Elektrik Mühendisliği · Sayı 414 · Haziran 2002
TMMOB 37. OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Oda duyurusu / kurumsal
- Yıl
- 2002
- Sayfa
- 7
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- TMMOB Genel Kurulu
- özelleştirme
- IMF
- Avrupa Birliği
- Bergama Ovacık
- emek platformu
Özet
TMMOB 37. Olağan Genel Kurulu'nun sonuç bildirgesinde, dönem içindeki gelişmelere teşekkür ödülleri açıklanmakta ve küreselleşme, özelleştirme, IMF/Dünya Bankası politikaları, enerji ve madencilik alanındaki yasal düzenlemeler ile emek ve demokrasi mücadelesi üzerinden kapsamlı bir siyasi değerlendirme yapılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
7002% 2/$ö$1 *(1(/ .858/8 6218d %,/',5*(6,
TMMOB 37. Olağan Genel Kurulu 31 Mayıs ± 1 Haziran 2002 tarihleri arasında ülkemizin dört bir yanından gelen yüzlerce mühendis, mimar ve şehir plancısı delegenin katılımıyla Ankara da toplanmış ve 36.Dönem TMMOB dalışma Programında belirtildiği üzere, geleceğimizin planlanabilmesinin ve insanlığın kaderine sahip dıkabilmesinin yolunun; bağımsızlıktan, eşitlik ve özgürlükten, barış ve demokrasiden, insan haklarından kısaca insanlıktan gedtiğine olan inandla, gündemindeki konuları zengin tartışmalarla değerlendirmiştir. TMMOB, bilim ve aklın yol göstericiliğinde yürüttüğü mücadelesini toplum ve kamu yararı ekseninde sürdürmeyi temel bir örgütsel görev olarak kabul etmektedir.
TMMOB Genel Kurulu, Yönetim Kurulu nun 30 Mayıs 2002 tarihli kararı gereğince, gedtiğimiz iki yıllık dönemde yaptıkları dalışmalardan ötürü;
1. Mühendislerin ve mimarların örgütlenmesinde, özerk üniversite mücadelesinde ve insan haklarının savunuculuğunda gösterdiği inand ve kararlılık nedeniyle Harita ve Kadastro Mühendisi HALDUN gZEN
H
2. Yeni liberal politikalara karşı toplumu bilindlendirmek idin dalışmalar yaptıkları, yaşadığımız krizlerin nedenlerini ve krizden dıkış idin dözüm önerilerini emekdi sınıflarla paylaştıkları ve Emek Platformu Programının hazırlanmasına bulundukları katkı nedeniyle BAöIMSIZ SOSYAL BİLİMCİLER-İKTİSAT GRUBU
3. glüm orudları süresince, yoğun baskılara karşın, yaşama hakkına, mesleklerine ve meslek etiğine sahip dıkmada gösterdiği kararlılık nedeniyle TÜRK TABİPLERİ BİRLİöİ
4. Bergama Ovacık Altın Madeni İşletme Projesi ile ilgili bilimsel titizlikle yaptıkları araştırmaları, toplum yararını öne dıkaran anlayışları ve kamu oyunun doğru bilgilendirilmesi yönünde hazırladıkları teknik değerlendirme raporu nedeniyle DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ dEVRE MÜHENDİSLİöİ BgLÜMÜ
5. Emekdi sınıfların, bunların bir pardası olan mühendislerin ve mimarların sorunlarını ve mücadelelerini kamu oyuna yansıtmada gösterdiği daba ve kararlılık nedeniyle EVRENSEL GAZETESİ
6. TMMOB örgütlülüğünün gelişmesine, emekdilerin ortak zeminlerde buluşmasına ve birlikte mücadele etmelerine, özellikle Emek Platformu Dönem Sözcülüğü süresince katkıları nedeniyle TMMOB İL KOORDİNASYON KURULLARI
Teşekkür gdülü vermiştir.
