Elektrik Mühendisliği · Sayı 337 · Kasım 1986
FİBER OPTİK İLETİŞİMİNE GENEL BİR BAKIŞ
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1986
- Sayfa
- 5
- Okuma süresi
- 13 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
İlgili: Elektronik ve yarı iletkenler, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- fiber optik
- optik dalga kılavuzu
- lazer
- fotodedektör
- elektromanyetik görünge
- zayıflama
Özet
Yazı, iletişim sistemlerinin tarihsel gelişiminden başlayarak elektromanyetik görüngenin kullanımını ve fiber optik iletişim teknolojisinin ortaya çıkışını, temel elemanlarını ve avantajlarını genel olarak inceliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Ayhan ALPMAN (Aselsan) Hünıi GÜVEN (ODTÜ)
Birbirinden uzakta bulunan iki nokta arasında bir ileti şim dizgesi kurabilmek, eski çağlardan beri insanoğlu nun ilgisini çekmiştir. Böyle bir iletişim dizgesinin akış şeması aşağıda görülmektedir.
Sistemdeki her birimin işlevini kısaca şöyle özetleyebi liriz:
Haber Kaynağı: Vericiye girilecek bilgiyi sağlar.
Verici. Haber kaynağından gelen bilgiyi iletim kanalının özelliklerine uygun bir şekle getirir ve kanala gönderir.
İletişim Kanalı: Alıcı ile verici arasında köprü görevini yapan ortamdır. İletim dalga kılavuzu, telli iletim hattı gibi kılavuzlandırılmış kanallarda veya uzay, atmosfer gibi ortamlarda olur. Alıcı : Vericiden gelen zayıflamış ve bozulmuş işareti elde eder (zayıflama ve bozunum hatlardaki ısı kaybın dan, gürültüden veya optik gücün dağılması ve atmosfer de ışık moleküllerinin soğrulması gibi etkenlerden kay naklanır) bu işareti düzeltir kullanılacak hale getirir.
Dinleyici: Haberin ulaştırılmak istendiği hedeftir.
İLETİŞİM DİZGELERİNİN YAPISI
Şimdiye kadar değişik yapıda birçok iletişim dizgesi yapılmıştır ve hepsinin amacı, iletişimin doğruluğunu, güvenilirliğini daha fazla bilgi göndermek için veri hızını veya tekrarlayıcılar kullanarak iletişim uzaklığını arttır mak olmuştur. 19. yüzyıldan önce tüm iletişim dizgele rinin veri hızı çok düşüktü, iletişim optik ve akustik anlamda işaret lambası ve boru kullanarak yapılıyordu.
M.ö. 8 inci yüzyılda bilinen ilk iletişim sistemi, Yunanlı ların alarm vermek, yardım çağırmak veya bir olayı bil dirmek için ateşi kullanımlarıyla kurulmuştur. Bu sis temde alıcı ile verici arasında önceden kararlaştırılan yal nızca bir işaret gönderilebiliyordu. M.ö. 4 üncü yüzyılda iletim yapılacak yerler arasındaki uzaklık tekrarlayıcı birimleri kullanılarak arttırıldı. M.ö. 150 yıllarında optik işaretler abece'ye bağlı kodlanarak her türlü bilgi
nin uzaklara iletiminin yapılması olanaklı hale getirildi. Fakat bu dizge o günün teknolojik yetersizlikleri nede niyle geliştirilemedi. Teknolojik yetersizliklere örnek olarak; sis, yağmur gibi çevre koşullarının iletişim güve nirliğini azaltması, iletim hızının alıcı görevini gözün yap masından dolayı sınırlı olması, alıcı ve vericinin birbirini görecek şekilde yerleştirilmelerini gösterebiliriz, işte bu yüzden karayolu ağını kullanarak bir kurye kullanmak daha verimli ve güvenilirdi.
1938'de Samuel F. Morsun telgrafı bulması iletişimde yeni bir çığır açmıştı ve ilk telgraf hattı 1944'de kurul du. Bunu izleyen yıllarda ise bütün dünyada birçok tel graf şebekeleri kuruldu. Telli hatlar kullanarak yapılan iletişim en gelişmiş halini Amerika ile Avrupa arasında telefon bağlantısı kurulmasıyla aldı. 1887'de Heinrich Hertz'in uzun dalga elektromanyetik yayınım kullanarak iletişim olabileceğini ortaya koymasına kadar telli hatlar iletişimde kullanılan tek ortam olmuştur. Hertz'in düşüncesi 1895'de Guglielmo Markoni'nin yaptığı radyo gösterisi ile uygulamaya konulmuştur.
