Elektrik Mühendisliği · Sayı 337 · Kasım 1986

SAYISAL TELEFON SANTRALLARI

Günsel Durusoy

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Teknik / bilimsel makale

Yıl
1986
Sayfa
8
Okuma süresi
15 dk
Görüntülenme
0

Konu

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

İlgili: Elektronik ve yarı iletkenler, Bilgisayar, yazılım ve internet

Anahtar kelimeler

  • sayısal telefon santralı
  • PCM tekniği
  • devre bağlaşma
  • zaman çoğullamalı bağlaşma
  • elektromekanik santral
  • İTÜ

Özet

Yazı, elektromekanik ve elektronik telefon santrallarının tarihsel gelişimini, analog sistemlerden sayısal santrallara geçişte etkili olan teknik ve ekonomik etkenleri, bağlaşma tekniklerini ve bir çağırmanın aşamalarını ele almaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Doç. Dr. GünselDURUSOY İ.T.Ü. Elek. Eln. Fak. Telekominikasyon Anabilim Dalı

ÖZET

İlk elektronik telefon santrallannın açılmasından bu yana geçen 20 yıl içerisinde klasik elektromekanik sant rallar yerine hangi türden elektronik santralların kurula cağı yolunda tartışmalar yapılagelmiş ve bu tartışmalar 1980'lere doğru sayısal santrallar lehine sonuçlanmıştır. Bu sonuçlanmada tümdevre teknolojisindeki büyük geliş melerin, PCM tekniğinin başarılı uygulamalarının ve bilgi işleme alanındaki ilerlemelerinin rolü vardır.

Bu bildirinin amacı, sayısal telefon tekniğinin temel kav ram ve özelliklerini açıklamak, analog sistemlerden sayı sal sistemlere geçişi hazırlayan etkenleri ve karşılaşılan sorunları tartışmak, Türkiye'nin sayısal haberieşme ala nındaki durumunu belirtmek ve yakın geleceğin değer lendirmesini yapmaktır.

1. GİRİŞ

Günümüzde bir ülkenin haberieşme hacmi, o ülkenin gelişmişliğinin ve endüstrileşmesinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Elektriksel yollarla haberleşme ki —bunların başında t elef on haberleşmesi gelmektedir— giderek artma eğilimindedir. Hızlı gelişen her sektör gibi haberleşme sektörü de tüm yenilik ve kolaylıklara, daha kaliteli, daha güvenilir ve daha ekonomik olan tüm çö zümlere açıktır. Analog konuşma işaretlerinin iletimi ve bağlaştırılması amacı ile tasarlanan ve 100 yıllık geçmişi olan telefon sistemlerinde de bu meyanda köklü değişik likler olmaktadır. Son 20 yıl içerisinde telefon sistemle rinde * Elektromekanik sistemlerden elektronik sistemlere * Analog sistemlerden sayısal sistemlere doğru bir geçiş gözlenmektedir. Elektronik teknolojisin deki yenilikler telefon haberieşme sistem ve cihazlarında da büyük çapta kullanılmakta ve olumlu sonuçlar alın maktadır, ö t e yandan bilgi işleme ve haberleşme sistem leri etkileşimi süregelmektedir. Bilgi işleme sistemlerin deki gelişmeler haberieşme sistemlerine yansımakta, sis tem yapısını ve kontrol felsefesini etkilemekte, bilgisa yarla ve bilgisayarlarla terminaller arası veri iletimi haber leşme sistemlerini daha az hata ile daha hızlı bir enfor masyon akışı yönünde zorlamaktadır.

1 9 7 9 Paris'te yapılan ISS 79 Uluslararas. Bağlaşma Sem pozyumunda, elektronik santrallarda sayısal tekniğin benimsenmesi hemen hemen tamamen kararlaştırılmıştır.

Bütün bu gelişmelerde etkili olan ve " kullanıcı" (abone), "işletmeci" ve " imalatçı" yönünden gelen beklenti ve zorlamalar şöyle özetlenebilir :

Kullanıcı: Kendisine aksamayan, kaliteli ve geniş imkan ları olan bir hizmet verilmesini ve bunun ucuza sağlan masını ister. Santral tekniğinin sayısal veya analog olması ile ilgilenmez. Hatta bundan haberi olmaz. Buna karşın "şehirlerarası otomatik arama" imkanı büyük önem taşır. Benzer şekilde büro tipi bir abone çok amaçlı bir termi nal cihazına sahip olmayı ister. Bunun ancak sayısal bir sistem üzerinden sağlanabileceğini bilnvez.

