Elektrik Mühendisliği · Sayı 426 · Ağustos 2005

DUYURULAR

Toplum, demokrasi ve emek Oda duyurusu / kurumsal

Yıl
2005
Sayfa
4
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık, Mevzuat ve hukuk

Anahtar kelimeler

  • özelleştirme
  • Türk Telekom
  • Rekabet Kurulu
  • DİSK
  • KESK
  • TMMOB
  • basın açıklaması

Özet

EMO'nun ve TMMOB'ye bağlı odalarla DİSK/KESK sendikalarının kamu kurumlarının özelleştirilmesine, özellikle Türk Telekom'un satışına karşı yaptığı basın açıklamaları ile Rekabet Kurulu kararına açılan dava duyurulmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

DİSK ve KESK’e bağlı sendikalar ile TMMOB’ye bağlı odalar 28.04.2005 tarihinde ortak basın açıklaması yaptı.

ÇaÖğSrZNıAEmBILLıİzLDLDdEİIıRUŞrR!İTRIZİuLDl!RusAlaUMrsaerRaRrsmEı IaöAryr-egeüKnst-ileüenrl-i olan IMF ve Dünya Bankası talimatlarına tam anlamıyla teslim olan AKP iktidarı, kendisinden önceki hükümetleri kat kat aşan bir saldırı politikasıyla kamusal alanı talan etmek istiyor. Arkasına aldığı medyanın da desteğiyle tüm kamusal hizmetlerin piyasa koşullarına açılmasını ve devletin elindeki Kurumların satılmasının zorunlu olduğunu halkımıza her türlü yöntemi kullanarak anlatıyor.

AKP iktidarı; Eğitim, Sağlık ve Sosyal Güvenlik, Enerji, İletişim, Ulaşım ve Kültür gibi en temel insani hakları sadece parası olanların kullanabileceği imtiyazlar haline getirmek için ardı ardına düzenlemeler yapmaya çalışıyor. Sosyal Güvenlik Sisteminin Yeniden Yapılandırılması adıyla sürdürülen yasal hazırlıkların gerçek amacının toplam büyüklüğü trilyonlarca doları bulan sağlık ve sosyal güvenlik gibi en temel kamusal hizmetleri özel sermayeye açarak halkımızı özel sermayenin insafına terk etmek olduğu biliniyor.

Halkın ödediği vergilerle kurulan ve her biri ülkemizin en önemli kurumları olan TEKEL, PETKİM, TÜPRAŞ, TEDAŞ, TCDD, THY ve TELEKOM başta olmak üzere bir çok Kurum özelleştirme saldırılarıyla karşı karşıya. Bu kurumların yaptığı hizmetler

halkın tamamını ilgilendirirken, yarattığı istihdamın önemi ve oluşan katma değerin bütçeye katkısı herkesçe biliniyor. Altın yumurtlayan tavuk olan bu kurumlar, özel sermayeye kar üstüne kar sağlamak için haraç-mezat satılmak isteniyor.

Öncelikle bilinmesi gereken, bu uygulamaların sonucunda halkın tamamını ilgilendiren kamusal hizmetlerin parası olmayanlar tarafından satın alınamayacak olmasıdır. Ayrıca, bu kurumlarda çalışmakta olan yüz binlerce emekçinin iş güvencesi de yok edilmektedir.

Bu sürece DUR diyebilmek için;

• Özelleştirme kapsamına alınan kurumlardaki emekçiler tarafından bir karşı duruşun acilen başlatılması, • Halkımızın zaten zorlukla ulaşabildiği kamusal hizmetlerin, bu kurumların özelleştirilmesi sonucunda yalnızca olanağı olanların kullanabileceği bir imtiyaz haline geleceğinin bilinciyle kurumlara sahip çıkan emekçilere destek vermesi, gerekmektedir.

Bizler; bu kurumlarda örgütlü işçi sendikaları, memur sendikaları ve meslek odaları olarak;

Ülkemize ve halkımıza dayatılan özelleştirme ve talan sürecine karşı sürdürülecek mücadelede 2005 yılı 1 Mayıs’ının ciddi bir başlangıç olması gerektiğine inanıyoruz.

