EMOENERJİ Toplumsal Haber ve Araştırma Dergisi · Sayı 1 · Şubat/2007

TOPLUMSAL BAKIŞ: İĞNELERİN SAYISINI ÇOĞALTABİLMEK

Kemal B. Ulusaler

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
2007
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • özelleştirme
  • Enerjine Sahip Çık kampanyası
  • Elektrik Mühendisleri Odası
  • küresel ısınma
  • finans-kapital
  • enerji piyasası

Özet

Yazar, enerjide özelleştirme ve piyasalaştırma politikalarını finans-kapital egemenliği bağlamında eleştirerek EMO'nun 'Enerjine Sahip Çık' kampanyasına dikkat çekiyor ve küçük direniş çabalarının önemine vurgu yapıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

EM ENERJİ

TOPLUMSAL BAKIŞ

İĞNELERİN SAYISINI ÇOĞALTABİLMEK

Kemal ULUSALER

APTALLAR DUVAR ÖRER, AKILLILAR YEL DEĞİRMENİ YAPAR Çin Atasözü

Türkiye kurak bir kış yaşıyor. Dünya’nın pek çok bölgesinde olduğu gibi… Bazı bölgelerde pastırma yazı süreğen hale geldi.

“Neler oluyor?” sorusunu bizatihi yaşamın kendisi, doğa sorduruyor insana. Oysa yıllardır küresel ısınmadan sözediliyor. Başta ABD olmak üzere küresel kirliliğin başat sorumlularına öteden beri işaret ediliyordu. Tıpkı yeni dünya düzeni organizatörlerinin mutlak/olmazsa olmaz diye dayattığı piyasalaştırma ve özelleştirmeler ile kapitalist küreselleşmenin işgaline işaret ettiğimiz gibi.

Finans-kapital zorbanın ekonomik kararlarda toplum/halk adına hareket eden (etmesi gereken) devletin karar alanlarının kendi çıkarları doğrultusunda davranan sermaye lehine daraltılması aynı zamanda siyasi, sosyal, kültürel işgali de beraberinde getirmektedir.

Bir gün, hayat, “ne oluyor?” sorusunu gündemimize taşıdığında çok geç kalmış olabiliriz.

Her alanda olduğu gibi enerjide de piyasalaştırmanın ve özelleştirmenin finans-kapital zorbanın görünür işgaline yıllar boyu karşı çıkmaktayız. Türkiye Elektrik Kurumu’nun parçalanmasına, petrol ve doğalgazda özelleştirme politikalarına, 4628-4646 sayılı yasalara karşı çıkan toplumun kamusal hakkını savunan Elektrik Mühendisleri Odası içinde bulunduğumuz süreçte bir kampanya düzenleyip “Enerjine sahip çık!” çağrısı yaparken; bir yandan iğne ile kuyu kazmanın zorluğunun bilincinde, iğnelerin sayısını olabildiğince çoğaltmayı hedeflemekte, diğer yandan da yıllar boyu emperyalizmin peteğine balını taşımakta olan arılara iğnelerinin de olduğunu anımsatmayı amaçlamaktadır.

Enerji alanında yaşananlar konusunda oda olarak yıllardır sözünü ettiğimiz yanlış politikalar, daha doğrusu

olitikasızlık klonlanmış siyasilerce sürdülmektedir.

r yandan iktidarı bir yağmalama aracı bi görüp, ülke varlıklarını talan eden yasiler, diğer yandan siyasilerle iç içe bu lana ortak olan sermaye sahipleri ve bu ikili yapının değirmenine su taşıyan bürokrat/teknotratmedya-akademisyen ayağı... İşte bu üçlü sac ayağı üzerinde oturtulmaya çalışılan dünü karanlık, geleceği bulanık enerji politikaları.

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Enerjide kamu alanını daraltıp, sermayenin alanının genişletilmesi, toplumu, salt kendi çıkarlarını düşünen finans-kapital zorbanın insafına terk etmek demektir.

Henüz emekleme aşamasında olan geleceğin enerji tekeli bu haliyle bile 1 Temmuz 2006 tarihinde olduğu gibi ülkenin büyük bir bölümünü karanlıkta bırakabiliyor ve bu durumda ülke ekonomisi 6 saatte yaklaşık 90 milyon YTL kayba uğruyorsa, karlı-soğuk günlerde enerji arzının kritik noktaya geldiği saatlerde ürettiği elektriğin fiyatını 10 katına çıkartıyorsa, yarın bu bebeğin erişkin hale geldiğinde yapabileceklerini varın siz hesaplayın.

Diğer yandan; özelleştirilince zammın kaçınılmaz olduğunu yönetim erkinin en başındaki kişinin resmi olarak açık açık beyan etmesi ve “sizlerle işim bittiğinde (yani seçimden sonra) küresel kapitalist sisteme karşı görevimi yerine getireceğim” mesajı safların ne kadar netleşmiş olduğunun tipik bir göstergesidir.

Dün Koçobamba’da, Kolombiya’da, Venezuella’da su, doğalgaz ve petrol konularında “yeter, çaldıklarınızı artık geri alıyoruz “ denebilmişse, bunu Türkiye’de de başarabiliriz.

Bugün için bu aykırı gidişi önleyecek yeterli rüzgar olmadığı söylemlerini de bir kenara bırakmak gerekir.

Çin özdeyişi ile başladık, Latin özdeyişi ile bitirelim:

RÜZGAR YOKSA, KÜREKLERE YÜKLEN!

2007 Şubat • Sayı-1