Elektrik Mühendisliği · Sayı 416 · Kasım 2002
SAYISAL UÇURUM (DİGİTAL DİVİDE)
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 2002
- Sayfa
- 29
- Okuma süresi
- 14 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
İlgili: Bilgisayar, yazılım ve internet, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- sayısal uçurum
- dijital bölünme
- Telekomünikasyon Kurumu
- OECD
- internet erişimi
- TÜBİTAK BİLTEN
Özet
Telekomünikasyon Kurumu'nun raporundan alıntılanan bu yazıda, bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimde dünya çapında ve Türkiye'de gözlenen sosyo-ekonomik eşitsizlikler (sayısal uçurum) ile bu eşitsizliği azaltmaya yönelik uluslararası ve ulusal çalışmalar ele alınmaktadır. TÜBİTAK BİLTEN'in 1997 ve 2000 yıllarında yaptığı araştırmalara dayanarak Türkiye'deki telefon, cep telefonu, bilgisayar ve internet sahiplik/kullanım oranları gelir gruplarına göre karşılaştırılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Telekomünikasyon Kurumu Sektörel Araştırma ve Stratejiler Dairesi Başkanlığı
0DUW
Yukarda başlığını okuduğunuz rapor, Telekomünikasyon KurumuÜnun web sayfasından (www.tk.gov.tr) alıntılandı. Raporda, telekomünikasyon alanındaki teknolojik gelişmelere karşın, tüm dünyada ve TürkiyeÜde gelir, yaş, cinsiyet, ülke, yerleşim esaslarına göre büyük eşitsizlikler gözlendiği belirtiliyor. Ayrıca bu eşitsizliğin giderilmesi için yapılan çalışmalar ve Türkiye için öneriler sıralanıyor. Konuyla ilgili araştırma hakkında raporda şu bilgilere yer verilmiş: ³Bilgi teknolojileri sahiplik ve kullanımının tüm TürkiyeÜde ölçüldügü ilk çalışma 1997 yılında TUENA projesi kapsamında TÜBİTAK BILTEN tarafından yapılan ³Yetenek ve Kullanım Saptaması´ konulu saha araştırmasıdır Kentsel yerleşim yerlerini temsil eden ve kendi alanında ilk olan bu araştırma, yedi cografi bölgede, Devlet Istatistik Enstitüsü tarafından belirlenen 4000 örneklemle gerçekleştirilmiştir. Sektör çalışanlarına ve kamuda politika oluşturanlara önemli bir bilgi kaynağı olan 1997 yılı saha araştırması, 2000 yılına dek tekrarlanamamıştır. 2000 yılı Temmuz ayında TÜBITAK BILTEN ³Bilgi teknolojileri Yaygınlık ve Kullanım Araştırması-2000´ (BTYKA-2000) adıyla yeni bir araştırma başlatmıştır. Araştırmanın saha çalışması Eylül 2000Üde tamamlanmıştır. Uzunluğu nedeniyle raporun tamamına sayfalarımızda yer veremedik. Ancak özellikle telekomünikasyon alanındaki verileri alıntılamaya çalıştık. Araştırmanın tamamını kurumun web sitesindeki menüden yayınlar/araştırma raporları başlıklarından edinebilirsiniz. Raporu dergimize almamıza izin verdikleri için Telekomünikasyon Kurumu yetkililerine teşekkür ederiz.
