Elektrik Mühendisliği · Sayı 397 · 1996 / 2

MÜHENDİSLİK BİLİMİ VE MODERN TEKNOLOJİ İLE TOPLUMUN GETİRDİĞİ EĞİTİM GEREKSİNMELERİ

Utku Kafalı (çev.)

Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme

Yıl
1996
Sayfa
4
Okuma süresi
13 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • mühendislik eğitimi
  • teknik üniversite
  • matematik eğitimi
  • araştırma ve öğretim
  • toplumsal sorumluluk

Özet

Yazar, modern teknolojinin hızla gelişmesi karşısında mühendislik eğitiminin nasıl şekillenmesi gerektiğini tartışıyor; mühendislerin topluma karşı sorumluluğu, fen-sosyal bilimlerin bir arada okutulması, matematik eğitiminin önemi ve üniversitelerde araştırma-öğretim ilişkisi üzerine görüşlerini sıralıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

MÜHENDİSLİK BİLİMİ VE MODERN TEKNOLOJİ İLE TOPLUMUN GETİRDİĞİ EĞİTİM

GEREKSİNMELERİ

Çeviren

: Utku KAFALI

Koç Unisys

Teknoloji, binlerce yıllık yavaş bir gelişimden sonra, XVIII. Y.Y.'daki endüstri devriminden sonra benzersiz bir hız elde etmiş ve bıı gelişim sonraki yüzyılda da momentum kazanmıştır. Bu durum doğal olarak, nitelikli mühen dislerin yetişmesini, böylece birçok üniversitede mühendislik eğitiminin başlatılmasını gerekli kılmıştır.

Endüstrinin artan sorunlarının çözümünün temel bilimlerden yetişmiş mühendislere gereksinim duyduğu anlaşılırken, aynı zamanda yeni gelenlere kapılan açma isteği duyulmuştur. Bu durum özellikle Almanya'da böyleydi ve çözüm de burada benimsendi. Technische Hochschulen kurmak benimsendi ve diğer ülkeler tarafından da uygulan maya başlandı. Bu çözümün başa rısıyla birlikte bugünkü eğilim, mühendisleri ve geleneksel üniversite lerde okutulan klasik disiplinleri kaynaştırma yönündedir. Kendi açısından, büyük bir üniversitede *'mühendislik eğitimi almış olmaktan memnunum ve yine kendimi şanslı sayıyorum, çünkü Almanya'da teknik ve teknik olmayan disiplinleri kaynaş tırmakta öncülük etmekle övünen bir üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Genç bir öğrencinin, diğer alanlardaki arkadaşlarıyla fikir alışverişinde bulunması ve bazen hayli değişik buluş açılarıyla karşı karşıya kalmasının ne kadar verimli ve önemli olduğunu ve ayrıca diğer bölümlerdeki öğrencilerle nasıl değerli ve coşkun ilişkiler kurulabileceğini, kendi tecrü

belerimden bilmekteyim.

Hepimizin bildiği gibi, günü müzde teknoloji çok daha hızlı gelişmekte, aynı zamanda daha karmaşık olmakta ve uygulaıurlılığı ile her alandaki insan çabasıyla ilişkisi büyük oranda artmaktadır. Bu durum bir kısım insan tarafından hoş karşı lanırken, diğer bir kesim ise artan bir kaygıyla birlikte gelecek için yorum yapmaktan kaçmıyor. Aynı zamanda dünya nüfusu çok büyük bir hızla artıyor.

Bu gözlemlerden neler çıkarabiliriz? Açıktır ki tüm bunlar derin düşünce, analiz ve açıklama lar gerektirmektedir. Ben bu konudaki kendi düşüncelerimi açıklamakla yetineceğim:

/. Mühendisler, daha önce hiç olmadığı kadar, topluma karşı sorumluluklarının bilincinde olmalı dırlar. Ayın zamanda toplum da, teknolojinin varlığı ve bizim günlük yaşamımızdaki etkisinin yakın gele cekte artarak devam edeceğini kabullenmelidir. Şimdiki sorumuz bu durumun mühendislik eğitimi açısın dan ne getireceğidir.