Sonraki yıllarda elektromanyetik yörüngenin daha büyük bir kısmı bilgi iletişiminde kullanılmaya başlandı. Çünkü elektriksel iletişim dizgelerinde veri genellikle bilgi işare tinin, taşıyıcı denilen sinüs şeklinde değişen elektroman yetik dalgayı modüle etmesiyle; yani bilgi işareti göriin gesinin daha yüksek bir frekansa taşınması, daha sonra modüle edilmiş elektromanyetik dalganın kanala verilme siyle gönderilir.
Gönderilmek istenen bilgi işareti alıcıda taşıyıcı dalgadan gerekli düzeltmeler yapılarak elde edilir, iletilecek bilgi miktarı taşıyıcının frekansı ile doğru orantılıdır. Bilgi kapasitesini genişletmek için taşıyıcı frekansını arttır mak gerekir, çünkü veri hızı arttıkça temel band genişliği artar. Elektriksel sistemlerde gelişmelerin yüksek frekans larda olma nedeni de budur. TV, radar ve mikrodalga linklerinin ortaya çıkışı böyle olmuş, taşıyıcı frekansı artırılarak çok geniş bandlı işaretlerin iletimi olanaklı kılınmıştır (TV band genişliği bilindiği gibi yaklaşık 8 MHz., taşıyıcı frekansı ise 174 280 MHz arasındadır). Şekil 2'de elektromanyetik görüngenin elektriksel ileti şimi için kullanılan parçası görülmektedir. Görüngenin bu bölümünde metal teller, milimetre ve mikrodalga kıla vuzları, radyo dalgaları (atmosfer) gibi ortamlar iletim
Haber Koyna*
m
Verici
•»
ileticim
Kanalı
Alıcı
ŞEKİL 1. Bir iletişim dizgesinin temel elemanları
Dinleyici
kanalı olarak kullanılır, bu kanalları kullanan telefon, AM ve FM radyo, TV CB (Citizens Band = Halk Bandı) radyo, radar, uydu linkleri günlük yaşamın birer parçası olmuştur. Yukarıdaki uygulamaların çalışma frekansı 300 Hz (ses frekansı) ile 90 GHz (milimetrik band) ara sındaki oldukça geniş bir bölgeyi kaplar. Elektromanye tik görüngenin diğer bir önemli bölümü ise optik bölge dir (Bkz. Şekil 2). Yalnız bu bölgede ilgili bandlar fre kans yerine dalga boyu cinsinden ifade edilmiştir. Optik göriinge mor ötesi (50 nm dalga boyu) ile kızıl ötesi (100 um) arasında yer alır, gözle görünen band ise 4 0 0 ile 700 nm arasındadır. Radyo frekans bölgesinde olduğu için atmosfer ve kılavuzlandırılmış dalga kanalları iletim ortamı olarak kullanılır.
1960'da Lazer'in geliştirilmesi sonunda optik frekanslara olan ilgi artmıştır. Çünkü, lazer tek frekanslı, birleşik (coherent) optik enerji kaynağıdır. Optik frekans 5 x 1 0 1 4 Hz mertebesindedir ve laser'in bilgi kapasitesi ku ramsal olarak mikrodalga sistemlerinin bilgi kapasitesin den 1 0 s kat daha fazladır; bu sayı ise 10 milyon TV kanalına eşittir. Lazer'in böyle büyük iletim potansiye lini değerlendirmek amacıyla atmosferde birçek deney gerçekleştirilmiştir.
Sonuç olarak lazer'in de modüle edilebileceği öğrenil miştir. Fakat, böyle bir dizge kurulmasının ve dizgedeki elemanları geliştirebilmenin yarattığı mali yük, ilk giri şimlerin çekiciliğini azaltmıştır. Ayrıca atmosferdeki ile tişimin yağmur, kar, sis gibi çevre koşullarından dolayı sınırlı kalması, o günkü kanal gereksinimi göz önüne alın dığında, veri hızı böylesine yüksek bir dizge ekonomik olarak çekiciydi.
