Elektrik Mühendisliği · Sayı 428 · Temmuz 2006
NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ
Nükleer enerji Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2006
- Sayfa
- 11
- Okuma süresi
- 16 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Çevre ve iklim, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Çernobil
- Sinop nükleer santral
- Nükleer Karşıtı Platform
- Kemal Ulusaler
- Enerji Bakanlığı protestosu
- EMO
Özet
Çernobil faciasının 20. yıldönümünde Enerji Bakanlığı önünde ve Sinop'ta düzenlenen protesto ve mitinglerde EMO ve Nükleer Karşıtı Platform temsilcileri nükleer santral projelerine karşı çıkarak yerli ve yenilenebilir kaynaklara yönelinmesini talep etti.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Çernobil faciasının 20. yıldönümünde Enerji Bakanlığı’na protesto
Çernobil faciasının 20. yıldönümünde Anıtpark’ta toplanan Nükleer Karşıtı Platform, oluşturduğu insan zinciriyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne sloganlar eşliğinde yürüdü. “Nükleer santral istemiyoruz”, “Nükleer sizin güneş bizim olsun”, “Nükleer sizin, Sinop bizim”, “Bergama’da kazandık, sıra Sinop’ta”, “Güneş bize yeter, nükleere hayır”, “Nükleerci bakan istemiyoruz”, “Nükleer yalana son verilsin” sloganları atan nükleer karşıtları, ellerinde taşıdıkları afiş, döviz ve pankartlarla taleplerini ortaya koydular.
Nükleer Karşıtı Platform adına Enerji Bakanlığı önünde basın açıklaması yapan Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler, 20 yıl önce bugün Çernobil’de yaşanan kaza ile Hiroşima’ya atılan atom bombasından 4 kat daha fazla radyasyonun dünyaya yayıldığını anımsatarak, bunun insanlık üzerindeki etkisinin 20-25 yıl sonra görülebildiğine dikkat çekti. Ulusaler, “Bugünler risklerin ortaya çıkacağı günlerdir. 35 yıllık yılan hikayesi yeniden gündeme getiriliyor. Bu yılan hikayesi de değil, bu tamamen yalan, talan hikayesidir” diye konuştu.
AKP Hükümeti’nin iş başına geldiğinde yerli kaynaklara yönelme sözü verdiğini anımsatan Kemal Ulusaler, hükümeti verdiği sözleri tutması ve nükleer santral macerasından vazgeçmesi konusunda uyardı. “Nükleer lobilere, Fransa’ya verilen sözler mi yoksa yurttaşlara verilen sözler mi önemli” diye soran Ulusaler, kurulması planlanan nükleer enerji santrallarının 20 yıl sonra enerji talebinin ancak yüzde 4 gibi bir bölümünü karşılayacağını kaydetti. Ulusaler, “Bütün fırtına bu yüzde 4 için koparılmakta. Aslında bu fırtına nükleer lobiler için koparılmaktadır” dedi.
Kemal Ulusaler, Türkiye’nin hidrolik potansiyeline dikkat çekerken, “Su akıyor, AKP bakıyor” diye konuştu. Ulusaler, bugün ülkenin 4 bir tarafına milyarlarca dolar harcanarak erken uyarı sistemleri kurulduğunu belirtirken, şunları söyledi:
“Bu nükleer santralların güvenilir olmadığının göstergesidir. Aslında çok korkuyorlar. Korku, dağları, sınırları aşıyor. Nükleer santral pahalıdır, ekonomik değildir. İstihdam sağlamayacağını da üstüne basarak söylüyoruz. Kalıcı istihdam istiyorsanız, güneş, rüzgar santrallarına yatırım yapın diyoruz. Hiçbir özel sektör sübvansiyon, garanti elde etmeden nükleer santralarla yanaşmak istemiyor. Halkın cebinden çıkacak paralarla özel sektöre, bizatihi iterek yaptırmak istiyorlar.”
