileceği gibi ekonomik mukaye seler lehte görüldüğü ve imkanlar elverdiği takdirde fuel oil veya yeni bir imkân olarak beliren nükleer enerji ile karşılanması mümkün ola caktır."
Ve aynı raporun sonuç bölü münde vakit geçirmeksizin Nükleer Santrallar kurulması öneriliyordu.
Raporun yayınlandığı tarihler de Türkiye'de elektrik enerjisi üreti mi 4,95 milyar Kwh'tı. Bu üretimin ise 2,18 milyar Kwh'ı hidrolik, 2,77 milyar Kwh'ı termik üretimdi. 20 yıl önceden bugünü gören raporu hazırlayanların ne denli ileriyi göre bildikleri verdikleri, önerdikleri de ğerlerde görülüyor.
Türkiye'deki hidrolik potansi yelin daha % 2'sinin kullanıldığı sıralarda birincil kaynak yetersizliği telaşına düşülüp Nükleer Santral önerilmesini anlamak olanak dışıdır doğrusu.
1965 yılında hazırlanmış rapor da 1985 yılında Türkiye'de 38 mil yar Kwh elektriğin hidrolik kaynak larından üretileceği belirtilmiş, ama 1985 yılında Türkiye'de sudan üre tilebilen elektrik enerjisi 13 14 mil yar Kwh dolayındadır. Ve bu da son yülann verilerine göre hidrolik potansiyelin % 12'sini oluşturmak tadır.
1970 yılı sonlarında TEK yasa sının yürürlüğe girmesiyle Nükleer Santral çalışmaları TEK'e devredil miştir. 1971 yılı sonlarında TEK'te oluşturulan Nükleer Santrallar Dai
resi daha önce yapılan çalışmaları gözden geçirerek 1983 1984 yılla rında bir nükleer santralın üretime geçebileceğine karar verip çalışma ları yoğunlaştırmıştır.
Ve üçüncü yoğun çalışma dö nemi de 1980lerde başlatılmış, 1984 1985 "de karar aşamasına ka dar gelinmiştir.
Bu çalışmalarda dikkati çeken önemli bir nokta ise, Nükleer Sant ral kurmaya yönelik çabaların yo ğunlaşmasının nedense hep Türki ye'nin önemli yapısal değişikliklere uğradığı dönemlere rastlamaadır.
Yeni bir elektrik enerjisi üretim teknolojisine geçmek için Türkiye' nin elektrik enerjisi üretim tüketim durumunun çok iyi değerlendiril mesi gereklidir. Eldeki resmi verile re göre, Türkiye'nin elektrik enerjisi üretimi için gerekli birincil kaynak potansiyeli 160 170 milyar Kwh'tır. Bunun kesin olduğu söylenemez. Çünkü geçmişte ancak 30 40 MW güce yeter dediğimiz kömür havza larında bugün 500 600 MWhk sant rallar yapılıyor. Düne kadar önemli bir kaynak gibi görünmeyen doğal gaza dayalı 900 MW'lık santrallar kuruluyor.
Bunun yanında, 1970'li yıllar da Türkiye elektrik enerjisi tüketimi her 10 yılda 3 3,5 katına katlanır ken, bu değer son zamanlarda gide rek azalmıştır, örneğin; 1960 1970 döneminde elektrik enerjisi tüketi mi 3,1 kat artarken, 1970 1980 dö neminde 2,8 kat artmıştır. 1965 1985 döneminin 3,2 katlık artışına karşılık elektrik enerjisi tüketimi 1975 1985 döneminde 2,3 kat art mıştır. Buradan talebin giderek azal dığı sonucu çıkmaktadır. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi talepte doy ma noktasına yaklaşılmıştır. İkinci si ekonomide işler iyi gitmiyordur.
Gerçek şudur ki, elektrik ener jisi tüketim talebi tahminlerinde yeterince gerçekçi davranımlamış tır. Doğal kaynaklarımızın bilimsel verilere dayalı bir envanteri çıkarıla
mamıştır. Birincil kaynakların bilim sel gerçeklere dayanan envanteri çıkarılmadan, elektrik enerjisi tüke tim tahminlerinde ülkenin ekono mik yapısı göz önüne alınmadan yapılan çalışmalar sonucunda yeni bir üretim teknolojisine geçme ka ran yanlış olur. Bunun yanlışlığı 1965, 1 9 7 1 , 1 9 8 0 yıllarında da hep görülmüştür.
NÜKLEER SANTRALLAR UCUZ MU?
Nükleer Santrallann, tesis aşa masındaki harcamalarının göz önü ne alınmasıyla yapılan bir değerlen dirmede en pahalı santral olduğu nun saptanmış olmasıdır. Aynı güç te bir nükleer santralın harcamala rıyla 3 adet termik santral veya 5 adet hidroelektrik santral yapıla bileceği hesaplanmıştır. İşletme dö nemi de hesaplara katıldığında du rumun değişmediği görülmektedir.
TEK tarafından yayınlanan "Nükleer Enerji ve Nükleer Santral lar" isimli kitapta finansman koşul lan bölümünde aynen şöyle den mektedir :
Nükleer Santrallann inşaat süre sinin çok uzun olması ve büyük miktarda dış finansman gerektirme si, gelişmekte olan ülkeler için bir darboğaz olmaktadır. Çoğunlukla döviz ihtiyaçtan dış kredi kuruluş .lanndan karşılanmakta ve santralın ticari işletmeye girişi geciktikçe, faizler büyük miktarlara ulaşmakta dır.