Bunlara karşın yerden uzay'a yapılan iletişimi ilerletmek için temel band frekanslarda çalışan optik dizgelerde sayısız gelişmeler yapılmıştır (yapılan çalışmaların bir kısmı da optik fiberler üzerindeki çeşitli araştırmalardı). Çünkü optik fiberler daha güvenilir ve diğer bir özellik leri de atmosfer kanallarından çok daha üstündü. Ama ilk denemelerde en kaliteli optik fiberlerde bile kayıpların 1000 dB/km'den fazla olduğu gözlenmişti. Bu da doğal olarak uygulamayı olanaksız hale getiriyordu. 1966'da Kao, Hockman ve A. VVelI's aynı anda kayıpların fiber materyalinin saflığının kötü olmasından kaynaklanabile ceğini ayrıca, optik fiber dalga kılavuzlarında iletim uzaklığını arttırmak için olası olan en fazla kayba kadar yapılabileceğini düşündüler. Böylece optik fiber uygula maya geçirilmiş oldu. Corning Glass Work firmasında Kapron, Keck ve Manner 10 dB/km'lik zayıflaması olan ilk optik fiber üretimini gerçekleştirdiler, fiber optik ile tim hatlarında böylece yeni bir çığır açıldı. Ancak fiber optik iletim hatlarındaki gelişmeler yarı iletken teknolo jisinin gelişimine bağlı kalmıştır (foto dedektörler, ge
rekli ışık kaynakları ve optik dalga kılavuzu gibi fiber optik sistemlerin temel elemanları gibi). Sonuçta bir ile tim bağlantısı kurulmuştur ve uz iletişimde kullanılan bakır hatlara göre birçok üstünlüğü kanıtlanmıştır. Örnek olarak fiber optikde kayıplar daha az, bant genişliği kıyaslanmayacak kadar geniştir. Artık daha uzak yerlere çok daha fazla bilgi gönderilmesi olanaklı kılınmıştır. Bu arada kullanılması gerekli olan tekrarlayıcı sayısı da aza lacaktır. Hafifliği, saç teli kadar ince olması, bakır teller le karşılaştırıldığında aynı kablo içinden daha fazla hat geçeceği ortaya çıkar. Bu da bir başka üstünlüktür. Tak tik askeri uygulamalarda örnek olarak uçaklarda aynı şey söz konusu olup, uçağın çeşitli denetim birimleri için çok sayıda tel kablo gerekmektedir, bu nedenle tel kablo yerine genellikle optik fiber kullanılmaya başlan mıştır.
Optik fiber dielektrik maddedir. Yeraltı şehir aydınlatma hatlarının yapacağı elektromanyetik girişimlerden, rada rın yarattığı elektromanyetik darbelerden (askeri uygula maları için çok önemlidir) optik fiber dalga kılavuzları etkilenmez. Toprak döngüleri diye bir sorun yaratmaz, fiberler arası etkileşim çok azdır ve veri emniyeti çok fazladır. Çünkü, optik işaret dalga kılavuzu içinde çok iyi ekranlaşmıştır (Fiber etrafında ışık geçirmeyen bir kılıf vardır, bu ise ışığın çevreye yayılmasını sağlar). Op tik fiber genellikle silika'dan yapılır ve silika ise her yer de bulunan ve çok ucuz bir madde olan kumdan elde edilmektedir.
1970'lerde yukarıdaki özelliklerin ortaya konulması ile Fiber optik iletişim dizgeleri ve ilgili bütün alanlarda bir çok etkinlik başlamıştır. Bu etkinlikler sonucunda pra tik, ekonomik olarak yapılabilir fiber optik iletişim diz gelerinin kurulması sağlanmıştır (canlı telefon, kablolu TV, uz iletişim trafik işlemleri gibi). Kurulan bu dizge lerde veri temel band frekanslarda gönderilmektedir, ile tişim yalnızca vericiyi açıp kapamakla yapılmaktadır. Çok basit yapıdaki bu dizge halen kullanılan diğer ileti şim tiplerinin yarattığı birçok soruna çok daha iyi çö zümler getirmiştir.
FİBER OPTİK İLETİM LİNKLERİNİN ELEMANLARI
Şekil 3'te fiber optik linklerinin elemanları görülmekte dir. Ana bölümler ışık kaynağı ve ona bağlı sürücü devre lerden oluşan verici, optik fiberi çevre etkilerinden koru yan kablo, fotodedektör ve yükselteci, işareti ilk haline getiren alıcıdır. Kablo; fiber hattının en önemli elemanı dır, tekrarlayıcılara besleme gerilimi kablodaki tellerden alınır, hat çekilirken fiberi korur (Tekrarlayıcı uzunca bir yolu aşması gereken işareti belirli uzaklıklarda yük seltir). Kablonun içi genellikle her biri bağımsız bir ileti şim kanalı olan saç teli kalınlığında birkaç fiber taşır.
