Elektrik Mühendisliği · Sayı 242 · Şubat 1977
OLAYLAR - YORUMLAR
Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1977
- Sayfa
- 5
- Okuma süresi
- 17 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik eğitimi, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- TÖB-DER
- ODTÜ
- Hasan Tan
- Mütevelli Heyeti
- Ekonomik Demokratik Haklar Mitingi
- MHP
Özet
5 Şubat 1977 Ekonomik ve Demokratik Haklar mitingi sonrası TÖB-DER, TÜM-DER ve TÜTED'in Ankara Valiliğince kapatılıp Danıştay kararıyla yeniden açılması ile ODTÜ'de rektör Hasan Tan'ın atanmasına karşı öğretim üyeleri ve öğrencilerin direnişi anlatılıyor. Yazı ayrıca İTÜ'deki benzer baskılara da değiniyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EKONOMİK DEMOKRATİK HAKLAR MİTİNGİNDEN SONRA ANKARA VALİLİĞİNCE KAPATILAN
baskı ve cinayetlere son veril mesi noktalarında somutlaşan ekonomik ve demokratik taleple rini dile getirmek üzere top lanmışlar ve diğer demokratik kitle örgütleri ve ilerici sen dikalar da yayınladıkları bil dirilerle bu mitingi destekle diklerini açıklamışlardı. Mi ting küçük bir maocu grup ta rafından, burjuvazinin göze alamayacağı silahlı saldırılar la ve görevli güvenlik kuvvet lerinin gözleri önünde engel lenmeye çalışılmış ise de kit lenin kararlılığı ve örgütlü lüğü, saldırıların püskürtül mesini ve gösterinin başarı ile sona ermesini sağlamıştı. Bu olayları fırsat bilen Anka ra Valisi gerçeklerin tam ter sine, olayların sorumlusu ola rak adı geçen 3 örgütü göstere rek yetkilerini aşan bir karar la bu örgütleri kapattığını ilan etmişti.
Bu arada TÖB DER, TÜM DER ve TÜTED Genel Başkanları kapatma kararı üzerine 8 ve 12 Şubat günlerinde yaptıkları ortak ba sın toplantılarında Valinin iddialarını yanıtlayarak, mi tingten resmen örgütlerin de ğil, Tertip Heyetinin .sorumlu olduğunu, mitingin yönetiminden
dolayı görevli hükümet komise rinin miting sonrası Tertip Heyetine teşekkür ettiğini, olayların mitinge dışarıdan saldıran ve güvenlik kuvvetle rince engellenmeyen bir grup tarafından çıkartıldığını be lirttiler ve mitingle ilgili bütün yasal gereklerin yerine getirildiğini belgelerle kanıt layarak Valiliğin kararının hu kuka aykırı ve partizanca oldu ğunu söylediler. Kapatma kararı kamuoyunda tepki ile karşılan dı ve tüm ilerici örgütler ka rarın yasalara aykırılığına dikkati çekerek öğretmenlerin, memurların ve teknik elemanla rın ekonomik ve demokratik mü cadelelerinin her zaman yanın da olacaklarını bildirdiler.
Üç demokratik örgütün yaptığı başvuruyu inceleyen Danıştay 12.Dairesi Valinin kararının hukuka aykırılığını saptayarak örgütlerin açılmasını sağladı. Böylece gerek 5 Şubat toplu gösterisi ve gerekse daha son raki olaylar bir yandan iktida rın hukuka aykırı, gerici, ça lışanlara düşman politikasını açığa çıkarırken diğer yandan da çalışanların örgütlü demok rasi mücadelesinin gücünü gös termiş oldu.
TÖBDER,TÜTED ve TÜM DER YENİDEN ACİLDİ
Ekonomik Demokratik Haklar miting ve yürüyüşüne katılan onbinlerce memur, öğretmen ve teknik eleman, bağımsızlık ve demokrasi mücade lesini hiçbir gücün engelleyemeyeceğini bir kez daha vurguladı.