Bazıları, mühendislik progra mına genel konularda daha farklı birçok dersin eklenmesini öneriyorlar. İlke olarak bu çözümü kabul etsem bile pratikte yeni mühendislik koıuıtanmn

ortaya çıkmasıyla dersleri daha fazla artırmanın imkansızlığı nedeniyle bu çözümün başarısı hakkında kaygılarım var. Öğrenciler ek bir yük olarak gördükleri bu duruma karşı nefret duymaya başlayacaklardır. Bu duru mun tersini nasıl elde edebiliriz yani diğer disiplinlere mühendislik dersleri koymayı? Mühendislerin diğer alan lardaki önemli bilgi eksikliğinin farkında olsam da, tersi dununun en azından çok temel düzeyde olması kaydıyla, daha mantıklı olduğunu düşünüyorum.

Benim görüşüme göre en iyi yaklaşım, mühendislik öğrencileri ile diğer dallardaki öğrencilerin arasın daki bağlantı ve ilişkilerin, ders saatleri dışında da ilerletilmesi ve geliştirilmesidir. Bunun için ön koşul, değişik disiplinlerin ayın üniversitede olmasıdır. Böylece öğrenciler ve aynı zamanda öğretim elemanları da kolayca buluşabileceklerdir. Tanınmış filozof Kari Jaspers da, insanlığın mutluluğunu, geleneksel üniversite ve teknik üniversite fikirlerinin birleştiril mesindeki başarıya bağlı olduğunu söylüyor.

2. Şunu anlamalıyız ki, teknolojik gelişim, insanoğlunun kültürel evriminin bir parçasıdır. Uygarlığı kültürün karşısına koyan ve teknolojiyi kültüre karşı görülen uygarlığın sadece bir parçasıymış gibi gösteren yaygın görüşe katılmıyorum. Teknolojinin insan ırkı için önemi ve

"(Yazar burda büyük bir üniversite ile, fen ve sosyal bilimlerin bir arada olduğu üniversite tipini kasdediyor.)

3 9 7 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 41

teknolojinin üzerine yükseldiği insan zekasının derinliği, yaratma yeteneği ve hüneri gibi değerler, teknolojiyi insan oğlunun diğer entellektüel uğraş alanlarına kıyasla daha aşağı düzeyde düşünmenin yanlışlığını ortaya koymaktadır.

Bu dunun, mühendislerin üniversite eğitimi için kimi sonuçlar getirmektedir. Öğrencilere kendi alanları ile ilgili yasa ve kuralları sadece rutin olarak uygulamayı öğrenmekle yetimneıneleri, konulan ile ilgili daha derin bilgiye sahip olmaları gerçeğini önemle vurgulamalıyız. Bu durum temel bilimlerde, özellikle matematik ve fizik ile daha az bir derecede de olsa kimya dallarında eksiksiz bir eğitimi gerektinnektedir. Mühendislik ile ilgili temel konularda önemle ele alınmalıdır. Bu, uygulamaya yönelik konuların es geçilmesi anla mına gelmemelidir, yapının tamamlan ması için gereken çabanın bir parçası olarak görülmelidir.

i. İnsanlarda teknik ürünlere karşı sürekli gelişen korku, ciddiye alınmalıdır. Bu korku, ürünlerin çok kannaşık olması veya ürünün çalışma ilkelerinin duyulanınıza doğrudan seslenmeyerek bizim için bir giz olarak kalmasından kaynaklanmaktadır. Örne ğin, tek başına inşa edilebileceği anlamına gelmese bile, bir köprünün temel ilkesi herkes tanıtından anlaşılabilir. Benzer biçimde, dört zamanlı bir motorun çalışma ilkesi de birkaç çizimle kolayca açıklanabilir, fakat elektronik bir bilgisayar veya bir nükleer reaktör için aynı durum söz konusu mudur?