10"6m
Tanım
İ l e t i ş i m Ortamı
Mor ötesi Gözle Görünür
Kızıl Ötesi
Fiber Optik
I1
t
Laser
I
Uygulama
Deneysel Veri Video Telefon
_ 1 0 1 9 Hz _ 1 0 1 4 Hz
1 cm 10 cm
Milimetrik Dalga
Süper Yüksek Frekans(SHF)
Dalga Kılavuzu
Mikrodalga Radyo
Deneysel
_ 100 GHz
Denizcilik
Uydu Uydu
Mıkrodalga Tekrarlayıc Yer Uydu
10 GHz
Radar
Yüksek ötesi Frekans(UHF)
_ 1 GHz
1m
10 m
coa
100 m
Çok Yüksek Frekans(VHF)
Yüksek Frekans
Koaksiyel kablo
Kısa dalga Radyo
Orta
UHF TV
Mobil,Havacılık
VHF TV ve FM
_ 100 MHz
Mobil Radyo
<;
İŞ
/imatör Radyo Ulusararası CB(Halk Bandı)
m Yayını
_ 10 MHz 1 MHz
1 km
Düşük
Uzundalga Radyo
Havacılık Yeraltı kablo Denizcilik
_ 100 KHz
Okyanuslar arası radyo
10 km
Çok Düşük
Kablo Çifti
100 km
Frekans(VLF) Ses Frekans
Telefon Telgraf
ŞEKİL 2. Elektromanyetik göriingedeki iletişim dizgeleri uygulamalarının örnekleri
FREI
EtoktrikMİ
W* l»or«ti
Vtrtc!
SUrUcü
Foto dedtktör
J
L
Y ükMİtid
ŞE K İ L 3. Fiber optik iletişim bağlantısının temel elemanları
İşaret Düzeltici
EMıtrkMl
Bakır telli hatlara benzer şekilde fiber kablolar hava, top rak altı, su altı hatlar olarak çekilirler. Hatları bağımsız ve fiber üretimin getirdiği sınırlamalar sonucunda kablo uzunluğu birkaç yüz metre ile birkaç kilometre (uzun mesafe uygulamaları) arasındadır. Bir tek kablonun ger çek uzunluğu uygulamaya bağlıdır (Kablonun ağırlığı gibi). Hat her bir kablonun birbirine eklenmesiyle tıpkı diğer elektriksel hatlar gibi döşenir.
Optik fiberlerin başlıca karakteristiklerinden biri dalga boyunun işlevi olarak Şekil 4'de görülen zayıflama eğri leridir (dB olarak ifade edilir). Fiber, ilk çıktığı günkü teknolojide genellikle 800 900 nm kullanıyordu, çünkü zayıflama karakteristiğinin en az olduğu yer o dalga boyu etrafındaydı. Ayrıca 800 900 nm dalga boyunda çalışan fotodedektörler ve optik kaynaklar kolaylıkla elde edilebiliyordu. Fiber maddesindeki hidroksit (OH) iyonlarının konsantrasyon ve metalik iyon saflığının azaltılmasıyla fiber üreticileri, 1300 1600 nm bölgesinde az kayıplı optik dalga kılavuzları yapabildiler (bu böl geye uzun dalga bölgesi denir). Böylece 1300 nm dalga boyuna olan ilgi fazlalaştı, çünkü bu bölgede saf silika fiberlerde işareti en az bozulmaya uğratıyordu. Örneğin Bell Laboratuvarları, mühendisleri, 1980 yılında Kalifor nia'nın Sacramento kentinde ilk defa 1300 nm. LED tabanlı telefon dizgesi denemesi yapmışlardı. Birçok ABD, Japon ve Fransız iletişim şirketleri daha sonra etkin bir şekilde daha uzun dalga boylarında deneyler yapmaya başlamışlardır.
