Elektrik Mühendisliği · Sayı 363 · Ocak 1989

OKUYUCU KÖŞESİ:NETAŞ NEREYE KADAR?

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
1989
Sayfa
1
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

Anahtar kelimeler

  • Netaş
  • işten çıkarma
  • sendika
  • özürlü çalışan hakları
  • MESS
  • tenkisat

Özet

Okuyucu köşesinde eski bir Netaş çalışanı, şirketteki toplu işten çıkarmaları, sendikal baskıları ve özürlü bir mühendisin haksız işten çıkarılmasını örnekleyerek yönetimin baskıcı uygulamalarını eleştiriyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

NETAŞ.... NEREYE KADAR?

Netaş, bir zamanlar ülkenin kârlılık açısından ilk 10 şirketi arasına giriyordu. 3500'ün üzerinde çalışanı vardı. Bunların büyük bölümü üretim montaj işçileriydi. 500 kadar da mühendis çalışmaktaydı Netaş'fa ve Netaş AR GE Bölümü ülkenin önde gelen araştırma geliştirme merkezlerinden biri idi. Telefon santral pazarındaki bir tekel niteliğindeki egemenlik de Netaş'ı plansız sağlıksız kof bir büyümeye yöneltmiş, yönetim kısa sürede bir holding yapısını hedeflemeye başlamıştı. Ama öte yandan, aynı pazarda başka çokuluslu tekeller de boy göstermeye başlamıştı. İşte 1980 sonrasının ünlü Netaş grevi bu koşullarda yaşandı, ve hükümet MESS Netaş yönetimi üçlüsü işçilerin bu 3 aylık hak aramalarını içlerine sindiremediler. Grevin bitiminden kısa bir süre sonra ünlü "tenkisat'lar başladı. Ve zaman içinde pazardaki payın daralmasından ileri gelen ekonomik gerekçelerinde, ortaya çıkmasına rağmen bu seferinde öncelikle hak arayan boyun eğmeyen çalışanların çıkarılması hedeflendi. Son 1.5 yıl içinde 1600'ün üzerinde (çoğunluğu sendikalı işçiler) çalışanın işlerine son verilirken, Netaş'daki çalışan sayısı da 1900'lere düştü. Bu arada sendikanın (Otomobil lş) yetkisi düştü ve yasalara göre tüm işçiler sendikaya üye olsalar bile, sendikanın yetki almasına sayıca olanaksız olduğu bir yapı oluşturuldu. Ne denli ilginçtir ki, bu 1900 çalışanın ancak 450 kadarı üretim işçisidir ve son tenkisatta (yılbaşı öncesi) çoğunluğu gene üretim işçileri oluşturmuştur.

Netaş yönetimine sorarsanız pazardaki ani ve büyük çaptaki küçülmenin kaçınılmaz sonucudur bu. Madalyonun bir yüzü böyledir; ama bir de öbür yüzü var...

öbür yüzünde ise, tüm bu timsah gözyaşlarına karşın üst düzey yöneticilerin saltanat sürdürdükleri bir yapı vardır. Yeni genel müdürlük binasının perdelerini "atlas"dan, halûarım "ibrişimden" dekore etmek için su gibi paralar harcanmaktadır. Üst düzey yöneticilerin beğenmedikleri Doğan otomobillerin Ford 2000'lerle değiştirilmesi planlanmaktadır.

Ve de bir nokta ödünsüz uygulanmaktadır.: Bunalımın bedeli çalışanlara ödetilmekte; ortadaki nimetlerdense bir avuç üst düzey yöneticisi yararlanmaktadır.

Bu arada şimdiye dek biçimsel olarak uyulduğu izlenimi verilen yasalara uyma gereği de duyulmamaktadır. Bunun son örneklerinden biri, "myopati musciler distrofi" hastalığı nedeniyle özürlü ama onurlu biçimde yaşamım tekerlekli sandalyede sürdüren üyemiz Elektronik Mühendisi Yakup Sayın'ın başına gelenlerdir. Yakup Sayın, uzun süre çabaladıktan sonra İşçi Bulma Kurumu'nun bildirimiyle (yasa gereği % 2 özürlü insan çalıştırma zorunluluğu uyarınca) 3 yıl önce Netaş'a girmişti. Arada şanssızlıkla ciddi bir trafik kazası geçirip 6 ayı aşkın hastanede yattıktan sonra bile özürlü olmanın ardına saklanmadan en dinamik üretken işlerde çalışmak istemiş ve Yaztİtm Donanım Test ve Entegrasyon bölümünde çalışmalarını sürdürmüştü. Netaş'ın yeni yerli tasarımlarının ve sahada görülen sorunların sürekli denendiği, düzeltildiği yüzlerce tasarım mühendisine hizmet veren bu sistemleri ayakta tutmak için, Yakup Sayın tekerlekli sandalyesiyle laboratuarı bir uçtan bir uça arşınlarken, birden kendisini kapının önünde buluverdi. O da "yılbaşı hediyesi" tenkisatında armağanım almıştı. Hem de % 2 oranının bozulmasına aldırılmadan, öyle ya, Yakup da boynunu büküp durmasını bilseydi. Üst seviye yöneticilere check up için deste deste milyonlar ayrılırken işçilere, mühendislere en kritik hastalıklarda bile çok sımrlı yardım olanağı veren yeni sağlık yönetmeliğine karşı çıkmasaydı örneğin...

Kural işliyordu: Uysal uysal oturmayanın Netaş'ta barınma şansı yoktu: Yasayı,çiğnemek mi, ek % 2 özürlü çalışan oranım bozmanın bedeli olan 15.000. TL'yi ödersiniz olur biter.

Yakup Sayın'ın öyküsü böyle süredursun, 10 ay kadar önce aynı bölümün müdürü olarak çalışmaktayken, 17. maddeyle "başkalarına ibret olsun diye" benim de görevime son verildi. Ancak daha mahkemeye başvurmaya gerek kalmadan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 17. madde uygulaması haksız bulundu. Yasaları kötü niyetle zorlayarak sürdürülegelen bu baskıcı uygulamalar bu kez panik halinde düzeltilmeye çalışıyor, yazı ardına yazı gönderilerek tazminatımı almam isteniyor, son olarak da personel direktörü (Ahmet Gökçen) tarafından "tazminatımı almam için" noterden "İHTARNAME" gönderiliyordu. Netaş tüm bunları yaparken, uzun yıllar özveriyle çalıştığım araştırma geliştirme bölümünde müdür durumundayken "basın bültenleriyle" afişe edilerek işten çıkartılmamın, uzun süre iş bulmakta zorluk çekmemin, öte yandan maddi manevi ciddi kayıplara uğramama neden olduğunu hiç aklına getirmiyordu.

Ve bu derslere rağmen korku içinde yeni saldırganlıklar, yeni yasa ihlalleri sürüp gidiyor....

Recep AKTAŞ

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 363