5 Şubat 1977 günü Ankara'da ya pılan ve yüzbini aşkın öğret men, memur ve teknik elemanın katıldığı "Ekonomik ve Demokra tik Haklar" miting ve yürüyü şünden sonra, miting sırasında topluluğa dışarıdan yapılan sal dırı olayları kullanılarak An kara Valiliğince kapatılan TÖB DER, TÜM DER ve TÜTED, ya pılan başvuruyu değerlendiren Danıştay 12.Dairesinin yürüt meyi durdurma kararı ile 22 Şu bat 1977 günü yeniden açıldı.
Bilindiği gibi onbinlerce ile rici öğretmen, memur ve teknik eleman 5 Şubat günü TÖB DER, TÜM DER ve TÜTED önderliğinde, grevli toplu sözleşmeli sendi kalaşma, demokratik hakların korunması ve güçlendirilmesi,
HASAN TAN
OLAYI
ODTÜ Mütevelli Heyeti 13 Şubat Pazar günü eski rektör Prof.Dr. İlgaz Alyanak'tan boşalan ODTÜ rektörlük makamına Prof.Dr.Ha san Tan'ı atadığını TRT kanalı ile kamuoyuna duyurdu. Üniver site içinde ve dışında MHP eği limli olduğu iyi bilinen Prof. Tan'in rektörlüğe atanması ODTÜ öğrencileri ve öğretim üyeleri nin büyük tepkisi ile karşılan dı.
Gazetelere kendisine karşı gös terilen tepkiyi anlayamadığı yolunda demeçler veren Prof. Tan'in rektörlüğe atandığının ertesi sabahı çok sayıda jan darma himayesinde rektörlük ma kamına gelmiş olması 'anlaya madığı' tepkiyi gerçekte çok iyi hesaplamış olmasındandı. ODTÜ üzerinde tezgahlanan oyun Ağustos 1976'da MC hükümetinin yeni mütevelli heyetini atama sı ile başlamıştı. Niteliği ka muoyunca iyi bilinen bu müte vellinin yeni rektörü atama ka rarı özellikle öğretim üyeleri nin ODTÜ tarihinde şimdiye dek görülmemiş bir birlik ve bera berlik içinde tepki göstermele rine neden oldu. Atama kararı nı izleyen günlerde öğrenciler olayı protesto ederek derslere girmeme kararı aldılar. Bu sü re içinde ODTÜ akademik kurul larının hemen hepsi oybirliği ile tepeden inme rektör atama sı olayını şiddetle kınayıp Prof.Tan'ı görevi terk etmeğe çağırdılar.
ODTÜ'deki en yetkili akademik kurul olan Üniversite Konseyi nin üyeleri 15 Şubat günü 29 imzalı bir yazı ile rektörün Üniversite Konseyini toplantı ya çağırmasını önerdiler. 40 üyeden oluşan Üniversite Kon seyinin yarıdan fazlasının ya zılı teklifi ile rektörün Üni versite Konseyini toplantıya çağırabileceği Konsey Yönetme
liğinde yazılı olduğu halde rektör Tan "imza sahiplerinin, bilerek veya bilmeyerek, sorum luluk ve yetki sınırlarını aş makta oldukları görülmektedir" şeklinde açıkça hakaret derece sine varan bir dille bu çağrıyı reddetti. Bunun üzerine 17 Şu bat günü, rektörün konsey top lantı odasını kilitli tutup a nahtarını vermeme gibi hayret uyandırıcı engellemelerine rağ men üniversite konseyi üyeleri nin 30'u en kıdemli üye Ord. Prof.Dr.Cahit Arf'ın başkanlı ğında toplandı. Toplantının so nunda rektöre olan güvensizlik lerini, bu nedenle rektörün derhal görevi terk etmesi ve rektörün görevi terk etmemesi durumunda da öğretim üyelerinin rektörle işbirliği yapmama ve idarî görev kabul etmeme gere ğini oybirliğiyle alınan bir kararla kamuoyuna duyurdular. Bu arada 4 rektör yardımcısı ile fakülte dekanları istifa etmişlerdi. Rektör bütün çaba larına rağmen Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanlığına Doç.Dr. Fuat Bayrakçeken ki bir süre sonra istifa etmiştir— ve rek tör yardımcılığına da halen dok tora öğrenimini tamamlamakta olan bir öğretim görevlisi dışında atama yapamamıştı. Kendilerine rektör yardımcılığı ve mühendis lik fakültesi dekanlığı teklif e dilen Prof. Çakaloz ve Prof. Kakaç bu teklifleri kabul etmeyerek rektörü daha da büyük bir yal nızlığa itmişlerdi. Prof.Tan,
TRT ve basına verdiği demeçler de ise öğretim üyelerini öğren cileri kışkırtmakla suçluyor ve olayları yaratanların azın lıkta olduğunu söylüyordu. Bu na karşı 800 ODTÜ öğretim üye sinden 636'sı imzaladıkları bildiride rektörün görevi terk etmesini ve bunu sağlamak ama cı ile üniversite konseyinin öncülüğünde mücadele edecekle rini belirterek kamuoyunda rek törün asılsız iddialarını çü rütmüş oldular.