Bu inançla kurumlarımıza sahip çıkacağımızı, halkımızın emeği ve ödediği vergilerle yaratılan kurumlarımızı özel sermayeye peşkeş çektirmeyeceğimizi, işimizi, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini korumak için demokratik ve yasal her türlü hakkımızı kullanacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!

elektrik mühendisliği 47

Elektrik Mühendisleri Odası 39. Dönem Yönetim Kurulu tarafından, 23.06.2005 tarihinde ‘Telekom’un özelleştirilmesinin iptaline yönelik’ yapılan basın açıklamasıdır.

BasÖınDZa ETUveLERKLLDaEEmUŞKuToROyİUuRMnLaM’,SUEUNLNEEDSR, AİLTİPSIŞİTINA!L

Türkiye kapitalist küreselleşme ve neo-liberal ekonomi politikaları çerçevesinde yeniden yapılandırılıyor. Merkezinde uluslararası finans ağ ve organizasyonlarının yer aldığı değişim sürecinin omurgasını ticarileştirme ve özelleştirme politikaları oluşturuyor. Sermaye hareketinin serbestleşmesine dayanan yeni ekonomi politikaları yapısal uyum programları ile her alanda kuralsızlaştırmayı, serbestleşmeyi ve ticarileştirmeyi etkin kılıyor. Kamusal mallar özelleştirme yoluyla sermayeye devredilirken, kamusal hizmetler de paralı hale getirilerek ticarileştiriliyor.

Özelleştirmeler 1980 sonrasında sürekli gündemde tutulup, çeşitli gerekçeler sunularak özelleştirme operasyonlarının meşrutiyeti sağlanmaya çalışıldı. Kimi zaman kar etmiyorlar diyerek, kimi zaman devletin sırtında kambur olarak değerlendirilerek kimi zaman da halka arz adı altında kamu malları özelleştirildi. Özelleştirme operasyonun en etkili hamlesi bugünlerde AKP eliyle yapılmak isteniyor. AKP, önceki tüm iktidarlardan daha kararlı, saldırgan ve pervasızca ülkenin en büyük ve en önemli kurumlarını satışa çıkardı. ‘Babalar gibi satarız’, ‘parayı kim verirse ona veririz’ diyerek TÜPRAŞ, TELEKOM, PETKİM, ERDEMİR sermayeye peşkeş çekiliyor. TELEKOM ve diğer kurumların özelleştirilmesinin altında IMF’ye veriler sözler bulunmaktadır.

Türk Telekom Satılmamalıdır!

Türk Telekom 19 milyon sabit hat abonesine sahip, 5 milyon aboneye AVEA üzerinden mobil hat hizmeti veren, 500 bine ulaşan ADSL hizmeti ile data ve internet hizmeti gerçekleştiren Türkiye’nin en büyük ve en önemli kuruluşlarındandır. Türk Telekom’un son üç yılda ekonomiye katkısı yaklaşık 13 milyar dolardır. Bu niteliklere sahip bir kurumun özelleştirilmesi hiçbir gerekçeye dayandırılamaz. Türk Telekom’un ve yapılmak

istenen özelleştirmelerin nedeni uluslararası sermayenin ihtiyaçları ve IMF’nin direktifleridir.

Türk Telekom’u satmak isteyenler şunu bilmelidirler ki, Türk Telekom kamu hizmeti veren diğer kurumlar gibi hepimizin emeği, alınteri ve öz kaynaklarımızla bugüne getirilmiştir. Türk Telekom halkın malıdır, halkın haberleşme hakkının kamusal güvencesidir.

Kamu mallarının yok edilmesi, kamusal hizmetin paralı hale getirilmesi, temel insanlık hakkı olan sağlık, eğitim, haberleşme gibi hizmetlerden yararlanmalarını engellemektedir. Ülke kaynakları ile oluşturulmuş telekomünikasyon altyapısının halkın ihtiyaçları için değil sermayenin çıkarları için kullanılmasına izin verilemez.

Kamusal Üretim ve Denetim

Kamusal hizmetin daha nitelikli bir hale gelmesinin yolu özelleştirmeler değil, bu alanların siyasi iktidarların arpalığı olmasından çıkarılması ile mümkün olacaktır. Kamusal mülkiyetinin korunması ve geliştirilmesi için demokratik bir yapılanmaya ve kamusal denetime ihtiyaç vardır. Kamu mülkiyetindeki işletmeler, çalışanları söz, yetki ve karar sahibi kılacak bir perspektifle yeniden yapılanmalı, alana yönelik teknoloji yenilenmesi gerçekleştirilmeli ve yatırımlar arttırılmalıdır.