Ülkemizde bugüne kadarki ge lişmeler göstermiştir ki, hiçbir sant ral programlanan g^rnnnda hizmete sokulamamıştır. Hatta çoğunda bu süre iki misline kadar uzamıştır. Bu takdirde nükleer santralın pahalı ol maa ve dışa bağımlılığı (finansman bakımından da) kaçınılmazdır.
örneğin ABD'de New York ya kınında yapılan Shoreham Santralı nın başlangıç maliyeti 241 milyon dolarken, son maliyeti 4 milyar do lan aşmıştır. (
Gene ABD'de başlangıç mali yeti 267 milyon dolar olacağı hesap
lanan Midland (Michigan) santralına sonuçta 4,5 milyar dolar harcan mıştır.
Türkiye'de bugünkü koşullarda başlangıç maliyeti 1 milyar dolar olan bir santralın sonuç maliyetinin bunun 3 4 katına ulaşmasının nor mal bir gelişme olduğunun kabul edilmesi gerekir kanısındayız.
Bunca geliştirilmesi gereken ter mik ve hidrolik potansiyel varken, Nükleer Santrala bu kadar kaynağın kaydırılması israf değil de nedir?
NÜKLEER SANTRAL GÜVENİLİR BİR KAYNAK MIDIR?
Nükleer Santrallann güvenilirli ği konusunda önemli tartışmalar vardır. Ve bu santrallan savunanlar uçakla yolculuk yapmanın daha tehlikeli olduğunu belirtmektedir ler. Ancak burada hemen belirtmek gerekir ki, uçak kazasında veya her hangi bir konvansiyonel santral ka
zasında yalnız kazanın olduğu yer de hasar meydana gelmektedir. Hal buki nükleer santralda meydana ge lebilecek kazanın etki alanı çok daha büyüktür ve geri dönülemez so nuçlar doğurabilmektedir.
Aynca, yetkililerince küçük veya önemsiz denilen kazaların mali portresi de çok büyüktür, örneğin; Three Mile Island Santralı'ndaki arızanın giderilmesi için yapılan harcamalar nedeniyle santralın mali yeti boyutuna varmıştır. Türkiye öl çeğindeki ülkelerde benzeri olay ların hem çevreye hem ekonomiye vereceği zararın boyuttan ölçülere pek sığmaz sanırız.
Nükleer enerjinin ortaya çıkar dığı güvenlik sorunları, diğer mo dern teknolojilerin getirdiği tehlike lerden farklı olup gelecek kuşaklara kadar uzanan bir sorumluluk yükle mektedir.
Artan güvenlik endişeleri ve bunların doğurduğu maliyet artışla
GÜVENli SANILIYORDU :
•Thıee Mile Island" adlı nükleer santral, Amerika'nın gurur kaynağıydı. Hizmete gire li henüz Dç ay olmuştu ve son derece modern ve güvenil bir santral olarak biliniyordu. Santralın İki numaralı reaktöründen (okla İşaretli) soğutma sistemi arızası eğer kont rol altına alınmasaydı, yQz binlerin ölümüne yol açabilecekti.
n nedeniyle nükleer santrallarda pa zarlama sorunu çıkmıştır. Siparişler durma noktasına kadar gelmiştir.
NÜKLEER SANTRALLARLA ELEKTRİK ENERJİSİ SORUNU BİTİYOR MU?
Kamuoyunun bir bölümünde Nükleer Santrallarla ülkenin elektrik enerjisi sorunlarının tamamen bite ceği gibi yanlış bir kanaat var. Nük leer Santrallann diğer santrallardan pek farkı yoktur. 600 MW*uk bir kömür santralı veya su santralı ne ise 600 MW'hk Nükleer Santral da odur. Yani aynı gücü verir ve aynı üretimi yaparlar.
ülkemiz için seçilmiş bulunan nükleer santralın yılda kesintisiz 7000 saat çalışacağı belirtilmekte dir. Yük faktörünün % 80 olacağı ifade edilmektedir. Verilen değerler oldukça iddialı değerlerdir. Bu sant ralın konsorsiyumunu oluşturan ül kelerde bulunan nükleer santrallann dahi yük faktörleri % 80'in altında dır.
SON SÖZ ülkemizde Nükleer Enerji üreti mi için geç kalındığı savlanna katıl mak olanaksızdır. Bugün nükleer santrallar ile elektrik üretimi yapan ülkelere bakılırsa bunların;
1. Birincil kaynaklan yetersiz ülkeler,
2. Mevcut birincil kaynaklan nın önemli bir bölümünü kullanılır duruma getirmiş ülkeler,
3. İstediği tipte santrallara kre di bulamayan ülkeler olduğu görüle cektir.
Ne ucuz ne de güvenilir olan Nükleer Santrallara geçmek, erken bir adımdır. Daha Türkiye'nin kulla nacak büyük ölçüde birincil kaynağı vardır.
Nükleer Enerji fiyattan diğer enerji türlerinin fiyatlarına göre daha hızlı artmıştır. Nükleer yakıt rezervlerinin önemli bir bölümü 3 4 ülkenin tekelindedir. Nükleer Enerji her bakımdan dışa bağımlılık getire cektir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ • 327/328/329