elektrik mühendisliği 51
SİNOP’TA YAKLAŞIK 20 BİN KİŞİ NÜKLEER SANTRALA
"HAYIR" DEDİ
Elektrik Mühendisleri Odası’nın sekreteryasını üstlendiği Nükleer Karşıtı Platform tarafından
nükleer santral kurulması girişimine karşı gerçekleştirilen mitinge katılım için gelen binlerce insan, 29 Nisan
geselleştiği mitingde, çeşitli pankart ve dövizlerle nükleer santral yapımına karşı çıkıldı. Sinop Uğur Mumcu Mey-
29 Nisan Cumartesi günü Sinop’ta cumartesi sabahı Sinop’ta buluştu. danı’nda yapılan mitingde, katılımcılar
düzenlenen “Nükleer Santral İstemi- Nükleer Karşıtı Platform kapsamında tepkilerini ve taleplerini şu sloganlarla
yoruz” mitingi, çeşitli illerden gelen yer alan kuruluşlar başta olmak üzere ortaya koydular:
nükleer karşıtları ve Sinop halkının sendikalar, demokratik kitle örgütleri, “Nükleer santral istemiyoruz”, “AKP
etkin katılımıyla gerçekleştirildi. Miting çevre ve ekoloji alanında duyarlı der- halka hesap verecek”, “Nükleere karşı
kapsamında yapılan konuşmalarda nekler, bazı siyasal partilerin yanı sıra omuz omuza”, “Susma haykır, nükle-
Türkiye’nin nükleer santrala ihtiyacı Sinop halkı, Sinopluların derneklerinin ere hayır”, “Nükleer santral Sinop’a
olmadığı vurgulanarak, yerli kaynak- de katıldığı miting, alana yapılan yürü- iş değil, felaket getirecek”, “Nükleer
ların değerlendirilmesi gerektiğinin altı yüşle başladı. Rüzgar güllerinin sim- ekersen ölüm biçersin”, “Nükleer
çizildi. Nükleer santralyalan, Sinop gerçek”,
ların yaratacağı tehli-
“Enerji talanına son”,
keye işaret edilirken, “Nükleer santral istiyor musunuz” sorusuna,
Elektrik Mühendisleri Odası’nın sekreteryasını üstlendiği Nükleer Karşıtı Platform’un Sinop’ta
“Ferman Padişahın Sinop bizim”, “Ecelimizle ölmek istiyoruz”,
mitinge katılan yaklaşık 20 bin kişi “Hayır” yanıtı verdi.
EMO’nun şubelerinden
gerçekleştirdiği mitingte bir araya gelen yaklaşık 20 bin kişi, “Ne Sinop’ta Ne Ülkemizin Hiçbir Yerinde
Nükleer Santral İstemiyoruz” talebini haykırdı.
“Nükleerci şirket ülkemizi terk et”, “Alma Sinop’un ahını çıkar aheste aheste”, “Ne
kaldırdığı otobüslerle
Sinop’ta ne dünyada
52 elektrik mühendisliği
nükleer santral istemiyoruz: Gölge etme başka ihsan istemem.”
Mitingin başlangıcında sahneye çıkarılan, doğuştan “Hidrosefali” rahatsızlığı olan küçük Funda nükleer karşıtı kampanyanın bundan sonraki süreçte maskotu olarak ilan edildi. Tiyatro gösterileri, nükleere karşı afişler asılmış balıkçı teknelerinin sirenlerle geçişi mitinge renk katarken, “Kopuk Teller” isimli yerel müzik grubunun şarkı ve türküleriyle alanda halaylar çekildi. Eski Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu’nun konuşmak istemesi protestolarla karşılanırken, Sinop’un daha önceki belediye başkanları ve bazı eski milletvekilleri de mitinge destek verdi.
Sular Boşa Akıyor, AKP Bakıyor
Mitingde konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler, Türkiye’nin öz kaynaklarına dikkat çekerek, “Bu ülkenin rüzgarı, suyu, güneşi var. Bu ülkenin suları boşa akıyor, AKP bakıyor. Ülkenin 8 milyar doları boşa akıyor” dedi. Ulusaler, DSİ Genel Müdürlüğü’nün de ülkenin su kaynaklarının değerlendirilmediğini söylediğini anımsatırken, “Sizleri istihdam yaratacağız diye kandırıyorlar. Bir nükleer santralda ancak 400 kişi istihdam edilebilir. Bir rüzgar tribünü fabrikasında 35 bin kişi çalışıyor. İstihdam yaratmak istiyorsanız fabrikalar kuracaksınız” diye konuştu. Boyabat’ta kurulan hidroelektrik santralının açılmadığına dikkat çeken Ulusaler, 1 Boyabat hidroelektrik santralının 2 nükleer santralın üretimine eş değer olduğunu kaydetti.
