Elektrik Mühendisliği · Sayı 334-335 · Ağustos-Eylül 1986

NÜKLEER ENERJİ VE ÇELİŞKİLER

Haluk Gerger

Nükleer enerji Görüş ve değerlendirme

Yıl
1986
Sayfa
1
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • nükleer silahlanma
  • caydırıcılık
  • soğuk savaş
  • güç dengesi
  • kitlesel yıkım silahları

Özet

Yazar, nükleer enerjinin insanlığa fayda yerine yıkım amaçlı silah teknolojisine dönüşmesini ve nükleer silahların tahrip gücü ile bunlara dayanan savaş stratejileri arasındaki temel çelişkileri tartışıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Haluk GERGER

Atom çekirdeği içindeki gizin çözülmesiyle birlikte insanoğlunun önünde büyük bir ufuk açılmıştı. Enerji üretiminden tarıma, tıptan mühendisliğe, birçok alanda nükleer gücün yaşamı geliştirmek yolunda görkemli bir gizilgüç oluşturabile ceği ortadaydı. Ne yazık ki, söz konusu teknolojik atılım insanı yüceltecek amaçlar yerine, esas olarak insan yaşamını ortadan kal dırmaya yönelik olarak geliştirildi.

Nükleer enerjinin müthiş gücü, savaş olgusuna ve stratejik düşün ceye yepyeni boyutlar kazandırır ken, nükleer güce dayalı bir dizi teknolojik gelişmeyle birlikte tarih te görülmemiş bir yıkım düzeyine ve savaş makinasına ulaşıldı. Gide rek tahrip gücü daha fazla, daha kolay kullanılabilir ve daha fazla sayıda nükleer silah üretilirken, bu yandan da bunları düşmana iletecek yeni araçlar geliştirildi. 1960'lı yıl lara gelindiğinde, artık gelişmiş füze ve uçak gibi araçlarla hedeflerine gönderebilen nükleer bombalar dün yayı birkaç kez yok edecek düzeye erişti bile.

Nükleer güce dayalı silah tekno lojisindeki gelişmeler akıl almaz boyut ve hızda gelişirken, buna bağlı olarak yeni startejiler ve dokt rinler de oluşturulmaya başlandı. Aynen nükleer enerjinin kullanıldığı yönde olduğu gibi, söz konusu stra teji ve doktrinler de, nükleer silah ların özelliklerinden ve bunlara sa sip iki büyük güç arasındaki "güç dengesi "nin niteliğinden oluşan "nesnel durum" ile ilişkileri açı sından tam bir çelişkiyi ve "insan lık dramı "nı sergilemektedirler.

Nükleer silah teknolojisinin ya rattığı "nesnel durum "un iki temel özelliği vardır. Bunlardan birincisi, nükleer silahların tahrip gücü ile ilgi lidir. Bu silahların tahrip gücü onları klasik silahlardan ayırmakta ve sa vaş araçları olarak anlamsız kılmak

tadır. Doğası gereği, siyasal ve bu nunla belirlenen sınırlı amaçlara sa hip olan savaş, ancak niteliğine ve amaçlarına uygun alanlarla yürütü lebilir. Nükleer silahlar, denetimi olanaksız, rasyonel herhangi bir sa vaş amacının çok üstünde tahrip gücüne sahip kitlesel yıkım araçları olduklarından, ancak sınırsız, amaç sız, denetimsiz bir kıyım için kulla nılabilirler. Bir sineği öldürmek için tank kullanmanın anlamsızlığı gibi, nükleer silahlar da düşünülebilecek herhangi bir savaşta, herhangi bir siyasal amaca dönük olarak kulla nılmazlar, bir işlev ve anlam sahibi olamazlar. Buradaki ihtiyaç ile kul lanıma sokulan olanak arasındaki sınırsız, denetimsiz, anlamsız denge sizlik, tek bir tablete ihtiyaç duyan hastanın yüzlerce tüp ilacı alarak ölmesi gibidir.

Sözünü ettiğimiz "nesnel du rum "un ikinci temel niteliğiyse, "güç dengesi" kavramı altında irde lenebilir. Bugün yaşamın temel ger çeği, Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bir nükleer savaşın galibinin olamaya cağı, böyle bir savaşın iki tarafın birden yıkımıyla sonuçlanacağı ve dolayısıyla da nükleer saldırıda bu lunmanın intihar etmekle eş anlamlı olduğudur.

Oysa, "nesnel durum "un bu iki temel özelliğine yanıt aramak zo runda olan öznel strateji ve doktrin ler, "nesnel durum "a taban tabana zıt iki temel öge içermektedirler, önemli farklılıklar göstermekle bir likte "caydırıcılık" kavramı altında toplayabileceğimiz askeri strateji ve doktrinler daha çok silahlanmayı öngörmekte, giderek de, savaşüa

bilir, hatta kazanılabilir nükleer sa vaş senaryoları üretmektedirler.

"Nesnel durum", nükleer silah ların denetlenemeyen "sınırsız" ve dolayısıyla da, herhangi bir rasyonel savaş amacına hizmet etmesini ola naksızlaştıran tahribat gücüyle belir lenirken, insanoğlu bu gücü nicel ve nitel olarak daha da arttırmak için sürekli bir silahlanma yarışını öngö ren doktrinler, teoriler, stratejiler yaratmaktadır. Yine "nesnel du rum "a göre, bir nükleer savaşın kesinlikle yeryüzünde insan yaşamı nın sonunu getirecek olmasına kar şın, insanoğlu böyle bir savaşı yap mak ve hatta kazanmak gibi çılgın bir düşün peşine düşebilmekte, planlar, hesaplar yapabilmektedir.

Nükleer güç herhalde "insanlık dramı "nı gözler önüne seren çeliş kileri ortaya çıkarmakla asıl işlevini yerine getirmektedir. Birincisi, bu güç, insanoğluna sağlayabileceği sınırsız yararlara dönük olarak değil de, yaşamı ortadan kaldırma yönün de geliştirilmiştir. İkinci olarak, geliştirilen güç; rasyonel, anlamlı savaş amaçlarına uygun olmayan boyutlarda olmasına karşın, silah lanma yansı ile olağanüstü düzey lere ulaştırılmıştır, üçüncü olarak da, bu silahlarla yapılacak bir sava şın sadece toplu intihara hizmet edebileceği gerçeğine karşın, nük leer savaş vazgeçilmez bir araç ola rak düşünülmektedir. Nükleer gücün açığa çıkardığı bu çelişkiler, hiç kuşkusuz insanlığın oluşturduğu toplumsal örgütlenme ve sosyal ku rumlarının yetersizliğinden, tekno lojik gelişme hızına ayak uydurma yan yapıların değiştirilememesin den kaynaklanmaktadır.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 334 / 335