Elektrik Mühendisliği · Sayı 344 · Haziran 1987

SÜPERİLETKENLER: ''ISINDIKÇA ISINIYORLAR''!

M. Serhat Özyar

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi Teknik / bilimsel makale

Yıl
1987
Sayfa
5
Okuma süresi
13 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

İlgili: Elektronik ve yarı iletkenler, Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

Anahtar kelimeler

  • süperiletkenlik
  • kritik sıcaklık
  • BCS kuramı
  • Meissner etkisi
  • yitriyum baryum bakır oksit
  • sıvı azot

Özet

1987 yılında dünya çapında art arda gelen yüksek sıcaklıkta süperiletkenlik keşiflerini, bu alandaki tarihsel gelişimi ve laboratuvarlar arası bilimsel yarışı anlatan bir bilim haberi/derleme yazısı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

M.Serhat ÖZY AR

Uluslararası bilim çevreleri, şubat ayından bu yana, dün yanın dört bir yanındaki araştırma laboratuvarlarında peşpeşe, yüksek sıcaklıklarda süperiletkenlik elde edilme siyle dikkatlerini bu alana çevirmiş bulunuyor. Süperilet kenler alanında 75 yıldır varolan düzeyin dört beş katına son aylarda ulaşılması bu alandaki deneysel çalışmaları tüm araştırma/geliştirme kurumlarının gündemine getir di.

Süperiletkenliğin İki Belirleyici Özelliği(*)

Maddenin içinde elektrik akışının sembolik ifadesi olan akımın ilerleyişi, o maddenin oylumunu oluşturan iyon

örgüleriyle çarpışması sonucu engellenir. Bunun kuram sal düzlemde tanımı maddelerin "direnci"dir. Böyle bir iletken madde, süperiletken durumuna geldiğinde, bu direnç çarpıcı biçimde srfıra iner. Bu konumda madde nin örgüsü elektronları engellemek yerine onların birlik te hareketine destek olur. Bunun uygulamadaki anlamı ise süperiletken bir devrede elektrik akımının ilke olarak kayıpsız akacağıdır.

Süperiletkenlerin "sıfır direnç" göstermelerinin yanı sı ra, yakınlarında bulunan herhangi bir manyetik alanı dışlamaları da ayerdedici bir özellikleridir.

ÜPER iletkenlerin bilim

S dünyasında yarattığı neye can devam ediyor. Daha ekonomik »artlarda »öper İletken elde etmek İçin İki törlO yarış var. Biri Amerika ve Japonya gibi sana yi devleri arasında Diğeri de boyOk Amerikan şirketlerinin kendi arala

Süper iletkenin bulunma ı, dev bilgisayarları bir, ayakkabı boyuna indirme

f ı BM araştırıcıları bir santi ^^metrekarelik bir kristal* den l(X)Wn«mperllk elek

olanağı sağladı. Süper »et trik akımı geçirmeyi ba

kenden yararlanmak İçin şardılar BU sayı normal

Japon ve Amerikan firma den bin icat daha fazla

ları yarışıyor

rında.

bin amperilk elektrik akımı geçir mim artıracağından, tıbbi ve Jeolo

Şimdiki durumda liderlik Ame meyi basardılar. Bu sayı, normal jik araştırmalarda MyOk avantajlar

IBM firmasında bulunuyor, den 1000 kat daha fazladır.

sağlanacak.

