Elektrik Mühendisliği · Sayı 427 · Şubat 2006

TELEKOM’da DEVİR SONRASI KAOS ORTAMI SÜRÜYOR - Çalışanlara Çifte Standart

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
2006
Sayfa
3
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

Anahtar kelimeler

  • Türk Telekom
  • özelleştirme
  • Oger Telekom
  • imtiyaz sözleşmesi
  • iş güvencesi
  • 406 sayılı Kanun

Özet

Türk Telekom'un özelleştirilmesi sonrası çalışanlara dayatılan sözleşme koşulları ve iş güvencesi endişeleri ele alınırken, EMO'nun imtiyaz sözleşmesindeki mülkiyet hükmünün iptali için açtığı dava ve gerekçeleri aktarılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TELEKOM’da DEVİR SONRASI KAOS ORTAMI SÜRÜYOR

Çalışanlara Çifte Standart

Türk Telekom özelleştirmesinin ilk olumsuz yansımaları personel politikalarıyla ortaya çıkmaya başlamıştır. Türk Telekom personeli yasal durumu bile netleşmeden tercih yapmaya zorlanmıştır.

Türk Telekom, daimi personeline iki tip sözleşme sunmakta ve her iki halde de bir kısım haklarından vazgeçmesini istemektedir. Özelleştirmeyle birlikte personelin içine düştüğü ikilem, şirketin çifte standart içeren politikalarıyla daha da derinleşmektedir.

Memur statüsünde olmayan yaklaşık 30 bin personel, şirketin iki dudağın arasından çıkacak söze bağlı konumda geleceklerinin ne olacağını beklerken, yaklaşık 25 bin kapsamdışı ve sözleşmeli personel de toplu nakillerle kurumun boşalmasını önlemek için şirketin inisiyatifine terk edilecek biçimde kurumda çalışmaya devam etmeleri için hukuk dışı yöntemlerle ikna edilmeye çalışılmaktadır.

Şirket tarafından 6 Ocak 2006 tarihinde personele gönderilen bir yazıyla, TBMM’de bekleyen Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısı yasalaşmadan önce şirketle sözleşme imzalanması ve nakil talebinden vazgeçilmesi konusunda karar verilmesi istenmiştir. Türk Telekom’un personelinin kaçışını önlemek ve kendi istediği personeli seçebilme hakkına kavuşmak isteyen şirket, çalışanların gözlerini boyama ve tehdit olarak nitelendirilebilecek yöntemleri kullanmaktan çekinmemektedir.

Tasarı yasalaşmadan önce şirketle sözleşme imzalayacak kapsam dışı personele ayrıcalıklı ücret ve bir ücret tutarında ikramiye önermekte, ancak karşılığında yasayla getirilen yeni haklardan vazgeçmelerini istemektedir. Tasarının yasalaşmasından ve en geç 28 Şubat 2006 tarihinden sonra şirketle sözleşme imzalamak isteyecek olanların ise, ücretinde hiçbir iyileştirme yapılmayacağını belirtmektedir. Havuç-sopa mantığıyla personeli Türk Telekom’da tutmaya çalışan yeni yönetimin, sunmuş olduğu her iki teklif de personelin aleyhinedir ve çalışanlara yasayla tanınmış olan “şirkette kalma ya da başka bir kamu kuruluşuna geçmek için düşünme süresi” yok edilmeye çalışılmaktadır.

eelleekkttrriikkmmüühheennddiisslliiğğii 4433

Türk Telekom’un yüzde 55 hissesini devralan Oger Telekom’un, personele göndermiş olduğu yazı da, çalışanların iş güvencelerinin söz konusu olmayacağını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Şirket kendince bir iş güvencesi tanımı yapmakta, istediği çalışanla istediği sürede sözleşme imzalayabileceğini açıklamaktadır. Şirketin yaptığı değerlendirmeler, taşeronlaştırmanın “şimdilik” düşünülmediğini, kurumun personel yapısını istedikleri gibi şekillendirdikten sonra bazı işleri taşeron şirketlere gördüreceğinin de işaretini vermektedir.

Çalışanlar Şirketin İnisiyatifine Terk Edildi

Ankara, Trabzon, Adana ve İstanbul’da bölge toplantıları düzenleyen şirket, bir taraftan personele şirin görünerek kurumun toplu nakillerle boşalmasını önlemeye çalışmakta, diğer taraftan “kendi yapısına uygun görmediği çalışanları kurumdan ayıklamak” için süre kazanmak istemektedir.