Özelleştirmeye Karşı Ortak Mücadele

Özelleştirmeye karşı mücadele kapitalist küreselleşmeye karşı başka bir dünya kurma mücadelesidir. Bu mücadeleyi tüm emek güçleri yan yana omuz omuza sürdürecektir. Özelleştirmelere karşı SEKA’da, Şeydişehir’de gerçekleşen topyekun karşı duruş, TELEKOM’un özelleştirilmesine karşı kurumda örgütlü olan HABERSEN’in direnişi, TÜPRAŞ ve PETKİM’in özelleştirilmesine karşı PETROL-İŞ’in sürdürdüğü mücadele önümüzdeki dönemde büyüyecek olan özelleştirme karşıtı dalganın habercisidir. Elektrik Mühendisleri Odası özelleştirmeye karşı emek ve demokrasi güçlerinin sürdürdüğü mücadeleyi desteklemekte ve katkı koymaktadır.

Elektrik Mühendisleri Odası olarak, kurumlarımıza sahip çıkacağımızı, halkımızın emeği ve ödediği vergilerle yaratılan kurumlarımızı özel sermayeye peşkeş çektirmeyeceğimizi, işimizi, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini korumak için demokratik ve yasal her türlü hakkımızı kullanacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.

48 elektrik mühendisliği

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Rekabet Kurulu’nun 21.07.2005 tarihli Türk Telekom’un satış ve devrini onaylayan kararının iptali ve dava sonuçlanana kadar yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmıştır.

ReraknraaTınbVğnıeıenTtYeİTkKoleeaukkkmrtnouuieTmklr.Tu:Ee’lDeduKKkKaoniumaalryue’ub-aYlknmue-l’asnoRaberutıeeinşzı-t-na verdiği onay, Kablo TV altyapısının, Telekom ile ikame edilebilirliğine dayanmaktadır. Oysa Kablo TV altyapısı ile Telekom tarafından verilen hizmetlere ulaşılması olanaklı değildir. Bu nedenle Rekabet Kurulu’nun kararı bilimsel ve teknik olarak yetersizdir.

Kablo TV ve Telekom hizmetlerinin rekabeti ile telekomünikasyon alanında tekel oluşumunun önüne geçileceğini varsayan karar, Kablo TV altyapısının teknik olarak Telekom’un yerine getirdiği hizmetleri veremeyeceği, dolayısıyla T.Telekom ile rekabet edemeyeceğini görmemektedir. Bu nedenle Telekom’un özelleştirilmesi, telekomünikasyon alanında özel tekelin oluşmasına neden olacaktır.

Kablo TV şebekesi esas olarak tek yönlü TV sinyallerinin iletilmesi için tasarlanmıştır

Yerel Telefon Şebekesi ve ADSL hizmetleri çift yönlü telefon ve data iletişimi için oluşturulurken, Kablo TV şebekesi ise esas olarak tek yönlü TV sinyallerinin iletilmesi için tasarlanmıştır. Kablo TV sinyalleri esas olarak tek yönlü iletişim için tasarlandığından çift yönlü iletişimi çok sınırlı olarak gerçekleştirebilmektedir. Kablo TV, 2000 abonelik (NOD) sahaları halinde kurulmuş, uluslar arası DOCSIS Protokolüne göre tesis edilmiş olan mevcut teknolojisiyle; geri dönüş hızı, her NOD sahası için 2 Mbps ile çok sınırlıdır. Abonelerine çift yönlü telefon ve data iletişimi sağlanması için teknolojik olarak yetersizdir. Örneğin; Türk Telekom’un sağladığı en düşük ADSL hızında (512/128 Kbps) abonelere internet hizmeti verilmesi halinde, 2000 abonelik bir sahada en fazla 15 aboneye internet geri dönüş hizmeti sağlayabilir. Daha fazla aboneye hizmet sağlayabilmesi teknik olarak olanaksızdır.