Sayısal Bölünme (Digital Divide) Nedir? Sayısal Uçurum (Digital Gap) olarak da ifade edilebilen sayısal bölünme kavramı; degişik cografi alanlarda sosyo-ekonomik koşullar bakımından farklılık gösteren ticari işletmeler ve bireylerin, bilgi ve haberleşme teknolojilerine (ICT ± Information and Communication Technologies) erişim imkanı ile internet kullanım amacına yönelik geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Sayısal bölünme, ülkeler arasında ve içerisinde degişkenlik göstermektedir. Sayısal Bölünmenin glçümü Sayısal bölünmenin ölçülmesinde, haberleşme altyapılarına ilave olarak kullanılan en önemli göstergeler, bilgisayar sayısı (TV, mobil telefonlar ve diger teknolojiler üzerinden saglanabilen alternatif erişim yöntemleri) ve internet erişimi miktarıdır. Ev kullanıcıları açısından sayısal bölünmede en önemli iki kriter, gelir ve egitim seviyeleri olup, diger kriterler arasında hane halkı büyüklügü, yaş, cinsiyet, ırk, lisan ve konum gibi temel ögeler yer almaktadır. Bilgisayar sahipligi ve internete erişim, hane halkının gelirine baglı olarak önemli bir şekilde degişkenlik göstermekle birlikte, düşük gelir gruplarının erişiminde bir artış gözlenmektedir. Sayısal Bölünmenin Minimizasyonu Telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesi ve sonrasında yaşanan sıkı rekabet, kullanıcıların haberleşme ve erişim taleplerini artırırken, kullanım ücretlerinin ucuzlamasına, yeni teknolojilerin sunulmasına ve operatörlerin daha fazla yatırım yapmalarına neden olmuştur. Sayısal bölünmenin azaltılması için; altyapının kuvvetlendirilmesi ve genişletilerek erişimin yaygınlaştırılması, çalışanların ve özel şahısların bu hususta yeteneklerinin geliştirilmesi; OECD ülkelerinin genel politikaları arasında yer almaktadır. Bilhassa; kütüphane, postane ve benzeri kamu kuruluşlarının erişimleri arttırılarak vatandaşların çok düşük ücretle veya ücretsiz olarak bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimi mümkün kılınmış, teknolojiye aşinalıkları ile bilgi ve becerileri geliştirilmiştir. Yaygınlığın arttırılması ve gelecekteki işgücünün bilişim teknolojileri hakkındaki becerilerinin geliştirilmesi amacıyla, okullarda düşük ücretle ve subvanse edilmiş erişimin sağlanması amacıyla politikalar oluşturulmuştur. Buna karşılık, eşitligin sağlanması ve şebekeleri kullanarak ekonomik verimliliğin arttırılması amacıyla, temel sosyal haklardan yoksun gruplar ile engelli, yaşlı, kırsal alan ve düşük gelir gruplarındaki insanların erişiminin yükseltilmesi amacıyla gerekli tedbirler alınmıştır. Hemen hemen tüm OECD ülkelerinde, genelde yeni teknolojilere hızla adapte olamayan küçük ölçekli işletmeler için, destek programları yürütülmektedir. Bilişim Teknolojileri ve İnternete Erişim OECD üyesi [OECD(+)] ve OECD üyesi olmayan [OECD(-)] ülkelerin yıllara göre sabit ve mobil telefonlardan erişimini gösteren grafik aşağıda sunulmuştur: Uluslararası boyutta sayısal bölünme ve evrensel hizmetlerin degerlendirilmesi için kullanılan en temel ve en önemli gösterge, 100 kişi başına düşen erişim hattı olmaktadır. 1998 yılında dünyadaki
erişim hattı sayısı 851 milyonu aşmış olup, bu büyüklügün 64,5 Üi OECD ülkeleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Sürekli büyüme kaydedilen telekomünikasyon sektöründe, 2002 yılında mobil ve sabit telefon sayılarının eşitlenerek 2 milyarın üzerinde aboneye ulaşılması hedeflenmektedir. Dünya genelinde en düşük Gayri Safi Milli Hasılaya (GSMH) sahip ülkeler arasında, 1998 yılında 100 kişi başına düşen hat sayısı 1,6 olmuştur. 1990 yılında 6,6 milyon olan din Üin erişim hattı sayısı, 1998 yılında 87,4 milyona yükselerek, diger OECD ülkelerinin toplam içerisindeki paylarının azalmasına neden olmuştur. 1990 Ülı yıllardan sonra, penetrasyon oranının tüm bölgelerde artış trendine girmesine karşın, Afrika Üda kayda deger bir yükselişe rastlanılamamıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında görülen önemli bir benzerlik; telekomünikasyon şebekelerine erişim, sosyal gelişmişlik düzeyi ve ekonomik refah seviyeleri arasındaki korelasyonun, sayısal bölünme göstergelerinde dogrudan etkili olmasıdır. Bilgi ve haberleşme teknolojilerine olan erişim, gelir grupları itibariyle düzgün dagılım gösterememektedir. Dünya nüfusunun 85Ülik bölümü; mobil kullanıcıların 35Üini, internet kullanıcılarının ise 25Üini temsil etmektedir.