TMMOB Enerji Komisyonu Başkanı, EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş, nükleer santral kurulması girişimlerinin tek yanlı bilgilendirme ve kandırmaca ortamı içerisinde bir oldu-bitti anlayışı içerisinde topluma kabul ettirilmeye çalışıldığına dikkat çekti. Göltaş, şöyle konuştu:
elektrik mühendisliği 53
“Türkiye’de özellikle son 20 yılda, ülke çıkarları doğrultusunda enerji sektörü karar-destek sistemleri oluşturulmayarak, rant üzerine kurulu kısa vadeli enerji yatırımları desteklenerek, rüzgar, jeotermal, biyokütle ve güneş gibi yenilenebilir ve temiz enerji seçenekleri görmezden gelinmiştir. Öz kaynaklar açısından elektrik enerjisi potansiyelimiz, 115-120 bin megavat kurulu güç ile üretilebilecek olan 482 ile 569 milyar kilovatsaattir. Türkiye’nin kendi potansiyelini değerlendirmesi durumunda bile 30 yıllık sürecin talebini karşılayabilecek kaynağı mevcuttur.”
Nükleer santraların hem kurulum, hem üretim-işletim, hem de güvenlik maliyetleri çok yüksek olduğunun altını çizen Göltaş, “Radyoaktif atıklar, çözümsüz ve yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de tehdit altında bırakacaktır” dedi. Göltaş, AKP Hükümeti’ni şöyle uyardı:
“Nükleer lobinin dayatmalarına boyun eğmeyin. Nükleer maceradan bir an önce vazgeçerek, insan ve doğaya duyarlı temiz enerji kaynaklarına yönelin, ülkenin öz kaynaklarını kamusal bir hizmet anlayışı ile planlama kavramı içinde değerlendirin ve özelleştirme uygulamalarına derhal son verin.”
EMO Samsun Şube Başkanı Suat Yılmaz da, “Günü birlik rant politikalarına insanı dışlayan, çevreyi düşünmeyen politikalara karşıyız. Merkezi planlama ile insan odaklı enerji politikaları yürütülünceye kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
Sinop Bir Cennet Bahçesi, Nükleer Santral Düşünülemez
ODTÜ’den Öğretim Üyesi Prof. Dr. İnci Gökmen, Çernobil faciasının ardından yaşananları anlatırken, şunları söyledi:
“Çernobil’in 30 kilometrelik alanına kimse yaklaşamıyor. Sinop’a nükleer santral yapılması düşünülemez. Burası bir cennet bahçesi. Çernobil’in etkileri mayıs ayında Karadeniz’e geldi. Çaylar kirlendi. O dönemin yetkilileri çay için diye insanları teşvik ettiler. Biz laboratuvarlarda çayları ölçtük. Radyasyonun yüksek olduğunu gördük. Yanıtları bizim üniversiteden atılmamızı istemek oldu. Çok basit bir önlem vardı. Çayı demlemeden önce yıkadığınız zaman aktivitenin yarısından kurtuluyordunuz. Bunu bile duyurmak istemediler. Ondan sonra kanser vakaları artmaya başladı.”
Batı’da dalgadan enerji üretildiğini, riski olan, pahalı, dışa bağımlı enerji kaynağı istemediklerini belirten Gökmen, “Batı nükleer santrallardan vazgeçiyor. Ellerinde teknoloji var. Onu bize satmak istiyorlar. Biz istemezsek Sinop’a nükleer santral yapamazlar. Yetkilileri sağduyuya çağırıyoruz” dedi.
54 elektrik mühendisliği
Sinop Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Hale Oğuz, bilimsel raporlarla Çernobil’den etkilenmiş olan Sinop’taki kanser vakalarının oranının yüzde 48.93 olarak belirlendiğini bildirdi. Oğuz, “Çernobil kazasıyla ağır bir bedel ödedik. Hayatımızı siz kurmadınız. Ellerimizden alamayacaksınız” dedi.
İş Gelecek Kandırmacalarına Aldanmayın
Elektrik Yüksek Mühendisi Ünal Erdoğan ise, bugünün planlaması bile yapılamazken 20 yıl sonrasının planlamasından bahsedilmesini eleştirirken, “Nükleer gelince iş gelecek kandırmacalarına aldanmayın. Çernobil bu asrın değil, önümüzdeki 3 asrın felaketidir. Bu işlere ilah derecesinde yakın olanlar bile karşı çıkarken, bunların hiç içinde olmamış Enerji Bakanımız, Başbakanımız mı bunları biliyor? Çernobil’de 7. 8. çocukların amip gibi olduğunu görseniz sizler isyan edersiniz” dedi.