Bu kapsamda TBMM’de kabul edilen yasa Telekom çalışanlarına 5 yıl boyunca kamuya geri dönüş olanağı sağlanması, nakle tabi personelin en azından 5 yıllık süre için iş güvencelerinin korunması açısından olumlu bir adım niteliği taşımaktadır. Ancak bu süre içinde şirketin çalışmak istemediği personeli her zaman “istihdam fazlası” olarak Devlet Personel havuzuna gönderme olanağı elinde bulunmaktadır. Personelin çoğunluğunun nakil istemesi durumunda Oger Telekom’un yeni bir yapılandırma gerçekleştirmeye fırsat bulamadan zor durumda kalacağı, şirket çalışmalarının aksayacağı ve çalışanlar arasından istediği gibi seçim yapma olanağını yitireceği açıktır. Bu nedenle toplu nakillerin olmasını önlemeye yönelik olarak 5 yıllık bir süre kazanımı şirket açısından önemli bir adım olarak görülmektedir. Şirket yöneticileri bölge toplantılarında ve göndermiş olduğu yazı ile 1. tip iş sözleşmesinde, tanınacak 5 yıllık süre içinde nakil hakkından vazgeçmeyen personele hiçbir şekilde zam yapılmayacağını, mevcut

ödemeler dışında hiçbir ödeme yapmayacağını, ancak kendisiyle Meclis’teki tasarı yasalaşmadan sözleşme imzalayanların ücret artışlarından yararlandırılacağını bildirmektedir. Telekom çalışanları, aba altından sopa gösterilerek şirket çıkarları doğrultusunda tercih yapmaya zorlanmaktadır.

Şirketin bu tavırlarına prim vermeyen Türk Telekom çalışanlarının yoğunluklu olarak nakil hakkını kullanmak istedikleri ortaya çıkmıştır.

Türk Telekom’un, özelleştirmenin

iptali için açılan davalar kesin bir

sonuca ulaşmadan apar topar

şirkete devredilmesi ve yapılan

işlemin hukuka aykırı olduğu iddiaları bir sonuca ulaşmadan yıllardır bu kuruma emek vermiş olan

Telekom çalışanlarının gelecekleriyle oynanması kabul edilemez.

Çalışanlara yasayla verilmiş olan

hakların şirketin uygulamalarıyla

fiili olarak ortadan kaldırılmasına

izin verilmemelidir. Çalışanların

haklarının korunması yalnızca

kişileri ve şirketi ilgilendiren bir

durum değil, hukuk devletinin ve

sosyal devletin gereğidir.

44 elektrik mühendisliği

TELEKOM İMTİYAZ SÖZLEŞMESİ YARGIYA TAŞINDI

Elektrik Mühendisleri Odası 39. Dönem Yönetim Kurulu’nun 17 Ocak 2006 Tarihli Basın Açıklaması

Oger Telecoms şirketinin, Türk

• İmtiyaz sözleşmesi tas-

Telekom’un altyapısının imtilağında, ‘Sözleşmenin Türk

yaz süresi sonunda kamuya devredilmesini engellemeye yönelik olarak imtiyaz sözleşmesine şerh koyması, ne hukuki açıdan ne de kamu hizmetinin gereği olarak yapılan imtiyaz sözleşmesiyle bağdaşmamaktadır.

Telekom’la yenilenmemesi halinde sözleşme 406 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ve diğer mevzuat çerçevesinde sonlandırılarak, gerekli her türlü işlem bu çerçevede yapılır, kamu hizmetinin kesintisiz ve gereğince yürütülmesi için Kurumca gerekli

