Elektrik Mühendisliği · Sayı 348 · Ekim 1987

TÜRKİYE'DE ENERJİ POLİTİKALARI VE ELEKTRİK ENERJİSİNİN PLANLANMASI

EMO Enerji Komisyonu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1987
Sayfa
2
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

Anahtar kelimeler

  • TEK
  • Beş Yıllık Kalkınma Planları
  • talep tahmini
  • dışa bağımlılık
  • enterkonnekte şebeke
  • TEMSAN

Özet

EMO Enerji Komisyonu, Türkiye'deki enerji politikalarının Cumhuriyet dönemindeki gelişimini ve beş yıllık kalkınma planları çerçevesinde elektrik enerjisi planlamasının tarihini değerlendiriyor. Yazıda planlamanın önemine, yerli kaynaklara dayanmanın gerekliliğine ve dışa bağımlılığın risklerine dikkat çekilerek doğru talep tahmini ve sağlıklı planlamanın gerekliliği vurgulanıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Elektrik Mühendisleri Odası Enerji Komisyonu

ÖZET

Günümüze kadar olan enerji politikaları kısaca özet lenerek, elektrik enerjisi üretiminde göz önüne alınacak etkenler belirtilecektir. Enerji politikasında planlamanın önemi vurgulanarak, ülkemizdeki elektrik enerjisi sek törü planlamasının nasıl olması gerektiği, ayrıca üretimde kullanılan birincil enerji kaynaklarının seçimi ve elektrik enerjisi dağıtımında izlenecek politikanın ne şekilde ola cağı açıklanacaktır.

GİRİŞ

I Elektrik Enerjisi Üretiminde Planlamanın önemi ve Kriterleri:

Enterkonnekte Şebeke bugün ülkenin en uzak yörelerine kadar yayılmıştır. Ülkedeki bütün sanayi te sisleri ve meskenlerin bu şebekeden beslendiği göz önü ne alındığında, bu önem daha iyi anlaşılacaktır. Elektrik enerjisi planlaması yapılırken göz önünde bulundurul ması gereken üç ana unsur vardır; yeterlilik, güvenilirlik ve ucuzluk. Elektrik enerjisinin depo edilebilir özelliği ol madığından, gerektiği anda gereken kadar üretim yapma zorunluluğu vardır. Bu nedenle elektrik enerjisi sektö ründe planlamanın önemi büyüktür. Yeterlilik, genel an lamda ülke ekonomisinin büyüme hızını ve bu büyümenin sonucu olarak gerekecek elektrik enerjisi miktarını tah min edebilme ile doğrudan ilişkilidir. Örneğin; 2000 yılın da ne kadar elektrik enerjisine gereksinim olduğu doğru tahmin edilmez ve gerekli yatırımlar yapılmazsa büyük bir olasılıkla elektrik kısıntısı baş gösterir. Yeterli elektrik enerjisi üretiminin yapılabilmesi doğru bir talep tahmini yapılmasına bağlıdır. Güvenirlik ise kullanıcı açısından en başta gelen özelliklerden biridir. Kullanıcı sunulan elektrik enerjisinin her zaman değişmeyen, önceden be lirlenmiş özelliklere sahip olmasını ister. Üretimden dağı tıma kadar olan tüm aşamaların bu temel ilke çevresinde tasarlanması, planlanması gerekmektedir. Ucuzluk soru nu da kullanıcı için büyük önem taşımaktadır. Bugün elektrik enerjisi, endüstrinin ve sosyal yaşamın temel unsuru olduğundan elektrik enerjisinin daha ucuz üretil mesi doğrudan endüstriyel ürünlerin fiyatlarına ve sosyal yaşama yansıyacaktır.

II Elektrik Enerjisi Politikalarının ve Planlamasının Geçmişi ve Gelişmesi:

Ülkemizde 1932 yılına kadar elektrik enerjisi gereksinimi ayrıcalıklı yabancı şirketler eliyle karşılanmıştır. Bu tarih ten sonra bu şirketlerin ellerindeki tesisler satın alınarak devletleştirilmiştir. Bu dönemde madencilik ve bölgesel elektrik santrallarına ağırlık verilmiştir. Enerji üretiminin taşkömüre ve ithal motorine dayalı küçük santrallardan sağlanması, II. Dünya Savaşı sırasında ithalat sıkıntısı nedeniyle elektrik enerjisi üretiminde darboğaz yarat mıştır. Bu darboğazın diğer bir nedeni ise elektrik üreti minin birden fazla kuruluş elinde olmasıdır. Bu kuruluşlar arasındaki koordinasyon eksikliği ve dolayısı ile etkin bir planlamanın yapılamayışıdır. 1950'lere gelindiğinde ülkenin genel politikasındaki değişiklik elektrik enerjisi üretim iletim dağıtımının özel şirketler tarafından yürütül mesine olanak sağlamıştır. 1950lerin başlarında ÇEAS ve KEPEZ gibi ayrıcalıklı elektrik şirketlerini kuran siya sal iktidar, 1950'lerin sonunda gerçekçi bir yaklaşımla TEK yasasını T.B.M.M.'ne sunmuştur. 1950 196O'lı yıl larda özellikle yabancı firmalara elektrik sektöründe ta lep tahmini ve planlaması yap tırılmış; 1963 yılından son ra ülkemizde beş yıllık kalkınma planları gündeme gel miştir. Dolayısı ile elektrik sektörü yanında diğer sektörlerde de planlamanın önemi kavranmış ve uygu lanmaya başlanmıştır. Ancak planlamanın sadece kamu kesiminde zorunlu olması, ekonominin bütününde yay gınlaşmasını sağlayamamıştır. 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde (1963 1967) temel ilkeler olarak elektrik üretiminde hidrolik enerji kaynaklarından yararlanılması, elektrik tesislerinin daha ekonomik kullanılması belirtil mekteydi. Dönem başında 3893 Gwh olan üretim dönem sonunda 6217 Gvvh'e çıkmasına karşın büyük üretim kapasiteleri eklenmediğinden dönem sonunda sıkıntılar başgöstermiştir. Bu plan döneminde de TEK yasasının çıkarılması çalışmaları T.B.M.M. içerisinde devam etmiş tir. 2. Beş Yıllık Kalkınma Planında (1968 1972) enter konnekte sistemin geliştirilmesi ve enerji gereksiniminin kar şılanmastnda hidrolik kaynaklara ağırlık verilmesi öngörülmekteydi. Bu dönemde enterkonnekte sistemi

nin tamamlanması için önemli adımlar atılmasına rağmen hidrolik kaynaklara dayalı üretim gücü çok az olmuştur. Bu dönemde 1971 yılında TEK yasası T.B.M.M.'ce kabul edilmiştir. TEK'in kurulmasından sonra elektrik planla ması bütünüyle ve modern metodlarda TEK tarafından yapılmaya başlanmıştır. 3. Beş Yıllık plan da (1973 1977) yerli kaynaklardan yararlanma, termik hidrolik dengenin düzeltilmesi belirtilmektedir. Bu döneme kadar ithal akar yakıtın ucuz ve bu santralların yapımının çabuk olması, fuel oil'e dayalı santralların üretimde çok büyük bir yer tutmasını getirmiştir. Fakat tüm dünyada başgösteren petrol krizi yerle kaynaklara dayalı elektrik santrallarının kurulmasının gerekliliğini bir kez daha ortaya çıkar mıştır. 4. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda (1978 1982) elek trik talebinin yerli kaynaklardan sağlanması, linyit kay naklarının kamu eli ile işletilmesi ve elektrik sektöründe kullanılan tüm malzemenin yurt içinde üretilmesi için bir üretim sanayi'nin kurulması öngörülmüştür. Bu dönemde birçok yeni santral devreye girmesine karşın elektrik ta lebinin artması sonucunda elektrik kısıntıları olmuştur. Bu da planlanan tesislerin, ekonomik zorluklarla zama nında gerçekleştiremeyişinden kaynaklanmıştır. 1984 yılına gelindiğinde yerli ve yabancı sermaye şirketlerinin elektrik sektörünün her alanında çalışabilmesi yasallaş tırılmıştır. Bu dönemde kalkan elektrik kısıntıları, önceki dönemlerde planlanan ve gecikme ile işletmeye girmeye başlayan kömür ve hidrolik santrallar ile son bulmuştur. 5. Beş Yıllık Kalkınma Plam'nda (1985 1987) diğer sek törlerde olduğu gibi elektrik planlaması da terkedilmiş, bi rincil enerji kaynaklarının aranması ve üretiminde yerli ve yabancı şirketlerin girişimde bulunması desteklenmiş; Üretim artışı için ucuz ve güvenilir kaynaklardan yarar lanılması öngörülmesine rağmen ithal yakıtlı santralların kurulmasına başlanmıştır. Bu da ekonominin dışa bağ lanmasını daha da pekiştirmektedir, lleriki dönemlerde ülke ekonomisine olumsuz etkileri görülecek olan bu du rum, enerji politikasındaki plansızlığın sonucu olacaktır.

III Elektrik Enerjisi Üretiminin Bugünkü Durumu:

Elektrik enerjisinin büyük bir kısmını tüketen sanayi sek törünün taleplerini karşılamak üzere yeni santrallar ku rulmaya devam edilmektedir. Bugün ülkemizde yerli kay nakların yanında ithal kömüre ve tek ülkeye bağlı doğal gaza dayalı santralların kurulmaya başlaması, sonraki dönemlerde bu kaynakların herhangi bir nedenle kesil mesi sonucunda elektrik üretiminde büyük darboğazlar yaratabilecektir. Enerji sektörünün dışa bağımlılığı doğ rudan ekonominin dışa bağımlılığını getirmektedir. Bu bağımlılıkta kredi kaynak kullanımı kalkınma açısından hiçbir güvence oluşturmadığı gibi ülkemizin sornürül mesini de beraberinde getirir. Ülkemiz yeterli enerji kay naklarının bulunmadığı görüşü ile bu sektörü dışa bağımlı kılmak yanlıştır. Kaldı ki Türkiye'de enerji kaynaklarının az olduğu söylenemeyeceği gibi, kaynaklarımızın henüz değerlendirilemediği bir gerçektir. Ülkemizin taşkömürü rezervleri 1.076.000.000 ton kadardır. Bunun haricinde Diyarbakır ve Toros'larda önemli taşkömürü oluşumları olduğu bilinmektedir. Linyit rezervleri ise toplam 6 milyar ton kadardır. Tükenir su kaynaklarının yanında tüken mez olan su gücümüzün 100.000 Gwh'ı aşan bir üretim sağlayabilecek akarsu kaynaklarımızdan yalnızca % 9. kadarından faydalanılabilmektedir. Burada önemli olan kaynakların az ya da çok olması değildir. Asıl olan kay nakların yerinde ve planlı bir şekilde kullanılmasıdır. Enerji planlarının sağlıklı olması ise enerji kaynakları