Kurulacak bir nükleer santralda çalışabilecek mühendislerin 10 yıldan sonra 4 yıl, en vasıfsız iş gücünün bile 2 yıl eğitim alması gerekeceğine dikkat çeken Erdoğan, “Biz ancak süpürgecilik yapabiliriz” dedi.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, Enerji Bakanı Hilmi Güler’le yaptıkları tartışmayı anımsatarak, “Enerji Bakanı beni danışman alamayacak. Ben hukukçu danışmanlarımı, O Yüce Divan’da yargılanırken, ona danışman göndereceğim” dedi. TAEK Başkanı’na da tepki gösteren Altay, şunları söyledi: “2005 yılında Fransa’ya gittin. Birileriyle görüştün. Bir anlaşma yaptın. O anlaşmayı hemen halka açıklamak zorundasın. Açıklayamıyorsan sana kuşkuyla bakarız. Başbakan’ın oğlu ile Maliye Bakanı’nın oğlu Kanada’da buluştular. Kanada’da, Fransa’da yapılan pazarlıkların adı konuldu. 3. sınıf çöp teknolojiyi Türkiye’ye pazarlamaktır. Bunun adı milleti satmaktır.”
Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler,
“Bu ülkenin rüzgarı, suyu, güneşi var. Bu ülkenin suları boşa akıyor, AKP bakıyor. Ülkenin 8 milyar doları boşa akıyor” diyerek, ülkenin öz kaynaklarının değerlendirilmesi gerekliliğine dikkat çekti. TMMOB Enerji Komisyonu Başkanı Cengiz Göltaş da, nükleer maceradan vazgeçilmesi için çağrı yaparken, “Radyoaktif atıklar, çözümsüz ve yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de tehdit altında bırakacaktır” dedi.
elektrik mühendisliği 55
56 elektrik mühendisliği
5 Haziran 2006
NÜKLEER KARŞITI PLATFORM BASIN AÇIKLAMASI
Yaşamı, Doğayı ve Çocuklarımızın Geleceğini Savunmak İçin
Nükleer Santrallere Karşı Direneceğiz!
Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde çok uluslu şirketler yeni pazarlar yaratmak adına doğa- insan ilişkisini hiçe saymaya, dünyayı kirletmeye devam ediyorlar.
Serbest piyasa ekonomisini toplumun her derdine deva olarak öne süren yalanlara rağmen halen başta Afrika ve Asya kıtalarında yaşayanlar olmak üzere dünyada 1.1 milyar insan güvenli içme suyu, 2.4 milyar insan ise arıtma hizmetlerinden yoksun yaşıyor.
Her yıl 22 milyon ton karbon gazı atmosfere karışıyor ve sera etkisi yaratarak, atmosferin ısınmasına neden oluyor. Ortalama küresel sıcaklık son 5 yılda normalden 100 kat hızlı artış gösteriyor. Dünya nüfusunun yüzde 20’si dünya zenginliğinin yüzde 80’inden fazlasına el koyarken, yenilenemez enerjinin yüzde 80’i, temiz içme suyunun yüzde 40’ı da aynı yüzde 20 tarafından kullanılıyor.
Her yıl 17 milyon hektar orman alanı yok oluyor ve bugünkü tüketim düzeyi devam ederse petrol rezervinin 50, doğalgaz rezervinin ise 70 yıl içinde tükeneceği tahmin ediliyor. Bitki ve hayvan türlerinin giderek soyunun tükendiği, çölleşmenin arttığı, genetik çeşitliliğin yitirildiği, gıdalarımızın kimyasallarla dolduğu ve denizlerin kirlendiği bir yüzyılın başındayız.
Geride bıraktığımız 20. yüzyıl da pek çok çevresel ve global felaketlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu felaket ve yıkımların en tahrip edici olanları, iki Dünya Savaşı ve beraberinde gelen silahlanma yarışları ve nükleer felaketlerdir. Japonya’ya atom bombası atılması ile başlayan nükleer felaketler, ne yazık ki savaş ortamı dışında da nükleer santrallerde gerçekleşen kazalar ve radyoaktif sızıntılarla bugün dahi devam etmektedir. Atılan atom bombasından 400 kat daha fazla radyoaktif yayılmaya neden olan Çernobil felaketinin 20. yılında ülkemizde nükleer santral kurma arayışları hangi gerekçe ile olursa olsun kabul edilemez.