İşletmeci: Aralıksız ve kaliteli bir hizmet vermesi gerek t iğinden, güvenilirliğin yüksek olmasını \ve tesisin ucuza kurulmasını ister. Y eniliklere açık, bakı.m ve onarımı kolay, genişletilebilme imkanına sahip ve varolan sistem leri ile kolayca bağdaşabilen sistemleri arar. imalatçı: Y eniliklerden ve teknolojik gelişmelerden yararlanır, hatta bazen bunların öncülüğünü yap.v. Geniş ve çeşitli hizmet imkanları sağlayan, güvenilirliği yüksek olan sistemleri ucuza imal etmeyi ve böylece diğer ima latçılarla boy ölçüşebilmeyi ister.

Bütün bu istek ve beklentiler,

Güvenilirlik Ucuzluk Varolan sisteme uydurulabilme Kolay genişletilebilme Çeşitli hizmetler verebilme

(reliability)

(cost effectiveness) (adaptibility) (Expandibility) (Servis versatility)

özellikleri olarak sıralanabilir. Bu noktalar, telefon tekni ğinin, 1876'da telefonun icadından bugüne kadarki geliş melerinde itici unsurlar olmuştur.

2. TELEFON SANTRALI

Bugün yeryüzünde, 6 0 0 milyon dolayında telefon abone sinin herhangi biri istediği diğer herhangi bir abone ile bağlanıp görüştürülebilir ve istek ortadan kalkınca da bağlantı çözülür. Bu, devasa sistem abone postaları deni len uç cihazlarından, bunları bağlayan iletim olanakları ve bağlanıp çözülmeyi sağlayan bağlaşma merkezlerin den, yani santrallardan oluşur (Şekil 1 ).

Bu yapı içerisinde telefon santralının iki önemli görevi vardır. * Kendisine bağlı olan abonelerden herhangi birisinin işaretleşme protokollarına uygun olarak gönderdiği elek triksel işaretler sayesinde, diğer herhangi bir aboneyi seçmesine olanak sağlamak,

* Haberleşme sistemindeki haberleşme kanallarının sayı sını azaltmak.

Çağıran abon* Aben«l«r

I lal im yolları

Bağlaşma Merk«?l«ri (Satrallar)

ŞEKİ L 1. Bir telefon bağlantısı.

Çağıran obon» AbontUr

Çığıran abont

2 I0IIİ

2t«Hi

Ara s.

Çağıran abone

JorıksiyarJar la)

Abonc j

hattı

sistem

Si A/S «teli

9=9

A/S S/A (b)

1°1 Jonksiyonlarda sayısal iletim

Sayısal iletim Sayısal santral

A/S

D Analog santral

D Sayısal santral

Ş E Kİ L 2. Telefon şebekesi nde sayısal lasma

Sayısal iokat stbekc ISON

Bu ikinci nokta bir abonenin her istediği anda bağlantı kurulamaması, yani bir kısıtlama anlamına gelmektedir ve örneğin böyle bir durumla 0,01 olasılıkla karşılaşma gözönüne alınarak santralda önemli alet ekonomisi sağ lanır.

İlk kuruluşundan bugüne kadar geçen süre içerisinde telefon santrallarında üç çağ yaşanmıştır.

a) Manuel Santraller Çağı: 1878'de başlamış ve 1930' larda maksimum abone sayısına erişilmiştir. Bugün sade ce yüzde birkaç mertebesinde aboneye sahiptir. Bu ça ğın özellikleri,

* Fiş ve Jak teknolojisi * Operatris kontrolü, tekrarlama ve çok operatrisle kontrol

* Besleme kaynağının merkezileşmesi olarak özetlenebilir. Operatris kontrolünün esnekliği ve verimliliği "kaydedilmiş programla kontrolün" da temel felsefesini oluşturmuştur.