üstem mutlaKsoğuk olan — (ek

Böylesi sıfır direnç ne anlama

si) 273 C dereceye yakın Soğuk geliyor? Yani koçOcuk alanlardan

Süper İletkenler İlk dönemde

luk kazandırılan porselen gibi ba çok büyük akım geçirebilmek sa — (eksi) 265 C*'<ı<tkl helyum gazı

zı maddelerin elekf rik.akımını hiç nayide ne gibi ufuklar açabilir? Bu, soğuğunda çalışırken, «imdi —

direnç göstermeden geçirmesi oda büyüklüğündeki dev bilgisa (eksi) 196 C*'dekl nitrojen gazıyla

esasına dayanıyor. Direnç sıfıra in yarları pabuç boyutuna İndirme İm çalıştırılabiliyor. Bu daha ekono

diğinden, IBM araştırmacıları Pra kanı verecek. Ayrıca, büyük elek mik. Çünkü helyum gazını srvılas

vln ÇavdaH'nln önderliğinde 1 san trik akımı küçücük mıknatıs parça tırma, nitrojenden 50 kat daha pa

timetrekarelik bir kristalden 100 larıyla elektromanyetik dalga yayı halıya geliyor.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ — 344

Örneğin bir mıknatıs, kritik sıcaklığın (süperiletkenliğe geçiş sıcaklığının) altında bulunan bir süperiletkeni san ki ters kutuplu bir mıknatısmış gibi iter. Ancak kritik sıcaklığının üstünde, aynı süperi letken madde herhangi (mıknatıs olmayan) bir iletken gibi davranır. Yani mık natısın süperiletken üzerinde bir etkisi gözlenmez

Süperiletkenlerin bu özelliği, bulucusunun adıyla, "Me issner etkisi" olarak adlandırılır.

76 Yılda Nereden Nereye?

Süperiletkenlik ilk olarak 1911 yılında Hollandalı fizikçi H. Onnes tarafından civanın mutlak sıfır (0°K) sıcaklığı civarına soğutulduğunda elektrik akımına direnç göster mediğini gözlemesiyle keşfedilmişti. Onnes soğutma iş lemini sıvı helyum banyosuyla gerçekleştirmişti. Sadece 4°K'in (0°K = 273°C) altındaki sıcaklıklarda varolabi len sıvı helyum mutlak sıfır sıcaklığı dolayındaki soğut malar için oldukça uygundu.

1911'den 1986'ya dek iki düzineden fazla kimyasal ele ment ve yüzlerce bileşiğin mutlak sıfır sıcaklığı civarın da süperiletken oldukları bulunmuştu.

Deneysel olarak gerçekliği 1911'de kanıtlanan süperilet kenlerin kuramsal temellerinin tam olarak atılabilmesi için 1957'e kadar bekleniyordu. Üç kuramcısının soy adlarınm baş harflerinin bir araya gelmesiyle "BCS ku ramı" olarak anılan kuram Bardeen, Cooper ve Schrief fer'e 1972 Nobel Fizik Odüİü'nü getiriyordu.

Son gelişmelere kadar süperiletkenlerden teknolojinin çok kısıtlı alanlarında yararlanılabiliyor, 75 yıldır bu büyük buluş bir türlü günlük yaşamımıza giremiyordu. Bunun nedenlerinden biri, soğutucu olarak kullanılan helyumun çok nadir bulunan ve sıvıJaştırılması olduk ça pahalı bir element olmasıydı. Bakımı çok pahalı olan süperiletken mıknatıslar ancak kazandırdıkları ma liyetinden fazla olan büyük hızlandırıcılar (accelerator) ya da seksenli yıllarda geliştirilen tıbbi görüntüleme sis temlerinden NMR (Nükleer Manyetik Rezonans) aygıt ları için kullanılıyordu.

Olaym boyutlarını daha iyi kavramak için burada bir parantez açalım ve süperiletken mıknatıs elde etmek için sıvı helyum banyosu kullanan, ABD.'deki Fermi Labo ra tu varlar ı'nda bulunan ve "Tevatron" adıyla bilinen, dünyanın en güçlü hızlandırıcısına biraz daha yakından bakalım:

Bu Tevatron 1000'den fazla süperiletken mıknatıs kul lanmaktadır ve bunların yıllık maliyeti S milyon dolar dır. Ne varki mıknatısların verimliliği, Fermi Laborant varlan'nın yıllık elektrik enerjisi harcamalarında yakla şık 195 milyon dolar tasarruf sağlamaktadır. Ote yan dan ABD Devlet Başkanı Reagan, çevresi 64 km (yarı çapı 14 km)'lik dev bir hızlandırıcı olan "süperiletken süper çarpıştırıcı"nın (süper collider) 1990larda ta mamlanması için maliyeti 4 6 milyar dolar arasında olan

projeyi geçtiğimiz şubat ayında imzalamış bulunuyor. Yaklaşık 10.000 süperiletken mıknatısın kullanılacağı bu proje sayesinde 6 0 0 milyon dolar tasarruf edilmesi planlanmakta.

Uygulamaların birçoğunda ise sıvı helyumun maliyeti süperiletken teknolojinin getirdiklerinden daha fazla tutuyordu. Bundan ötürü, bilim adamları uzun süreden beri daha yüksek sıcaklıklarda süperiletken olacak bir bileşik arayışı içindeydiler. Özellikle 77°C civarında sü periletecek bir bileşik birçok sorunu birden çözecekti. Çünkü bu sıcaklık, doğada bol miktarda var olan azotun sıvılaştığı sıcaklıktı. Böylece sıvı helyum kullanma zo runluluğunun getirdiği dezavantajlar da ortadan kalka caktı. Sıvı azotun elde edilmesi ve korunması ise "bira dan bile" daha ucuzdu!

İlk "Isınına" İşaretleri:

1970'lerin başında araştırmacılar 23°K'de sıfır dirence ulaşan bir niyobiyum ve germanyum alaşımını buldular. Geçen yıl nisan ayında ise IBM Zürih Laboratuvarları'n daki bir grup 35°K'de süperiletkenliğe geçmeye başla yan bir bileşik geliştirdiklerini açıklıyorlardı.

16 Şubat 1987

? 8 Şubat 1987 i Ocak 1987 ? (basınç altında) ' Aralık 1986 La Sr Cu 0 $ Aralık 1986

Nisan 1986

La Ba Cu O | 2 7 Ocak 1986

1930 195C 1970 1980

SEKİLİ. 1987'ye kadar süperiletkenlik

Bileşiği keşfeden A. Müller ve G. Bednorz Zürih'teki laboratuvarlarında üç yıl boyunca esas olarak oksitler den oluşan yüzlerce yeni bileşik denemişlerdi. Ancak bir türlü sıcaklığı düşürmeyi başaramıyorlardı. Dr. Bednorz bir gün, bir Fransız dergisinde baryum, lantan,

bakır ve oksijenin (La Ba Cu O) karıştırılmasıyla elde edilen yeni bir oksitin geliştirilmesi üzerine yayımlanmış makaleyi okudu. Bileşiği keşfeden Fransız bilim adamları kimya disiplininden oldukları için, bileşiğin süperiletken olup olmadığını hiçbir zaman test etmemişlerdi. Bulduk larının süperiletken olarak değerini ise Bednorz ve Mül ler'in yayınlarından öğreniyorlardı.

Bednorz ve Müller üç yıllık uğraşlarının sonucunda bir denbire 30°K üzerinde süperiletkenlik gözleyince, göz lemlerinin doğru olduğuna önce inanamadılar. İkna oluncaya dek deneyi haftalarca yinelediler. Sonucun da yinelendiğini tekrar tekrar gözlemlediler. Ama yine de bulgularını yayımlamakta acele etmediler. Çün kü özellikle 70'li yıllar yüksek sıcaklıklarda süperiletken bileşik keşfettiklerini iddia eden, fakat bu iddialarına yol açan deneylerini bir türlü yineleyemeyen "şanssız bilim adamlan"nm bol olduğu yıllardı. İyice emin olmadıkça buluşlarını kimseye açıklamamaya kararlıydılar. Bu ne denle ilk makalelerini İngilizce yayımlanan ve bilim çev relerince ciddi olarak izlenen Physical Revievv Letters, Science, Nature gibi dergiler yerine Almanca olarak ya yımlanan "Zeitschrift für Physik" dergisine gönderdiler. Makale gönderildiği nisan ayından itibaren 5 ay yayım sırasını bekledi. Bednorz ve Müller bu süre boyunca bul gularından kendi çalışma arkadaşlarını bile haberdar et mediler ve makale yayımlanıncaya dek deneyleri yinele meyi sürdürdüler. Olabildiği kadar çok "emin olmak" is tiyorlardı...