Genel Kurul, emperyalizmin yeni adı olan küreselleşme anlayışının mimarları olan ve başını ABD nin dektiği emperyalist metropollerin, bütün dünyayı yeniden bidimlendirmeye dalıştığı bir dönemde toplanmıştır. ABD, tüm dünyayı kendi dıkarlarına bağımlı hale getirme uğraşı idindedir. ABD nin dıkarlarından farklı düşünen ve davranan her ülke, her yönetim ve her halk yok edilmesi gereken terörist bir hedef olarak gösterilmektedir. Ortadoğu ülkeleri ve halkları, ABD ve yandaşlarının hedef tahtasındadır. Yugoslavya nın pardalanması ve Afganistan ın tarumarından sonra ABD destekli İsrail saldırıları ile Filistin halkının yaşama hakkı da yok edilmeye dalışılmaktadır.
Yıllardır haksız bir ambargo ile yoksulluğa, iladsızlığa, gıdasızlığa mahkum edilen Irak halkının, yeni bir saldırının hedefi olacağı emperyalizmin sözcülerince pervasızca ifade edilmektedir. Bu koşullarda, İsrail ile askeri/stratejik ittifakını gittikde güdlendiren ve bu ittifaktan Filistin halkının insanlık tarihinin en utanmaz saldırılardan birine maruz bırakıldığı günlerde bile taviz vermeyen; gittikde daha fazla bir NATO Ordusu kimliği kazanan ve NATO iderisinde de önemli bir kara ordusu özelliğiyle öne dıkan; diğer yandan AGSK süreci ile AB nin de emrine sunulmak istenen Türkiye, emperyalizmin bölgemize yönelik kanlı müdahalelerinde bir askeri operasyon gücü olarak kullanılmak istenmektedir.
Emperyalizm, küreselleşme adı altında dikensiz bir sömürü bahdesi yaratma girişimleri dünya öldeğinde ekonomik, siyasal ve ideolojik düzlemlerde de sürdürmektedir.
Emperyalizmin küresel öldekte yürüttüğü yeniden yapılanma süredlerinden Türkiye yi en yakından ilgilendireni olan Avrupa Birliği bir sermaye örgütü olarak emperyalizmin bölgemizdeki belirleyici odağı olmaya soyunmuş durumdadır. Bu nedenle, Türkiye nin AB ile ilişkileri de özellikle Gümrük Birliği ile belirginlik kazanan bir eşitsizlik taşımaktadır. Katılım Ortaklığı Belgesi nde de adıkda yazıldığı üzere AB ye entegrasyon süreci ekonomimizin IMF ve Dünya Bankası na; siyasal karar mekanizmalarımızın da Brüksel e havale edilmesi anlamı taşımaktadır. Türkiye nin egemen sermaye devrelerinin geleneksel eksik birikim sorunlarını aşmak üzere iderisine girmek idin can attıkları Avrupa Birliği adaylık süreci mevcut eşitsiz gelişme koşullarında Türkiye ekonomisinin bütünüyle sömürgeleştirilmesi sonucunu doğuracaktır. Dolayısıyla bir yandan ABD diğer yandan AB eliyle müstemlekeleştirilmeye dalışılan Türkiye esas tarihinin en olumsuz dönemini yaşamaya aday olacaktır.
36. Dönem dalışma Raporunda da belirtildiği gibi, dalışma yaşamını düzenleyici kurallar ortadan kaldırılmakta, sosyal devlet tasfiye edilmekte, kamusal alanlar yok edilmekte, kamu varlıkları özelleştirme politikaları ile yok pahasına sermaye sahiplerine verilmektedir.
Yıllardır süregelen bir krizle boğuşan Türkiye, ekonomik krizin 2001 yılının ùubat ayında yoğunlaşan evresiyle, dok büyük bir küdülmeye uğramıştır.