Sayısal Uçurum Dünya Ve TürkiyeÜde Durum Sayısal Uçurum ve Uluslararası dalışmalar Sayısal uçurum konusu, son dönemde yapılan uluslararası zirvelerde tartışılmakta, ülkeler bu konu için kendi ulusal politikalarını belirlemeye çalışmaktadırlar. Birleşmiş Milletler Üin, Eylül ayında New York Üta gerçekleştirdigi Milenyum 2000 zirvesinde sayısal uçuruma karşılık alınacak önlemler tartışılmakta, Okinawa Üda yapılan G8 Üler toplantısında, bilgi zenginleri ve fakirleri arasında giderek artan uçurum konusuna dikkat çekilerek ³internet erişimi olanlarla olmayanlar arasındaki uçurumun, egitim, mesleki beceriler, okur yazarlık, kamu saglıgı ve ekonomik başarıları da etkiledigi ve bu alanlarda mevcut uçuruma katlayıcı etkiler yaptıgı³ bildirilerde yer almaktadır. Ülkeler, bireyler ve haneler ve şirketler arası sayısal uçurumdan söz edilmektedir. Küresel olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklar ya da kuzey-güney ayrımı bilgi ve iletişim teknolojileriyle birlikte yeni bir boyuta taşınmıştır. Kendileri de büyük bir sanayi olan bu teknolojileri kullanan diger sanayi ve ticaret alanlarındaki firmalarda da sayısal uçurumdan söz edilmekte, yeni ekonomi tanımları yapılmaktadır. gte yandan bireyler arasında mevcut fakir-zengin, egitimli-egitimsiz, kadın-erkek, yaşlı-genç, evli-bekar gibi farklılıklar, bilgi teknolojilerine sahip olma ve bu teknolojilerin kullanımıyla birlikte daha da çarpıcı hale gelebilmektedir. G-8Üler 2000 Okinawa zirvesinde, mevcut sayısal uçurum yerel bir konu olmasının ötesinde global bir konu olarak ele alınmıştır. Bu zirvede ABD yönetimi kendisini global düzeydeki sayısal uçurumu kapatmaya adadıgını belirtmiştir. Bu konudaki çalışmaları koordine etmek için ³Sayısal Fırsatlar dalışma Gücü´ (Digital Opportunity Task Force) adı altında bir grup kurulacagı Avrupa Amerikan Iş Konseyi sekreteryası tarafından belirtilmektedir.1 Sayısal uçurum ve e-ticaret konusunda çalışacak özel kuruluşlara hükümet 200 milyon dolarlık yeni krediler saglayacaktır. Japonya G8Üler zirvesine ³Uluslararası Sayısal Uçuruma Karşı Japonya Ünın Ayrıntılı Işbirligi Paketi´ adıyla çözümler sunmuştur. Japonya, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki sayısal uçurumun boyutunu vurgulayarak, eylem adımları belirlemiş ve önümüzdeki 5 yılda içerisinde 15 milyar Dolarlık resmi olmayan yardım fonlarının da oldugu bir paket oluşturdugunu açıklamıştır.2 İktisadi İşbirligi ve Kalkınma Teşkilatı OECDÜnin son dönem çalışmalarında da ³sayısal uçurum´ kavramının tanımı, ölçülmesi ve bu eşitsizlige karşı alınacak önlemler öncelikli konular arasında yer almaktadır. OECDÜnin Bakanlar düzeyinde Haziran 2000 Üde yapılan toplantısında sayısal uçurum, politika belirlenmesi gereken üst düzey ilgi alanı olarak belirlenmiştir. OECDÜnin ³Enformasyon, Bilgisayar ve Haberleşme Politikaları´ komitesinin (ICCP) ³Enformasyon Ekonomisi´ adlı çalışma grubunda yürütülen çalışmalar, bilgi teknolojilerine ve altyapıya olan erişimdeki eşitsizlik, bu teknolojilerdeki dengesiz büyüme ile dagılım ve kullanım üzerinde yogunlaşmaktadır. Bu grupta sayısal uçurum konusundaki çalışmalarda şu sorulara yanıt aranmaya çalışılmaktadır:
farklı sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapılarda sayısal uçurumun boyutu nedir, büyük ve küçük şirketleri nasıl etkileyecektir, ekonomik dengelere etkisi nasıl olacaktır? sayısal uçurum nasıl bir hızda ve ne yönde degişmektedir, ne kadar önemlidir? yeni teknolojilerin hızlı yayılımı bu bölünmüşlügü nasıl ve ne kadar etkilemektedir? hükümetlerden ve firmalardan gelen tepkiler ve alınan önlemler nelerdir? OECD bu konudaki ortak bilgi tabanını geliştirmek amacıyla envanter çalışmaları başlatmış, üye ülkelere sayısal uçurumun ölçülmesi amacıyla saha araştırmaları yapmalarını tavsiye etmiştir.