406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 2-b maddesinde, Türk Telekom’un altyapı mülkiyetinin görev sözleşmesi süresinin bitiminde de Türk Telekom’da kalacağı ifade edilmektedir. Görev sözleşmesinin, özel bir şirkete Türk Telekom’un yüzde 55’inin devredilmesiyle imtiyaz sözleşmesine dönüştürülmüş olduğu ve yasa koyucunun söz konusu hükmü Türk Telekom’un kamu şirketi olduğu dönemde getirdiği gerçeği gözardı edilerek, bu hüküm korunmaya çalışılmaktadır. Böylece Oger Telecoms’un mülkiyeti devretmemek için imtiyaz sözleşmesine koyduğu şerhe yasal dayanak sağlanmasının amaçlandığı ortaya çıkmıştır. Nitekim TBMM’de bulunan Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısı ile 406 sayılı yasanın pek çok maddesi yürürlükten kaldırılırken, Türk Telekom’un altyapı mülkiyetinin görev sözleşmesi bitiminde de Türk Telekom’da kalacağına ilişkin hüküm korunmak istenmektedir. Türk Telekom’un özelleştirilerek, kamu payının yüzde 50’nin altına düşürülmesinden sonra mülkiyetin özel şirkete devri anlamına gelecek bir uygulamaya yol açacak bu yasa maddesi Anayasa’ya aykırılık oluşturmaktadır.

tedbirler alınır’ ifadesiyle

yetinilmiş, imtiyazın gereği

olan mülkiyetin kamuya ait

olma koşulu herhangi bir

güvence altına alınmamıştır.

Altyapı mülkiyetine yönelik

olarak Danıştay’ın görüşü

doğrultusunda gerektiği

Elektrik Mühendisleri Odası kamuoyu denetiminden kaçırılan imtiyaz

gibi bir düzenleme yapılmış olması halinde dahi, T. Telekom’un % 55 hissesini devralan şirketin, imtiyaz sözleşmesinin T. Telekom’un mülkiyetine ilişkin maddesine atıfta bulunarak ‘hukuki haklarımız saklı kalmak kaydıyla’ biçiminde şerh düştüğü basına yansımıştır.

sözleşmesinin

• T. Telekom’un sahip olduğu altyapı, doğal ve sınırlı kaynaklar

yürütmesinin

içerisindedir. Anayasa’nın 168. maddesi, bu tür ülke kaynaklarının

durdurulması ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunacağını hükmetmektedir.

iptali istemiyle 16 Ocak 2006 tarihinde Danıştay’a

Dolayısıyla, telekomünikasyon altyapısının özel bir şirkete devredilmesine yönelik hiçbir sözleşme düzenlenemeyeceği gibi imzalanan sözleşmelere bu yönde bir kayıt ve şart da konulamaz.

dava açtı.

• Yeni bir yasal düzenleme yapıldığı halde, mevcut yasadaki görev

sözleşmesinin bitiminde de mülkiyetin Türk Telekom’a ait olacağına

ilişkin düzenlemenin yürürlükten kaldırılmaması, mülkiyetin özel

şirkete devredileceğine yönelik açık bir yasal dayanak oluşturmaktadır. Bu ne-

Elektrik Mühendisleri Odası olarak Oger Telecoms’un hukuka aykırı şerhini ve mevcut

denle, 406 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin b bendinin 3. cümlesinde yer alan ‘Türk

yasadaki mülkiyetin görev sözleşmesi bitiminde de Türk Telekom’a ait olacağına ilişkin

Telekom’un ana telekomünikasyon şebekesi üzerinde sahip olduğu mülkiyet hakkı

yasa maddesinin Anayasa’ya aykırılık oluşturması nedeniyle açtığımız davaya ilişkin

görev sözleşmesi süresinin bitiminden sonra da devam eder’ hükmünün iptali için

dilekçemizde, temel olarak gündeme getirdiğimiz hukuka aykırılık gerekçeleri şöyle

Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını talep ediyoruz.”

yer almaktadır:

Elektrik Mühendisleri Odası olarak, Rekabet Kurulu’nun ve Bakanlar Kurulu’nun

• “Kamuoyunun denetimine açık olmayan bu sözleşmeyle ilgili toplumda yoğun Türk Telekom’un satışına verdiği onaylara ilişkin açmış olduğumuz iki davada, halen

kuşkular oluşmuştur. Türk Telekom’un devrine yönelik tüm işlemler ve hissedarlar yargı süreci devam etmektedir. Her iki davada da Danıştay İdari Dava Daireleri Genel

sözleşmesi basına açık bir toplantıda imzalanmışken, hissedarlar sözleşmesiyle Kurulu’na yürütmeyi durdurma talebimize ilişkin olarak itiraz başvurusu yapılmış

aynı gün gerçekleştirilen imtiyaz sözleşmesinin imzalanması ise basına kapalı olup, bugüne kadar olduğu gibi kamu yararı doğrultusunda sürecin takipçisi olmaya

bir toplantıda yapılmıştır.

devam edeceğiz.

elektrik mühendisliği 45