Türkiye’de nükleer santral kurma girişimleri, dünyada yaşanan enerji ve egemenlik savaşlarının bir uzantısıdır. Barıştan yana olan Nükleer Karşıtı Platform, nükleer silahlanmaya yol açacak bir teknoloji olan nükleer enerji santrali kurulmasına karşıdır. Türkiye nükleer satranç tahtasında yaratılan denge oyunlarının bir parçası yapılmaya çalışılmaktadır. İran’ın nükleer güç olma arayışı kabul edilemez olduğu kadar, nükleer silahlanmada başı çeken ABD’nin bu gerekçeyle İran’a yönelik olası bir müdahalesi de kabul edilemez.
Türkiye’de nükleer enerji santrali kurulmasına dönük tüm argümanlar bilimdışı ve gerçekleri yansıtmamaktadır. Türkiye’nin nükleer enerji santrallerine ihtiyacı yoktur. Yerli ve yenilebilir enerji kaynaklarımızın değerlendirilmesi durumunda, Türkiye 2030 yılında dahi elektrik talebini karşılayabilecek kaynaklara sahiptir. Türkiye’nin bugün içine düşürüldüğü dışa bağımlılıktan kurtarılması için iddia edildiğinin tersine nükleer santrallere değil, kamusal planlamaya ve yerli kaynaklarını değerlendirmeye ihtiyacı vardır. Elektrikte yüzde 20’leri aşan düzeydeki kayıpkaçak oranının, OECD ortalaması düzeyine çekilmesi durumunda bile nükleer santralden sağlanacak enerjinin birkaç katı rahatlıkla elde edilebilecektir.
elektrik mühendisliği 57
Nükleer santral kurarak, nükleer
teknolojiye sahip olacağı iddia�sı ise �
Türkiye’nin bugün izlediği teknoloji
politikalarına bakıldığında bir hayaldir. Tüm mühendisliği ve teknik
detaylarını yurtdışından almak
durumunda kalacağımız göbekten ulus aşırı tekellere bağımlı
olacağımız bir proje ile teknoloji
sahipliği mümkün değildir. Dahası nükleer santrallerden vazgeçilen
dünyada daralan pazar baskısıyla
şirketlerin eski nükleer teknolojileri
satma arayışları, ülkemizin nükleer
bir çöplük haline getirileceğini göstermektedir.
Nükleer santrallerin kurulum, üretim, işletim ve güvenlik maliyetleri çok yüksektir. Dünyada bugün pek çok ülke nükleer enerji kullanımını terk etmektedir. Nükleer enerjinin yıllardır çözülememiş atık sorunu için Türkiye gibi ülkeler atık çöplüğü olarak aday gösterilmektedir. Nükleer santrallerin temiz ve güvenli olduğu yalanına, bu felakete maruz kalmış insanları görenlerin inanmaları mümkün değildir. Deprem kuşağında olan ülkemizde nükleer santral kurulması ise radyoaktif bir tehlikeyi daha da olası kılmaktadır.
Kamusal denetim üzerindeki baskılar nedeniyle mevcut durumda bile çevresel denetimlerin ne kadar yetersiz olduğu, İskenderun, Sinop, Tuzla’daki zehirli atık felaketleriyle ortadayken, Türkiye’nin nükleer santral kurulumunda ve işletiminde etkin bir denetim gerçekleştirebilmesi mümkün görünmemektedir. Zaten iktidar sahiplerinin bu tür denetimleri gerçekleştirme niyeti de bulunmamaktadır. Çevre Bakanlığı, var oluş amacını bile yok sayarak bu sorumluluktan kaçmaktadır. Son olarak kabul edilen Çevre Yasası’nda yapılan değişiklikle, “Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevre sorunlarının çözümüne yönelik gerekli teknik, idari, mali ve hukuki düzenlemeler Bakanlığın koordinasyonunda yapılır. 2690 sayılı Türkiye Atom Enerji Kurumu Kanunu kapsamındaki konular Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yürütülür” denilerek, olası bir nükleer santral kurulumu sırasında çevresel bir denetimin önü kapatılmıştır.