TürkiyeÜde Sayısal Uçurum Bilgi teknolojilerine sahiplik oranı ve bu sahipligin farklı kriterlere göre sınıflandırılmasını ölçme yöntemi OECDµnin tüm üye ülkelere önerdigi analitik bir çalışmadır. Bilgi teknolojileri sahiplik ve kullanımının tüm TürkiyeÜde ölçüldügü ilk çalışma 1997 yılında
TUENA projesi kapsamında TÜBITAK BILTEN tarafından yapılan ³Yetenek ve Kullanım Saptaması´ konulu saha araştırmasıdır.3 Kentsel yerleşim yerlerini temsil eden ve kendi alanında ilk olan bu araştırma, yedi cografi bölgede, Devlet Istatistik Enstitüsü tarafından belirlenen 4000 örneklemle gerçekleştirilmiştir. Sektör çalışanlarına ve kamuda politika oluşturanlara önemli bir bilgi kaynagı olan 1997 yılı saha araştırması, 2000 yılına dek tekrarlanamamıştır. 2000 yılı Temmuz ayında TÜBİTAK BILTEN ³Bilgi teknolojileri Yaygınlık ve Kullanım Araştırması-2000´ (BTYKA-2000) adıyla yeni bir araştırma başlatmıştır. Araştırmanın saha çalışması Eylül 2000Üde tamamlanmıştır. BTYKA-2000 araştırmasında bilgi teknolojileri alanındaki önemli araç ve hizmetlere ilişkin sahiplik ve kullanım ile birlikte sahipligin ve kullanımın çeşitli nitelikleri 127 ayrı başlıkta sorgulanmıştır. Sorgulanan araç ve hizmetler; telefon, cep telefonu, bilgisayar, Internet, televizyon, sayısal/şifreli televizyon ve diger araçlar başlıgı altında DVD, fax, avuç içi bilgisayar gibi cihazlardır. BTYKA-1997 ve BTYKA-2000 sonuçları karşılaştırıldıgında, üç yıl içerisinde hanelerde sahiplik oranı en çok degişen iletişim aracının cep telefonu oldugu görülmektedir. Cep telefonu sahipligi 1997 yılında 10,1 iken 2000 yılında bu oran 5 katına çıkarak 50,2Üye yükselmiştir. TürkiyeÜde televizyondan sonra en yaygın kullanılan iletişim aracı telefondur. Ancak telefon sahipliginin gelir gruplarına göre dagılımına bakıldıgında, Türkiye genelinde telefon sahibi olmayan
13,2 µlik kesimin, 90Ünının alt ve alt orta gelir grubunda oldugu ortaya çıkmaktadır. Nüfusu 20.000Üden büyük yerleşim yerlerinde, alt gelir grubunu oluşturan kesimin 20,7 sinde temel iletişim aracı olan telefon bulunmamaktadır. Telefon sahiplik oranının en alt gelir grubunda 79,3; en üst gelir grubunda da 97,4 oldugu göz önüne alınırsa diger BIT Ülere göre en demokratik dagılım telefondadır. Cep telefonu sahipliginde de gelir grupları arasındaki dagılım önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Üst gelir grubundaki hanelerin 98,1Üinde cep telefonu bulunurken altgelir grubunda bulunan hanelerin yalnızca 27,4Üünde cep telefonu bulunmaktadır. Gelir seviyesi arttıkça cep telefonu sahiplik yüzdesi de artmaktadır. BTYKA-2000 araştırması sonuçlarına göre, Türkiye Üde en yaygın iletişim aracı olan sabit telefon sahipliginde bile farklı profil degişkenliginde sahiplik oranları arasında önemli farklılıklar bulunabilmektedir. Egitim seviyesi yükseldikçe bu teknolojilere olan sahiplik oranı artmaktadır. Kentli hanelerdeki diplomasızlar içerisinde sabit telefonu olmayanların oranı 22,4 iken, bu oran ortaokul ve lise mezunu olanların içerisinde 9,5Üa yüksekokul ve üstü mezunlar içerisinde de 6Üya düşmektedir. Cep telefonu sahipliginin egitim grubuna göre degişimi daha da keskin bir biçimde ortaya çıkmaktadır. TürkiyeÜde kentli hanelerde yaşayan yüksekokul ve üstü egitim grubuna giren hanelerin