23 Şubat Pazartesi sabahı bazı gazetelerde Prof.Tan'ın "Sevgi li Öğrencilerim" diye başlayan ve öğrencileri derse davet eden bir ilanı yer alırken, aynı sa bah TRT, rektörün üniversiteyi 15 gün süreyle kapattığını du yuran bir sürpriz haber yayımlı yordu. Rektörü kamuoyunda çok zor durumda bırakan bu çelişki dahi, tek başına, olayların
ODTÜ'yü faşistleştirmek amacını güden çevrelerin kurmay kadro şunca tezgahlandığını gösterme ye yetiyordu. 23 Şubat saba hı ODTÜ öğrenci yurtları çok sayıda jandarma ile çev rildi ve öğrencilerin yurtları boşaltması için saat 14'e kadar süre tanındı. Jandarma ile öğ renciler arasında provokasyon sonucu çıkabilecek olayları ön lemek amacı ile olay yerine çok sayıda CHP'li parlamenter geldi. Öğrencilerin, öğretim üyeleri nin,. ODTÜ Öğrenci Aileleri Der neğinin ve parlamenterlerin ça balarının sonucu yurtların bo şaltılması ve öğrencilerin oto büslerle kente gidebilmeleri herhangi bir olaya meydan ver meden sağlandı. Daha sonra CHP Genel Başkanı Ecevit'in gazete lerde yer alan "ODTÜ'de şeytan ca bir tuzak kuruldu" yönündeki demeci, olayların içinde yaşayan öğretim üyeleri ve öğrencilerin rahatlıkla sezebildiği "olay ya ratma çabasını kamuoyuna bir kez daha yansıtmış oldu. Öğ rencilerin yurtları boşalttığı 23 Şubat günü rektörün üniver sitede bulunmadığı görüldü. Bu durum öğrenciye "Sevgili Öğren cilerim" diye hitab eden rektö rün herkesçe bilinen içtenliği ni ve sorumluluğunu (!) bir kez daha kanıtlıyordu.
ODTÜ 3 Mart sabahına kadar ka palı kaldı. Bu süre içinde ba zıları zaten istifa etmiş bu lunan 28 bölüm başkanının tü münün istifası gerçekleşti. Bu istifaların rektörlükçe kabul edilmesinden sonra ODTÜ'de aka demik yönetici olarak rektör ve bir yardımcısından başka kimse kalmadı.