Nükleer santral kurulması için dünyada ve ülkemizde lobi faaliyetleri kapalı kapılar arkasında yürütülmektedir. AKP Hükümeti, kendinden önceki iktidarların yürüttüğü nükleer santral arayışını ihale bile yapmadan, çevresel ve idari anlamda tüm denetimlerden uzak bir şekilde gerçekleştirme arayışına girmiştir. Bu durum nükleer santrallere karşı çıkanların haklılığını kanıtlamaktadır. Yerli ve yenilebilir kaynaklar için bugüne kadar yaratılamayan kamu kaynağının nükleer santraller için seferber edilmesi arayışı da kabul edilebilir değildir.
Halka rağmen, tehlikeli, pahalı, dışa bağımlı nükleer santral kurma projeleri yaşama geçirilmeye çalışılmaktadır. Sinop’ta 29 Nisan’da gerçekleştirilen mitingle Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce kişi ne ülkemizde ne dünyada nükleer santral istemediklerini ortaya koymuşlardır. Bu kararlılık, Akkuyu’da, İğneada’da, Sinop’ta devam ettirilecektir. Nükleer Karşıtı Platform, ülkemizde bir nükleer santral kurma girişiminden vazgeçilinceye kadar etkinliklerini ve eylemlerini sürdürecektir.
Dünya Çevre Günü’nde çocuklarımıza sağlıklı bir çevrede yaşama olanağı tanıyabilmek için bir kez daha nükleer santrallere hayır diyoruz.
5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde küresel sermayenin kalkınma senaryoları adı altında yarattığı tüketim çılgınlığına karşı sesimizi yükseltelim!
NÜKLEER KARŞITI PLATFORM
İletişim: Nükleer Karşıtı Platform Sekreteryası Elektrik Mühendisleri Odası Ihlamur Sk. 10/1 Yenişehir/ANKARA Tel: (312) 425 32 72 Faks: (312) 417 38 18 [email protected] www.nukleerehayir.org www.nukleerekarsiyiz.biz.org.tr
58 elektrik mühendisliği
Nükleer santrallerin, enerjiden sağlığa, teknolojiden silahlanmaya kadar olası sonuçları tartışıldı…
İKK’DAN NÜKLEER SANTRALLER SEMPOZYUMU
TMMOB bünyesindeki Ankara İl Koordinasyon Kurulu tarafından 10 Haziran Cumartesi günü Milli Kütüphane Salonu’nda düzenlenen "Çernobil'in 20. yılında Nükleer Santrallar ve Türkiye" sempozyumunda nükleer santralların enerjiden sağlığa, teknolojiden silahlanmaya kadar olası sonuçları tartışıldı.
Elektrik Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası ve Kimya Mühendisleri Odası’nın sekreteryalığında gerçekleştirilen sempozyumun açılış konuşmalarını, İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Ali Özgün, Fizik Mühendisleri Odası’ndan Prof. Dr. Yalçın Sanalan, Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Atilla Hışır, EMO Ankara Şube Başkanı Ramazan Pektaş, Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Mehmet Besleme ve Sempozyum Yürütme Kurulu adına da Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ceren Örten yaptı.
EMO Ankara Şube Başkanı Ramazan Pektaş’ın başkanlığını yaptığı “20. Yılında Çernobil Gerçeği” konulu ilk oturumda, Prof. Dr. İnci Gökmen ile Jeoloji, Maden ve Petrol Mühendisi Tufan Erdoğan konuştu.
Oturum Başkanlığını Çevre Mühendisleri Odası İkinci Başkanı Sevinç Karakaya’nın yaptığı “Nükleer Santraller Türkiye ve Dünya” konulu ikinci oturumda ise Peyzaj Mimarları Odası’ndan Redife Kolçak, Fizik Mühendisleri Odası’ndan Doç. Dr. Mehmet Tombakoğlu, Boğaziçi Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ali Kerem Saysel, Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan Doç. Dr. Mehmet Şener ve EMO Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Cengiz Göltaş bildiri sundular.