sinde cep telefonu varken diplomasız hanelerdeki cep telefonu sahipligi 22,5 olarak ortaya çıkmaktadır. Sayısal uçurumun bir boyutu da cinsiyet degişkeninde ortaya çıkmaktadır. BTYKA-2000 araştırması sonuçlarına göre kentli hanelerdeki kadınların yalnızca 29,9 Üunda cep telefonu varken bu oran erkekler içerisinde 67,6 Üya çıkmaktadır. Sayısal Uçuruma Karşı Yapılan dalışmalar/Evrensel Hizmet Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) çerçevesinde hazırlanan 1999 yılı ³İnsani Gelişmişlik Raporu´Üunda İnternetÜin erişim ve dışlanma problemi yaratmasına dikkat çekilmiştir. Bilgi teknolojileri ekonomik gelişmede, egitim alanında, saglıkta, kamu yönetiminde öncü rol oynadıkça yoksulların, okur-yazar olmayanların, kırsal kesimde yaşayanların ve Ingilizce bilmeyenlerin dışlanmışlıgı giderek büyümektedir. Birleşmiş Milletler 1997 Nisan Üında şu saptamayı yapmıştır: ³Bilgi ve iletişim alanındaki fırsatlar, kaynaklar ve erişim dagılımında gittikçe artan bir eşitsizlik vardır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında bilgi teknolojileri ve onunla ilgili uçurum giderek büyümekte, bilgi yoksullugu olarak adlandırılan bir çeşit yeni yoksulluk ortaya çıkmaktadır.´ Benzer bir şekilde 1994 yılında Avrupa Konsey Üine sunulan raporda; bu teknolojilere sahip olanlar ve olmayanlar olarak, iki uçlu bir toplum yaratmanın esas tehlike oldugu belirtilmiştir. Telekom hizmetlerine evrensel erişim kavramının uluslararası gündeme getirilmesi 1984 yılındaki ³Maitland Raporu´ ile olmuştur. O dönemde her 100 kişiye 1 telefon hattı olarak belirlenen bu hedef, 21. yüzyılın başında evrensel hizmet tanımının güncellenmesiyle birlikte iki önemli soruyu gündeme getirmektedir. Birincisi dünyadaki tüm uluslar ve bölgeler için aynı niteliksel ve niceliksel özellikleri olan evrensel hizmet tanımının yapılıp yapılamayacagı, ikincisi ise, evrensel hizmet kapsamının telefondan öteye giderek yeni teknolojileri kapsayıp kapsamayacagıdır. Maitlant raporu ile ortaya konan hedefin bugun ne kadar gerçekleştigi ayrı bir araştırma ve tartışma konusu olabilir. Bugüne kadar evrensel hizmetin ortak bir tanımı yapılamamıştır. Avrupa BirligiÜnin telefon direktifinde4 ³evrensel hizmet´ bölgesel yerleşimlerinden ayrı olarak tüm kullanıcılara, ulusal özel
durumlar ışıgında, satınalınabilecek ücretlerle, belirli kalitede minimum bir set hizmet verilebilmesi´ olarak tanımlanmakta ve ulusal düzenleyici kuruluşlara bu tanımı uygulama zorunlulugu getirmektedir. Avrupa Komisyonu halen evrensel hizmet tanımını yeniden yapmak üzere raporlar hazırlamaktadır.5 Bir çok ülke kendi evrensel hizmet tanımını yapmıştır. Internet erişimi ve e-posta hizmetleri, gerçekte yalnızca katma degerli hizmetler olmayıp, yeni ekonominin de candamarı olan ileri teknolojilerdir. Yeni teknolojilerle birlikte yaşanmaya başlanan sosyal dışlanma ve bölünmüşlüge çare olarak önerilen evrensel hizmet tanımlarına bu hizmetlerin de alınması tartışmaları sürmektedir. Sayısal uçurum arttıkça, telekom işletmecileri ve düzenleyici kuruluşlar tarafından, evrensel hizmet tanımları ve fonları oluşturulmaktadır. Evrensel hizmet maliyetinin kimler tarafından ödenecegi tartışmasını evrensel hizmetin kapsamının arttırılması üzerine varılan uzlaşma çözememiştir. Yeni işletmeci ve taşıyıcılara göre bu görev hükümetlerin ve baskın işleticilerindir. Evrensel hizmet uygulamasının dünyada çok farklı örnekleri vardır. ABDÜde tüm telekom işletmecileri merkezi bir fona 4 milyar dolar katkıda bulunmak ve okul ve kütüphanelere bedava internet erişimi saglamak zorundadırlar. Clinton-Gore hükümeti ABDÜdeki sayısal uçurumun kapatılması çalışmalarına 1994Üte yaptıkları planlarla başlamışlardır. 