b) Elektromekanik Santrallar Çağı: 1892'de ilk otoma tik telefon santralının kurulması ile başlar. 1980 ortala rında maksimum abone sayısına sahip olmuştur. Bu ça ğın özellikleri,

* Direkt adım adım kumanda * Endirekt adım adım kumanda * Kumanda ve konuşma organlarının farklılaşması * Ortak kumanda (Marker kontrolü) * Döner tip seçiciler * Kesişmeli seçiciler * Tam otomatik bağlanma, alternatif yol bulma diye özetlenebilir.

c) Elektronik Santrallar Çağı: 1965 ilk elektronik sant ralın kurulması ile başlar. Bugün yeryüzündeki oranı düşük olmakla birlikte, 2000'li yıllarda hemen tüm sant rallann elektronik santrallar olacağı görülmektedir. Bu çağın belli başlı özellikleri de,

* Y üsek güvenilirlik (işletme kolaylığı ve az bakım gerek sinimi)

* Güç gereksiniminin ve yer gereksiniminin azalması * Bilgisayarla kontrol (merkezi veya dağınık) * Y eni ve çeşitli hizmetleri ucuza sağlama * Daha büyük trafik taşıma kapasitesi * Y eni durumlara uydurulabilme esnekliği olarak belirtilebilir.

3. TELEFON ŞEBEKESİ

Telefon hizmeti yıllar boyu önemli değişme ve gelişme ler göstermiş; bağlaşmanın elle sağlanması, abone mikro fonlarının lokal bataryalardan beslendiği Manuel santral lardan kadran işaretlerine göre otomatik bağlaşma sağla yan elektromekanik ve bilgisayarla kumanda edilen elek tronik santrallara gelinmiştir. Bugün telefon hizmeti, hiyerarşik bir düzenleme içerisinde santralları, lokal, ara, bölge ve uluslararası santrallar olarak sıralayarak ve farklı fonksiyonlar yükleyerek oluşturulan bir telefon şebekesi tarafından sağlanmaktadır. Bu yaygın şebeke, konuşma dışı (veri, faksimile vb.) işaretlerin iletiminde de kullanıl maktadır.

4. BAĞLAŞMA TEKNİKLERİ

Haber işaretlerinin bağlaştırılmasında "devre bağlaşma tekniği" ve "hafızalı bağlaşma tekniği" olmak üzere iki teknik vardır. Devre bağlaşma tekniği konuşma işaretle rinin bağlaştırılmasında yaygın olarak kullanılmakta, çağıran ve çağrılan aboneler arasında bir bağlantı yolu

kurulmasını ve bu yolun tüm konuşma süresince o ko nuşmaya ayrılmasını sağlamaktadır. Bugün kullanılan iki türlü aevre bağlaşması söz konusudur: Uzay çoğullamalı bağlaşma, zaman çoğullamalı bağlaşma.

Uzay Çoğullamalı Bağlaşma (Uzayda Bağlaşma):

Bir sistemin geçirdiği eş zamanlı çağırmaların herbiri için "uzayda ayrı bir yol" kurulduğunu ve bu yolun çağırma süresince bağlı kaldığını ifade eder. Bu fonksi yonu yerine getiren santrallar döner tip ve kesişmeli tip ten elektromekanik veya kesişmeli tipten elektronik santrallardır. Analog iletilen konuşma işaretlerinin ana log olarak bağlaştınlmasını sağlarlar. Şekil 2.a'da uzay çoğullamalı bağlaşma ile kurulan bir yol görülmektedir. Bu tip santrallara kısaca "analog santrallar" denir.

Zaman Çoğullamalı Bağlaşma (Zamanda Bağlaşma):

Zaman çoğullamalı bağlaşma tekniği sistemin geçirdiği eş zamanlı her bir çağırma için "zamanda ayrı bir kanal" tahsis edilmesini ve çağırma sonuna kadar bu zaman kanalının çağırmanın hizmetinde kalmasını ifade eder. Zamanda bağlaşma tekniği elektronik santrallar çağının başından beri kullanılmakta olan bir tekniktir. Bağlaştı rılan işaret sayısal işaret ise "sayısal bağlaşma sistemi" söz konusu olur ve kısaca "sayısal santral" diye adlan dırılır.