Yarış Başlıyor...

Deney sonuçlarının bilim çevrelerine ulaşmasıyla birlikte Japonya, Çin ve ABD'deki konuyla ilgili gruplar hareke te geçiyorlardı. Yaptıkları ilk iş deneyleri kendileri de "emin olana" kadar yinelemekti. Sonrası ise aynı bileşiği kullanarak ya da ondan yola çıkarak değişik bileşiklerle daha yüksek sıcaklıklar elde etmekti.

1987 başında birçok büyük araştırma laboratuvarında araştırmacılar süperiletkenleri biraz daha "ısıtabilmek" için bir yarışa girmişlerdi. 16 Şubat'ta ABD'de Houston Üniversitesi'nden Chu ve ekibiyle Alabama Üniversitesi'n den öğrencisi Wu ve arkadaşları 93°K'de süperiletkenli ğe geçiş yapan bir bileşik bulduklarını duyuruyorlardı. Sadece 8 gün sonra ise, bu kez Çin'deki Academia Sinica' nın Fizik Enstitüsü'nden Zhao Zhangxian ve ekibi, Pekin' de bir basın toplantısı düzenleyerek 98°K'de süperiletken duruma geçen bileşik bulduklarını bildiriyordu. Chu'nun açıklamadığı bu bileşiğin formülünü ABD'deki gruptan bağımsız olarak bulan Zhangxian açıklıyordu: Zürih'teki grubun bileşiğindeki lantanın yerine yitriyum kullanmış lardı. (Y Ba Cu O). Aradan bir hafta geçmeden bu kez Tokyo'daki Japon Bilim ve Teknoloji Ajansı'nın Metaller Ulusal Birimi 100°K'de süperiletkenliğe başlayan ve 93°K'de sıfır dirence geçişi tamamlayan bir Y Ba Cu O bileşiği hazırladıklarını açıklıyordu. "Sıcaklık" neredey

ŞEKİL 2. Wu (sağda) ve ekibi, Huntsville'de buldukları bile şiği test ediyorlar.

se günlük olarak yükseliyordu! iki hafta içerisinde Tokyo Üniversitesi'nden Shoji Tanaka ve ekibinin yanı sıra Ber keley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nden Stacy, Cohen ve Zettl de gösteriye katılıyorlardı. Aynı bileşik kullanılarak kritik sıcaklık 100°K sınırını aşmıştı. AT & T Bell Labo ratuvarları'ndaki grup da gelişmelerin sıcak takipçisiydi. İngiltere'de Birimingham Üniversitesi ve Oxford'daki Clarendon Laboratuvarları'nda kimyacı ve fizikçilerden oluşan ekipler alarma geçmiş, yitriyum içeren yeni bile şik örnekleri hazırlıyorlardı. ABD'den Çin'e, Kanada'dan Hindistan'a tüm resmi ve özel laboratuvarlarda, süperilet kenlik deneyleri için disiplinlerarası özel birimler oluştu rulup fonlar yaratılırken, uluslararası tekel olan elektrik/ elektronik şirketlerinin araştırma/geliştirme birimleri de bağımsız ya da üniversitelerdeki araştırmaları destekle yerek işbirliği içinde yoğun olarak bu alana giriyor, bu luşları üretimde kullanmaya yönelik çalışmalar yapıyor lardı.