mızın sömürüden korunması, bu kaynaklar üzerindeki devlet egemenliğinin sağlanması ile olur. Enerji sektö ründe dışa bağımlılık yalnızca birincil kaynak temininde değil bu sektörün her alanında karşımıza çıkmaktadır. Elektrik enerjisi imalat sanayinin gelişmemesi bu sek törün istemi olan makina ve araçların yurt dışından gel mesine neden olmaktadır. Yapılacak yeni işletmeler için yabancı finansman kaynakları aranmakta ve bu kaynak larda borç verirken projeyi yabancı kuruluşların hazırlan masını, işletmelerin anahtar teslimi yöntemi ile yapılma sını koşul olarak öne sürmektedirler. Böylelikle de kuru lan bir işletme ülkemize çpkdaha pahalıya malolmaktadır veya en azından daha ucuz tesis veya kredi araştırılma maktadır. Enerji sektöründe yerli ve çağdaş teknoloji oluşturulması sağlanmalı ve buna bağlı olarak yapılacak her tesiste yerli işgücü ve malzeme kullanılmalıdır. Elek trik imalat sanayi geliştirilmesi amacıyla kurulan ve faa liyete geçen TEMSAN bu konuda daha etkili ve düzen leyici bir çalışma düzeni içerisine girmelidir.

Tüketim Tahmini, Planlama:

Elektrik enerjisi yatırım planlarının temel hedeflerinden birisi yeterli elektrik enerjisi üretebilmektedir. Bu da talep tahmini ile ilişkilidir. Tüketimin doğru, sağlıklı tahmini yapılmadan işe girişmek el yordamı ile ilerlemeye benze yecektir. Ülkemizde elektrik enerjisinin yaklaşık % 70' inin sanayide kullanıldığı düşünülürse bu konuda belir leyici yerin neresi olduğu hemen ortaya çıkmaktadır. Sa nayi belirleyicidir, fakat sanayideki kullanıma ilişkin eli mizde sağlıklı bilgiler bulunmamaktadır. Şurası gerçektir ki biz sanayinin hangi sektörünün nasıl büyüdüğünü, gelecekteki durumunun nasıl olacağını bilmiyorsak buna bağlı olarak tüketilecek elektrik enerjisini de tahmin ede meyiz. Daha önce de değindiğimiz gibi planlamanın özel kesim için zorlayıcı olmayışı elde gerçekçi bir planla manın bulunmasını da mümkün kılmamaktadır. Bu neden le gerçekçi bir tüketim tahmini yapabilmek için ister özel ister kamu kesimi olsun, ekonominin her sektörü için or ta ve uzun vadeli planlama yapmak zorunluluğu bulun maktadır.

SONUÇ

Ülkemizde gerek ekonomik gerek sosyal yaşantımızda istediğimiz ölçüde gelişme sağlayabilmek için gerekli elektrik enerjisini (ne az ne de çok) yeterli düzeyde üre tebilmeliyiz. Bunun için de elektrik enerjisi üretimi sağlıklı bir şekilde planlanmalıdır. Elektrik enerjisi üretim planla masında belirleyici faktör doğru bir talep tahminidir. Elek trik Sektörü, diğer sektörlere bağımlı bir sektör olduğun dan, gerçekçi bir planlama yapılabilmesi için öncelikle diğer sektörlerde sağlıklı bir planlama yapılmış olması ge rekmektedir. Oysa planlama sistemimiz sadece kamu kesimi için geçerlidir, özel kesim yatırımları plan disipli ninden uzak birşekilde başlatılmakta ve tamamlanmak tadır. Bu da dolayısı ile elektrik talep tahminlerinde yanıl gılara sebebiyet vermektedir. Elektrik üretimi planla masının diğer unsurları ise, güvenilirlik ve ucuzluktur, hhal kömüre ve dışardan alınan doğal gaza dayalı sant rallar kurulması ile bugün güvenirlilik konusu önemli düşünülerek bir noktaya gelmiştir. Dışardan kredi sağ lanması nedeniyle, projenin zamanlamasına, ekonomi sine, kredi şartlarına bakılmaksızın, plan disiplini dışında santral yatırımlarına müsaade edilmesi de ülkede elektrik enerjisi maliyetini gün geçtikçe daha da artıracak ve bu da ekonomik gelişmemizi olumsuz yönde etkileyecektir.