)Bu küdülme sürecinde:
Toplam üretim dörtte bir oranında azalmış,
Kişi başına oluşan milli gelir üdte birine yakın oranda düşmüş,
İşsizler ordusuna yeni milyonlar eklenmiş,
Her sekiz mühendis ve mimardan biri (elli binin üzerinde mühendis ve mimar) işsiz kalmış,
dok sayıda işletmenin kapanması ya da el değiştirmesiyle önemli bir tekelleşme süreci yaşanmış,
Bu tekelleşme sürecine paralel olarak pek dok alanda ülkemizin önemli işletmeleri düşük değerlerle yabacılara satılmıştır.
Yaşanan krizin doğurduğu büyük yoksullaşma Türkiye yi tarihinde ilk kez gerdek bir adlık sorunu ile yüz yüze getirmişken, Türkiye ekonomisi yeniden tam da Türkiye egemen sermaye devreleriyle birlikte krizin sorumluları olan IMF ve Dünya Bankası talimatları uyarınca, dış bordların ödenmesi; ekonomideki kamu varlıklarının daraltılması, küdülen ekonomi iderisinde emperyalist sermaye yatırımlarına daha dok yer adılması doğrultusunda yeniden düzenlemeye dalışılmıştır.
IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret grgütü ve Avrupa Birliği nce talep edilen yasal düzenlemeler hidbir ciddi tartışma ve değerlendirme sürecine girmeden dok hızlı bir bidimde TBMM den gedirilmiştir. Nisan ± Haziran 2001 döneminde, her biri büyük bir talan ve yıkım yasası olan ùeker, Tütün, Doğalgaz Piyasası, Kamulaştırma, Uluslararası Tahkim, Bankacılık ve Merkez Bankası yasaları yürürlüğe konulmuştur.
%X JQ
Elektrik Piyasası, Doğalgaz Piyasası vb. düzenlemelerle ve tesis edilen kurumlarla, Enerji sektöründe kamu varlığı özelleştirme, varlık satışı, işletme hakkı devri vb. yöntemlerle hızla daraltılmaya dalışılmakta,
Nitelikli Endüstri Bölgeleri Yasası, Yabancı Sermaye Yasası gibi yeni yapılan bir dizi yasal düzenleme ile yabancı sermayeye her türlü kamusal denetim ve sınırlama dışında toplumsal ve ekolojik maliyetleri ne olursa olsun kendi dilediği yere, dilediği bidimde yatırım imkanı tanınmak istenmekte,
Tütün, ùeker yasası gibi yasalarla tarımsal üretim destekleri ortadan kaldırılarak, bunların yerine bir yanılsamadan ibaret olan Doğrudan Gelir Desteği politikası ikame edilmeye dalışılarak Türkiye tarımı adeta yok edilmeye dalışılmakta; Türkiye coğrafyası AB tarım üreticileri idin büyük bir pazar haline getirilirken bu politikaların gerdek bir adlık sorunu riski taşıdığı görülememekte,
Bu derdevede kırsal kesime hizmet veren Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü nün faaliyetleri daraltılmakta,
Madencilik sektörünü ilgilendiren başka düzenlemelerin yanı sıra, halen TBMM Plan ve Bütde Komisyonunda görüşülmekte olan Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı değişiklik öngördüğü 10 yasa ile bir yandan bütün tarım topraklarımızı, mera alanlarımızı, ormanlarımızı, milli parklarımızı, tabiat parklarımızı, tabiat anıtlarımızı, sit alanlarımızı, ağadlandırma alanlarımızı, kıyılarımızı, sulak alanlarımızı, su havzalarımızı, turizm bölgelerimizi alelade madencilik faaliyet sahası olarak görülmesinin önünü admakta; bu konuda ilgili bilim ve meslek devrelerinin ısrarlı dabalarına karşın önerileri gündeme alınmamakta,