5. BİR ÇAĞIRMANIN AŞAMALARI

Ne tipten olursa olsun bir telefon santralı, iki abonenin birbirleri ile bağlanıp görüştürülmesinde bir dizi fonksi yon icra eder. Bunlar,

Abonenin çağırma isteğinin farkedilmesi Çağırma için ön hazırlıklar Aboneye çevir sesi gönderilmesi Çevrilen numaraların kaydedilmesi Konuşma yolunun kurulması Çağrılan meşgulse, meşgul sesi gönderilmesi Çağrılan meşgul değilse, çıngırağının çaldırılması Konuşma sonunun farkedilmesi Konuşma yapılıp yapılmadığının kaydedilmesi Bağlantıların çözülmesi, ilk duruma dönüş olarak sıralanabilir. Amaç konuşma yolunun kurulması olduğuna göre, bunun dışındaki işlemler, santral abone arasında çağırmanın durum hakkında bilgi alışverişini ya da bu bilgilere göre sistemin kontrolünü sağlayan işlemlerdir.

Bunlar santral diline çevrilince, santralın bir çağırmadaki kontrol akış diyagramı Şekil 3'teki gibi verilebilir. Bu sadece tek bir çağırmayı santral içi aramayı gözönüne alan bir akış diyagramıdır. Gerçekte karşılaşılan durum çok daha karmaşık olacaktır.

Bekleme (t a ) ır a n t i r a f 1 kkl cevır sesi bağlantısı numara

Çev. numarayı alna ve anal i 2 etme

Çı ngırak ve ç ı n g ı rak dcnijşü ağrılan unkro telefonu kaldır

Korusma yolunun cözülnesi

ŞEKİ L 3. Bir çağırmanın kontrol akı$ dlyayamı

6. ELEKTRONİĞİN BAĞLAŞMA TEKNİĞİNE GİRİŞİ Elektroniğin bağlaşma sistemlerine girişi gerçek anlamda 1950'lerde yani tranzistorun icadından sonra olmuştur. Bu giriş, elektromekanik elemanlar yerine elektronik ele manların gelmesi şeklinde değildir. Sistem yeni baştan ve elektronik teknolojisinin avantajlarını kullanacak biçim de organize edilmiştir. Elektromagnetik röleler, elektro mekanik bağlaşmanın esasını oluşturmuştur. Elektrome kanik sistemlerde dış olaylar bir rölenin çekmesi veya bırakmasına neden olur ve kablaj ile materyalleştirilmiş bir programa göre işlem zinciri devam eder. Ancak röle lerin 1 0 : 2 0 m s n dolayında çekme bırakma zamanları

yüzünden bir durumdan diğerine geçme yavaş olur. Bu yavaş işleyiş, klasik elektromekanik sistemlerde paralel çalışan birçok elektromekanik cihaz kullanılarak çözüm lenmiştir (örneğin yazıcılar).

Elektronik elemanlar yaklaşık 1 0 4 kez daha hızlı çalış ma gibi bir üstünlüğe sahiptir. Buna fiyatlardaki hızlı ve sürekli düşüşü de eklemek gerekir.

Hızlı çalışma özelliği, belirti bir miktar elektronik ciha zın aynı miktar elektromekanik cihazdan çok daha fazla trafiğe hizmet edebilmesini sağlar. Y üksek hızlı çalışma sistem tasarımcılarına elektronik bağlaşma sistemlerini tamamen farklı ve çok daha verimli bir biçimde organize etme olanağını verir. Bu durum en açık olarak kontrolda ve zaman çoğullamalı bağlaşmada kendini göstermiştir. Şöyle ki, telefon santrallarının temel fonksiyonları bir biri ardına, bir bilgisayar denetiminde ve "bir andan bir tane" esasına göre icra edilir.

İletimde olduğu gibi bağlaşmada da zamanda çoğullama tekniği kullanılabilir.