Böylece, konuya hakim olmayan bir kimse kendini makinaya sunulmuş gibi hissedecek ve makinayı yaratana hep bağımlı kalacaktır. Başka bir deyişle, meslek dışı kimsenin teknik aletlere, arzu ettiğimiz yaklaşımı götennesini diliyorsak, durumu onun için güvenilir bir hale getirmeliyiz. Yoksa, mühendis bile tam olarak ürettiği aygıta hakim değilse, meslek dışı birisinden çok tehlikeli bir mekanizmayı kontrol eden elektronik bir kontra} aletine güvenmesini nasıl bekleyebiliriz? Bir mühendis ne yaptığım bilmiyorsa, "güven" kelime

sinden bahsedenleyiz. Bir önceki konu başlığında da değindiğim gibi şu sonuca varabiliriz : Öğrencilerimize, (topluma karşı sonunluhıkları doğnıl tusunda) kendi alanlarındaki bilimsel ilkeleri anlamak için büyük bir çaba sarfetnıeleri gerektiğini önemle vurgu lanıalı ve tüm bu bilimsel ilkeleri en açık ve kesin şekliyle kendilerine sunmalıyız.

4. Biraz önce çıkardığım sonuçlar aynı şekilde "araştırma" için de geçerlidir. Araştınna sürecinde sadece (bizi yeni ve hatta beklenmedik çözümlere götüren) yeni ve spekülatif kavramları ve materyalleri, aletleri, algoritmaları vb. bulmaya değil, aynı zamanda olayları bir bütün olarak kavrayıp, böylece buluşlarımıza daha geniş ve derin bir anlayış getirme yönünde kendimizi yetiştirmeliyiz.

Eğitim, geliştinne ve araştır manın gittikçe önem kazandığı günümüzde, yaptığımız işin aslıyla, altyapısı ile ilgili belirsiz ve yetersiz ve aynı zamanda çok genel bilgi venne eğilimi belinniştir. Beklenenin aksine, "bilimsel makaleler" daha özensiz bir şekilde yayınlanmaya başladı. Üretilen eşya için en önemli konu üretilen şeyin çalışmasıdır, nasıl çalıştığı değil. Endüstriyel dönemin başlangıcından böyle bir yaklaşım hoş görülebilirdi, fakat özeİlikle nüfusun büyük bir kesimi için risk oluşturan ürünler söz konusu olunca dunun değişmektedir.

bu gelişmeleri anlaması için gereksin dikleri bilgiyi alabilmeleri yönünde oluştunnaktır.

Öğretim ile en son araştırma sonuçlanılın iç içe girebilmesi için bir geçiş noktası vardır ve bu nokta üni versite ortamında ve öğretim elemanının kendi içinde yerleşmiş olmalıdır. Araştırmanın tanı ortasında bizzat yer almadan bir profesör bu görevi nasıl yerine getirebilir?

Tüm bunlar öğretim için araştırmanın önemini vurgularken. özeİlikle bugünkü koşulların ihtiyaçla rından dolayı, araştırına için de öğretimin gerekliliğini, belirtmek isti yorum. Eğer bir bilim insanı üniversitede öğretim elemanı olarak sorumluluğunu yerine getiriyorsa, kendi konusunun alt yapısını ortaya çıkarmak için araştırmaya yönelecek ve sistematik bir biçimde konusunu geliştirdikten sonra da en açık biçimiyle bunu diğerlerine anlatacaktır.

Araştınna ve eğitimin birbirle rine bağımlılığı üzerinde bu kadar önemle duruyorsam bu, bazı kimselerin üniversitenin araştırmayı terkederek sadece eğitim konusuna yönelmesini tavsiye etmelerindendir. Öğrenci sayı sının fazlalığının eğitimin kapasitesinin artmasına yolaçtığı ve sadece bu iş için ayrılan bütçenin de aynı oranda artması gerektiği bir gerçektir.