1986'dan önce süperiletkenlik konusunda araştırma ya pan gruplar parmakla sayılacak kadar azken, bugün bu sayı yüzleri aşmış bulunuyor ve bu alana hergün yeni gruplar eklenmekte. ABD ve Japonya'dan sonra bu alana en çok yatırım yapan ve yeni araştırma gruplarını hızla oluşturmaya çalışan İngiltere ise araştırmalar için fon yaratma sıkıntısı içinde.

Şubat ayında 100°K etrafında süperiletkenliğin açıklan masıyla birlikte yataklarını sırtlayıp laboratuv?.rlara giren ve öncelikle gerçekleştirilmiş olan deneyleri emin olana

kadar yineleyen araştırmacılarsa kolayca tanınabiliyor ar tık: Laboratuvarların koridorlarında göz kapakları kapan mak üzere, donuk bakışlı insanlar türemişti birdenbire!

18 Mart'ta Amerikan Fizik Topluluğu'nun New Y ork City'de düzenlediği "Y üksek Sıcaklık Süperiletkenliği" konulu panele 3 binin üzerinde bilim adamı katılıyordu. Panelin gerçekleştirildiği otelin salonu dolup koridorlara taşmış, birçok araştırmacı da tartışmaları dışarıya kurulu video ekranından izlemek zorunda kalmıştı. Y a nı sıra uluslararası iletişimin sıcak tutulması iç in tele konferans lar yapılıyor, 12 Haz iran'da Washington'da düzenlenen toplantıya Türkiye'den de bilim adamları uydu aracılı ğıyla katılabiliyordu.

Başdöndürücü Yeni Sonuçlar

Sıcaklık 1 00°K'ın üzerinde birer, ikişer artırılırken, geç tiğimiz ay içinde ABD'de iki ayrı grup 200°K'ın üzerin de süperiletken geliştirdiklerini açıkladılar.

VVayne State Üniversitesi'nden Chen, VVenger ve Logot hetis 240°K'de süperiletkenlik gözlediklerini bildirmiş lerdi. Bileşiklerin t am olarak açıklamayan VVayne State grubu, süperiletkenin Y B a C u 0 ailesinden, daha önce 9 0 °K kritik sıcaklığının gözlendiği bir oksit seramik ol duğunu belirtmekle yetindiler.

VVenger ve arkadaşları bileşiklerinde "Josephson e t k is i" nin tersi bir olgu gözlediklerini özellikle belirtiyorlar. Josephson etkisi kabaca, "Josephson eklemi" (ince bir yalıtkan tabakayla birbirinden ayrılan iki süperiletken) adıyla bilinen bir aygıta de gerilim uygulanması sonucu ac akım elde edilmesi olayıdır. VVenger ise t am tersini, yani kendi örneklerinden geçirdikleri bir rf elektrik akımının de gerilim üretmesini gözlediklerini açıkladı. Ne ac Josephson etkisi ne de VVayne State grubunun gözlediği tersi olgu bir süperiletkenden başka birşey de gözlenemeyeceğine göre, sıfır direnç özelliği gözlenme miş olsa bile, bileşiğin süperiletken olduğu iddia edile bilirdi.

Ote yandan, Houston'da 93°K'le ilk yüksek sıcaklık bileşiğini bulan Chu ve ekibi ikinci bombasını patlatı yor ve 225°K'de süperiletkenliğe geçen yeni bir bileşik geliştirdiklerini açıklıyordu. Bileşiğin formülünü henüz açıklamayan Houston grubu, yeni bileşiklerinin direnç özelliklerini Lockheed'e ait Polo Alto Araştırma Labo ratuvarı'nda, manyetik özelliklerini ise. Massachusetts'de MIT'nin bünyesindeki Ulusal Mıknatıs Laboratuvarı'nda ölçtürüyorlardı.

2 2 5 °K ( 4 9 °C) henüz oda sıcaklığına çok uzaktı, ancak dünya üzerinde kaydedilen en düşük sıcaklıktan da (1 9 83'te Sovyetler Birliği'nin Vostok istasyonu tarafın dan Antartika'da kaydedilen 8 9 . 2 °C) oldukça yüksekti.