3 5 nm dalga boyunda kullanılacak yeni tip fiber madde leri üzerinde araştırmalara 1980 yılından sonra başlan mıştır, ilk çalışmalar Çinko Klorür (ZnCI2), Talyum Bromit (TIBr) ve Talyum Bromigodit (KRS 5 diye bili nir) gibi polikristalin metal halitler üzerinde olmuştur. Kuramsal olarak yapılan tahminlere göre bu tip fiberler de zayıflama 0.01 dB/km'den az olacaktır. Az kayıplı fiberlerin üretimi başarılı olursa çok uzun iletişim hatlı dizgelerde başarı ile uygulanabilecektir. Kablo fiberle aynı boyutlarda bir ışık kaynağına bağla narak, fibere optik güç sağlanır. LED'ler ve laser diyod lar bu amaçla kullanılan uygun verici kaynaklarıdır, çün kü ışık çıkışı hızlı bir şekilde diyodların akımlarını
değiştirmekle modüle edilmektedir. Vericinin elektriksel giriş işareti sayısal veya örneksel (analog) olabilir. Verici devresi ışık kaynağından akan akımı değiştirerek bu elektrik işaretlerini optik işaretlere çevirir. Optik kaynak kare kuralı ile çalışan bir cihazdır ve sürüş akımındaki doğrusal değişmeler optik çıkış gücünü de doğrusal ola rak değiştirir. 800 900 nm bölgesindeki ışık kaynakları genellikle GaAlAs alaşımlarından yapılır. Daha uzun dal ga boylarında (1100'den 1600 nm'ye ise InGaAsP ala şımları optik kaynakların yapıldığı başlıca maddelerdir).
Optik işaret fiber'e girildikten sonra yayıldıkça, aldığı yolun artmasıyla dalga kılavuzundaki bozulma ve dağıl ma mekanizmaları nedeniyle hem zayıflayacak hem de bozulacaktır. Alıcıda ise, fiber ucunun yaydığı, zayıfla mış ve bozulmuş modülasyonlu optik güç, fotodiyod tarafından sezinlenecektir. Işık kaynağına benzer olarak fotodiyod da kare kuralı bir cihazdır, çünkü aldığı optik gücü doğrudan elektrik akım çıkışına çevirir (foto akım). Yarı iletken pin ve çığ (avalanche) fotodiyodlar (APD), fiber optik linklerinde kullanılan başlıca iki fotodedek tördiir. İki tip diyod da yüksek verimlidir ve tepkileri hız lıdır. Düşük güçlü optik işaret olan uygulamalarda nor mal olarak çığ fotodiyod kullanılır, çünkü iç kazanç mekanizmasından (çığ etkisinden) dolayı çok daha duyarlıdır. Silikon fotodedektörler 800 900 nm bölge sinde kullanılır ve daha uzun dalga boylarında çeşitli daha optik dedektörler bulunmaktadır. 1100 1600 nm bölgesinde InGaAs alaşımları birinci dedektör maddesi adayıdır.
Alıcının tasarımı doğal olarak verici tasarımlamaktan çok daha zordur, çünkü alıcı fotodedektörlere gelen zayıf işareti hem yükseltecek hem de düzeltecek yapıda olmalıdır. İstenen veri hızında bir alıcı için en önemli özellik, analog dizgeler için belirli bir işaret/gürültü ora nı, sayısal dizgeler için ise verilen hatalı bit oranının (bit Error Rate) en az optik güç işaret seviyesinde sağlanma sıdır ki buna da duyarlık diyoruz. Alıcının yüksek bir performans göstermesi kullanılan fotodedektör tipine, dizgedeki gürültünün etkisine ve kat kat bağlı yükseltici lerin karakteristiklerine bağlıdır. Optik işaret daha önce de belirtildiği gibi, belirli uzun
ELEKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ — 337
1970'lerin başı . 1970'lerin ortası"
1960'lerin başı
01 600 800 KXX> 1200 1400 Dalga boyu (nm)
1600 1800
ŞEKİ L 4. Fiber cptikte zayıflamanın dalgı boyunun İşlevi ola rak değişmesi
lukta fiber boyunca yol aldığında, o kadar zayıflayıp bozulmaktadır ki, iletim hattı üzerinde bazı noktalarda işareti yükseltmek ve düzeltmek gerekmektedir. Bu işi yapacak cihazlara tekrarlayıcı denir. Tekrarlayıcının alı cısı gelen optik işareti sezinler, elektrik işaretine çevirir ve gelen elektriksel işaret yükseltilir, düzeltilir ve tekrar layıcının vericisine verilir. Verici ise elektriksel işareti optik işarete çevirir ve optik dalga kılavuzuna verir.