Çizilen bu tablo, arada olumlu yaklaşımlar olsa da, çok karamsar görülebilir. Her dununda, inanıyorum ki üniversitelerdeki araştınnalar çok dikkatli olma ve yeterli desteği venne konusunda sonımludurlar. Bu dunun, üniversitelerimiz de araştırma etkin liklerinin sürekli olması ve hatta devamlı genişletilmesi, güçlendiril mesinin ne kadar önemli olduğunun göstergelerinden yalnızca bir tanesidir. Topluma karşı sonunluluk, bunu zorunlu kılmaktadır.

Bir diğer gösterge, daha önce vurgulandığı gibi, mühendisleri eğitmek, onlan en son gelişmelerle karşı karşıya getirmek ve öğretim sürecimizi gelecekteki teknik liderlerin

Ayrıca araştırmalım maliyeti gün geçtikçe bir patlama noktasına gelmektedir. Bazı alanlarda büyük araştırma projeleri için gereken maliyet o derece artmıştır ki, doğrudan olarak devletin sermayesiyle kurulan büyük araştınna enstitileri veya endüstriyel kuruluşlar ancak bu işin altından kalabilmektedirler. Fakat daha önce göstenneye çalıştığım gibi, araştırma dünyasından üniversitenin kendini kopannası kötü sonuçlar doğuracağı gibi bu, modem teknolojinin artan potansiyel ve karmaşıklığının doğurduğu 'topluma karşı sorumluluk" ilkesini çiğnemek demek olacaktır.

S. 4. maddede belirttiklerime paralel olarak bir gözlemim daha var

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 3 9 7

«imi!

Matematik dalındaki araştırmalar, alternatif kanıtlar bularak önceki kanıtlan basitleştirmek veya bilinen sonuçlan kanıtlamak için daha yeni ve basit kanıtlar bulmak çabasındadır. Dunun mühendislikte epey farklıdır. Çok temel konular dışında, mühendislik sonuçlan kısa ömürlüdür. Mühendis bir sonucun doğru olduğunu bilmekle yetinir. Daha önceden bulıman sonuçlan tekrar çıkarsamak (derive) veya eldeki yöntemler geliştirmek için çaba harca maktansa, tümüyle yeni alanlara yönelmenin daha karlı ve uygun olduğu görüşündedir. Mühendisler daha önce den ortaya çıkarılmış şeylerle uğraşmayı istemezler. Bilimsel bir dergiye, çok uzun bir kanıtın kısacık bir hale getirildiğini anlatan bir yazı gönderen kimse, şu olası tepkiye kendini hazırlamalıdır "Gerekmez!"

Her şeye karşın, bu tür yaklaşımlar, daha önceden konu üzerinde düşünme fırsatı olmamış veya önceki yaklaşımı anlayabilmek için gerekli birikime sahip olmayan kimseler için çok faydalı olabilir. Her dununda, böyle gelişmiş yaklaşımlar insanlara daha derin bir bakış açısı ve kültürün değişmez bir parçası olarak yorumlanması gereken "mühendislik" bilimi için bir sorumluluk kavramı kazandıracaktır.

Tüın bu nedenlerden dolayı, eldeki bilgilerin gösterimini en iyi şekilde geliştirmeyi amaçlayan mühen dislik bilimi etkinliklerini değerlendir meyi öğremnek zonındayız. Daha prog matik bir görünüm de şudur: Eğer kendi alanımıza ait konulana sunulması için gereken zamanı % 20 azaltabilseydik, o zaman 5 yıllık bir zaman dilimini kapsayan öğrenim süresini 4 yıla indirebilir veya 5 yıllık zamanda (ve/fakat öğrencilere daha fazla yük bindirmeden) 6 yıllık bir programı bitirebilirdik.

6. Bahsettiğim bilimsel disiplinler arasında "matematik" özel bir öneıne sahiptir. Hiç kuşku yoktur ki modem mühendislikte matematik, olmazsa olmaz bir koşuldur. Tabii ki kendi disiplinimize yeni konular kazandı rılmalıdır fakat bu dunun, matematik eğitiminin kalite veya niteliğini etkile

memelidir. Tam tersine düzeyin düştüğü yerde artırım çalışması yapılmalıdır.