Şi mdi tüm gruplar bir taraftan kendi çalışmalarını sür dürürürlerken bir yandan da yeni bileşiklerin açıklanaca

ğı anı bekliyorlar. Y eni elemanlar, yeni fonlar, yeni "uy kusuz günler, geceler" bekliyordu bilim çevrelerini...

Kuram Yine Arkadan mı Gelecek?

1 91 1 'de Onnes'in düşük sıcaklıklarda gözlediği süperilet kenliğe ancak 1957'de BCS kuramıyla açıklama getiri lebiliyordu. Bugünkü aşamada deneysel olarak defalarca kanıtlanmış yüksek sıcaklık süperiletkenlerine kuramsal açıklama henüz getirilememişti. Düşük sıcaklıklar için geliştirilen BCS kuramı ise e n azından şu anki ha li y le "sıcak" süperiletkenleri açıklamakta yetersiz kalıyordu.

Deneysel çalışmalar sürerken, kuramsal düzeyde de bilim adamları ya BCS kuramını geliştirmeye çalışarak, ya da daha özgün katkılar koyarak yüksek sıcaklık süperi let kenliği açıklayacak kuramı oluşturmaya çalışıyorlar. Gelişmeler, kuramın 1957'deki gibi 46 yıl sonra olmasa bile deneysel gelişmelerden sonra oluşturulacağını göste riyordu.

Deneylerin, herhangi bir lise laboratuvarının düzenekle riyle bile gerçekleştirilecek kadar basit ve kolay olması, deneysel çalışan araştırmacıların sayısının her geçen gün katlanarak artmasına yol açıyordu. Kuramsal çalışma alanının ise "dünyanın her yanında yüzlerce araştırmacı" gibi bir avantajı yoktu. Deneysel sonuçlar bir kez daha "kuramı" beklemeden birbiri ardına geliyordu.

Uluslararası Tekeller ve Teknolojik Yanş

Tokyo Üniversitesi'ndeki grubun lideri Tanaka yitriyum yerine erbiyum ya da holmiyum gibi toprak elementle rinin kullanılmasıyla daha yüksek kritik akımlara sahip seramiklerin elde edilebileceği görüşünde. Böylece süper iletken mıknatıslar, enerji depolayın aygıtlar, süperilet ken bilgisayarlar ve ucuz manyetik alan sayesinde havada gidebilen (sürtünmenin en aza indirildiği) trenler gibi kullanım alanlarında, yüksek akımlara ulaşıldığında çok önemli teknolojik gelişmeler sağlanabilecekti. Bu doğrul tuda deneysel amaçlı bir tren geliştirecek olan Japon Ulusal Demiryolları, bu prototipin maliyetini 10 milyon dolar olarak açıklıyordu. Ote yandan Japon Araştırma ve Geliştirme Anonim Şirketi/Tokyo Üniversitesi'nden Prof. Goto'ya bir süperiletken manyetik akı bilgisayarı geliştirmesi için S yıllığına 10 milyon dolarlık bir destek sağlıyordu. Enerji depolayan aygıtların geliştirilmesiyle gerçekleştirilecek olan projeler arasında enerji tasarrufu yapan Moonlight (Ay ışığı) projesi de yer alıyordu. Enerjinin kayıpsız olarak taşınmasında kullanılmak üzere süperiletken kabloların üretilmesinin önünde ise hâ lâ en geller var. Şu aha kadar yapılan maddelerin akım taşıma kapasiteleri 1 A/mm2 'yi geçmiyor. Bu da kullanılmakta olan güç kablolarından oldukça düşük. Daha çok cama benzeyen süperiletken seramiklerin geliştirilmesiyle yük sek akım yoğunluğu elde edilebilecek. Bir diğer sorun da kabloların bükülebilir olması gerekliliği.