Elektronik çağın başlangıcındaki bu düşünceler, LSI tek nolojisi ile eleman fiyatlarının çok fazla düşmesi sonucu daha da destek bulmuş olmaktadır, öyle ki, 1975 1 9 8 0 döneminde kuruluş masrafları yönünden elektronik sant rallar elektromekanik sistemlerle boy ölçüşebilir duruma gelmiştir. Elektronik sistemlerin fiyat yönünden daha elverişli duruma geçmesi besbelli ki santral tipi, santralın analog ya da sayısal bir çevreye girmesi gibi şartlara da bağladır.

Teknolojideki bu değişmeler bağlaşma sistemi mimari sini tamamiyle baştan düşünme yolunu açmış, bunun sonuçlarından biri de kontrol fonksiyonlarının bir bilgi sayar programında merkezileştirilmesi olmuştur.

7. KAYDEDİLMİŞ PROGRAMLA KONTROL

Telefon santrallarının kontrolü, bilgisayarların doğal bir uygulaması niteliğindedir. Y ani bağlaşma sistemi bir çeşit bilgi işleme sistemi olarak göz önüne alınabilir, öyle ki, uygun giriş ve çıkış donanımları kullanılarak abonelerden veya benzeri bağımsız dış kaynaklardan gelen bilgileri alır, analiz eder, genellikle bağlantı kurma veya çözme yolunda sonuç çıkarır ve bunun için gerekli kumandaları verir. ' Bir çağırmanın işlenmesi" diye adlandırılan bir süreç içerisinde birçok şartlı kolları içe ren bir programa göre, bir seri karar alınır. Şekil 4'te kaydedilmiş programla kontrol edilen böyle bir sistemin basit blok şeması verilmiştir. Y oklayıcı ve dağıtıcı çevre birimlerini oluşturmakta, birincisi dış dünyadaki olayları sezmeye, ikincisi ise sisteme kararları uygulamaya hizmet etmektedir. Çağırma hafızası geçici bilgilerin (örneğin çağrıların numarası gibi), program hafızası ise işlemlerin akışını belirleyen programın kaydedildiği ortamlardır.

G R İŞLER

| |1

Y OKLA Y ICI VE DAĞITh Cl

KONUSt A DEVRESİ MERKEZİ İŞLEMCİ

JONK. ÇIKIŞLAR DEV

PROGRAM HAFIZASI

ÇAĞIRMA HAFIZASI

ŞEKİ L 4. Bir SPC santral blok diyagramı

1 9 6 5 'ten sonra, ister analog ister sayısal olsun tüm elek tronik santrallarda tek merkezi işlemci kullanma eğilimi görülmüştür. Bu çözüm donanımın sistem maliyetindeki payının baskın olması süresince mantıklı olmuştur. A n cak bir yandan LSI teknolojisindeki gelişmelere dayanan kontrol cihazlarının devreye girmesi, öte yandan yazılım veriminin pek düşük olması yüzünden durum değişmiş ve yazılımın sistem maliyetindeki payı artmıştır.

Y azılımın maliyetini düşürmek ve ilerdeki değişmeleri daha kolay gerçekleştirebilmek amacı ile tüm santralın tek bir kaydedilmiş programa göre kontrolü (monolitik SPC) yolu yavaş yavaş terkedilmiş ve bir programın çağırma işleme, bakım, trafik ölçme v.b. birçok progra ma bölünmesi yoluna gidilmiştir. M odern elektronik sis temlerde özel fonksiyonlu çevre birimlerinin herbirinin (yoklayıcı gibi) ayn programlanması, böylece merkezi kontrol seviyesinde yazılım yükünün azaltılması uygula maları başlamıştır. Gerçekten mikro işlemci uygulaması veya dağınık lojik uygulaması denilen bu yol hemen hemen bir kural olarak benimsenmiş bulunmaktadır.

SPC'de maliyeti düşürmenin başka yolları da vardır. Bun lar "dağınık bağlaşma" ve "sınırlı kont rol" olarak isim lendirilmekte, birincisinde abone katı sisteme dağıtıl makt a, ikincisinde ise her bir santral sadece konuşma yolu kurma ve çözmeyi üstlenmekte, bakım vi>. yüklü programlar bir ana santralda toplanmaktadır. Pratikte tüm bu çözümler yalın veya karışık olarak kullanılmak tadır.