EMO Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Cengiz Göltaş, Nükleer Karşıtı Platform’un ismine yönelik olarak yapılan eleştiriye yanıt verdi. Göltaş, nükleer konusunun enerji üretiminde seçenek olarak tartışılmakta olduğunu belirtirken, “NKP, enerji politikaları içerisinde nükleerin seçenek olarak görülmesine karşı çıkan bir anlayış içerisinde oluşturulmuştur” dedi. Göltaş, nükleer santraller konusunun tartışıldığı “teknolojiyi
elektrik mühendisliği 59
geliştiren bir parametre mi, küresel mekanizma içerisinde nükleer güç mü, enerji ihtiyacı tespit edilerek bir ihtiyaç mı” olduğu noktalarında kafa karışıklığı bulunduğuna dikkat çekti. Tek başına teknoloji tartışması yerine siyasal değişimin enerji politikaları içerisinde konunun tartışılmasının anlamlı olduğunu ifade eden Göltaş, IMF, AB, DB direktifleriyle hareket edilirken Türkiye enerji ihtiyacına yönelik abartılı tahminler yapıldığını anlattı. Her yıl yüzde 15 talep artışı olacağı anlayışıyla projeksiyonlar geliştirildiğini, ancak 1997’de yüzde 11 olan tüketim artışının 1999’da yüzde 3.9’a düştüğünü, 2001 kriziyle birlikte ise eksi düzeylere kadar daraldığını ortaya koydu. “Abartılı talep senaryolarıyla Türkiye doğalgaz cenderesi içine sokuldu” diyen Göltaş, EMO’nun başından beri Türkiye’nin nükleer santrallere ihtiyacı olmadığını verilerle anlattığını anımsattı. Cengiz Göltaş, hidrolik potansiyelin yüzde 30’unun kullanıldığını, kömür rezervlerinin ortalama yüzde 30’unun kullanılır durumda olduğunu, akışkan yatak teknolojisi ile çevreye daha az zararlı üretim modeli geliştirilebileceğini, kaynak ayrılmadığı için işletmeye uzun zamandır alınmayan hidrolik santrallerin devreye alınabileceğini, dünyada yedinci, Avrupa’da birinci sırada olunan jeotermal kaynakların kullanımının yüzde 4’ler civarında kaldığını, rüzgar potansiyelinin kullanımının 0 noktasında sayılabileceğini anlattı. Göltaş, “Toplumun duyarlı kesimleri bir bela olarak Türkiye’nin başına örülmeye çalışılan nükleer santralleri hiçbir yerde yaptırmayacak. Bu özgüvenimiz var” diye konuştu.
Sempozyum kapsamında öğleden sonra gerçekleştirilen 3. oturumda da “Nükleer Silahlar ve Dünya” konusu ele alındı. Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Mehmet Besleme’nin yönettiği oturumda, Boğaziçi
Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Nuri Ersoy, Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Kibaroğlu, Çevre Mühendisleri Odası’ndan Atilla Hışır konuştu.
Sempozyum “Türkiye’de Enerji Sektöründe Politika Seçenekleri” konulu panelin yapılmasıyla tamamlandı. Panele Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Sezgin, Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun, Fizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Zararsız, Kimya Mühendisleri Odası’ndan TMMOB Enerji Komisyonu Üyesi Nilgün Ercan, Peyzaj Mimarlar Odası’ndan Selami Demiralp, Çevre Mühendisleri Odası’ndan Ethem Torunoğlu ve EMO Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler katıldı.
Stratejik Planlama Lazım
Kemal Ulusaler, pek çok gelişmiş ülkenin hayatlarının her alanını planlarken, Türkiye gibi ülkelerin bunu yapamadığını, burada özgür irade ve
beceriksizlik sorunu yattığını söyledi. Ulusaler, “Tutuyorlar, doğalgaz anlaşmalarıyla, dünyanın en pahalı fiyatıyla alacaksın ya da ödeyeceksin. Yeni gelen 'ben öz kaynaklara yöneleceğim, geçmişi düzenleyeceğim' diyor. Oturuyor adamlarla masaya, hesaplama yapıyor, artan petrol fiyatlarıyla dünden daha pahalıya alıyoruz” diye konuştu. Borç batağına sokulmuş Türkiye’nin bağımsız bir seçici de olamadığını anlatan Ulusaler, “DB ve IMF’ye biat etmiş konumda özgür seçici olamazsınız. O zaman yapılacak olan bu siyasi yapılanmayı değiştirmek. Tek başına enerji politikalarını seçemezsiniz. Ekonomi, sanayileşme, dış politika bunun yanında yer alıp, 20-30 yıl için stratejik planlama yapmanız lazım” dedi. Fransa’nın çimento gibi yoğun enerji kullanan sanayiyi istemediğini, bu alanda yaptırılan özelleştirmelerden de yararlanarak bu teknolojisini Türkiye’ye kaydırma politikası uyguladığını anımsatan Ulusaler, şöyle konuştu:
“Gelişmiş ülkelerde nükleer enerji santralı kullanımı en azından plato eğrisi noktasına geliyor. Ne yapacaklar? Bizim gibi ülkelere satacaklar. Almanya bugün için illa size rüzgar tribünü satalım diye ısrarcı değil. Neden? Şimdi sipariş verseniz fabrikaya size 4 yıl sonra sıra gelir.”