Klasik olarak denir ki bir mühendis için matematik sadece bir araçtır. Ben bu görüşe katılmıyonıın. Mühendis için matematik, bir araç olması yanında ve ötesinde ""mantığın oluşumudur". Matematik sayesindedir ki mühendis fikirlerini oluşturup formüle edebilir ve gerçek hayata geçirir. Kendi dalında bu derece kesinlemeye ihtiyacı olmasa bile bir mühendisin kendi performansı için matematik bir standarttır.

Yapmış olduğum ilginç bir gözlem var: değişik ülkelerdeki mühendislerin sosyal prestijlerine baktığımda, mühendislik eğitimini matematik ağırlıklı alanların daha avantajlı olduğunu gördüm. Tabii genel kesim mühendisleri değerlen dirirken, matematik eğitiminin derecesi hakkında pek görüş sahibi değildir fakat benim gözlemim daha önce bahsettiğim iki unsuru kaynaş tırmaktadır: 'mantığın oluşumu" matematik sayesinde gerçekleşir ve teknoloji kültürün grift bir parçasıdır. Tüm bu kavramlar, teknolojinin toplumumuzda bir karar mekanizması oluştunnasıyla birlikte daha da önem kazanmaktadırlar.

7. Matematik hakkında konuş

tuğumuzda gerçekten çelişkili bu

dununla karşılaşıyonız. Gördük ki bir

mühendis kendi dalının altındaki

temel bilimler özellikle de matematik

hakkında iyi bir bilgiye sahip olmak

durumundadır.

Fakat, aynı

zamanda matematik sürekli olarak

daha soyut ve formal (yapısal) bir

yapıya bürünmekte ve mühendislikten

bir bakıma uzaklaşmaktadır, tyi eğilim

görmüş bir mühendis klasik mate

matiğin dilinden anlamakta zorluk

çekmeyecektir, kendi sonuçlarını da

aynı dili kullanarak çıkannaktadır.

Fakat modem matematiğin dili

kendisine yabancı gelmektedir.

Sonuçlan kendisine yabancı olmasa da

anlayamayacaktır. Bu duranı,

Dostyevski'nin özgün dildeki bir

romanını, hiç Rusça bilmeden ve hatta

Rus alfabesinin asını bilmeden

anlamaya çalışmaya benzer.

Yanlış anlaşılmak istemcin: modern matematikteki bu gelişmelere karşı değilim. Kesinlik ve genelleştirme gibi önemli amaçlar için gereklidir tüm bu gelişmeler. Fakat mühendis bakış açısının gittikçe dışına çıkmaktadır bunlar. Mühendisin de kesinliğe ihtiyaç duyduğu doğnıdur fakat bu bir matematikçinin ki kadar değildir.

"Genelleştirme" için de aynı dunun sözkonusudur. Birçok iyi nedenden ötürü matematikçi, sonuçları için mümkün olan en geniş kapsamayı korumayı hedefleyecektir. En az kısıtlayıcı varsayımlardan yola çıkarak nesneleri (fonksiyonları) en geniş sınıfta toplayarak kanıtlamaya çalışa caktır. Bu, sadece akla uygun bir yol değil, aynı zamanda matematiğin amacı ve güzelliği ile ilgili her insan için kesin bir gerekliliktir.

Yine de sonuçlar daha önce belirttiğim gibidir. Kimilerine göre bu dunun sadece bir zaman işidir. Onlara göre, şimdi kullanmaya başladığımız matematik, bu çağın ilk yarısında geliştirilmiş ve gelecekte de yavanı olarak kullanılacaktır. Ben şimdiki döneme değil de daha önceki dönemlere dayanan çıkarımlar dışında; o kadar iyimser değilim. Şöyle ki Kichard Strauss'un müziği şu anki çağda halen bestelendiği çağın geleneğine göre yayımlanmaktadır.