Toshiba firması mart ayında yaptığı açıklamada ilk "sü

Öte yandan şu anda üretilen NMR görüntüleme aygıtla rının teknolojisinde, büyük tasarruf sağlaması nedeniyle tamamen süperiletken mıknatıslar kullanılmakta ve bu alanın araştırmacıları da gelişmeleri yakından izlemekte dirler.

ŞEKİL 3. Toshiba ve Matsushita şirketlerinin ürettikleri ilk süperiletken "kablolar".

periletken kablo"yu ürettiğini duyurdu. Y Ba Cu 0 bileşiğinden geliştirilen kablo 94°K'de sıfır dirence ula şıyordu. 0,6 mm çaplı çubuklar halinde üretilenlerin kritik sıcaklığı ise 87°K'di ABD'de Argonne Ulusal La boratuvarları da 0,2 mm çaplı teller üretmişti. Bu tellerin yüksek alan mıknatısları için uygulama olanağı vardı, an cak süperiletkenliğin kaybolduğu düşük akımlarda olduk ça kullanışsızdı. Akım yoğunluğu sınırı Toshiba için 6 A/sm2, Argonne'da üretilen içinse 5 A/sm2 idi bu yo ğunluklar pratik kullanım için standartların çok altın daydı.

Yüksek hızda mikrodevreler içinse ince süperiletken filmler, tel ve şeritlerden daha uygundu. Bu arada York tovvn'daki IBM La bora tu varı Y Ba Cu O bileşiği kul lanılarak 400 nanometre kalınlığında süperiletken film ürettiğini duyuruyordu. Japon Matsushita firmasına ait Merkezi Araştırma Laboratuvarı ise büyük ölçek baskılı devre (LSI) uygulamalarında kullanılmak üzere bir lan tan strontiyum bakır bileşiğinden üretilen süperiletken monokristal seramik film ürettiğini açıklıyordu.

ŞEKİL 5. Siemens firmasınca üretilen NMR görüntüleme aygı tında kullanılan dev süperiletken mıknatıs.

Teknolojide "İkinci Elektronik Devrimi "ne Doğru

"lsı"sı her geçen gün yükselen bu yeni buluşun (buluş lar dizisinin) yaşamın her alanına girmesi oda sıcaklığın da (yaklaşık 300°K) süperiletkenlerin geliştirilmesine bağlı. Bilim çevrelerinde yaygın olan kanı dünya üzerin de görülmemiş kadar çok grubun bu konu üzerinde böy lesine yoğun ve hızlı çalışmaya devam etmesi durumun da 199O'lı yıllarda çağımızın elektriğin bulunuşu kadar önemli olabilecek en önemli bilimsel/teknolojik devrim lerinden birinin gerçekleşmesinin hiç de şaşırtıcı olma yacağıdır.

Berkeley'den fizikçi Cohen'in deyişiyle "sokağınızın kö şesindeki elektrikçi dükkanına gidip de elektrik kablosu istediğinizde, size 'ne tip istersiniz; normal ya da süper iletken?' diye sordukları an dünyanın çehresinin değiş meye başladığı an olacaktır!"

Yazın sıcak günleri, süperiletkenlerin oda sıcaklığına yak laşmasına yardım edecek mi dersiniz?

ŞEKİL 4. IBM'in Yorktovvn Height Laboratuvarlan'nda "sprey boyama" yöntemiyle gerçekleştirilmiş olan bir Y Ba Cu O süperiletken baskı devresi.

(*) Bu konuda ayrıntılı bilgi edinmek için Sayın Metin DUR GUT'un, dergimizin 323. (1987/5) sayısında yayımlanmış olan "Oda Sıcaklığı Süperiletkenliğine doğru" başlıklı yazı sı okunabilir. Biz yazımızın bütünlüğü açısından, süperilet kenliğin fiziksel özelliklerini kısa olarak yinelemekte yarar görüyoruz.