Prof.Tan belli çevrelerden al dığı güce dayanarak bu yalnız lığa aldırmıyor ve aynı çevre lerin egemenliği altında olan TRT kanalı ile öğretim üyele rini suçluyor, bununla da kal mayarak siyasal kimliğini açık ça ortaya koyacak bir biçimde, bir siyasal parti genel başka nını suçlayıcı demeçler veri yordu. TRT ise alışılageldiği gibi tarafsızlık ilkesini çiğ neyerek Prof.Tan'ın demeçleri ne geniş yer verirken ODTÜ Üni versite Konseyinin cevaplarını kısa biçimde geçiştiriyordu. Üniversitenin kapalı olduğu hafta içinde 3 ODTÜ'lü öğrenci okulun rektör tarafından kapa tılmasına karşı Danıştayda da
va açtı. Bu dava 1 Mart günü sonuçlandı ve Danıştay okulun kapatılması kararını durdura rak rektörün yasaları çiğ nediğini açıkça belgelemiş oldu. Üniversitenin açıldığı 3 Mart sonrası, olayların ge lişmesi şöyle özetlenebilir: Dekanlar ve bölüm başkanları nın istifası ile ortaya çıkan akademik yönetim bunalımı ken dini daha açık bir şekilde belli etti. Öğretim üyelerinin bu yöndeki direnişleri tam bir birlik içinde sürdürülürken ve rektöre karşı yürütülen imza kampanyasının 750 öğretim üye sine eriştiği bir sırada rek tör daha önce uyulan gelenek leri çiğneyerek Üniversite Kon seyine yada fakültelere danış madan imzasız bir belge ile dönem sonu sınavlarının 14 Mart günü başlayacağını ilan eden yeni bir akademik takvim yayın ladı. Bunun üzerine Üniversite Konseyi toplanarak eğitim orta mının olmaması ve eğitimin ta mamlanamamış olması nedeni ile dönem sonu sınavlarının yapıl masının olanaksız olduğunu ilan eden bir bildiriyi kamu oyuna duyurdu. Aynı bildiride bugünkü ortamın sorumlusunun
rektör Tan olduğu ve eğitime başlanabilmesi için Tan'in der hal istifa etmesi gereği de be lirtildi.
Prof.Tan artık üniversitenin belkemiği sayılacak tüm öğren ci ve öğretim üyesi kitlesinin tam bir birlik içinde direni şine ve istenmeyen kişi olarak üniversitedeki yalnızlığına rağmen rektörli'k makamına dört elle sarılmış görünüyor. Rek törün bu antidemokratik davranı şında güç aldığı kaynak, MHP eğilimli Prof.Dr.Ahmet Sonel'in başkanlığını yaptığı ODTÜ Müte velli Heyetidir. Prof.Tan ve Prof. Sonel'in MHP'ye yakınlı . ğıyla tanınan Aydınlar Ocağı'na üye oldukları bilinmektedir. ODTÜ üzerinde oynanan bu oyun MC tarafından sahneye konmuş ve başrol de MC'nin militan kanadı olan MHP'ye verilmiştir. MC'nin atadığı Mütevelli Heyeti ODTÜ üzerinde her fırsatta baskı yapma eğiliminde olduğunu gös termiştir. ODTÜ'deki sağcı ko mando öğrencileri yönetmelik lerle bağdaşmayan bir kararla ODTÜ Gaziantep Kampusuna trans fer edip Gaziantep'i de bir olay yeri haline getiren Müte
velli Heyeti ılımlı bir liberal olarak tanınan eski rektör Prof. Alyanak'a da çeşitli baskılar yaparak istifa etmesini sağla mıştı .
ODTÜ işçileri üzerinde de MC' nin baskısı sağcı ODTÜMSEN sen dikasının varlığı ile sürdürül mektedir. İçlerinde MHP eğilim li ve akademik hayatla ilgisi bulunmayan Sağlık tş Sendikası başkanının da olduğu bu Müte velli Heyetinin atanmasından sonra ODTÜ işçilerinin çoğunlu ğunun üyesi olduğu Sosyal lş Sendikası üzerindeki baskılar artmış ve toplu sözleşme yetki si ODTÜMSEN'e verilmek istenmiş ti. Ancak, yetkinin SOSYAL İŞ1 te olduğu yargı organlarına ya pılan başvuru üzerine saptandı ve Mütevellinin bu oyunu da so nuçsuz kaldı.
MC şimdi mütevelli heyeti, rek törü ve sarı sendikaları ile ODTÜ'de tam anlamıyla çok cep heli bir saldırıya geçmiştir. Ancak, işçisi, öğretim üyesi ve öğrencisi ile bilinçli ve bir lik içinde mücadelesini sürdü ren ODTÜ, faşizme teslim olmaya cağını bu kez de kanıtlayacak tır.
ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜNÜ YOKETME GİRİŞİMLERİNE KARSI
İTÜ'de ÖĞRETİM ÜYELERİ GÜÇBİRLİĞİ ÖNERDİ
MC iktidarı yüksek öğrenim ku rumları üzerindeki baskılarını artan şiddetle sürdürüyor. ODTÜ'deki olaylara koşut ola rak, İTÜ her geçen gün değişik yoğunluklarla bu baskıların İstanbul'daki ana hedefi oldu. Kısa bir süre önce öğretim üye leri ve dekanların polisçe cop landığı, tartaklandığı ve haka rete uğradığı hatırlardadır. İTÜ geçen süre içinde kapalı kaldı. Binlerce öğrencinin öğ renim hakkı ellerinden bir kez daha alınmış oldu. Asistan ve öğretim üyeleri bu süre içinde ' üniversitelerinin tüm faşist baskılara karşı nasıl korunaca ğı, öğrenim ve can güvenliğinin nasıl sağlanacağını belirlemek amacıyla toplantılar yaptılar, fikir oluşturmaya çalıştılar. Taşkışla binasında yapılan bir toplantıya İTÜ rektör yardımcı
ları, dekanlar, öğretim üyele ri ve asistanlar katıldılar, öğretimin sürekliliğinin sağ lanmasında alınması gerekli ön lemleri tartıştılar.
Rektör yardımcısı Prof.İsmet Aka öğretimin sürekliliğinin sağlanmasında sayıları 750'yi aşan öğretim kadrosunun güçbir liği içinde olması gerektiğini savundu. İTÜ'de dört saatten fazla süren bu toplantıda, şu noktalar belirginleşti.
• İstanbul'daki ve yurttaki di ğer üniversitelerle birlikte olaylara karşı ortak tavır alınmalı.
• Öğrenciler; öğrenim özgürlük leri gasp edilmiş, can güven likleri yok edilmiş bir or tamda tek başlarına bırakıl mamalıdır. Öğretin üyeleri
ve okul idarelerinin öğrenci lerle güç birliğine gitmele ri gereklidir.
• Üniversite özerkliğine cep he alacak olanlara karşı ke sin etkin bir tavır alınma lıdır.
İTÜ'deki demokratik ve özerk üniversite mücadelesini ülke mizdeki genel antifaşist müca delenin boyutları içine koyan bu ilkeler İTÜ'deki ilericile rin en geniş birlikteliği ile hayata geçmelidir. Ülkemize sa yısız teknik eleman kazandırmış bu saygın öğretim kurumunun her türlü antidemokratik baskıdan arındırılıp, emekçi halkımız yararına işlev görmesi yüksek öğrenim kurumlarında verilmek te olan demokrasi mücadelesinin gündemindeki en acil görevler den birisidir.
DANIŞTAY KARARLARINA RAĞMEN karataş işgali sürüyor
Şaban Karataş'in TRT Genel Mü dürlüğüne atanışmdan günümüze dek artarak gelişen tepkilere Şubat ayında önemli iki yenisi eklendi. I)anıştay Dava Dairele ri Genel Kurulu 24 Şubat tarih li kararıyla hükümetin son baş vurusunu da reddetti. Bu konu daki yasal gelişim aşağıdaki biçimde özetlenebilir:
o 18 Aralık 1975 tarihli karar name ile Şaban Karataş TRT Genel Müdürlüğüne atandı.
o Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu 13 Şubat 1976'da ver diği kararla yürütmeyi dur durdu.
o Hükümet yürütmeyi durdurma kararına itiraz etti, Danış tay 12 Mart 1976'da bu iti razı reddetti.
o Hükümet bu kez de karara iti raz etti, gerekçe olarak da Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ün kardeşi Fahrettin Öztürk'ün Yedinci Daire Başkan Vekili göreviyle karara katıldığı, kardeşlik ilişkisi nedeniyle kararın geçersiz sayılması gerektiği belirtildi.
o Danıştay bu itirazı da red detti ve hukuksal olmayan ge rekçeler öne sürdüğü nedeniy le hükümeti para cezasına çarptırdı.
o Danıştay 17 Aralık 1976'da kesin kararını verip Kara taş 'ı Genel Müdürlüğe atayan kararnameyi iptal etti.
o Hükümet bu karara da itiraz etti. Danıştay 24 Şubat 1977' de verdiği kararla hükümetin son itirazını reddetti. Böy lece Karataş'm ve onu görev de tutan hükümetin tek bir yasal dayanağı da kalmadı.