Programlama Dilleri

Kaydedilmiş programla tek merkezden kumanda başlan gıçta farkedilemeyen zorluklar doğurmuştur. Bunların

başında güvenilir bir program yazmanın güçlüğü ve çok uzun zaman ve üst düzeyde programcı emeği gerektir mesi gelir.

Bağlaşma yazılımı sadece bağlantı kurulup çözülmesini kontrol etmekle kalmaz, alışılmamış ölçüde trafik yükün de, bir hata veya bozulma durumunda, kapasite genişlet me veya bir modifikasyonda yani her şart altında siste min doğru çalışmasını sağlar.

Programda esneklik, düzeltilebilme, adapte edilebilme özellikleri bulunur, ancak en önemli özellik güvenilirlik tir. Herhangi bir arıza veya hata olduğunda sistemin en az zarar görmesi ve abonenin bunları en az fark etmesi esas alınır.

SPC sistemlerdeki deneyim, standart programlama dille rine gitmenin gerekliliğine işaret etmektedir. CCITT ya kın bir zamanda bir standart yüksek seviyeli dil (CHI L L ), bir insan makina dili ( M M L ) ve bir tanımlama dili (SDL) önermiştir, önümüzdeki yıllarda bunların yaygınlaşacağı beklenmektedir.

8. SAYISAL SANTRAL

Sayısal mesaj işaretlerini bağlaştıran santrala sayısal sant ral denir. Bir telefon sisteminin sayısal olması ise iletimin sayısal olmasını ve bu sayısal işaretlerin santralda sayısal olarak bağlaştırılmasını ifade eder.

Elektronik çağın başlangıcından beri sayısal santral fikri vardır. Bunun temelini zamanda çoğullama tekniği oluş turmuştur. 1960'lardan itibaren, önce iletimde sonra da bağlaşmada sayısallaşmaya gidilmiştir. İletimde sayısal laşma önce santrallararası jonksiyonlarda başlamış, daha sonra sayısal ara santrallar (PMC santrallar) kurulmuştur. Şekil 2'de haberleşme şebekesinde sayısallaşma adımları

görülmüştür. Burada en son adım ISDN uygulamasına imkan veren uçtan uca sayısal bağlantı adımıdır ve bazı şebekelerde uygulamaya başlanmıştır. Henüz uygulama safhasında olmayan bir ileri adım ise telefon aletinin de sayısal olmasıdır.

8.1. Neden Sayısal Telefon Santrallan?

Sayısal santralların geleceğin santrallan olduğunu belirt miştik. Bu kararın verilmesinde etkili olan faktörler şöy le sıralanabilir:

1. PCM tekniği 1961 •den beri iletimde başarılı olarak uygulanması ve konuşma işaretleri için zamanda çoğul lamayı da içeren ticari sistemlere varılmış bulunulması (32 kanal ve 24 kanal PCM sistemleri). Transmisyon kali tesinin hemen hemen uzaklıktan bağımsız olmasından başka, standart PCM multiplex demultiplex donanımın giderek ucuzlaması

2. Hem iletim hem de bağlaşmada aynı teknik kullanı larak ara bağdaşım sorununun ortadan kaldırılması ve bunun sağladığı ekonomi

3. iletilecek işaretlerin bir kısmının zaten sayısal karak terde olması (veri işaretleri gibi işaretler) ve bu tür ko nuşma dışı haberleşme taleplerinin hızlı bir tempoda artması

4. Her türlü işareti iletmeye elverişli iletimde ve bağlaş mada aynı tekniği kullanan integre sistemlerde, sayısal integre sistemlerin şansının daha yüksek olması

5. Zamanda çoğullamanın, frekans döneminde çoğulla madan daha ucuza gelmesi

8.2. Sayısal Santrallarda Seçme Katlan

Sayısal bağlaşma, bir santrala gelen mesajın analog biçi me dönüştürülmeksizin istenen çıkışa bağlaştırılması işlemidir. Santraldaki organlar (seçiciler), zamanda ço ğullanmış işaretler taşıyan bir giriş hattının bir zaman kanalının taşıdığı mesajı, zamanda çoğullanmış işaretler taşıyan bir çıkış hattının bir zaman kanalına verilmesini sağlar. Böylece bağlaşma devresi "zaman" ve "uzay" içerisinde olmak üzere iki boyutu haizdir. "Uzayda bağ laşma" giriş ve çıkış hatlarının bağlaşması, "zamanda bağlaşma" ise giriş hattındaki bir zaman diliminin çıkış jonksiyonundaki boş bir zaman dilimine bağlaşması demektir.