Karşılaştırmayı devam ettirir sek, diyebilirim ki Baelı, Hendel ve Hayden gibi büyük müzikçiler, kendi zamanlan için müzik yapmışlar ve izleyicileri tarafından büyük ilgiyle karşılanmışlardır. Beethoven, daha çok güçlüklerle karşılaşmış, bestelerinin yaratılması ve müziğe ilgi duyan kesim tarafından benimsenmesi arasındaki zaman iyiden iyiye artmıştır. Mizahi bir abartmayla bu iki zaman arasının sonsuza gideceği de düşünülebilir!

Bu durumla, matematik ve matematiğe sıkı sıkıya bağlı uygulamalı bilimler arasında da benzer bir ilişki, bir evriın söz konusudur. Bu noktada mühendislik ile fiziği birbirinden ayırt etmemek gerektiğini belirtmeliyim, çünki mühendislik uygulamalı fiziktir Fiziğin gerçek anlamda amacı, doğayı

3 9 7 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

THff"

yöneten yasaları keşfetmektir. Aynı şekilde mühendislik de, uygulamalı fizik olarak, bu yasaları yararlı mallar üretmek için kullanmak durumundadır.

Son yüzyılın ortalarına kadar, matematik ve onun temel uygulama alanları özellikle fizik arasındaki bağlılık doğal olarak kendini göster mekteydi. Belli başlı tüm matema tikçiler aynı zamanda o dönemin en iyi fizikçileriydiler. Bu dunun sonradan epey değişti, çünkü aradaki doğal bağlılık ayrıştı. İlk başlarda yavaş olan bu kopma, Bovrbakizm'iıı ortaya çıkmasıyla arttı. Şu anki dununda, yeni matematiksel gelişmeler ve bunların fizik ve mühendislik gibi klasik izleyicileri tarafından kabulü arasında geçen zamanın kabul edilemez boyutlara ulaştığını söyleyebiliriz.

Bu açmaza nasıl bir çözüm bulunabilir? Ben sadece tek çözüm görüyorum: matematiksel teoriler, mümkün olduğu derecede kolaylık açısından "genelleştirmeden" kaçına cak şekilde olmalı, fakat "kesinlik'teıı ödün vennemelidir. Bu, pek çok dunun için uygundur. Örnek olarak "birkaç değişkenli karmaşık fonksiyonları" verebiliriz. Böyle bir teorinin temel fikri son yüzyılda oluşmuştur. Bundan sonra birkaç değişkenli gerçel fonksiyonlar ve ardından tek değişkenli karmaşık fonksiyonlar oluşmuştur. İkisini birleştirmek en doğal olanıydı fakat tam olarak ilişkiyi tanımlamak için ortada bazı engeller vardı. Örneğin, grirt bir kavram olarak "Riomann'm yüzeyi" ele alınabilir. Bu kavram, tek değişkenli karmaşık fonksiyonlarda görülen çeşitli atlamaları (sıngularities) anlayabilmek için çok faydalıdır. Aynı "gözönüne getirme" şekli daha çok değişkenli durumlarda faydasızdır ve ancak modem matematiğin soyut araçlanyla tam bir teoriye yol açacak bir çerçeve haline getirilebilir.

Birkaç değişkenli kannaşık fonksiyonlar, çok boyutlu devre ve sistemlerde ve sayısal sinyal işleme sinde (digital signal processing) önemli rol oynarlar. Tüm bu işlemlerdeki fonksiyonlar rasyoneldir ve Rieınann yüzeyi kavramı veya onun çok boyutlu genellemesine gerek duymayacak tiple

dirler. Böyle fonksiyonların kesinlik ve tutarlılık ölçütlerine uygun bir teorisi geliştirilebilir ve bu, birkaç değişkenli kannaşık fonksiyonlar üstüne yazılmış matematik kitaplarındaki ileri düzey deki kavramlara gerek kalmadan yapılabilir. Eğer rasyonel fonsiyon lardan daha genel bir fonksiyona ihtiyaç duyulursa muhtemelen bunlar metamorfik yada bunlara indirgenebilir rasyonel fonksiyonların basit bir uzantısı olacaklardır.