Öte yandan TRT'de çalışanların Karataş'in yasa dışı girişimle rine karşı giriştikleri çaba larda da önemli bir gelişme göz lendi. 13 Haziran 1976'da dü zenlenen forumla başlayan ha reket 18 Şubat 1977'de Karataş'ı savcılığa şikayet eden 438 im zalı dilekçe ile yeni bir aşa maya ulaştı. Kurumda görevli elektrik mühendislerinin ve di ğer teknik elemanların da geniş ölçüde katıldığı dilekçe aynen şöyle:
CUMHURİYET SAVCILIĞINA, ANKARA
SANIK: Profesör Şaban Karataş, TRT Genel Müdürlük binası,Ankara SUÇ: Memuriyeti gasp, yetkili makamların emirlerine itaatsiz lik. SUÇU BİLDİRENLER: Dilekçe al tında imzaları bulunan TRT per soneli. SUÇUN TARİHÎ: 17.12.1976'dan bu yana. İLGİLİ MADDELER: TCK Madde 252 ve Madde 526.
Profesör Şaban Karataş'm TRT' nin yasal genel müdürü olmadığı Danıştay'ın 17.12.1976 tarihli ve Dava Daireleri Genel Kurulu 76/97 269 sayılı kararıyla an laşılmıştır.
Ankara Sekizinci Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.1976 tarih li ve 76/310 497 sayılı kara rıyla da Karataş'in "memur" ol madığı bir kere daha belirlen miştir. Bunların yanı sıra (TRT Genel Müdürü Şaban Kara taş) sıfatıyla verilen avukat lık vekaletnamelerinin de hem Danış tayca hem de diğer yargı organlarınca kabul edilmediği ve hatta Ankara'da 3.Ağır Ceza Mahkemesinde 25.1.1977'de yapı lan bir duruşmada böyle bir ve kaletname sunan bir avukatın duruşmaya da kabul edilmediği görülmüştür.
Yargı organlarının kararlarına uymak zorunluğu Prof.Şaban Ka rataş tarafından dikkate alın madığı gibi, Danıştay'ın, kesin iptal tarihi olan 17.12.1976' dan bu yana kararın infazı için hiçbir işleme geçilmediği de ortadadır. Yürütme organının "tashih i karar" isteminin in fazı durduramayacağı açık iken, Karataş yasal olmayan işlemle rini sürdürmektedir. Bu durum da hukukun üstünlüğü ilkesine inanan biz TRT personeli için bu dilekçeyi vermek zorunlu bir görev olmuştur.
Prof.Karataş'in TCK'nun 526. maddesine göre, yetkili makam ların ki bunların başında mah kemeler gelmektedir emirlerine itaatsizlikte ısrar ederek, TCK'nun 252. maddesine göre suç işlediği, "mülki bir memuriyeti yasa dışı sürdürdüğü" açıkça ortadadır.
Öte yandan TCK, 228. maddesi ile yasal memurların görevle rini kötüye kullanmalarını ce zalandırırken, Türkiye'deki en büyük kitle haberleşme aracı nın başında, mahkeme kararına
rağmen oturmakta ısrar eden Şa ban Karataş, san!:i yetkiliymiş gibi atama, nakil, terfi, işe son verme, ceza ve görevden al ma gibi "tasarruf"larda bulun maktadır, î'itekim, son olarak 67 sendikalı işçi arkadaşımı zın işlerine son verildiğini bildiren yazıyı da Karataş im zalamıştır. Aynı Karataş, ken di uzantıları yoluyla da Kuru mun haber ve program hizmetle rini Atatürk ilkelerinin, Ana yasanın ve 359 sayılı kanunun öngördüğü çizgilerin dışına çı karmaya çalışmaktadır. Bunun son örneği Televizyon Haberle ri Şube Müdür Yardımcısı Ayçan Giritlioğlu'nu görevden alma kararıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ankara Valisinin 8 Şubat 1977 günü yaptığı bir konuşmayı, Karataş'm dışardan TRT'ye atadığı Hami Tezkan, Haber Dairesi Başkanı sıfatını taşıdığını öne sürerek yazılı emirler yayınlatmış, buna kar şılık Valinin söz konusu konuş mada suçladığı TÖB DER, TÜM DER ve TÜTED'in 359 sayılı kanundan doğan yasal cevap hakkını, bü tün habercilik kurallarını ve geleneklerini de çiğneyerek, TV'de yayınlatmamak için Girit lioğlu'na herkesin gözü önünde baskı yapmıştır. Bu baskıların yasalara ve yayın ilkelerine aykırı olduğunu bildiren Ayçan Giritlioğlu 16.2.1977 günü gö revden alınmıştır. Haber Daire si Başkanlığının 663 sayılı bu yazısında "olur" veren makam yerinde Karataş'm imzası gö rülmüştür.