1994Üte hükümet okullardaki her sınıfın ve kütüphanenin InternetÜe baglanmasını hedeflemiş, 1994Üte egitim teknolojileri için 23 milyon dolar olarak ayrılan fon, 2000 yılında 766 milyon dolara çıkarılmıştır.6 gte yandan Avrupa BirligiÜnde uygulama ülkeden ülkeye degişmektedir. Avrupa Komisyonu Ünda Internet erişiminin yasalardaki evrensel hizmet tanımında olup olmayacagı tartışması tamamlanmamıştır. Erişim tanımı ülkeden ülkeye degişmektedir. AvustralyaÜda Telstra her isteyene ISDN hattını götürmekle yükümlüdür. gte yandan yerleşim yerine 20km uzaklıga ankesörlü telefon götürülmesi de evrensel hizmet yükümlülügü olabilmektedir. Tartışmalar evrensel hizmet maliyetini kimin ödeyecegi noktasında odaklaşmaktadır, mevcut aboneler mi, hükümet mi yani tüm vergi mükellefleri mi bu maliyeti karşılamalıdır. Ekonomi uzmanları tarafından yapılan vurgu agın genişlemesinin aga baglı olan herkesin faydasına olacagı, ag genişledikçe arama fırsatlarının artacagını yönündedir. Evrensel hizmet maliyetini karşılamanın diger örnekleri, gelirlere uygulanacak vergiler, satışlardan elde edilen yüzdeler, lisans bedelleri, arabaglantı ödemeleri gibi yöntemler olmaktadır... Sayısal Uçurumun gnlenmesi Amacıyla gnerilen Politıkalar (Turkey On-line) ³Erişim uçurumu´ bilgi toplumuna dogru giden yolda ABDÜden AvrupaÜya kadar en önemli sorunlardan birisidir. deşitli nedenlerle toplumun bir kesimi yeni aglara erişebilirken, geri kalan önemli bir bölümü bu agın dışında kalmaktadır. Erişim uçurumu bilgi toplumu olarak tanımlanan toplumlarda ³enformasyon zenginleri-enformasyon yoksulları´ olarak iki parçalı bir toplum yaratma tehlikesini beraberinde getirmektedir. dünkü, egitimden iş bulmaya kadar pek çok hizmetin bu aglar üzerinden görülmesi söz konusu olmaya başlamıştır. ABD ve AvrupaÜdan daha düşük kişi başına milli gelire sahip ülkelerde, sorun çok daha geniş ve önemli gözükmektedir. Toplumun güçsüz kesimlerinin yeni altyapıdan dışlanmaları, güçsüzlüklerini ve görece gelir düşüklüklerini katlayabilir. Bu nedenle hükümetler, ³toplumun büyük kesimine´ erişimi, hedeflerine koymaktadırlar. Ayrıca, bu teknolojilerin en büyük etkisi ancak toplumda hızla ve adil olarak yaygınlaşmalarıyla mümkün olacaktır. Bu nedenlerle, bilgi teknolojileri ve altyapılarından saglanacak toplumsal yararın maksimize edilmesi ve bu yolla ülkenin sosyo-ekonomik yapısının sıçrama yapması ³güçsüz olanın da baglanması´ (weak link) ilkesinin tanınmasına baglıdır. Bu ilke, dezavantajlı kesimlerin ulusal enformasyon altyapısına gereksinimleri dogrultusunda erişebilmelerinin saglanmasını hedef olarak alır. Bu hedef dogrultusunda gerekli telekomünikasyon ve haberleşme düzenlemelerinin yapılmasını, özel projeler uygulanmasını ve kamu çıkarının bütün diger önceliklerden daha güçlü olarak saglanmasına yönelik müdaheleleri öngörür. Türkiye Üde Başbakanlık direktifi ile gerçekleştirilen TUENA projesinde sayısal uçurumun azaltılması yönünde, erişim ile ilgili çok önemli hedefler konmuştur. Ana plan çalışmasının Altyapı Planlaması Alt Iş PaketiÜnde de belirtildigi gibi, bilgi çagı toplumları arasında yerini almayı