a) Zaman Seçicisi (Z Katı)

Zamanda çoğullanmış bir işaretin bir zaman kanalındaki bilgiyi başka bir zaman kanalına aktarma işlevini görür. Buna TSİ (Time Slot Interchange) "Zaman bölmesi değiştirme" denir. Giriş zaman bölmesinin taşıdığı bilgi bir hafızada kaydedilir ve çıkışta istenen zaman bölmesi gelince buraya okunur (Şekil 5). Okumanın hangi zaman bölmesine yapılacağı, kontrol hafızası denilen bir hafıza nın içerdiği adrese göre kararlaştırılır.

Girit ı zaman ?

i

> 1 1 o 1 1 1 : »o [ « h

bulmalar

6. Sayısal işaretleri ucuz olarak iletmeye elverişli yeni iletim olanaklarının ortaya çıkması

7. Yeni teknolojinin kullanılması. Sırf haberleşmeye özgü sayısal devre araştırma, geliştirme ve imalatının bulunması 8. Sayısal santrallarda bağlaşma devrelerinin genellikle tam erişilebilir olması ve bunun analog sistemlerdekine göre çok daha ucuza gelmesi

9. Sistem performansının bir hata oranı gibi ölçmelerde objektif olarak saptanabilmesi.

Burada belli başlılarını sıraladığımız üstünlükler yanında aşağıdaki sakıncalar da söz konusudur :

1. S/A, A/S çevrinme yapma zorunluluğu 2. Zamanda senkronizasyon gereksinimi 3. Geniş band gereksinimi

Ancak bunlara rağmen sayışa santrallar ve sayısal sis temler geleceğin santrallan olarak seçilmiştir. Zira bu gereksinimler giderek daha ucuza sağlanabilmektedir.

İccrigi kanal 3'aaktarma

ŞEKİL 5. Zaman katı b) Uzay Seçicisi (U Katı) Gerçekte bir kesişmeli seçicidir. Sadece her zaman dili minde, bağlaştıracağı giriş ve çıkışlar farklı olabilece ğinden, farklı çalışan kontaklar konfigurasyonu vardır (Şekil 6). Burada her girişe ilişkin bir kontrol hafızası vardır. Hafı zanın her bir satırı bir zaman bölmesine karşı düşer ve o satırda o zaman diliminde o girişin bağlanacağı çıkış hattının adresi verilir.

Pratikte uzay ve zaman katları birlikte kullanılır. Genel likle Z U Z , Z U U U Z . U Z U, v.b. düzenle meler yapılır.

Şekil 7 bir ZUZ santralının prensip şemasını vermekte dir. Bu düzenleniş çok kullanılan ve PCM santralı diye adlandırılan ara santralların düzenleniş biçimidir.

8.3. Fonksiyonel Blok Diyagramı

Şekil 8'de herhangi bir elektronik santralın fonksiyonel blok diyagramı görülmektedir. Sayısal santral için giriş ve çıkışlar zamanda çoğullanmış kanallar taşıyan PCM hatları bağlaşma devresi ise zamanda çoğullamalı bağlaş ma sağlayan uzay ve zaman seçicilerinden kurulu devre lerdir.

Fonksiyonel birimler :

(1) Her hat başına bir tane olan terminal cihazları (2) Zamanda çoğullamalı (veya uzayda çoğullamalı) bağlaşma devreleridir. Bazen abone katı uzakta bulunur ve PCM hatları üzerinden santrala bağlanır. (3) Kontrol sistemi ve terminal cihazları arasındaki iliş kiyi sağlayan "Y oklayıcı" ve "Dağıtıcı" denilen arabağ daşım devreleridir. Genellikle "kanala bağlı işaretleşme" düzenlerini de içerir.

Dağınık veya merkezi olan işlemciden ve hafızadan olu şan kontrol sistemidir. (S) Printer gibi çevre birimleridir. İnsan makina diyalo gunu sağlar.