Peki, benim sözettiğim anlamdaki matematiksel teorileri kim geliştirecektir? Benim düşünceme göre bu, matematikçiler için liyakat içeren bir görev olacaktır, fakat korkarım ki gerçekleşmeyecek bir şey bekliyonun. Matematik bilimi geliştikçe daha da zorlaşacak ve böyle bir amaca ulaş maya çalışan bir matematikçi, arkadaş larından destek görmeyecektir. Bu yüzden, sanıyorum bu görevi, mate matiğe kuvvetli bir eğilimi olan mühendisler üstleneceklerdir.

Dil hakkında son birkaç söz söylemek istiyonım. Mühendislik bilimi, uluslararası bir uğraş alanıdır. Sadece diğer gerçek bilimler gibi olduğu için değil, aynı zamanda uygulama alanı olarak endüstriyel etkinliklerin uluslararası platformda gelişmesi nedeniyle uluslararasıdır. Bu yüzden, modem bir mühendis için dil bilgisi çok önemlidir. Bu durum, eski kıtanın "Birleşmiş Avnıpa" haline gelmesi ile daha da güçlenmiştir. Aynca mühendisler politika ve ideolojiden bağımsız olarak tüm dünyayı dolaşarak, ülkelerin modem elçileri konumuna gelmişlerdir.

Burada, İngilizce'nin mühen disler arasındaki yaygın kullanımdan bahsetmeye gerek biİe yoktur. Yine de bir kimsenin anadilini çok iyi bilmesi konusunda İsrar ediyonım. çünkü mühendisler kendi fikir ve ve düşün celerini diğerlerine anlatabilmelidirler. Bu dunun mühendisin kendi içinde olduğu profesyonel çevresi için geçerli olduğu kadar, mühendisin toplumsal sorumluluğu gereği, meslek dışı kimselerle olan ilişkilerinde de geçerlidir.

Ne yazık ki dilin iyi kullanımı gözardı edilerek gramer, yazım ve noktalama hataları sıkça yapılmaktadır Fikirler sözcüklerle dile getirilir ve bir insan en azından bir dili çok iyi bilmezse, hiçbir zaman düşünceleri doğnı bir biçimde aktaramaz. Yabancı bir dile tam olarak hakim olmak zor olduğu için en azından anadil çok iyi bilinmelidir.

Mühendisin eğitimimle dil çok önemli bir yer tutsa bile, dil eğitimi, üniversitenin temel amaçlarından değildir ama eğitiminin sorumluluğu altındadır. Yine de bu konuda reformlar gerekmektedir. Gördüğüm kadarıyla dil eğitimi daha çok (klasik anlamda) edebiyata yönelik olarak gerçekleş mektedir, tabi ki dili edebiyat yoluyla öğretmek çok iyidir. Fakat dil en başla bir iletişim aracıdır ve mühendislerin kendi konuları hakkındaki düşün celerini iletebilmelerini sağlamalıdır. Bu yüzden özellikle anadil eğitiminde edebiyatın yanı sıra, örneğin klasik bilimsel alanlardaki olguları anlata bilmeyi öğretmeye de öncelik verilmelidir. Bu dunun, dil öğretmen lerine klasik eğitimin dışında istek ve yük getirecektir.

Şimdi son söze gelelim: Yazının başlığındaki konuyla ilgili görüşlerimi sizlere aktarmaya çalıştım. Bunun için anadilimi değil, profesyoneller arasında evrensel bir dil olan İngilizce'yi kullandım. Umanın ki başkalarına venııiş olduğum tavsiyeler konusunda, benim daha çok çalışmam gerektiği sonucunu çıkarmazsınız. Fakat her durumda, sunduğum görüşleri paylaş masanız bile anlattıklarım en azından uyarıcı, teşvik edici bir etkide bulunursa memnun olunun.

44 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 397