ölçüm teknikleri tasarımı, üretim yapabilmenin, dizge kurabilmenin tamamlayıcı ve önemli bir parçasıdır. Link teki herbir elemanın özelliğini görebilmek, böylece kuru lu dizgelerin istenildiği gibi çalışmasını sağlamak için çok gereklidir.
FİBER OPTİK DİZGELERİ
Fiber optik teknoloöisinin ilk uygulamaları sayısal ileti şim linkleri ile kaynaşmış bir durumdaydı. Bu ilk kuşak linkler, prensip olarak 2 50 Mb/s arasında veri hızında çalışacak şekilde tasarımlanmışlardı. Dizgedeki elektro optik elemanlar 81 0 890 nm dalga boyları arasında çalışmaktaydı ve fiber kablosundaki iletim kaybı 4 ile 6 dB/km kadardı. Böyle bir dizge de 5 ile 10 km arasında tekrarlayıcıya gerek duyulmadan (ki tekrarlayıcı insan gözetiminde çalışıyordu) birçok şehir içi uygulama yapı lıyordu, ikinci kuşak dizgeler ise 13 nm dalga boyunda
çalışıyordu, kayıplar 1 dB/km'ye ulaşıyordu ve tekrar layıcı kullanmadan iletim uzaklığını oldukça arttırıyor du.
Fiber optik linkleri iletişim dizgeleri dışında elektrik enerji tesislerine de bağlıdır. Linkler, dizge koruma, gö zetme ve denetim gibi büyük, karmaşık ve gelişmiş enerji tesisleri için çok önemli olan bilgileri taşımak için kulla nılır. Bu tür bilgiler daha önceleri enerji hattı ve iletişim kabloları ile birlikte mikrodalga dizgeleri ile iletilirdi. Fakat, büyük şehirlerde 200 KV seviyesinde gerilim taşı yan enerji hatlarının yarattığı girişim emniyeti ve yüksek kalite mikrodalga dizgeleri ile çalışmayı bile zorlaştırı yordu.
Elektromanyetik girişimlerden etkilenmemesi ve yüksek veri kapasitesi fiber optiğin diğer iletişim dizgelerine mükemmel bir alternatif olmasını sağlamaktadır.
Fiber optik teknolojisinin gelişmekte olan diğer bir uygulaması telefon abone şebekeleridir. Şebeke telefon abone terminalini en yakın santrala bağlayan iletişim dizgesinin bir parçasıdır. Şebekeler de yaygın olarak iki telli bakır kablo kullanılmaktadır ve bunlar yeterlilik ve güvenlilik açısından ve maliyetinin düşük olması nedeniy le yıllardan beri ses işaretini taşımakta kullanılmaktadır lar. Fakat ev ve ofislerin elektronik posta, banka işlem leri alış, veriş gibi yaygın servislere olan giderek artan talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Sonuçta, fiber optik teknolojisinden evi veya ofisi en yakın santrala bağlayan telefon şebekesi olarak yararlanabilmek için fiber optiğe olan ilgi artmıştır. Bakır kablolara göre op tik fiber'de zayıflamanın azlığı, geniş bilgi taşıma kapasi tesi, fiberler arası çapraz konuşmanın yok denecek kadar az olması, işaret frekansından bağımsız gözükmesi ve eşleme (equalization circuitry) devrelerine olan gereksi nimi ortadan kaldırması, fiber optiğe üstünlük kazandır maktadır. Bu özelliklerinden yararlanarak fiber optik abone şebekeleri tasarımlanmış ve böylece şimdi veya gelecekte doğacak birçok yaygın servis ihtiyacı karşılan mış olacaktır. Y apılan birçok denemeden sonra dünya nın çeşitli yerlerinde yeraltı hatları planlanmaktadır. Japonya'da Hİ OVİS (Highly Interactive Optical Visual Information System), Kanada'da Y orkwille (Bell Kana da) ve Elie Rural (Manitoba Telefon) dizgesi, Fransız PTT'sinin parasal desteğini sağladığı Barritz gündemde olan fiber optik etkinlikleridir.
KAYNAKÇA:
"Optical Fiber Communications", Gerd Keiser, Mc Graw Hill, 1983. "Optical Communication Systems", John Govvar Prentice Hail, 1983.
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 337 214