Şekilde ayrıca alt sistemler "ara bağdaşım "lan da göste rilmiştir.

(A) terminal cihazları ile hatlarının veya jonksiyonların (B) terminal cihazları ile bağlaşma devresinin ara bağda şımıdır.

(C) iç kontrol ara «bağdaşımı, bir ( C J işaretleşme ara bağdaşımı ve bir ( C2 ) bağlaşma ara bağdaşımına bölün mektedir. (D) operatörün merkezi kontrola erişmesini sağlayan insan makina arabağdaşımı olmaktadır.

9. SONUÇ VE TÜRKİYE'DE DURUM

Sayısal santrallar geleceğin santralları olarak görülmek tedir. Tüm dünyada gerek PTT idareleri, gerekse üretici firmalar büyük bir "sayısallaşma" çabası içine girmişler dir. Sayısal santrallar 1. ve daha yüksek mertebeden PCM hatlarının bağlaştmlmasını sağlayacak niteliktedir. İle tim yolları olarak var olanlara ilaveten fiber optik kablo ların kullanılması, sayısal haberleşmenin en önemli so runlarından geniş band gereksinimini ucuza çözme ola nağı sağlamıştır. Birleştirilmiş hizmetler sayısal şebekesi ISDN tartışmasız olarak benimsenmiştir.

Türkiye'de durum nedir?

Türkiye'de ilk telefon santralı 1908'de İstanbul'da kurul muştur. Bugün 2 milyonu aşan telefon abonesi vardır. Ancak telefon yoğunluğu (1 00 kişiye düşen telefon sayı sı) dünya ortalamasının altında bulunmaktadır.

Y akın bir geçmişe kadar Türkiye iletim analog olarak gerçekleştirilmiş ve iletim yolları olarak havai hatlar, simetrik kablolar ve radyo linkleri kullanılmıştır. Ayrıca uluslararası haberleşmede uydu ve denizaltı kablo bağ lantılarından yararlanılmaktadır. Halen BAY KOK deni len İstanbul Ankara İzmir • Antalya arası koaksiyal kablo projesi üzerinde de çalışılmaktadır.

Bugün şehiriçi santrallar arası bağlantılarda 32 kanal PCM uygulaması vardır ve 2. daha yüksek mertebeden PCM uygulamaların hazırlıkları yapılmaktadır. Bu me yanda bir fiber optik kablo projesi de gündeme getiril miştir.

jcnksıyonları

ŞEKİL 6. uzay katı

Türkiye'de santrallar az sayıda Manuel ve Rotary tipi elektromekanik santrallar ile büyük oranda Cr. No. 5 tipi kesişmeli elektromekanik santrallardan oluşmaktadır. 1987'de Cr. No. 5 tipi santralların üretimine son verilmesi kararlaştırılmıştır. Zira bir iki yıldan beri Türkiye'de sayısal santralların kurulmasına başlanmıştır. Bunlar Northern Telecomun DMS santrallari ile ITT BTM'in Sistem 12 denilen sayısal santrallarıdır.

özetlersek, Türkiye'de haberleşme şebekesi sayısallaşma sürecine girmiştir. "Her yıl birkaç yüz bin hatlık sayısal santral kurma" projesi gerçekleştiği takdirde, yakın bir gelecekte Türk Haberleşme Şebekesi sayısal ağırlıklı ola caktır. Dolayısı ile sayısal sistemlerin konularını ve prob lemlerini iyi bilmek yakın veya çok yakın gelecekteki kararların daha sağlıklı alınması yönünden yararlı olacak tır.

Girit .PCM .

Hatları

ZBO Zaman Bölmesi Dağistiımt U).ty).(z) Zaman dilimleri

U katı

ŞEKİ L 7. Bir PCM santralı blok diyagramı

Çıkı» PCM Hatları

Hatlar v« Jonksiyonlar

D

Tarminal T | h

Kontrolla ara Bağdaşım

Ortak kanal itaratlem* bağlantıları

C«vr« ' Birimleri lUtım bus'ı

Vari isl«rn« tipi cevr» birimi

ŞEKİ L 8. Sayısal santralın fonksiyonel blok diyagramı

ELEKTRİK MÜHENDİSLlĞt 337