Yasal olmadığına inandığımız görevini, "kendisini o makama atayanlar gidene kadar sürdü receğini" söylediği basında yer alan ve tekzip edilmeyen Karataş'la ilgili şikayetler TRT Seçim Kurulunun da günde mindedir. Bu şikayetler belge lerle ortaya konulmuştur.
İSTEK: Yukarda bir bölümünü verdiği miz şikayetlerimizin gözönüne alınarak TRT Genel Müdürlüğü makamında Danıştay'ın ve diğer yargı organlarının açık ve ke sin kararlarına rağmen oturmak ta olan Prof. Şaban Karataş'm bizce Türk Ceza Kanununun 252 ve 526'ncı maddelerine göre iş lediği suçları makamınıza bil diriyor ve kanuni gereğinin ya pılmasını,kamu görevlisi olma onurumuzun zedelenmekten bir an önce kurtarılmasını diliyoruz.
18.2.1977
yılında ham petrol ithalatına
MC'NIN YARGı KARARLARıNı UYGULAMAMASı KıNANDı
1 ir.ilyar doların oldukça üstün
de bir ödeme yapmak zorunda ka
Türkiye Barolar Birliğinin "yargı kararlarının yerine ge tirilmemesini kınama günü" olarak kararlaştırdığı 4 Mart 1977 günü Avukatlar duruşmala ra girmeyerek, MC iktidarının yasa dışı davranışlarını pro testo ettiler. Yıllardan ber i sürdürülen, son yıllarda dört başlı MC iktidarı ile doruğuna ulaşan hukukun üstünlüğü ilke sini hiçe sayıcı yasa dışı uy gulamalar, yurdun her yanında onbinlerce avukat tarafından kınandı.
Yurt çapında uygulanan ve ge
niş yankılar uyandıran bu pro^ testo eylemi, Karataş televiz yonu tarafından her demokratik eylemde olduğu gibi çarpıtıla rak verildi. Karataş yönetimin ce hazırlatılan ve direnişin başarısını gizleme amacı güden haberler, yasaların uygulanmaması nın kimlerin işine yaradığını bir kez daha gözönüne serdi. Demokratik kitle örgütleri ya yınladıkları bildirilerle, di ğer ülkelerin Baroları gönder dikleri mesajlarla Türkiye Ba rolar Birliğinin bu eylemini desteklediklerini belirttiler.
lacağımız ifade edilmektedir.
Ham petrol ithalatı için tüm ithalatımızın beşte birini ayı racak bir gelişme içinde olma sına rağmen, yerli ham petrol üretiminin artırılması için ciddi bir çalışma yapılmadığı bildirilmektedir. Petrol İşle ri Cenel Müdürlüğünün verileri ne göre Türkiye Petrolleri Ano nim Ortaklığı yerli üretimini 17 adet petrol sahasından 287 kuyu ile yapmaktadır. Bu saha lardan elde ettiği günlük orta lama verim ise 19 bin 500 varil dolayındadır. Shell şirketinin ise 17 petrol sahasından 59 ku
yu ile üretim yaptığı ve günlük
ortalama veriminin Ocak 1976'da
MC DÖNEMINDE
207 tonluk düzeyin çok altında bulunmaktadır.
29 bin 500 varil olduğu bildi rilmektedir.
TPAO'NUN HAM PETROL ÜRETIMI AZALDı
Cephe hükümeti döneminde Tür kiye'de yerli ham petrol üre timinin giderek azaldığı sap tanmıştır. Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün verilerine göre 1977 yılında da yerli ham pet rol üretimi 1976 yılına göre % 9,8 gerileme kaydedecektir. Aynı verilere göre milli kuru luşumuz olan TPAO'nun 1977 yı lı üretimi en yüksek üretimin gerçekleştirildiği 1974 yılına göre % 11,1 azalma gösterecektir.