2010'da Enerjide Kriz Görünüyor
Kemal Ulusaler, AKP’nin nükleer pazarların baskısını da dikkate alarak, biraz da güç olabilmek için nükleer santral girişimi başlattığını, ancak sadece 2-3 yıl da yer lisansının alınamayacağını söyledi. Akkuyu için de yeniden lisans gerekeceğini ifade eden Ulusaler, “Bugün sunu fazlamız, yedeğimiz var gibi gözükse de bu yatırımlar böyle giderse, 2010’da enerjide kriz var gibi görünüyor” dedi.
60 elektrik mühendisliği
Nükleer santral kurulması girişimlerine karşı çıkanlar, Sinop’ta ve Akkuyu’da buluşacaklar...
NÜKLEERSİZ YAŞAM İÇİN Ş ENLİK
Nükleer Karşıtı Platform Eşgüdüm Toplantısı, 17 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’nin değişik bölgelerinden, kentlerinden çok sayıda örgüt, kurum, kuruluş ve çevre inisiyatifinin temsilcilerinin katıldığı toplantının açılışında konuşan EMO Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göltaş, gerçekleştirilen faaliyetler ve çalışmalar hakkında sunuş yaptı.
Divan Başkanlığı’na EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mahir Ulutaş’ın seçildiği toplantı, aşağıdaki gündemle devam etti:
“• Yerel NKP üyelerinin, çevre inisiyatiflerinin kendilerini tanıtımı, faaliyetleri konusunda bilgilendirmeleri ve ek gündem önerileri. • Akkuyu’da yapılması düşünülen kitlesel mitinge NKP bileşenlerinin katılımı, yerel düzeyde bölgedeki nükleer karşıtlarının harekete geçirilmesi, • Mali işleri organize edecek bir komisyon kurulması, • 17-23 Temmuz tarihleri arasında Sinop’ta yapılması planlanan “Nükleersiz Yaşam Şenliği” kapsamındaki etkinliklere destek, • Bilim insanlarının destekleyeceği bir metnin oluşturulması ve imzaları toplanması, • Ülke çapında dağıtılabilecek “Çevre ve Enerji DergisiGazetesi”ne ilişkin projenin netleştirilmesi. • Ek gündem maddesi olarak İstanbul NKP’nin eylem takviminin değerlendirilmesi.”
Toplantıda, alınan kararlar şöyle: “• 17-23 Temmuz tarihlerinde Sinop’ta Nükleersiz Yaşam Şenliği’nin yapılması. • 5-6 Ağustos tarihlerinde Akkuyu’da miting ve şenlik yapılması. Miting ve şenliğe yönelik hazırlıkların sürdürülmesi konusunda NKP Yürütme Kurulu’nun yetkilendirilmesi. • Farklı bileşenler tarafından bu yılın başından itibaren başlatılan ve halen yürütülen imza kampanyasına daha etkin bir şekilde devam edilmesi. Temmuz-Kasım ayları
arasında takvimlendirilecek nükleer karşıtı etkinlik kapsamında toplanan imzaların Ankara’da gerçekleştirilecek
bir eylemle yetkili makamlara iletilmesi. Bu konuda takvimlendirme ve hazırlıkların yapılmasına yönelik olarak
da NKP Yürütme Kurulu ve İstanbul NKP’nin görevlendirilmesi.
• Bilim insanlarının destekleyecekleri bir metnin oluşturulması.
• Nükleer Karşıtı Platform’un yayın organı olarak, “Çevre
ve Enerji Dergisi-Gazetesi” çıkarılmasına yönelik çalışmaları yürütmeleri için Arif Künar, Fevzi Özlüer ve Timur
Danış’a görev verilmesi.”
<
elektrik mühendisliği 61