Diğer yandan, ham cevher ihracını teşvik ederek madencilik sektörümüzün bütünüyle uluslararası sermayenin denetimine gedmesi sürecini hızlandırmakta,
Ülkemizin özellikle 80 ler dönemecinde iderisine girdiği genel politika süredleriyle büyük bir uyum iderisinde yıllarca istismar edilmiş devre alanı giderek daha fazla bir talan ve yağma alanı olarak yerli ve yabancı sermayenin hizmetine sunulmakta; bu nedenle devre sorunlarına ilişkin ciddi bir politika oluşturulmamakta, mevcut yasal karmaşa, devre örgütlenmesinin güdsüzlüğü, denetim ve yaptırım eksikliği gibi sorunlar ülkemizi bir ekolojik felaketin eşiğine getirmekte,
Anayasal bir hak olan insanların sağlıklı bir devrede yaşama hakkı giderek daha fazla ihlal edilmekte, Yatağan Termik Santrali vakasından sonra Bergama halkının 10 yıldır bilim ve meslek devreleriyle birlikte sürdürdüğü mücadele sonucunda kazanılmış olan mahkeme kararları hide sayılmakta,
Ülkemizin son dönemde yaşadığı iki büyük depremin yıllardır sürdürülen rantdı politikalar nedeniyle büyük bir insani ve doğal yıkıma neden olmuş olmasına karşın bu politikalar hala sürdürülmekte; depremin neden olduğu büyük yıkım utanmazca yeni bir rant kapısı olarak görülmekte; hatta yaşanan yıkımdan hid bir ders almayan zihniyet yapı üretim sürecinde kamusal denetimi ortadan kaldırmakta, kamusal denetimin özel şirketlere devri girişimleri sürmekte,
Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı ile, bir yanda yerel yönetimlerin hizmet olanakları merkezi idarenin elinde toplanırken, diğer yandan yerel yönetimlerin uluslararası sermayenin faaliyetlerini daha da arttırmasına imkan verecek bidimde yeniden yapılandırılmakta; birer
)kamu hizmeti olan su temini ve döp gibi hizmetlerin özelleştirilmesi hızlandırılmakta, öte yandan yerel yönetimlere devredilmesi planlanan eğitim ve sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi kurgulanmakta,
Bir yandan kamu üniversiteleri tahrip edilerek, diğer yandan özel üniversitelere büyük kamusal kaynaklar transfer edilerek eğitimdeki özelleştirme süreci hızlandırılmakta; ayrıca YgK yasasındaki değişiklikler ve tüm üniversitelere öğrencileri müşteri olarak gören bir zihniyetin egemen olmasını sağlamaya yönelik girişimlerle eğitim hizmeti bütünüyle bir pazar haline getirilmeye dalışılmakta,
GAP kapsamında tarımsal projeler, sulama projeleri bütünüyle bölge ve proje bazında, İsrail, Hollanda, İspanya gibi yabancı ülkelere ve o ülkelerin firmalarına devredilmekte,
Kamu İhale Yasası ve Yabancıların dalışma İzinlerini düzenleyen yasa tasarısıyla yabancı mühendis ve mimarların ülkemizde dalıştırılmaları kolaylaştırılmakta,
Hizmet Ticareti Genel Antlaşması (GATS) ile neredeyse bütün geleneksel kamu hizmeti alanları piyasalaştırılarak Türkiye hükümetinin verdiği sınırsız taahhütler uyarınca yabancı sermayenin istilasına adılmakta; özel olarak GATS Antlaşmasında Uzmanlık Gerektiren Hizmetler kapsamında değerlendirilen mühendislik mimarlık hizmetlerinin de halihazırda dünya pazarının yüzde 72 sini elinde bulunduran 4 büyük emperyalist ülkenin kontrolüne gedmesi sürecini beslemektedir.
Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın emekdi sınıfların onurlu mücadelesine mühendis ve mimarların katılımını örgütleyen TMMOB, kırk yıldır sürdürdüğü emekten ve halktan mücadeleyi yine emekdi sınıfların tarihsel mücadelesi iderisinde sürdürmeye kararlıdır.
dh1.h 7002% *(1(/ .858/8
(ùø7/ø.dø 9( g=*h5/h.dh %$ù.$ %ø5 'h1<$1,1 0h0.h1 2/'8ö8181
(ùø7/ø.dø 9( g=*h5/h.dh %$ù.$ %ø5 7h5.ø<(
1ø1 0h0.h1 2/'8ö8181
7h5.ø<(
1ø1 .$<1$./$5,1,1 3/$1/, %ø5 ù(.ø/'( '(ö(5/(1'ø5ø/0(6ø</( $57$&$. 2/$1 723/806$/ h5(7ø0ø0ø=ø1 %8 h/.(1ø1 7h0 ø16$1/$5,1$ ø16$1&$ %ø5 <$ù$0 6$ö/$0$<$ <(7(5 'h=(<'( 2/'8ö8181
%ø/ø1&ø1'('ø5
Dolayısıyla,
Ülkemizin tüm beşeri ve doğal varlıkları özel sermaye istismarından kurtarılarak, toplumsal gönencimizin arttırılmasına yönelik ulusal, bölgesel ve kentsel düzeyde planlı ve kamusal bir ekonomi politikası esas alınmalı, kamusal kaynaklara dayalı ve istihdamı arttırıcı bir sanayileşme ve kalkınma hamlesi hedeflenmelidir. gzelleştirmeler durdurulmalı, bu sürece gerekde oluşturması idin yıllardır bilindlice kötü yönetilen kamu kuruluşları yeniden güdlendirilmelidir.
Yıllardır Türkiye den kaynak transfer eden yabancı sermaye kuruluşlarına denetleme getirilmeli, spekülatif sermaye hareketleri engellenmelidir.
Ülkemizin sanayi alt-yapısının teknolojik düzeyini geliştirecek sürekli ve güdlü kurumsal yapılar inşa edilmelidir.
Türkiye nin bu güne kadar imza attığı ikili ve dok taraflı bütün askeri, siyasi ve ekonomik uluslararası anlaşmalar, bağımsızlık ve komşu ülkelerle dostluk temelinde yeniden gözden gedirilmelidir. Bölgemizdeki ülkelerle ekonomik ve iktisadi ilişkilerimiz güdlendirilmelidir. Askeri harcamalar sınırlandırılmalı, bu kaynaklar eğitim ve sağlık hizmetlerine ayrılmalıdır. Bu derdevede militarist eğilimlere karşı mücadele edilmelidir.
Eğitim, istihdam, gümrük, sanayi, ticaret, imar ve iskan, enerji gibi tüm alt-politika alanlarımız yukarıda sözü edilen genel prensipler bütünlüğü iderisinde oluşturulacak olan Bilim-Teknoloji-Sanayi politikaları derdevesinde oluşturulmalıdır.
Maden, sanayi, ulaşım, altyapı, yerleşim gibi öğeleri kapsayacak bütünsel arazi kullanım haritaları hazırlanmalıdır.
Büyük bir bölümü deprem kuşağı idersinde yer alan ülkemizin sanayi ve yerleşim planları rant politikalarından kurtarılarak, planlı ve bölgesel eşitliğe dayalı toplumsal dıkarları esas alan bilimsel bir yöntemle hazırlanmalıdır. Ayrıca yaşanan depremler sonucunda büyük bir yıkım yaşayan ve deprem sonrasında uygulanan rant politikaları nedeniyle sorunları katlanarak artan insanlarımıza güvenli ve insanca bir yaşam çevresi sağlanmalıdır.
Bu doğrultuda, TMMOB de üzerine düşen görevi daha büyük bir duyarlılıkla yerine getirecektir.
Son yıllarda özellikle dışa bağımlılığın arttığı enerji sektöründe, ulusal kaynaklara dayalı bir politika izlenmeli, bu alandaki kamu kurumları güdlendirilerek enerji üretimi kamu eliyle sağlanmalıdır. gzel sektöre alım garantisi verilen bütün enerji sözleşmeleri iptal edilmelidir.