Son yıllarda üretimi hızlı azal ma gösteren bir üretici şirket ise Shell'dir. Bu şirket son üç yılda üretimini yarıya yakın düşürmüş bulunmaktadır. Shell1in
Türkiye'de üretilen ham petrol düzeyinin giderek azalmasına karşılık ham petrol ithalatı hızla artmaktadır. Türkiye ha len enerji tüketiminin % 50' sini petrol ile karşılamakta dır. 197(> yılında tahminen 13,8 milyon ton olan petrol tü ketiminin % 80'i ithal yoluyla karşılanmıştır. Dünya fiyatla rındaki hızlı yükselme ve it halattaki artış, 1973 yılında petrol ithaline 275 milyon do lar ödeyen ülkemizi 1974 yılın da 804, 1975'te 754 ve 1976 yı lında da 930 milyon dolar dola yında bir ödeme yapmak zorunda bırakmıştır. 1976 yılında ise 12 milyon 762 bin tonluk itha lat yapılacağı hesaplanmıştır. Irak'tan ithal edeceğimiz ham petrol fiyatının henüz belir lenmemiş olmasına rağmen 1977
Yeni sahalar bulunamaması ve üretimin azalmasının nedeni olarak MC'nin TPAO'yu bir çift lik haline getirmesi gösteril mektedir. TPAO yöneticilerinin ve yönetim kurulu üyelerinin pekçok başka şirkette de yöne tim kurulu üyeliği aldıkları ve bu şirketlerden ayda yüzbine yaklaşan gelir elde ettikleri, bu durumda TPAO'nun arama ve etüd çalışmaları yerine, poli tik çalışmalara yöneldikleri bildirilmektedir.
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü nün verilerine göre, jeolojik ve jeofizik etüdler sonucu açı lan ve petrol aramalarının so nucunu göstermesi bakımından önem taşıyan arama ve tesbit sondajlarının toplam adedi 1976 yılı içinde TPAO için 10 milyon hektar başına 5 adet olmuştur.
Türkiye'de gerçekleştirdiği en
yüksek üretim 1973 yılında
2 milyon 14 bin ton olmuştur. Shell şirketinin 1977 yılında ise 1 milyon 50 bin ton üretim yapması beklenmektedir. Mobil şirketinin de 1977 yılın da yerli ham petrol üretiminde azalma olacağı tahmin edilmek tedir. Üretici şirketler içinde 1977 yılında yerli ham petrol üretiminin artış göstermesi beklenen tek şirket Ersan şir ketidir. Bu şirketin ise üretim içindeki payı yok denecek kadar düşük bulunmaktadır. Ersan şir ketinin 1977 yılında üretimini
YILLAR
1965 1966 1967 1968 1969 1970 1971 1972 1973 1974 1975 1976(x) 1977(xx)
TPAO
701 116 765 599 991 287
1 025 563 1 110 709
1 064 024 993 003 940 598
1 027 748 1 111 251 1 101 598 1 037 000
987 662
ERSAN
41 299 41 173 47 951
48 418 49 639 56 749 74 375 82 044
42 789
26 207 12 681 14 000 18 000
MOBIL
443 504 521 369 632 135 673 419 608 377
477 413 502 714
493 215 427 648 405 505 252 269 295 000 290 150
SHELL
346 765 712 980 1 056 747 1 357 076 1 830 469 1 943 827
1 882 394 1 872 320 2 014 056 1 765 999 1 628 938 1 250 000 1 050 000
TOPLAM
1 532 684 2 041 121 2 728 120 3 104 476 3 599 194 3 542 013 3 452 486
3 388 117 3 511 241
3 308 962 3 095 486 2 596 000 2 345 712
bu yiİki 14 bin tonluk düzey den 18 bin tona çıkarması bek lenmekle birlikte, bu miktar
[x) 1976 .yılı 11 ay fiilî,. 1 ay tahmini [xx) Tahminî liretim programı
1974 yılında ürettiği 26 bin
YERLİ HAM PETROL ÜRETİMİ (ŞİRKETLER İTİBARİYLE TON) ^