Yukarıda değindiğimiz teknik özellikler itibariyle ve ses başta olmak üzere her türlü verinin karşılıklı aktarımına yönelik ülkenin her köşesine kadar ulaşan telefon altyapısı karşısında, asıl işlevi kullanıcıya tek yönlü TV sinyali aktarımı olan ve alt yapısı da son derece yetersiz bulunan kablo TV sisteminin birbirine ikame olamayacağı açıktır.

Bu konuda aşağıda belirtiğimiz kimi veriler bu imkansızlığı göstermektedir, Kablo TV hatları ile TT Sabit hatlarının ülke genelindeki yaygınlığına baktığımızda, kablo TV’nin abone sayısının 1.150.000, hizmet sahasının 21 il merkezinde kısmi alanlarda, kapasitesinin 2.550.000 ve internet abone sayısının da 30.000 iken; T.Telekom Sabit Hatlarının ise abone sayısı 19.125.000, hizmet sahası tüm ülke, kapasite 56.000.000 ve internet abone sayısının 900.000 olduğu görülmektedir. İki hizmet arasındaki uçurum Rekabet Kurulu kararının dayandığı temelin altının boş olduğu, kararın yanlış bilgiler üzerinden verildiğini göstermektedir.

Özelleştirme Sonucunda Telekomünikasyon Alanında Özel Tekel Oluşacaktır

Rekabet Kurulu bu kararla tekel oluşmasının önüne geçileceğini savunmaktadır, oysa bu kararla iki ayrı tekel oluşmaktadır. Türk Telekom’un doğal bir

elektrik mühendisliği 49

tekeldir ve var olan altyapı kaynakları sınırlı (kıt) kaynaktır. Bu nedenle özelleştirilmesi halinde, özel tekel oluşacaktır.

Rekabet Kurulu kararı Kablo TV ile Sabit Telefon Şebekesinin ayrılması sonucu rekabetin sağlanacağı ve tekelin kırılacağı varsayımına dayanıyor, oysa bu kararın gerçekleşme ihtimalinin olmadığı bu iki hizmetin ikame edilir olmamasından anlaşılmaktadır. Bu durum doğrudan özel tekelin oluşmasını sağlayacaktır. Haberleşme alanında rekabetin tesis edilmesi adına Rekabet Kurulu tarafından ileri sürülen görüşler, bu alanda rekabet olamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak Anayasa ve yasalarda Devlete verilen tekelleşmenin önlenmesi görevinin, davalı Kurul kararıyla ihlal edileceği gerçeği, bu kararın açıkça hukuka ve kamu yararına aykırı olduğunu göstermekte ve iptali gerekmektedir.

Telekom’un satışı iptal edilmelidir

Rekabet Kurulu tarafından verilen karar, kamu yararına aykırı, teknik olarak yetersiz ve çelişkili bir içerik taşımaktadır. Bu karar kamusal hizmet alanlarına yönelik saldırıların bir parçasıdır. Haberleşme gibi kamusal bir hizmet, bu kararla ticari niteliğe büründürülmektedir. Rekabet kurulunun bu kararının dayandığı temeller kamusal yararın yerine, her alanda piyasanın hakimiyetini etkin kılan neo-liberal politikalardır. EMO, neo-liberalizmin bu saldırıları ve özelleştirmeler karşısında, kamusal üretim ve kamusal denetim anlayışı ile hareket etmekte, Türk Telekom’un satışının iptal edilerek, kamusal yararı gözeten bir şekilde düzenlenmesini talep etmektedir.

Elektrik Mühendisleri Odası olarak önümüzdeki günlerde, T.Telekom’un özelleştirilmesine yönelik ihale işleminin iptali istemiyle yeni bir dava daha açacağız. Telekom’un satışının iptali için diğer Meslek Örgütleri ve Sendikalarla birlikte her tür hukuki ve fiili mücadeleyi sürdüreceğiz.

Sonuç olarak; bugünden yarına ya tüketim tercihlerinde kısıtlamalara, yüksek rakamlı faturalara, hizmet kesintilerine razı olacağız. Ya da ‘hayır bir başka yaşam mümkün, oluşturacağız’ diyerek, özelleştirmelere hep birlikte karşı çıkacağız.

50 elektrik mühendisliği