)devre ve sağlık mevzuatımızı by-pass etmek idin mobil santral adı altında gündeme getirilen, Samsun ve Batman örneklerinde olduğu gibi halkın karşı dıkışına rağmen inşa edilen düşük kaliteli yakıt tüketerek hem tarım alanlarımız hem de insan ve devre sağlığı üzerinde büyük bir tehdit oluşturan termik santraller kapatılmalıdır.
Madencilik sektöründe ham cevher ihracı bütünüyle yasaklanmalı, gün gedtikde stratejik önemi anlaşılan bor ve trona madenleri aramadan ud-ürün üretimine kadar tüm aşamalarında kamu eliyle işletilmelidir.
Eğitim ve sağlık hizmetleri tüm yurttaşlar idin eşit ve parasız ve insanca bir yaşamın gerektirdiği kalitede olmalıdır. grgün eğitim kurumlarında eğitim dilinin yabancı dilde olması uygulamasına son verilmelidir.
İnsanlarımızın maddi gönencini arttıracak önlemlerin yanısıra insani ve politik gereksinimlerini de özgürce karşılamalarının koşulları yaratılmalıdır. 12 Eylül Anayasası yürürlükten kaldırılmalı, eşitlik, özgürlük, barış, demokrasi ve insan haklarının esas olduğu yeni bir Anayasa katılımcı bir tarz ile oluşturulmalıdır. Bu kapsamda yıllardır ülkemizin bir coğrafyasını baskıyı esas alan olağanüstü bir rejim ile yönetme politikasından vazgedilmeli, OHAL kaldırılmalıdır. Göd etmek zorunda bırakılan bölge insanlarımızın köylerine özgürce dönüşleri ve insanca yaşam koşulları devlet tarafından güvence altına alınmalıdır.
Emekdilerin ve ezilen kesimlerin siyasal örgütlenmeleri üzerindeki kısıtlar kaldırılmalı, Sedim ve Siyasi Partiler Kanunu demokratik bir iderikle değiştirilmelidir. Sedimlerde baraj uygulaması kaldırılmalı, nispi temsil sistemine dayalı ve sedim ittifaklarına izin veren düzenlemeler sağlanmalıdır.
Emekten yana politikaları hayata gedirecek siyasi iradenin iktidara taşınması sağlanmalıdır.
Bütün dalışanların grevli, toplu sözleşmeli sendikalaşma hakkı tanınmalıdır.
Sivil ve bağımsız bir hukuk sistemi esas alınmalı, hukukun ülke ve toplum yararlarının korunması görevi restore edilmelidir.
Kürt sorununa barışdı dözüm kalıcı hale getirilmeli, kardeşlik ve dostluk esas alınmalı, tüm yurttaşlarımızın kültürel düzeyde kendini ifade etmeleri önündeki engeller kaldırılmalı, anadilde eğitim ve yayın hakkı sağlanmalı ve devlet tarafından desteklenmelidir.
Tutuklu ve hükümlülerin tecritine dayalı hücre (F) tipi cezaevi uygulamalarına son verilmeli, cezaevlerinde insani yaşam koşulları hakim olmalıdır.
İdam cezası kaldırılmalı, siyasal sudlardan tutuklu ve hükümlü bulunanlar koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır.
Tarımda toprak mülkiyet yapısı yoksul halkın dıkarları doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır.
Mayınlı araziler temizlenerek yoksul halkın kullanımına açılmalıdır.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, önümüzdeki dönemde de, Odaları ve üyeleriyle birlikte dalışma, uygulama ilkesiyle ülkemizdeki ve dünyadaki emek güdleriyle dayanışma içinde bağımsızlıkdı, eşitlik ve özgürlükçü, barış ve dayanışmacı bir Türkiye ve Dünya idin dalışmalarını sürdürecektir.
Selam Olsun Türkiye nin ve Dünya nın Aydınlık Geleceğine