planlayan Türkiye, 2010 yılına kadar, ulusal enformasyon agına erişim için gerekli olan araçlara sahip olmak isteyen her haneye ve her firmaya bu olanagı saglamayı hedeflemelidir. TUENA Projesinde bu politikayla ulaşılması gereken büyüklükler, kamunun (devlet ve hükümetler) bilinçli bir politika izlememesi halinde varılacak noktadan, bilgisayar sahipligi için 2 kat, Internet erişimi için ise 10 kat daha yüksek olarak belirtilmiştir. Mayıs 1998Üde Ulaştırma BakanlıgıÜna sunulan TUENA Projesi Altyapı Planlaması raporunda yer alan, erişim uçurumuna karşı yapılan saptamalar ve alınacak önlemleri içeren toplumsal öncelikler bugün için de çok geçerlidir. Raporda belirtilen bu öncelikler şunlardır:
Gelecegin haberleşme altyapısına erişim için önemli ölçü olan bilgisayar sahipliginin toplum
içinde dagılımı dengesizdir. Gelecegin ³bilgi toplumunun´ geniş kesimleri dışlamaması için alım gücünü yükseltecek uygun ekonomi ve toplum politikaları seçilmelidir. Toplumumuzda üst gelir grupları dışındaki geniş kesimler, kırsal alanlarda yaşayanlar, kent yoksulları ve kente yeni göçenler için yaygın/adil erişim hakkı için gerekli düzenleyici mekanizmalar oluşturulmalıdır. Bu geniş kesimleri ³özel ihtiyaç grupları´ olarak tanımlamak yetersizdir. Evrensel erişim kavramı haberleşme ile ilgili tüm yasal düzenlemelere konmalı ve düzenleyici kuruluşlarla kamu kesimi gerekli ve uygun yöntemlerle bu hedefin gerçekleştirilmesinden sorumlu olmalıdır. Kamuya açık haberleşme merkezi, toplumsal dışlanmışlıgı engelleyecek bir başka mekanizmadır. Kamuya açık haberleşme merkezi zaman ve hedef olarak bir plana uygun şekilde yürütülmelidir. Altyapı üzerinde çalışacak uygulamaların kullanımının kolay olması yaygınlıgını arttıracaktır. Halkın varolan teknolojileri kullanım kapasitesi ve yetenegi yüksek degildir. Bu alanda var olan teknolojilerin kullanımın etkinliginin saglanması için bilgilendirme ve egitim çalışmaları hem kamu hem de özel kesimin gündeminde olmalıdır. Sayısal Bölünmenin azaltılması amacıyla yapısal baglamda tedbir alınması gereken 4 farklı kategori bulunmaktadır. Bunlar: 1. Altyapının kuvvetlendirilmesi, çeşitlendirilmesi ve genişletilmesi, 2. ICT teknolojilerine yönelik halkın bilinç ve egitim seviyesinin artırılması, 3. Cihaz fiyatlarının ucuzlatılması, 4. Erişim ücretlerinin düşürülmesi. Sayısal uçurumun önlenmesi amacıyla uygulanacak projelerde kullanılabilecek finans kaynakları olarak; devlet subvansiyonları, destek ve teşvikleri ile özel sektör yatırımlarını saymak mümkündür. 1 Remarks of Gregory L. Rohde, Assistant Secretary of Commerce for Communications and Information, European American Business Council.
2 Kyushu-Okinawa Summit Meeting 2000 (http://www.g8kyushu-okinawa.go.jp/e/theme/it.html)
3 ³Yetenek ve Kullanım Saptaması´ Alt Iş Paketi, http://www.tuena.tubitak.gov.tr
4 Directive 98/10/Ec of the European Parliament and of the Council of 26 February 1998 on the
application of open network provision (ONP) to voice telephony and on universal service for
telecommunications
LQ
D
competitive
environment,
http://www.ispo.cec.be/infosoc/telecompolicy/en/ONPVTEN.pdf
5 DG Information Society, Working Document Brussels, 27 April 2000
6 The White House, ³The PresidentÜs New Markets Trip: From Digital Divide to Digital Opportunuty´ 17-18 April, 2000 http://www.whitehouse.gov/WH/New-Markets-0004